Avrupa
Avrupa’da savunma start-up’ları finansman duvarına takıldı
Avrupa Birliği’ndeki savunma teknolojisi start-up’ları, büyük bankaların katı iç kuralları ve etik kaygıları nedeniyle kredi almakta ve hesap açmakta zorlanıyor. NATO İnovasyon Fonu’nun araştırmasına göre, pek çok banka savunma sanayiini çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) ilkelerine aykırı görüyor.
NATO İnovasyon Fonu’nun (NIF) araştırmasına göre, Avrupa Birliği’ndeki (AB) savunma teknolojisi start-up’ları, büyük bankalardan kredi ve bankacılık hizmeti almakta ciddi zorluklar yaşıyor.
Financial Times’ın (FT) yayımladığı araştırmaya göre bu durum, bankaların iç politikaları ve savunma sanayiini “etik dışı” veya çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) ilkeleriyle uyumsuz görmesinden kaynaklanıyor.
Avrupa ülkelerinin askeri sanayilerini yeniden canlandırma hedefi belirlemesine rağmen, start-up’ların finansmana erişimindeki bu zorluklar devam ediyor.
Gazete, bazı büyük Avrupa bankalarının savunma sektörüne yönelik kredi kısıtlamalarını gevşettiğini, ancak genel tablonun değişmediğini aktarıyor.
Bankaların yüzde 10’u finansmanı sınırlıyor
NIF’in yürüttüğü araştırma, aktif büyüklüğü ve piyasa değeri açısından en büyük 75 Avrupalı kredi kuruluşunu kapsıyor.
Araştırmanın bulgularına göre, bu kuruluşların yaklaşık yüzde 10’u konvansiyonel silah üretimi yapan ve çift kullanımlı (hem sivil hem askeri) teknoloji geliştiren start-up’ları finanse etmeyi sınırlıyor.
Avrupa’nın en büyük bankası HSBC, silah üreticileriyle ve çift amaçlı teknoloji geliştiren start-up’larla ilgili katı kredi kurallarını sürdürüyor.
Banka, uluslararası sözleşmelerle yasaklanmış nükleer, kimyasal ve biyolojik silahların yanı sıra konvansiyonel silah üreticilerine de finansman sağlamıyor ve bu tür müşterilere danışmanlık hizmeti vermiyor.
Finansal teknoloji start-up’ı Revolut da savunma sanayiine benzer kısıtlamalar uyguluyor. FT‘ye konuşan ve şirketin politikalarına aşina bir kaynak, Revolut Business platformunun kara parayla mücadele kuralları çerçevesinde, yüksek riskli veya sıkı denetlenen sektörlerdeki şirketlerin, özellikle de savunma üreticilerinin hesap açmasına izin vermediğini belirtti.
Buna karşılık, daha önce savunma sanayiini yalnızca kısıtlı biçimde finanse eden BNP Paribas ve Danske Bank gibi kredi kuruluşları ise son dönemde sektöre verdikleri desteği artırmaya başladı.
Temel sorun ‘etik’ ve ‘ESG’ ilkeleri
NIF Başkanı Fiona Murray, sorunun bir kısmının savunma sanayiinin çevresel, sosyal ve kurumsal değerlere uygun olmayan bir sektör olarak görülmesinden kaynaklandığını vurguladı.
Murray, “Şirketler hâlâ etik normlara ve ESG ilkelerine uyup uymadıkları konusunda sorgulanıyor” diye konuştu.
ESG kısaltması, “çevre (Environment), sosyal sorumluluk (Social) ve kurumsal yönetişim (Governance)” kavramlarını ifade ediyor. Bu yaklaşım, ticari faaliyetlerin sürdürülebilir biçimde yürütülmesi anlamına geliyor ve üç temel ilkeye -çevreye duyarlı davranmak, toplumsal sorumluluğu yüksek tutmak ve kurumsal yönetimde kaliteyi sağlamak- dayanıyor.
Kredi kısıtlamalarından etkilenen şirketler arasında, kısa süre önce Revolut’taki müşteri statüsünü kaybeden Portekizli insansız hava aracı üreticisi Tekever ile Cambridge merkezli optik sensör start-up’ı 2D Photonics de bulunuyor.
Zorluklara rağmen start-up sayısı artıyor
FT‘nin verilerine göre, Rusya’nın Ukrayna’daki askeri harekâtının başlamasından bu yana Avrupa’da 230’dan fazla savunma teknolojisi start-up’ı kuruldu.
Bu dönemde girişimcilerin savunma sektörüne ilgisi ve Avrupa’daki savunma teknolojilerine yönelik risk sermayesi yatırımları keskin biçimde arttı.
Ancak yenilikçi girişimleri destekleyen Archangel fon ağının genel ortağı Nicholas Nelson’a göre, “heyecanın zirvesi artık yaklaşıyor.”