Dünya Basını
Arjantin: Liberteryen cennette kaos
Çevirmen notu: Aşağıda çevirisini bulacağınız makale, Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’nin yürüttüğü liberteryen deneyin Arjantin’in kronik iktisadi sorunlarını çözmek yerine nasıl derinleştirdiğini ortaya koyuyor. Zira Arjantin, uzun süredir devam ettirdiği dolar endeksli ekonomi modeli ile pesoyu yapısal olarak kırılganlaştırmış, bu da her dalgalanmada ülkeyi dış müdahaleye biraz daha açık hale getirmişti. Latin Amerika üzerine yazdığı değerlendirmeleriyle tanınan Juan David Rojas’ın kaleme aldığı bu analiz, Milei’nin kemer sıkma politikaları ve serbest dalgalanma stratejisinin, kısa vadeli enflasyon kontrolü sağladığı durumlarda dahi durgunluk ve geniş halk kitlelerinin yoksullaşmasıyla sonuçlandığını vurguluyor. Dahası, enflasyonu dizginlemenin nihai aracı olarak yeniden dolara endeksin devreye sokulması, sorunun özünü yani parasal egemenliğin zayıflığını çözmek bir yana, ironik bir biçimde yabancı bir devletin, yani ABD’nin, finansal müdahalesini zorunlu hale getiriyor.
Kısacası, Milei’nin serbest piyasa ütopyası kurma iddiasıyla yola çıktığı liberteryen deneyi, dış kaynağa bağımlı bir kriz yönetim mekanizmasına dönüşmüş oldu. Kuşkusuz bu, sadece Arjantin’in ekonomik kırılganlıklarını göstermekle kalmıyor, günümüz küresel güç ve hakimiyet ilişkilerinde iktisadi bağımlılığın jeopolitik manevralarla nasıl iç içe geçtiğini de yeniden hatırlatıyor.
Liberteryen Cennette Dertler
Juan David Rojas
Compact
24 Eylül 2025
Çev. Leman Meral Ünal
Geçtiğimiz pazartesi günü Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin yeni bir enflasyon sarmalına gireceği yönündeki endişelerin ortasında Arjantin’i istikrara kavuşturmak için gerekli adımları atmaya kararlı olduğunun sinyalini verdi. “İstikrar için tüm seçenekler masada” diyen Bessent, bu seçeneklere “takas hatları, doğrudan döviz alımları ve Arjantin’in elinde bulundurduğu dolar cinsinden borçların satın alınması”nın da dâhil olduğunu söyledi. Arjantin Devlet Başkanı ve Trump’ın yakın müttefiki Javier Milei ise Bessent’e “koşulsuz desteği” için müteşekkirdi. Ertesi gün Birleşmiş Milletler’de Milei ile yaptığı görüşmede Trump, Arjantinli mevkidaşına yardım eli uzatmayı kabul etti, fakat kendi tabanı olan MAGA çevresinden gelecek tepkileri de göz önüne alarak olası kurtarma paketine dair söylemleri ciddiye almaz bir tavırda konuştu.
Her ne kadar ABD yardımının kapsamı henüz belirsizliğini korusa da kesin olan bir şey var: Milei’nin liberteryen deneyi, krizin asıl nedenlerini çözmekte başarısız olmuş, ironik bir biçimde yabancı bir devletin müdahalesini zorunlu kılmıştır.
Aralık 2023’te devlet başkanlığı görevini devraldığından bu yana Milei, mali disipline dayalı kemer sıkma programıyla enflasyonu dizginlediği gerekçesiyle Wall Street çevrelerinde ve muhafazakâr yorumcularda övgü toplamıştı. Ancak son haftalarda, kendisini “anarko-kapitalist” olarak tanımlayan lider yatırımcıların gözünden düştü ve o andan itibaren tam bir piyasa paniği yaşandı. Başkanın kız kardeşiyle bağlantılı bir yolsuzluk skandalı, Kongre’de yaşanan tıkanma ve Buenos Aires’teki eyalet seçimlerinde alınan ağır yenilgi, gelecek ay yapılacak ara seçimlerde sol eğilimli Peronist bloğun galip geleceği yönündeki tahminleri güçlendirdi.
Tüm bu gelişmelerin gölgesinde, bir de Arjantin pesosu ağustos ayından bu yana değerinin neredeyse üçte birini kaybetti. Merkez Bankası da enflasyonda başka bir sıçramayı önlemek için sınırlı döviz rezervlerinden bir milyar dolardan fazlasını satmak zorunda kaldı. Bessent’in açıklamaları sonrası Arjantin piyasaları ve peso biraz toparlanma gösterse de, Beyaz Saray’ın olası kurtarma paketinin krizi yalnızca bir süreliğine öteleyeceği açık gibi duruyor.
Arjantin’in kronik iktisadi sorunlarının temelinde, ülke parasının kaderinin ABD dolarına bağlanması yatıyor. On yıllardır peso, farklı düzeylerde dolara endekslendiği ve bu yabancı para biriminde paralel bir ekonomi yarattığı için pesonun sürekli biçimde aşırı değerlenmesine yol açtı. Ve bunun sonucu olarak da peso, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin büyüklüğüne, yatırımcı güvenine ve ülkenin dolar cinsinden borç stokuna bağlı biçimde dönemsel çöküşlere açık hale geldi.
Bu kronikleşmiş sorunun mantıksal çözümü, dolar endeksinden vazgeçmektir. Ancak bu adım, pesonun nominal değerinde bir çöküşe ve muhtemel ki beraberinde enflasyonda yeni bir sıçramaya yol açacaktır. Nitekim Milei göreve geldiğinde olan tam da buydu. Yönetim, devletin küçültülmesi ve pesonun serbest dalgalanmaya bırakılması yönünde “yak ve yık” türünden bir politika başlattı. Ve böylece son haftalarda olduğu gibi, peso hızla değer kaybetti. Belki de daha kötüsü, hükümetin mali kemer sıkma politikaları felaket düzeyinde bir durgunluk yarattı. Tüm bunların üzerine liberteryen başkan Milei, seleflerinin ister Peronist ister başka eğilimden olsun, enflasyonu kontrol etmek için başvurduğu aynı araca yönelerek, dolara endeksi yeniden devreye soktu. Bu adım sonrası enflasyon, 2024’te yıllık yaklaşık yüzde 300 düzeyinden bugün yüzde 30 civarına kadar geriledi.
Tıpkı selefleri gibi Milei de enflasyonu düşürdüğü için övgüleri toplasa da, sorunun yapısal kaynağına çözüm getirebilmiş değil. Göreve gelmesinden yalnızca birkaç ay sonra, pesonun toparlanarak önceki seviyesini dahi aşmasıyla, devlet harcamalarındaki kesintiler nedeniyle ülkenin yarısı yoksulluğa sürüklenirken, varlıklı Arjantinli profesyonellerin avantajlı kur sayesinde Brezilya sahillerine akın edebildiği tuhaf bir tablo ortaya çıkmıştır.
Trump yönetiminin olası kurtarma paketi, Milei hükümetinin Arjantin ekonomisini bir tür saadet zinciri gibi ayakta tutmaya devam etmesi anlamına gelecektir. Dolara endeksli bu kronik bağımlılık, pesonun gerçek değerinin çok üzerinde şişirilmesini sürdürerek yeni piyasa çarpıklıklarına neden olacak ve Arjantinlileri yatırımcı paniklerinin insafına terk edecektir. Enflasyonu körüklemekten ve aslında iktidarını kaybetmekten korkan Milei, pesoyu dolardan koparmaya yanaşmayacak; bunun yerine, ülkesini yüzdürmek için dışarıdan döviz enjeksiyonlarına bel bağlamayı sürdürecektir. Geçerken hatırlatalım, hükümet zaten ocak ayında IMF ile 20 milyar dolarlık bir kredi anlaşması yapmış, bu kaynağın önemli bir kısmını pesoyu savunmak için tüketmişti.
Müttefikini kurtarmaya girişmek, Trump’ın görünürdeki “Önce Amerika” yaklaşımıyla çelişir gibi dursa da, yönetimin giderek daha “neocon” çizgilere kayan jeopolitik emelleriyle uyumlu. Beyaz Saray, son zamanlarda Hindistan, Brezilya ve Kolombiya gibi kilit ortakları uzaklaştırmak için elinden geleni yaptı, bu ülkeler de Pekin ile ilişkilerini derinleştirdiler. Buna karşılık, Arjantin Trump yönetimini kazanmak için sıkı bir çaba göstermekte; Washington’un Avrupa ve Orta Doğu’daki savaşlarına, Küba ve Venezuela’ya yönelik askeri ve iktisadi saldırganlığına koşulsuz destek sunmaktadır.
Şayet Peronistler yeniden iktidara gelirse, Kuzeyli hegemonun taleplerine bu denli koşulsuz destek sunma ihtimalleri oldukça düşük. Milei, en azından şimdilik, Amerikan müttefikinden büyük ve görkemli bir kurtarma paketi dilenmek zorunda.