Diplomasi

Arktik’te Türk teknolojisi: Yeni rapor, buz keşfi için İHA tabanlı bir çözüm öneriyor

Yayınlanma

Nordik Baltık Enstitüsü’nün mayıs ayında Grönland’da gerçekleştirdiği saha araştırmasına dayanan yeni rapora göre, Arktik denizciliğinde uydu gözlemleri ile gemilerin önündeki buz tehdidinin gerçek zamanlı olarak tespit edilmesi arasında önemli bir operasyonel boşluk bulunuyor. Raporda, Türkiye’nin savunma sanayisinde geliştirdiği insansız hava aracı, sensör, yapay zekâ ve karar destek teknolojilerinin bu ihtiyaca yönelik sivil bir sistemde bir araya getirilebileceği belirtiliyor.

Nordik Baltık Enstitüsü Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Öztürk tarafından hazırlanan “Buzul Gemileri Göremiyor: Amaca Yönelik Tasarlanmış Bir Arktik Keşif İnsansız Hava Aracı İçin Bir Gerekçe” başlıklı çalışma, Mayıs 2026’da Grönland’da aynı Arktik denizcilik hattında çalışan kaptan ve mühendislerle yapılan görüşmelere dayanıyor. Raporda, denizcilerin temel ihtiyacının daha fazla ham uydu görüntüsü ya da sürekli takip edilmesi gereken yeni kamera sistemleri değil, geminin önündeki tehlikeyi yorumlayarak açık bir uyarı ve rota tavsiyesi sunan bir sistem olduğu vurgulanıyor.

Çalışmaya göre uydular, radarlar, buz haritaları ve gemi sensörleri Arktik’te önemli bilgiler sağlasa da bunların hiçbiri tek başına geminin hemen önündeki buzun düşük gecikmeyle tespit edilmesi, sınıflandırılması ve mürettebatın doğrudan kullanabileceği bir karara dönüştürülmesini sağlayamıyor. Uydu geçişleri arasındaki sürede buzun hareket edebilmesi, buz kalınlığının radar verilerinden doğrudan belirlenememesi, aşırı hava koşulları, etiketli Arktik görüntü verisinin yetersizliği ve gemilerdeki sınırlı personel sayısı başlıca sorunlar arasında gösteriliyor.

Raporun önerdiği model, gemi veya konvoyun önünde uçacak uzun havada kalışlı bir İHA’nın gündüz ve termal kameralar, AIS ve gerektiğinde deniz radarıyla veri toplamasına dayanıyor. Bu verilerin uçakta yapay zekâ ve sensör füzyonuyla işlenmesi, buzun türünün ve hareketinin belirlenmesi ve geçilebilir su koridorlarının tespit edilmesi öngörülüyor. Mürettebata ise sürekli görüntü aktarımı yerine tehlikenin konumu, türü, güven düzeyi ve gerekirse rota değiştirme önerisinin verilmesi hedefleniyor.

Raporda Türkiye’nin avantajının tek bir şirketin hazır bir “Arktik ürünü” bulunmasından değil, ihtiyaç duyulan teknolojilerin farklı Türk savunma şirketlerinde halihazırda geliştirilmiş olmasından kaynaklandığı belirtiliyor. BAYKAR’ın TB3 ve AKINCI, TUSAŞ’ın ANKA ve AKSUNGUR platformları; ASELSAN’ın elektro-optik ve radar sistemleri ile HAVELSAN’ın sensör füzyonu ve karar destek kabiliyetleri bu kapsamda inceleniyor. Çalışma herhangi bir şirket için doğrudan satın alma tavsiyesi vermek yerine, bu teknolojilerin Arktik ortakları ve denizcilik şirketleriyle birlikte saha pilotunda test edilmesini öneriyor.

Raporu teknik açıdan inceleyen BAYKAR uzay mühendisi Bahadır Onur Güdürü ise ilk demonstrasyonda daha düşük maliyetli ve operasyonel olarak daha olgun TB2 ailesi ile TB2T-AI’ın değerlendirilmesini öneriyor. Güdürü, Arktik koşullarına uygunluğun ayrıca buzlanma, düşük sıcaklık, tuz sisi, batarya, motor ve sensör dayanıklılığı gibi alanlarda test edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Dr. Esra Öztürk, Türk savunma sanayisinin hava platformu, sensör, yapay zekâ için veri üretimi ve karar destek yazılımını aynı ekosistemde bir araya getirebilmesinin önemli bir avantaj oluşturduğunu söyledi. Öztürk’e göre amaç yalnızca Arktik’e ürün satmak değil, buzulların erimesiyle değişen uluslararası deniz ticaret rotalarında giderek büyüyecek güvenlik sorununa Arktik ülkeleriyle birlikte yeni bir hizmet modeli geliştirmek.

Aynı sistemin ileride arama-kurtarma, balıkçılık denetimi, gölge filo takibi, denizaltı kablolarının ve boru hatlarının korunması gibi daha geniş Arktik güvenlik görevlerinde de kullanılabileceği değerlendiriliyor. 

Çok Okunanlar

Exit mobile version