Dünya Basını
Araştırma: Avrupa’da her gün 600 futbol sahası büyüklüğünde arazi yok oluyor
Avrupa genelinde yapılan yeni bir araştırma, kıtanın her gün 600 futbol sahası büyüklüğünde yeşil alanını kaybettiğini ortaya koydu. The Guardian ve diğer medya kuruluşlarının ortak projesine göre, 2018-2023 arasında Kıbrıs’ın yüzölçümüne denk gelen yaklaşık 9 bin kilometrekarelik doğal ve tarımsal arazi, inşaat projeleriyle beton ve asfalta dönüştü.
Avrupa’da doğal ve tarımsal araziler, inşaat projeleri nedeniyle benzeri görülmemiş bir hızla beton ve asfalta dönüşüyor.
Yeni veriler, kıtada her gün 600 futbol sahasına eşdeğer yeşil alanın yok olduğunu ortaya koyuyor.
The Guardian gazetesi ve Avrupa’daki birçok medya kuruluşunun ortak yürüttüğü araştırma, 2018-2023 yılları arasında Kıbrıs’ın yüzölçümüne denk gelen yaklaşık 9 bin kilometrekarelik yeşil alanın konut, yol, sanayi ve lüks projelerle kaplandığını tespit etti.
Yeşilden Griye adlı proje kapsamındaki bulgular, 11 Avrupa ülkesinin uydu görüntülerinin Norveç Doğa Araştırmaları Enstitüsü (NINA) işbirliğiyle incelenmesiyle elde edildi.
Çalışmaya göre Avrupa, her yıl ortalama bin 500 kilometrekare arazi kaybediyor. Bu kaybın 900 kilometrekarelik kısmını doğal yaşam alanları, 600 kilometrekarelik kısmını ise tarım arazileri oluşturuyor.
Bu durumun hem gıda güvenliği hem de çevre sağlığı açısından ciddi kaygılara yol açtığı belirtiliyor.
Leeds Üniversitesinden vahşi doğa uzmanı Profesör Steve Carver, “Gelişime açılan araziler, vahşi doğanın ve biyolojik çeşitliliğin kaybındaki başlıca etkenlerden biri. Ancak aynı zamanda tarım arazilerini de yitiriyoruz. Kentlerimiz yeşil kuşaklara ve ekili alanlara doğru genişliyor,” dedi.
Kentsel yayılma ve lüks projeler
Araştırmada, konut ve yol projelerinin tüm arazi dönüşümünün dörtte birini oluşturduğu, ancak büyük kayıpların turizm ve zengin kesime hitap eden tatil yatırımlarından da kaynaklandığı vurgulandı.
Portekiz’in Melides yakınlarındaki Galé Plajı’nda, bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri yaşanıyor. Burada, Natura 2000 koruma bölgesi kapsamındaki yaklaşık 300 hektarlık kumul alan, CostaTerra Golf ve Ocean Club adlı lüks tatil köyü için temizlendi.
Çok milyon sterlinlik villalar içeren ve inşaatı süren proje, Avrupa Birliği (AB) çevre yasalarıyla koruma altında olması gereken bir bölgede yükseliyor.
Projeye yatırım yapanların, Portekiz makamlarından “iktisadi fayda” gerekçesiyle izin aldığı belirtiliyor. Ancak çevre savunucuları bu karara tepki gösteriyor.
ClientEarth adlı sivil toplum kuruluşunun avukatı Ioannis Agapakis, “Bu bariz biçimde kamu yararı değil. Bir projenin ekonomik fayda sağlaması, onu kamu yararı haline getirmez,” diye konuştu.
ABD merkezli geliştirici Discovery Land Company ise projeyi savundu.
Şirketten yapılan açıklamada, “CostaTerra’yı, bölge için çevre koruma ve sürdürülebilirlikte örnek olacak şekilde geliştiriyoruz. Golf sahasının tasarımından yağmur suyu ve atık yönetimine, yaban hayatı koridorlarının muhafazasına kadar her unsur, AB standartlarını, Natura 2000 çerçevesi de dâhil olmak üzere, karşılayacak şekilde planlandı,” denildi.
Sulak alanlar tehdit altında
Türkiye’de de benzer bir tablonun ortaya çıktığı belirtiliyor. İzmir’deki Çaltılıdere sulak alanı, küresel yat turizmine hitap edecek dev bir marina için betonla kaplandı.
Bir zamanlar flamingo, pelikan ve çok sayıda deniz canlısına ev sahipliği yapan ekosistemin koruma statüsü 2017’de kaldırıldı.
Uydu görüntüleri, bugün alanın beton temellerle kaplandığını gösteriyor.
Yatek şirketinin eski bir yöneticisi, 2021’de verdiği mülakatta, “Türkiye’nin ve dünyanın en zengin insanları buraya gelecek, büyük yatlarını inşa edecek ya da tamir ettirecek. Bu proje binlerce kişiye iş sağlayacak ve yılda 132 yat üretilecek,” demişti.
Şirketten yapılan resmi açıklamada ise, “Projenin çevresel etkileri ve diğer ekolojik boyutları, ülkemizin yetkili kurumları tarafından ayrıntılı şekilde incelenmiş ve olumlu ÇED kararı verilmiştir. Süreç tamamen yasalara uygun ilerliyor,” ifadeleri kullanıldı.
Gözden kaçan bir kriz
Avrupa’nın yeşil alan kaybı, bu ölçekte ilk kez rakamlarla ortaya konulmuş oldu. Amazon ve diğer tropikal bölgelerdeki ormansızlaşma yıllardır belgelenirken, kıtanın turizm, tüketim ve lüks yatırımlarla hızla büyüyen kentleşmesinin büyük ölçüde gözden kaçtığı belirtiliyor.
Araştırmacılar, yeşil alanların grileşmesinin yalnızca biyolojik çeşitliliği değil, Avrupa’nın iklim değişikliğine karşı direncini de tehdit ettiği uyarısında bulunuyor.
Ormanlar, sulak alanlar ve tarım arazilerinin; karbon yutağı, taşkın bariyeri ve gıda kaynağı olarak vazgeçilmez işlevlere sahip olduğu, beton altına gömüldüklerinde bu doğal varlıkların yerine konmasının mümkün olmadığı vurgulanıyor.
Bulgular, kıtanın ekonomik büyüme uğruna baş döndürücü bir hızla kendini yeniden şekillendirdiğini gösteriyor.
Fakat Profesör Carver ve diğer uzmanların hatırlattığı üzere, bunun bedeli daralan vahşi doğa ve onarılması yüzyıllar sürebilecek, derinleşen bir ekolojik kriz.