Diplomasi
Avrupalı liderler ABD’nin vize yasağını kınadı
Avrupalı liderler, ABD’nin Amerikan teknoloji şirketlerini regüle eden yasaların getirilmesi sürecinin merkezinde yer alan beş önde gelen Avrupalı isme vize yasağı getirmesinin ardından Washington’u “baskı ve sindirme” ile suçladı.
Vize yasağı salı günü, eski AB komiseri ve bloğun Dijital Hizmetler Yasasının (DSA) mimarlarından biri olan Thierry Breton ile Almanya’dan iki ve İngiltere’den iki olmak üzere dört “dezenformasyonla mücadele” aktivistine uygulandı.
Hedef alınan diğer kişiler ise ABD merkezli Dijital Nefretle Mücadele Merkezinin İngiliz genel müdürü Imran Ahmed, Alman kâr amacı gütmeyen kuruluş HateAid’den Anna-Lena von Hodenberg ve Josephine Ballon ile Global Disinformation Index’in kurucu ortağı Clare Melford idi.
Almanya, Fransa, İspanya, İngiltere ve bir dizi AB yetkilisi, “haksız önlemlere” karşı “hızlı ve kararlı bir şekilde yanıt verebileceğini” belirtti.
DSA, Washington tarafından bir tür sansür olarak görülürken, Avrupalı liderler bu düzenlemelerin nefret söylemini kontrol etmek için gerekli olduğunu söylüyorlar, fakat bu tartışma, Donald Trump yönetimi ile Avrupa arasında var olan çok daha geniş bir kültürel ve siyasi çatışmanın parçası haline gelme tehdidi oluşturuyor.
Fransa lideri Emmanuel Macron, vize yasağını öfkeli bir dille kınadı ve şunları söyledi:
“Bu önlemler, Avrupa’nın dijital egemenliğini zayıflatmayı amaçlayan bir tür sindirme ve baskı niteliğinde. Avrupa Birliği’nin dijital düzenlemeleri, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi tarafından demokratik ve egemen bir süreç sonucunda kabul edildi. Bu düzenlemeler, herhangi bir üçüncü ülkeyi hedef almadan, platformlar arasında adil rekabeti sağlamak ve çevrimdışı ortamda yasa dışı olanın çevrimiçi ortamda da yasa dışı olmasını sağlamak için Avrupa içinde uygulanıyor. Avrupa Birliği’nin dijital alanını düzenleyen kurallar, Avrupa dışında belirlenemez.”
Daha sonra, Breton ile görüştüğünü ve yaptığı çalışmalar için kendisine teşekkür ettiğini ekledi. Macron, “Pes etmeyeceğiz ve Avrupa’nın bağımsızlığını ve Avrupalıların özgürlüğünü koruyacağız,” dedi.
Fransız dışişleri bakanı Jean-Noël Barrot, “Avrupa halkları özgür ve egemendir ve dijital alanlarını düzenleyen kuralların başkaları tarafından kendilerine dayatılmasına izin veremezler,” diye konuştu.
2019’dan 2024’e kadar Fransa’nın eski maliye bakanı ve Avrupa iç pazar komiseri olan Breton, “McCarthy’nin cadı avı geri mi döndü? Hatırlatmak gerekirse: Avrupa Parlamentosu’nun –demokratik olarak seçilmiş organımız– %90’ı ve 27 üye ülkenin tamamı DSA’yı oybirliğiyle kabul etti. Amerikalı dostlarımıza: sansür, sandığınız yerde değil,” dedi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “İfade özgürlüğü, güçlü ve canlı Avrupa demokrasimizin temelidir. Bununla gurur duyuyoruz. Onu koruyacağız,” dedi.
İngiltere’de de hükümet, ifade özgürlüğünü korumaya “tamamen kararlı” olduğunu söyledi.
2022’de kabul edilen AB yasası, büyük dijital platformların yasadışı içeriklerin yayılması, nefret söylemi ve seçim sonuçlarını manipüle etmek için dezenformasyon kullanımı gibi çevrimiçi riskleri ele almak için adımlar attıklarını göstermelerini gerektiriyor.
İki yıllık soruşturmanın ardından, Elon Musk’ın X platformu, doğrulama kontrollerinde kullanıcıları aldatmak ve araştırmacıların erişimini engellemek gibi şeffaflıkla ilgili bir dizi ihlal nedeniyle bu ay 120 milyon avro para cezasına çarptırıldı.
Washington, AB’nin ifade özgürlüğüne “uygunsuz” kısıtlamalar uyguladığını ve DSA’nın sınır ötesi kısıtlamalarının ABD teknoloji şirketlerini ve ABD vatandaşlarını zayıflatmak için tasarlandığını söyledi.
Salı günü yasakları açıklayan ABD kamu diplomasisi müsteşarı Sarah Rogers, Breton’u DSA’nın “beyni” olarak nitelendirdi.
Almanya Adalet Bakanlığı, iki Alman kampanyacının hükümetin “desteğini ve dayanışmasını” aldığını ve vize yasaklarının kabul edilemez olduğunu belirterek, HateAid’in yasadışı dijital nefret söyleminden etkilenen insanları desteklediğini ekledi.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, X’teki açıklamaları yineleyerek, “DSA, AB tarafından AB için demokratik olarak kabul edildi; sınır ötesi etkisi yoktur,” dedi.
İspanya Dışişleri Bakanlığı da ABD’nin önlemlerini kınayarak yaptığı açıklamada “yasadışı içerik ve dezenformasyonun olmadığı güvenli bir dijital alanın, Avrupa’da “demokrasi için temel bir değer ve herkesin sorumluluğu” olduğunu savundu.
Bu tartışma, ABD ile Avrupa arasındaki gerginliği gösteren en son örnek. Ağustos ayında Washington, uluslararası ceza mahkemesinde görev yapan Fransız yargıç Nicolas Yann Guillou’ya, mahkemenin İsrailli liderleri hedef alması ve geçmişte ABD’li yetkilileri soruşturma kararı alması nedeniyle yaptırım uyguladı.