Amerika
Bessent, ABD’nin mali gücünün dış politika aracı olarak kullanılmasını destekliyor

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Amerikan müttefiklerinin çıkarlarını ilerletmek amacıyla Washington’ın finansal gücünü bir dış politika aracı olarak kullanmasını savundu.
SMU Cox İşletme Fakültesi’nde düzenlenen bir etkinlikte konuşan Bessent, “ABD’nin bilançosunu dış politika için kullanabileceğime inanıyorum. Dolayısıyla, bir dış politika hedefimiz var ve bu da Batı yarımkürede müttefikler oluşturmak,” dedi.
“Arjantin bu konuda öncüydü ve Milei hükümetinin sağlam politikalara sahip olduğuna inanıyordum,” diyerek Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei’nin hükümetine atıfta bulundu.
Geçen yıl ABD, Arjantin’e para birimini istikrara kavuşturmak ve ara seçimler öncesinde Milei’yi desteklemek amacıyla milyarlarca dolarlık bir destek paketi sağladı.
Bessent’in açıklamaları, Trump yönetiminin yabancı ülkelerin siyasetini ve ekonomisini şekillendirmek için ABD’nin mali kaynaklarını kullanmaya istekli olduğunu açıkça ortaya koydu.
Donald Trump yönetimi, Latin Amerika’nın diğer bölgelerindeki siyasi yarışları etkilemeye çalıştı ve bölgedeki ABD varlığını ve etkisini artırmak için adımlar attı.
Trump ayrıca, Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun kaçırılmasını emretti ve ABD ordusu, Karayipler’deki teknelere düzinelerce kişinin ölümüne yol açan çok sayıda saldırı düzenledi.
Bessent ayrıca, 31 Temmuz’da ABD’nin Japonya ile birlikte nadir görülen bir ortak yen alım müdahalesine katıldığından bahsetti.
Bu müdahale, yen ve Japon devlet tahvillerindeki satış dalgasının küresel piyasalara sıçramasını önleme kararlılığının bir göstergesiydi.
Bessent, “Japon yenine müdahale ettiğimizde, Japonların, Japonya Merkez Bankası’nın ve Japon politika yapıcıların ne yapacağına dair oldukça iyi bir içgörüye sahibim,” dedi.
Bakan ayrıca, ABD’nin yıllık %3’lük bir büyüme elde edebilmesi halinde, büyüme yoluyla borç sorununu aşabileceğine inandığını belirtti.
Bessent, gelir sorunu değil, harcama sorunu olduğunu savunarak, ABD’nin harcamaları sınırlamaya çalışıp bunu %3’lük büyümeyle birleştirmesi halinde, “Büyüme yoluyla bu durumdan kurtulabiliriz,” diye ekledi.
ABD’nin toplam ulusal borcu kısa süre önce 40 trilyon doları aştı ve yıllık mali açığın 30 Eylül’de sona erecek mali yılın sonunda 2 trilyon doları aşacağı tahmin ediliyor.
İran krizini atlatacaklarını savunan Bessent, Amerikan ekonomisinin temelinin “çok, çok sağlam” olduğunu ve üstelik yeniden hızlandığını ekledi.
Bessent, geçen yıl kabul edilen büyük vergi yasasındaki teşviklerin yeni üretim tesislerinin inşasına yol açtığını ileri sürerek, Pepsi’nin Arizona’daki Frito-Lay fabrikasını genişletmesini, Winnebago’nun bir bataryapil fabrikası satın almasını ve Boeing’in Dreamliner kapasitesini artırmasını örnek gösterdi.
Harcama tarafında ise Bessent, bütçe açığını azaltmaya yönelik bir mali konsolidasyon planı üzerinde Yönetim ve Bütçe Ofisi Direktörü Russ Vought ile birlikte çalıştığını belirtti.
Yaklaşan ara seçimlerde Demokratlar Kongre’nin bir veya her iki meclisini geri kazanırsa, görev süresi dolmak üzere olan Kongre’den bu planı aceleyle geçirmemeyi tercih edeceğini belirtti.
Ayrıca, Yüksek Mahkeme’nin Başkan Trump’ın “Kurtuluş Günü” gümrük vergilerini iptal etmemiş olsaydı, ABD’nin bütçe açığını kapatmak için 180 milyar dolar tahsil etmiş olacağını da sözlerine ekledi.
Bessent, bu arada uzun vadeli Hazine tahvillerinin geri alımı konusuna da tekrar değindi.
Bakan, “Faiz oranları yüksek, fakat… daha fazla tahvil geri alımı yapacağız; bu, tahvil piyasasının en likit kısmını alıp likiditeye dönüştürmek ve tahvil alıcılarına daha fazla alım yapabilmeleri için para sağlamak anlamına geliyor,” dedi.
Mevcut faiz oranlarının enerji fiyatlarıyla şimdiye kadar hiç olmadığı kadar yüksek bir korelasyon içinde olduğunu belirten Bessent, bu durumun sona ereceğini düşünüyor.
ABD’nin şu anda Venezuela ile kurduğu enerji ilişkisi ve Orta Doğu’da durumun normale dönmesi göz önüne alındığında, bir ya da iki yıl içinde piyasada petrol arz fazlası oluşacağını belirtti.
Amerika
Cumhuriyetçilerden Beyaz Saray’a Rusya şartı: Pentagon bütçesi riske girdi

ABD Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçiler, Beyaz Saray Moskova politikasını değiştirmediği takdirde Pentagon’un 350 milyar dolarlık ek bütçesini engelleme tehdidinde bulundu. Siyasiler, savunma paketinin onaylanması için Rusya’ya yaptırımların geri getirilmesini ve Ukrayna’nın Starlink erişimindeki kısıtlamaların kaldırılmasını şart koşuyor.
ABD Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçi kanatta, Beyaz Saray’ın Rusya politikasında değişikliğe gitmemesi halinde Pentagon’a ek bütçe verilmesini engelleme yönündeki sesler yükseliyor.
Savaş Bakanı Pete Hegseth, Başkan Donald Trump’ın talep ettiği 350 milyar dolarlık ek askeri harcama paketini Kongreden geçirebilmek için yoğun mesai harcıyor.
Söz konusu paket; insansız hava araçlarının yanı sıra Altın Kubbe füze savunma sistemine 17 milyar dolar, mühimmat üretimine ise 47 milyar dolar olmak üzere Trump’ın öncelikli hedeflerini finanse edecek kalemleri içeriyor.
Kongrede ara seçim dengesi hesapları değiştiriyor
The Hill gazetesinin aktardığına göre, Cumhuriyetçilerin Trump’ın Moskova ile yakınlaşmasına duyduğu rahatsızlık, hem Pentagon hem de Beyaz Saray için ciddi riskler barındırıyor.
Moskova’ya “taviz verilmesine” karşı çıkan vekiller, ara seçimlerin yapıldığı bu yasama döneminde askeri paketi engellemeyi hedefliyor.
Daha önce Trump’a ve izlediği çizgiye açıkça karşı çıkmaktan çekinen çok sayıda Cumhuriyetçi, yakında Kongreden ayrılacak.
Bu ayrılıkların bir kısmı görev sürelerinin dolmasından, bir kısmı ise Demokratların en azından Temsilciler Meclisinde çoğunluğu kazanmasının beklendiği seçim yarışını kaybetmelerinden kaynaklanıyor.
Kiev destekçisi vekillerden Starlink ve yaptırım şartı
Cumhuriyetçi partide Kiev yönetimini destekleyen isimler, Rusya’ya yönelik yaptırımların yeniden yürürlüğe konmasını ve Ukrayna ordusunun Starlink uydu iletişim sistemine erişimine getirilen kısıtlamaların kaldırılmasını şart koşuyor.
Temsilciler Meclisi üyesi Don Bacon, Trump’ın bu adımları atmaması halinde mevcut yasama döneminde başkanın hiçbir yasa tasarısının Kongreden onay alamayacağını dile getirdi.
Cumhuriyetçi parlamenter Brian Fitzpatrick de The Wall Street Journal gazetesine yaptığı açıklamada, “Ukrayna’ya karşı sorumluluklarını yerine getirmedikleri sürece kurumlar finansman alamayacak” ifadesini kullandı.
Bacon, X platformundaki paylaşımında yönetimin tutumunu doğrudan hedef aldı:
“Yönetimin Ukrayna ile istihbarat paylaşımını kısma ve Starlink erişimini sınırlama kararı; kentleri bombalayan bir saldırgana, bir savaş suçlusuna yardım etmekle eşdeğerdir. Yönetim, Kongre döneminin sonuna kadar herhangi bir destek bulabileceğini mi sanıyor? Yönünü değiştirmezse planları suya düşecek.”
The Administration’s decision to reduce intel sharing to Ukraine & access to Starlink equates to aiding the invader & the war criminal who bombs cities. Does the Administration think it will get ANY support for the remainder of the 119th Congress? Their agenda is dead unless they…
— Rep. Don Bacon 🇺🇸✈️🏍️⭐️🎖️ (@RepDonBacon) October 14, 2026
Kapalı kapılar ardında taviz baskısı artıyor
The Hill, kapalı kapılar ardındaki görüşmelerde vekillerin ifadelerini sakınmadığına dikkat çekiyor.
Temsilciler Meclisindeki bir Cumhuriyetçi danışman, “Kongre, bir şey elde etmek istiyorsa belli ölçüde taviz vermesi gerektiğini idareye hissettirecek yeterli baskıyı kuracak. Göreve dönmeyecek ya da seçimleri kaybedip son oturuma gelecek birçok vekil var; bu isimler muhtemelen kendilerini başkanı izleme mecburiyetinde hissetmeyecek” değerlendirmesini aktardı.
Öte yandan milletvekilleri, Rusya’ya ağır yaptırımlar getiren Lindsey Graham tasarısına kısa süre önce oy verdikleri için kendilerini aldatılmış hissediyor.
Ukrayna başlığında Cumhuriyetçilerle ortak zemin yakalayan Demokratlar, “Rusya Federasyonu ile Yolsuz Petrol Anlaşmalarının Yasaklanması” başlıklı bir yasa tasarısı hazırladı.
Hazırlanan tasarı, dizel yakıt mutabakatını iptal etmeyi, ABD’nin Rus enerji sektörüne yapacağı tüm yatırımları engellemeyi ve Beyaz Saray’ı Rusya’ya karşı yaptırım uygulamaya zorlamayı amaçlıyor.
Amerika
ABD’de en az 47 büyük veri merkezi projesi durduruldu ya da iptal edildi

ABD’de yapay zeka altyapısına yönelik 10 trilyon dolarlık devasa yatırım dalgası, artan borçlanma maliyetleri, elektrik şebekesine erişim engelleri ve yerel direniş nedeniyle aksamaya başladı. Financial Times’ın haberine göre ülke genelinde en az 47 büyük veri merkezi projesi iptal edilirken veya ertelenirken, binden fazla yerleşim yeri yeni inşaatlara karşı kısıtlama adımları attı.
ABD’de yapay zeka altyapısına yönelik 10 trilyon dolarlık devasa yatırım dalgası, veri merkezi inşaatlarındaki gecikmeler, yükselen borçlanma maliyetleri ve yerel halkın tepkisi nedeniyle tökezlemeye başladı.
Financial Times gazetesinin haberine göre ortaya çıkan bu tablo, yüzlerce projenin geleceğini tehlikeye atarken yatırımcıların harcanan dev meblağların geri dönüşüne dair şüphelerini de artırıyor.
Araştırma şirketi RegLayer verilerine göre, ABD genelinde en az 47 büyük veri merkezi projesi ya ertelendi ya iptal edildi ya da tamamen durduruldu.
Finans kuruluşu Bernstein analistleri ekim ayında yaptıkları değerlendirmede, ülkede planlanan projelerin yalnızca yaklaşık yüzde 35’inin gerçekçi sayılabileceğine dikkat çekti.
Yerel yönetimler ve tahvil piyasası frene basıyor
Yatırımların önündeki engeller yalnızca teknik planlarla sınırlı kalmıyor. ABD’de binden fazla yerleşim yeri, bu yıl içinde yapay zeka altyapısı inşaatlarına moratoryum getirmeye veya başka kısıtlamalar uygulamaya çalıştı.
Sektörün büyümesi, “yeni nesil bulut” olarak adlandırılan yeni nesil bulut sağlayıcılarının dev inşaatlar için finansman bulabilmesine doğrudan bağlı.
Ancak yüksek faiz oranları, enflasyon ve tahvil piyasasındaki bozulma, yatırımcıların OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerin gelirlerinin giderlerini karşılayabileceğine yönelik inancını sarstı.
Piyasalardaki güven kaybı, yatırımcıların yapay zeka altyapısıyla bağlantılı şirketlerin borç senetlerinden hızla çıkmasına yol açtı. Bulut sağlayıcısı CoreWeave hisseleri bir haftada yaklaşık yüzde 25 değer kaybetti.
Benzer şekilde, SoftBank bünyesindeki SB Energy ile Nvidia destekli Firmus borsaya açılma planlarını erteledi ya da askıya aldı. OpenAI da kendi halka arzını güvenlik gerekçeleriyle ötelediğini bildirdi.
Dev Stargate projesinde gecikmeler başladı
Sahadaki sıkıntılar doğrudan inşaat sahalarına da yansıyor. OpenAI’ın veri merkezleri kurmak amacıyla yürüttüğü 500 milyar dolarlık Stargate projesine bağlı Oracle sahalarının birçoğunda gecikmeler yaşanıyor.
Takvimdeki sarkmalar, tesislerin zamanında tamamlanmaması durumunda müşterilere sözleşmelerden çekilme, yüklenicilere ise ek finansman talep etme hakkı verebilir.
Yatırımlar 10 trilyon doları aşabilir
Karşılaşılan sorunlara rağmen sektöre yönelen sermayenin büyüklüğü rekor seviyede kalmaya devam ediyor.
Columbia Business School ekonomisti Stijn Van Nieuwerburgh, ABD’nin 2025 ile 2032 yılları arasındaki yapay zeka altyapı harcamalarının 10 trilyon doları aşabileceğini ve her yıl ülke milli gelirinin yaklaşık yüzde 3,6’sına denk gelebileceğini hesaplıyor.
Yatırımcılar artık riskleri çok daha sıkı tartarken, veri merkezleri için inşaat izni almak ve tesisleri elektrik şebekesine bağlamak giderek zorlaşıyor.
Financial Times, temmuz ayı sonunda yayımladığı haberde Google, Amazon, Microsoft ve Meta’nın yapay zeka dalgasının başladığı 2023 yılından bu yana toplam 1,1 trilyon dolar yatırım yaptığını yazmıştı.
Büyük teknoloji şirketleri bu yıl veri merkezi inşaatlarına, ileri düzey çip alımlarına ve işlem kapasitesi oluşturmaya 745 milyar dolar ayırmayı planlıyor.
Söz konusu yatırımların geri dönüşü, OpenAI ve Anthropic’in bilişim masraflarını karşılayacak kaynakları yaratabilmesine dayanıyor.
Harcamalar özellikle bulut alanında şirketlerin gelirlerini artırsa da tedarik zincirindeki baskı bellek çipi kıtlığına yol açtı ve yapay zeka yarışının gerisinde kalan Apple gibi aktörleri bile olumsuz etkiledi.
Amerika
İsviçre ve ABD, Venezuelalı yetkililere uyguladığı yaptırımları kaldırıyor

İsviçre, mal varlıkları ve haklarında yolsuzluk suçlaması bulunmayan iki Venezuelalı yetkiliye yönelik ihtiyati tedbir kararını hata gerekçesiyle kaldırdı. ABD ise Caracas ile yürütülen diyalog sürecinin başmüzakerecisi Jorge Rodríguez’i yaptırım listesinden çıkarırken ekonomik sektörlere yönelik kısıtlamalarını sürdürüyor.
İsviçre Federal Dışişleri Bakanlığı, Venezuela İçişleri, Adalet ve Barış Bakanı Diosdado Cabello’nun eşi Marleny Contreras ile Birleşik Sosyalist Parti (PSUV) milletvekili Jorge Arreaza hakkındaki ihtiyati mal varlığı dondurma kararını kaldırdı.
Yetkililer, iki ismin İsviçre topraklarında herhangi bir varlığının bulunmadığını ve yolsuzluk suçlamasıyla karşılaşmadıklarını belirterek yaptırım listesine alınmalarını “hata” olarak nitelendirdi.
Söz konusu tedbir kararı, ABD güçlerinin Caracas’ı bombalayıp Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırmasından iki gün sonra, 5 Ocak tarihinde uygulamaya konmuştu.
Bern yönetimi, kararın olası yasal soruşturmalar sürerken yasa dışı kaynakların İsviçre dışına çıkarılmasını önleme amacı taşıdığını açıklamıştı.
2030 yılına kadar yürürlükte kalacak hukuki tedbir, yasa dışı yollarla elde edildiği kanıtlanan tüm kaynakların Venezuela halkına iade edileceğine dair resmi bir taahhüt içeriyor.
Listede 40’ı aşkın mevcut ve eski Venezuelalı yetkilinin yanı sıra bu kişilerin doğrudan akrabaları ile bağlantılı olduğu öne sürülen isimler kalmaya devam ediyor.
İsviçre yaptırım listesine altı yeni isim ekledi
Venezuelanalysis‘in haberine göre Contreras ve Arreaza’nın kayıttan çıkarılmasıyla eş zamanlı olarak İsviçre hükümeti listeye altı yeni isim dahil etti.
Yeni eklenenler arasında Venezuela hükümetinin eski özel temsilcisi ve Sanayi Bakanı Álex Saab ile iş ortağı Álvaro Pulido yer alıyor.
Venezuela makamları tarafından kara para aklama suçlamasıyla yargılanmak üzere teslim edilen Pulido, 13 Ekim’de Miami’de mahkemeye çıktı.
ABD kurumlarına teslim edilen Saab da kara para aklama suçlamalarını kabul ederek diğer soruşturmalarda işbirliği yapma sözü verdi.
Kara listeye alınanlar arasına, Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA’daki 1,2 milyar dolarlık yolsuzluktan elde edilen parayı aklamakla suçlanan avukat José Vicente Amparan Croquer de girdi.
Nicolás Maduro’nun üvey oğullarının paravanı olduğu öne sürülen iş insanı Mario Enrique Bonilla Vallera da yeni yaptırım listesine yazıldı.
İsviçre yönetimi, daha önce listeye aldığı iki eski elektrik bakan yardımcısının eşlerini de kapsama dahil etti.
Bu kapsamda Nervis Villalobos’un eşi ve iş ortağı Milagros Coromoto Torres Morán ile Javier Alvarado Ochoa’nın eski eşi María Consuelo Pardi Celis listeye eklendi.
Washington ile Caracas arasındaki diyalog adımları
İsviçre’nin adımı, ABD Hazine Bakanlığının Venezuela Ulusal Meclis Başkanı ve muhalefetle yürütülen diyalog sürecinin başmüzakerecisi Jorge Rodríguez’i yaptırım listesinden çıkarmasından iki gün sonra geldi.
Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez’in kardeşi olan Rodríguez’den önce, Delcy Rodríguez de nisan ayında Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar ve Bloke Edilen Kişiler (SDN) listesinden çıkarılmıştı.
Jorge Rodríguez, ilk kez 25 Eylül 2018’de, Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde yaptırım kapsamına alınmıştı.
Şahsi yaptırımlar, hedef alınan kişilerin ABD topraklarındaki varlıklarını donduruyor ve ABD vatandaşları ile şirketlerinin bu kişilerle işlem yapmasını yasaklıyor.
İspanyol gazetesi ABC‘nin Beyaz Saray muhabiri David Alandete, meclis başkanının yaptırım listesinden çıkarılmasını, Caracas ile Beyaz Saray arasındaki ilişkilerde açılan yeni evredeki işbirliğinin karşılığı olarak değerlendirdi.
Karar, Delcy Rodríguez’in geçici hükümeti ile eski milletvekili Dinorah Figuera liderliğindeki muhalefet heyetinin Caracas’ta ABD destekli görüşmelerin üçüncü turuna başladığı gün açıklandı.
Görüşmeler, Yüksek Adalet Mahkemesinin (TSJ) yenilenme sürecinin sürdürülmesini ve siyasi haklar ile güvenceleri ele almayı hedefliyor.
Adımlara rağmen ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisinin (OFAC) yaptırım listesinde 254 kişi ve kuruluş kalmaya devam ediyor.
Trump yönetimi; petrol, madencilik ve bankacılık gibi kilit Venezuela ekonomik sektörlerine yönelik kapsamlı zorlayıcı tedbirleri de sürdürüyor.
Washington, ocak ayından bu yana belirli Batılı şirketlerin Venezuela petrol ve maden kaynaklarına uygun koşullarda erişmesine olanak tanıyan yaptırım muafiyetleri uyguluyor.
Beyaz Saray bazı ABD merkezli şirketlerin ülkeyle ticaret yapmasına onay verse de ihracat gelirleri ABD Hazinesindeki bir hesapta tutuluyor ve Caracas’a yapılacak aktarımların miktarını ABD’li yetkililer belirliyor.
Trump yönetimi son olarak 60A sayılı Genel Lisansı yayımladı.
Düzenleme, Venezuela’da 24 Haziran’da meydana gelen çifte depremin yol açtığı hasarın giderilmesine yönelik insani yardım işlemlerine 21 Nisan 2027 tarihine kadar izin veriyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Görüş2 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Asya2 hafta önceJaponya Başbakanı Takaichi piyasaları harcama gündemi konusunda yatıştırmaya çalışıyor
Asya2 hafta önceÇin’de bankacılık reformu: 2025’te 670’ten fazla banka kapatıldı
Asya2 hafta önceAvustralya muhalefeti, ülke tarihindeki “en büyük göçmenlik kesintisini” vaat etti
Asya2 hafta önceHindistan’da 130 milyon seçmen kaydı silindi: Protestolar büyüyor
Asya2 hafta önceİmran Han’ın binlerce destekçisi Pakistan’ın başkentine yürüyüşe başladı







