Amerika
Morgan Stanley: Petrol tüccarları uzun vadeli işlemlerden çekiliyor

İran ve Ukrayna’daki savaşlar petrol piyasalarında likiditeyi düşürürken, tüccarlar uzun vadeli sözleşmeler yerine kısa vadeli araçlara sığındı. Hürmüz Boğazı üzerinden sevkiyat riskini üstlenen büyük ticaret şirketleri küresel fiyat dalgalanmaları sayesinde karlarını tarihi seviyelere taşıdı.
İran ve Ukrayna’daki savaşların yarattığı belirsizlik, petrol tüccarlarının uzun vadeli pozisyonlarını azaltarak üç ila altı aylık kısa vadeli araçlara yönelmesine yol açtı.
Morgan Stanley küresel petrol ticareti birimi eş başkanı Brendan Ross, Bloomberg’e verdiği demeçte, piyasa aktörlerinin riskleri çok daha hassas biçimde hesapladığını ve portföylerindeki gereksiz gördükleri riskleri tasfiye ettiğini söyledi.
Ross, tüccarların kısa vadeye çekilmesinin vadeli işlem piyasalarında likiditeyi düşürdüğüne dikkat çekti.
Likidite daralmasının özellikle uzun vadeli sözleşmelerde derinleştiğini vurgulayan Ross, “Piyasadaki aktörler yalnızca önlerindeki üç ila altı aylık vadeyle işlem yapıyor. Bu da, ileri vadeli kontratlarda likidite açığının daha da büyümesini beraberinde getiriyor” dedi.
Petrol piyasaları, ABD ile İran arasındaki savaş ve Rusya ile Ukrayna arasında devam eden çatışmalar nedeniyle sert fiyat hareketleri yaşıyor.
Washington ile Tahran arasındaki müzakereler ve Ukrayna ordusunun saldırıları piyasadaki oynaklığı yüksek tutuyor.
Bu yıl Brent tipi ham petrolün varil fiyatı 60 dolar ile 126 dolar arasında dalgalanırken, işlenmiş petrol ürünlerindeki fiyat artışları ham petrole kıyasla çok daha sert seviyelere çıktı.
Savaş ortamından en ağır darbeyi petrol ürünleri piyasaları aldı. Üretim ve ticaret süreçlerindeki aksamalar küresel arzın daralmasına yol açtı.
Ross, “Fiziki ve finansal sarsıntılar bakımından krizin doğrudan petrol ürünleri piyasalarını etkilediği görülüyor” değerlendirmesini yaptı.
Fiyat oynaklığı ve jeopolitik riskler, yüksek risk alabilen bazı emtia ticaret şirketlerinin karlarını rekor seviyelere taşıdı.
Bloomberg’ün verilerine göre Mercuria, dokuz aylık dönemde net karını yüzde 122 artırarak 2,01 milyar dolara yükseltti.
Gunvor ise ilk altı ayda elde ettiği 909 milyon dolarlık net karla gelirini geçen yılın aynı dönemine göre 6,4 kat artırdı.
Tüccarların rekor gelirler elde etmesinde, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol taşımayı göze alan aktörlerin yakaladığı karlı ticaret fırsatları etkili oldu.
Ortadoğu’daki savaş küresel fiyatları dalgalandırırken, stratejik boğaz hattında sevkiyat riskini üstlenen şirketlerin kar marjlarını büyüttü.
Piyasanın diğer büyük aktörleri de yüksek bilanço verileri paylaştı. Glencore tarihindeki en başarılı altı aylık sonuçlardan birini elde ederken, Trafigura’nın altı aylık net karı 4,09 milyar dolara ulaştı.
Ticaret şirketleri kazandıkları rekor gelirleri büyük temettü ödemelerine ayırmak yerine bünyelerinde tutmayı tercih ediyor.
ABD ile İran arasındaki askeri çatışmalar Şubat ayında başladı.
Çatışmaların patlak vermesiyle Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi trafiği neredeyse tamamen durma noktasına geldi.
Taraflar Haziran ayında ateşkes anlaşmasına vardı ancak Tahran yönetiminin Washington’ı mutabakat şartlarını ihlal etmekle suçlamasının ardından çatışmalar yeniden başladı.
Ortadoğu’daki savaş öncesinde Hürmüz Boğazı, günlük 15 milyon varil ham petrol ve benzin, motorin ile jet yakıtından oluşan 5 milyon varil petrol ürünü dahil olmak üzere dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sini taşıyordu.
Sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) dünyadaki toplam ticaret hacminin yaklaşık beşte biri de bu stratejik deniz koridorundan sevk ediliyordu.
Amerika
ABD’de en az 47 büyük veri merkezi projesi durduruldu ya da iptal edildi

ABD’de yapay zeka altyapısına yönelik 10 trilyon dolarlık devasa yatırım dalgası, artan borçlanma maliyetleri, elektrik şebekesine erişim engelleri ve yerel direniş nedeniyle aksamaya başladı. Financial Times’ın haberine göre ülke genelinde en az 47 büyük veri merkezi projesi iptal edilirken veya ertelenirken, binden fazla yerleşim yeri yeni inşaatlara karşı kısıtlama adımları attı.
ABD’de yapay zeka altyapısına yönelik 10 trilyon dolarlık devasa yatırım dalgası, veri merkezi inşaatlarındaki gecikmeler, yükselen borçlanma maliyetleri ve yerel halkın tepkisi nedeniyle tökezlemeye başladı.
Financial Times gazetesinin haberine göre ortaya çıkan bu tablo, yüzlerce projenin geleceğini tehlikeye atarken yatırımcıların harcanan dev meblağların geri dönüşüne dair şüphelerini de artırıyor.
Araştırma şirketi RegLayer verilerine göre, ABD genelinde en az 47 büyük veri merkezi projesi ya ertelendi ya iptal edildi ya da tamamen durduruldu.
Finans kuruluşu Bernstein analistleri ekim ayında yaptıkları değerlendirmede, ülkede planlanan projelerin yalnızca yaklaşık yüzde 35’inin gerçekçi sayılabileceğine dikkat çekti.
Yerel yönetimler ve tahvil piyasası frene basıyor
Yatırımların önündeki engeller yalnızca teknik planlarla sınırlı kalmıyor. ABD’de binden fazla yerleşim yeri, bu yıl içinde yapay zeka altyapısı inşaatlarına moratoryum getirmeye veya başka kısıtlamalar uygulamaya çalıştı.
Sektörün büyümesi, “yeni nesil bulut” olarak adlandırılan yeni nesil bulut sağlayıcılarının dev inşaatlar için finansman bulabilmesine doğrudan bağlı.
Ancak yüksek faiz oranları, enflasyon ve tahvil piyasasındaki bozulma, yatırımcıların OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerin gelirlerinin giderlerini karşılayabileceğine yönelik inancını sarstı.
Piyasalardaki güven kaybı, yatırımcıların yapay zeka altyapısıyla bağlantılı şirketlerin borç senetlerinden hızla çıkmasına yol açtı. Bulut sağlayıcısı CoreWeave hisseleri bir haftada yaklaşık yüzde 25 değer kaybetti.
Benzer şekilde, SoftBank bünyesindeki SB Energy ile Nvidia destekli Firmus borsaya açılma planlarını erteledi ya da askıya aldı. OpenAI da kendi halka arzını güvenlik gerekçeleriyle ötelediğini bildirdi.
Dev Stargate projesinde gecikmeler başladı
Sahadaki sıkıntılar doğrudan inşaat sahalarına da yansıyor. OpenAI’ın veri merkezleri kurmak amacıyla yürüttüğü 500 milyar dolarlık Stargate projesine bağlı Oracle sahalarının birçoğunda gecikmeler yaşanıyor.
Takvimdeki sarkmalar, tesislerin zamanında tamamlanmaması durumunda müşterilere sözleşmelerden çekilme, yüklenicilere ise ek finansman talep etme hakkı verebilir.
Yatırımlar 10 trilyon doları aşabilir
Karşılaşılan sorunlara rağmen sektöre yönelen sermayenin büyüklüğü rekor seviyede kalmaya devam ediyor.
Columbia Business School ekonomisti Stijn Van Nieuwerburgh, ABD’nin 2025 ile 2032 yılları arasındaki yapay zeka altyapı harcamalarının 10 trilyon doları aşabileceğini ve her yıl ülke milli gelirinin yaklaşık yüzde 3,6’sına denk gelebileceğini hesaplıyor.
Yatırımcılar artık riskleri çok daha sıkı tartarken, veri merkezleri için inşaat izni almak ve tesisleri elektrik şebekesine bağlamak giderek zorlaşıyor.
Financial Times, temmuz ayı sonunda yayımladığı haberde Google, Amazon, Microsoft ve Meta’nın yapay zeka dalgasının başladığı 2023 yılından bu yana toplam 1,1 trilyon dolar yatırım yaptığını yazmıştı.
Büyük teknoloji şirketleri bu yıl veri merkezi inşaatlarına, ileri düzey çip alımlarına ve işlem kapasitesi oluşturmaya 745 milyar dolar ayırmayı planlıyor.
Söz konusu yatırımların geri dönüşü, OpenAI ve Anthropic’in bilişim masraflarını karşılayacak kaynakları yaratabilmesine dayanıyor.
Harcamalar özellikle bulut alanında şirketlerin gelirlerini artırsa da tedarik zincirindeki baskı bellek çipi kıtlığına yol açtı ve yapay zeka yarışının gerisinde kalan Apple gibi aktörleri bile olumsuz etkiledi.
Amerika
İsviçre ve ABD, Venezuelalı yetkililere uyguladığı yaptırımları kaldırıyor

İsviçre, mal varlıkları ve haklarında yolsuzluk suçlaması bulunmayan iki Venezuelalı yetkiliye yönelik ihtiyati tedbir kararını hata gerekçesiyle kaldırdı. ABD ise Caracas ile yürütülen diyalog sürecinin başmüzakerecisi Jorge Rodríguez’i yaptırım listesinden çıkarırken ekonomik sektörlere yönelik kısıtlamalarını sürdürüyor.
İsviçre Federal Dışişleri Bakanlığı, Venezuela İçişleri, Adalet ve Barış Bakanı Diosdado Cabello’nun eşi Marleny Contreras ile Birleşik Sosyalist Parti (PSUV) milletvekili Jorge Arreaza hakkındaki ihtiyati mal varlığı dondurma kararını kaldırdı.
Yetkililer, iki ismin İsviçre topraklarında herhangi bir varlığının bulunmadığını ve yolsuzluk suçlamasıyla karşılaşmadıklarını belirterek yaptırım listesine alınmalarını “hata” olarak nitelendirdi.
Söz konusu tedbir kararı, ABD güçlerinin Caracas’ı bombalayıp Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırmasından iki gün sonra, 5 Ocak tarihinde uygulamaya konmuştu.
Bern yönetimi, kararın olası yasal soruşturmalar sürerken yasa dışı kaynakların İsviçre dışına çıkarılmasını önleme amacı taşıdığını açıklamıştı.
2030 yılına kadar yürürlükte kalacak hukuki tedbir, yasa dışı yollarla elde edildiği kanıtlanan tüm kaynakların Venezuela halkına iade edileceğine dair resmi bir taahhüt içeriyor.
Listede 40’ı aşkın mevcut ve eski Venezuelalı yetkilinin yanı sıra bu kişilerin doğrudan akrabaları ile bağlantılı olduğu öne sürülen isimler kalmaya devam ediyor.
İsviçre yaptırım listesine altı yeni isim ekledi
Venezuelanalysis‘in haberine göre Contreras ve Arreaza’nın kayıttan çıkarılmasıyla eş zamanlı olarak İsviçre hükümeti listeye altı yeni isim dahil etti.
Yeni eklenenler arasında Venezuela hükümetinin eski özel temsilcisi ve Sanayi Bakanı Álex Saab ile iş ortağı Álvaro Pulido yer alıyor.
Venezuela makamları tarafından kara para aklama suçlamasıyla yargılanmak üzere teslim edilen Pulido, 13 Ekim’de Miami’de mahkemeye çıktı.
ABD kurumlarına teslim edilen Saab da kara para aklama suçlamalarını kabul ederek diğer soruşturmalarda işbirliği yapma sözü verdi.
Kara listeye alınanlar arasına, Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA’daki 1,2 milyar dolarlık yolsuzluktan elde edilen parayı aklamakla suçlanan avukat José Vicente Amparan Croquer de girdi.
Nicolás Maduro’nun üvey oğullarının paravanı olduğu öne sürülen iş insanı Mario Enrique Bonilla Vallera da yeni yaptırım listesine yazıldı.
İsviçre yönetimi, daha önce listeye aldığı iki eski elektrik bakan yardımcısının eşlerini de kapsama dahil etti.
Bu kapsamda Nervis Villalobos’un eşi ve iş ortağı Milagros Coromoto Torres Morán ile Javier Alvarado Ochoa’nın eski eşi María Consuelo Pardi Celis listeye eklendi.
Washington ile Caracas arasındaki diyalog adımları
İsviçre’nin adımı, ABD Hazine Bakanlığının Venezuela Ulusal Meclis Başkanı ve muhalefetle yürütülen diyalog sürecinin başmüzakerecisi Jorge Rodríguez’i yaptırım listesinden çıkarmasından iki gün sonra geldi.
Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez’in kardeşi olan Rodríguez’den önce, Delcy Rodríguez de nisan ayında Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar ve Bloke Edilen Kişiler (SDN) listesinden çıkarılmıştı.
Jorge Rodríguez, ilk kez 25 Eylül 2018’de, Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde yaptırım kapsamına alınmıştı.
Şahsi yaptırımlar, hedef alınan kişilerin ABD topraklarındaki varlıklarını donduruyor ve ABD vatandaşları ile şirketlerinin bu kişilerle işlem yapmasını yasaklıyor.
İspanyol gazetesi ABC‘nin Beyaz Saray muhabiri David Alandete, meclis başkanının yaptırım listesinden çıkarılmasını, Caracas ile Beyaz Saray arasındaki ilişkilerde açılan yeni evredeki işbirliğinin karşılığı olarak değerlendirdi.
Karar, Delcy Rodríguez’in geçici hükümeti ile eski milletvekili Dinorah Figuera liderliğindeki muhalefet heyetinin Caracas’ta ABD destekli görüşmelerin üçüncü turuna başladığı gün açıklandı.
Görüşmeler, Yüksek Adalet Mahkemesinin (TSJ) yenilenme sürecinin sürdürülmesini ve siyasi haklar ile güvenceleri ele almayı hedefliyor.
Adımlara rağmen ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisinin (OFAC) yaptırım listesinde 254 kişi ve kuruluş kalmaya devam ediyor.
Trump yönetimi; petrol, madencilik ve bankacılık gibi kilit Venezuela ekonomik sektörlerine yönelik kapsamlı zorlayıcı tedbirleri de sürdürüyor.
Washington, ocak ayından bu yana belirli Batılı şirketlerin Venezuela petrol ve maden kaynaklarına uygun koşullarda erişmesine olanak tanıyan yaptırım muafiyetleri uyguluyor.
Beyaz Saray bazı ABD merkezli şirketlerin ülkeyle ticaret yapmasına onay verse de ihracat gelirleri ABD Hazinesindeki bir hesapta tutuluyor ve Caracas’a yapılacak aktarımların miktarını ABD’li yetkililer belirliyor.
Trump yönetimi son olarak 60A sayılı Genel Lisansı yayımladı.
Düzenleme, Venezuela’da 24 Haziran’da meydana gelen çifte depremin yol açtığı hasarın giderilmesine yönelik insani yardım işlemlerine 21 Nisan 2027 tarihine kadar izin veriyor.
Amerika
ABD’den eski Küba lideri Raúl Castro için yakalama kararı

Florida Başsavcılığı, 1996 yılında dört kişinin öldüğü uçak saldırısını gerekçe göstererek 95 yaşındaki Raúl Castro hakkında yakalama kararı çıkardı. Havana yönetimi hava sahası ihlali tezini savunurken uluslararası kuruluşlar Küba’yı suçluyor; Devlet Başkanı Díaz-Canel ise kararı siyasi bir manevra olarak niteliyor.
Florida Başsavcısı James Uthmeier, Küba’nın 2006 ile 2021 yılları arasındaki fiili lideri olan 95 yaşındaki Raúl Castro hakkında yeni bir yakalama kararı çıkarıldığını duyurdu.
Küba Komünist Partisi eski genel sekreteri ve Devlet Konseyi eski başkanı, 30 yıl önce üç ABD vatandaşı ile bir ABD daimi ikametgah sahibinin öldürülmesiyle suçlanıyor.
CBS News kanalının haberine göre suçlama, 24 Şubat 1996 tarihinde Florida Boğazı üzerinde yaşanan olaya dayanıyor. O tarihte Küba Hava Kuvvetlerinin, insani yardım girişimi Brothers to the Rescue bünyesindeki iki sivil uçağı düşürdüğü iddia edilmişti.
Söz konusu uçaklarda Carlos Costa, Armando Alejandre, Mario de la Peña ve Pablo Morales hayatını kaybetti. ABD’deki Kübalı göçmenlerden oluşan aktivistler, derme çatma sallarla denize açılarak hayatları pahasına ABD’ye kaçmaya çalışan yurttaşlarını kurtarma çalışmaları yürütüyordu.
Brothers to the Rescue grubuna ait bir başka uçak ise saldırıdan kurtulmayı başardı. Uçaktaki ekip, arkadaşlarının uluslararası sularda hayatını kaybettiğine tanıklık etti.
Havana hava sahası ihlali iddiasına uluslararası kuruluşlar karşı çıktı
Havana yönetimi, askeri güçlerinin Küba hava sahası içinde hareket ettiğini ileri sürdü.
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ile Amerikan Devletleri Örgütü ise Brothers to the Rescue tarafını destekleyerek Küba yönetimini uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı.
Olayın yaşandığı tarihte ağabeyi Fidel Castro hükümetinde savunma bakanı olarak görev yapan Raúl Castro, eleştirmenler tarafından 24 Şubat 1996 operasyonunun doğrudan sorumlusu olarak görülüyor.
Castro, aynı yıl ağır hasta olan ağabeyinden adanın fiili yönetimini devraldı.
ABD makamları, Mayıs 2026’da Küba’nın eski lideri hakkında Amerikan vatandaşlarını öldürmek amacıyla komplo kurma suçlamasıyla resmi iddianame hazırladı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, suçlamayı hiçbir hukuki temeli olmayan siyasi bir manevra olarak nitelendirdi.
Donald Trump yönetimi, 3 Ocak 2026 tarihinde bir başka Latin Amerika ülkesinin liderini yerel yakalama kararına dayanarak ABD’ye getirerek bir emsal oluşturmuştu.
Uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla aranan Venezuela eski Devlet Başkanı Nicolás Maduro, eşiyle birlikte kendi konutundan kaçırılarak ABD’ye götürülmüştü.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Görüş2 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Asya2 hafta önceJaponya Başbakanı Takaichi piyasaları harcama gündemi konusunda yatıştırmaya çalışıyor
Asya2 hafta önceÇin’de bankacılık reformu: 2025’te 670’ten fazla banka kapatıldı
Asya2 hafta önceAvustralya muhalefeti, ülke tarihindeki “en büyük göçmenlik kesintisini” vaat etti
Asya2 hafta önceHindistan’da 130 milyon seçmen kaydı silindi: Protestolar büyüyor
Asya2 hafta önceİmran Han’ın binlerce destekçisi Pakistan’ın başkentine yürüyüşe başladı








