Dünya Basını

‘Almanya’yı pervasız bir militarizm sardı’

Yayınlanma

Rus düşünce kuruluşu Valday Tartışma Kulübü Program Direktörü Timofey Bordaçev, Almanya’nın Litvanya’da daimi tugay konuşlandırmasını ‘pervasız militarizm’ ve provokasyon olarak nitelendirdi. Vzglyad gazetesindeki makalesinde Bordaçev, bu adımın Almanya’nın zayıflığından, gelecek vizyonu eksikliğinden ve politikacıların harcama yapma ve halkı kemer sıkmaya ikna etme ihtiyacından kaynaklandığını ifade etti.

Rusya’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Valday Tartışma Kulübü Program Direktörü Timofey Bordaçev, Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez yurt dışında daimi tugay konuşlandırmasını “pervasız militarizm” olarak nitelendirdi.

Bordaçev, Vzglyad gazetesinde yayımlanan makalesinde, Almanya Savunma Bakanlığı’nın Vilnius yakınlarında Bundeswehr’e (Alman ordusu) ait 45’inci Zırhlı Tugay’ın resmi olarak hizmete girdiğini duyurmasına atıfta bulunarak, “Bu birliğin gerçek potansiyelini elbette bilmiyoruz, ancak en mütevazı ölçekler bile, arkasında taktiksel sorumsuzluk ve stratejik düşüncesizliğin birleşiminin yattığı bir provokasyonun tüm işaretlerini taşıyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Bordaçev, bu durumun “ustaca bir planlamanın sonucu olarak değil, sadece ‘aptallıktan’ kaynaklanan” bir tehlike yarattığını belirtti.

Program Direktörü, “İkincisi, Almanya’yı teorik olarak bile başa çıkamayacağı sonuçları olan bir duruma sokuyor. Almanya’nın gerçek anlamda militarizasyonuna kimse izin vermeyecektir. Ancak şu anda olduğu gibi sahte bir militarizasyon, kelimenin tam anlamıyla yoktan yere tehlikeli sonuçlara yol açabilir,” diye yazdı.

‘Avrupa gücüyle değil, zayıflığıyla tehlikeli’

Timofey Bordaçev, Almanya’nın ve tüm Avrupa’nın gücünden değil, zayıflığından tehlikeli olduğunu vurgulayarak, “Bu tür olgular uluslararası politika tarihinde nadiren yaşanmıştır. Ancak yaşanmıştır. Avrupalıların ve devlet adamlarının temel sorunu, bir gelecek tasavvuruna sahip olmamalarıdır. Eğer yarının nasıl görünmesini istediğinize dair bir anlayış yoksa, tüm azalan güçler dünü sonsuza dek uzatmaya yönlendirilir,” ifadelerini kullandı.

Bordaçev, Almanya’nın bu açıdan “Avrupa’nın küpü” olduğunu, geçmişin düzeninden en fazla keyif alan ve çevresinde olup bitenleri oldukça kayıp bir şekilde gözlemleyen bir ülke konumunda bulunduğunu belirtti.

Bordaçev, Almanya’nın bu duruma verdiği tepkinin “çoğunlukla histerik” olduğunu ve Soğuk Savaş sonrası 30 yıldır alışılagelen kendine güven maskesi altında rahatsızlığını artık pek gizleyemediğini savundu.

Bordaçev, “Modern militarizasyon modası, bu histerik tepkinin bir tezahürüdür,” dedi.

Ancak Bordaçev’e göre bu durumun bir başka güçlü kaynağı daha var: Vatandaşların gelecekte kazanabilecekleri de dahil olmak üzere mali kaynaklarının yönetimi. Bordaçev, Almanya ve Avrupa’daki politikacıların bu konuda birkaç şeye ihtiyacı olduğunu öne sürdü.

Militarizasyonun nedenleri: Harcama bahanesi ve hayali Rusya tehdidi

Bordaçev, ilk olarak politikacıların “büyük paraların kontrolsüz harcanması için yeni bir bahane elde etmek” istediklerini belirtti ve “Bu alışkanlığı koronavirüs pandemisi döneminde edindiler. Almanya, ne olursa olsun Avrupa’nın en zengin ülkesi olduğu için, devlet bütçesinden para harcanmasına yönelik bu yeni ‘moda’ alanda yolsuzluk için çok daha fazla fırsat var,” diye ekledi.

İkinci olarak, Bordaçev, Avrupalı yeni nesillerin ebeveynlerinden daha kötü yaşayacağının yaklaşık on beş yıldır herkes için aşikâr olduğunu ifade etti.

Bordaçev, bunun nesnel nedenleri arasında dünyanın geri kalanında tüketimin artması, Avrupa sosyal ve ekonomik modelinin durgunluğu ve Batı’da kabul gören kapitalizm modelinin krizi olduğunu sıraladı.

Bordaçev, politikacıların iktidarda kalmak için seçmenlere gelecekte onları iyi bir şeyin beklemediğini açıklamaları gerektiğini, fakat bunu “insanların her zaman yoksunluklara uysalca katlandığı Britanya’daki gibi” yapmanın mümkün olmadığını belirtti.

Bordaçev, “Politikacıların veya tüm sistemin başarısız olduğunu seçmenlere söylemek de mümkün değil, zira o zaman ne yapılacağını bulmak gerekir. Ancak taze fikirler hiç yok,” dedi.

Bordaçev, “Rusya’dan gelen tehdit, insanlara neden daha az yemeleri gerektiğini açıklamanın ideal bir yolu hâline geliyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Rus uzman, Avrupa’nın kendi güvenliği için ödeme yapması gerektiği yönündeki söylemleri “klasik bir örnek” olarak gösterdi.

Bordaçev, Amerikalı ekonomist Jeffrey Sachs’ın yakın tarihli bir röportajda “Rusya’nın Avrupa’ya olası saldırısından bahseden politikacıların psikiyatriste gönderilmesi gerektiğini” söylediğini hatırlatarak, bu tehdit söyleminin temelsizliğine işaret etti.

Bordaçev, Alman medyasının doğudan gelen askeri tehdit konusunu giderek daha aktif bir şekilde “pompaladığını” belirterek, “Zira Avrupa’dan ‘güvenlik için ödeme yapmasını’ ciddi bir şekilde talep etmek için başka bir neden yok: Dünyada kimse onlara saldırmayı düşünmüyorsa, Avrupalıların bunu neden yapması gerekiyor? Ancak ödemek zorundalar: Kendi ve Amerikalı sanayicilerine ve politikacılarına, medyadaki ve sivil toplum kuruluşlarındaki tüm hizmetkârlarıyla birlikte,” diye yazdı.

Dış faktörler ve riskler

Bordaçev, uzun süren Avrupa durgunluğunun sonuçlarının Almanya’da bile hissedilmeye başlandığını kaydetti.

Bordaçev’e göre, Almanya her zaman birleşik Avrupa’dan en çok payı alan ülke oldu, ancak örneğin Fransa’dan daha fazlasını vermek zorundaydı.

Bordaçev, “Şimdi Berlin, Avrupa Birliği’ne katılımından eskisi gibi fayda sağlamak istiyor, ancak artık Yunanistan, Portekiz veya İspanya’daki soyulmuş komşularıyla paylaşmak istemiyor. Bunun en iyi yolu, bazı olağanüstü durumlar nedeniyle parayı Alman ekonomisi içinde tutmak için bir bahane uydurmaktır,” değerlendirmesini yaptı.

Bordaçev, kampanyanın şu anda o kadar enerjik yürütüldüğünü belirtti ve “Duyarlı gözlemciler gerçekten de Alman politikacıların halklarını Rusya ile büyük bir savaşa hazırladığını düşünüyor,” ifadelerini kullandı.

Bordaçev, tüm bunlar için “en pervasız siyasi kararların” alındığını, zira Alman politikacılarının Avrupa’da en çok ABD’nin sıkı vesayeti altında yaşamaya alıştığını savundu.

Bordaçev, Washington’un yıllarca sadece yerel politikacıların ne düşündüğünü değil, aynı zamanda transatlantik ittifaka bağlılığın en basit formüllerinin ötesinde düşünüp düşünemeyeceklerini de izlediğini belirtti.

Ancak Bordaçev’e göre, Berlin’in eylemlerinin ne kadar hatalı olduğunu kimse açıklamak için acele etmiyor.

Dahası, diğer Avrupalıların Almanya’yı hep birlikte militarizasyon yönünde daha da ittiğini ifade eden Bordaçev, bunun nedeninin “avro bölgesinin kurulmasından bu yana geçen 20 yıldan fazla sürede, Berlin’in başrolü oynadığı yerde, Almanların herkesi çoktan ‘bezdirmiş’ olması” olduğunu öne sürdü.

Bordaçev, Polonyalılar dışında kimsenin bunu doğrudan söyleyemediğini, aksi takdirde zaten sınırlı olan ödeneklerinden mahrum kalacaklarını belirtti.

Bordaçev, “Sonuç olarak, Fransa, İtalya veya İspanya, diğerlerinden bahsetmiyorum bile, Almanya’yı hep birlikte Rusya ile ilişkilerin daha da kötüleşeceği otobüsün altına itiyor,” dedi.

Bordaçev, Avrupa’nın aynı zamanda “dostluk pozu veren ancak ilk fırsatta komşusunu zayıflatmaya hazır rakipler topluluğu” olduğunu ve bu nedenle en güçlüyü, gelecekte zayıflamasına yol açacak konularda her şekilde teşvik etmeye hazır olduklarını yazdı.

Bunun yanı sıra Bordaçev, İngilizlerin de aniden Avrupa olduklarını hatırlayarak bu işe dahil olduklarını ve tatlı dillerle Berlin’i vatandaşlarından askeri harcamalar için daha fazla para almaya teşvik ettiklerini belirtti.

Uzman, “Onlar için ideal olan, Rusya’ya karşı yeni bir soğuk savaşın yangınında Almanya’yı tamamen mahvetmek olur,” dedi.

Bordaçev, Amerikalıların da bu durumdan memnun olduğunu, zira Almanlar silahlanmaya ne kadar çok harcamaya karar verirse, o kadar çok ABD’den satın almak zorunda kalacaklarını ifade etti. Bordaçev, NATO’da silah standardizasyonunun da bu amaca hizmet ettiğini de sözlerine ekledi.

Aynı zamanda Bordaçev, Paris’in de bu duruma onay verdiğini, çünkü kendilerinin savunmaya özellikle harcama yapma niyetinde olmadığını, hatta Fransızların Kiev rejimine Batı’nın büyük ülkeleri arasında en az yardım eden ülke olduğunu belirtti.

‘Pervasız militarizm’ ve yan etkileri

Bordaçev, Almanya’nın sürünen militarizasyonunun veya bununla ilgili konuşmaların hiçbir nedeninin 20. yüzyılın ilk yarısındakilerle kıyaslanamayacağını vurguladı.

O dönemde tüm iktidar sisteminin çöktüğünü, ülkede kaosun hüküm sürdüğünü ve sokaklarda inanılmaz sayıda işsiz ve savaş gazisinin dolaştığını hatırlattı.

Ancak Bordaçev, Alman askeri faaliyetlerinin “iğne ucu kadar” tezahürlerinin bile sıkıntılara yol açabileceği uyarısında bulundu.

Bordaçev, Amerikalıların ilgisi azaldıkça Baltık devletlerinin ne gibi maceralara kalkışabileceğini söylemenin zor olduğunu belirtti.

Bordaçev, “Oradaki Alman askerleri, Almanya’nın gelişimini kontrol edemediği bir durumun rehineleri hâline geldi. Berlin’deki yetkililer olası tehditleri kendileri değerlendiremiyorlar; son on yıllarda düşünmeyi unuttular,” dedi.

Bordaçev, makalesini şu sözlerle sonlandırdı:

“İşte böyle pervasız bir militarizm ortaya çıkıyor. Ciddi niyetleri ve herkese zarar verecek gerçek yetenekleri olmayan, ancak yan etkileri açısından bir yığın risk taşıyan bir militarizm. Her pervasız ve aptalca davranışlarda olduğu gibi.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version