Avrupa
Beyaz Saray NATO müttefiklerini ‘sadakat’ listesine ayırıyor
ABD yönetiminin, NATO müttefiklerini İran ile yürütülen savaşa verdikleri askeri destek ve savunma harcamaları kriterlerine göre sınıflandıran kapsamlı bir “sadakat listesi” hazırladığı bildirildi. Politico’nun haberine göre Beyaz Saray, operasyonlara katılımı reddeden müttefiklerin askeri ve diplomatik sonuçlarla karşılaşabileceği uyarısında bulunurken, ittifak içinde “ödül ve ceza” mekanizmasına dayalı yeni bir dönem stratejisi geliştiriliyor.
ABD yönetiminin, İran ile devam eden savaş süresince NATO müttefiklerini “sadakat” ve “savunma harcamaları” üzerinden kategorize eden bir “uslu ve yaramazlar listesi” oluşturduğu bildirildi.
Politico’nun 22 Nisan tarihinde yayımladığı habere göre, ABD’li yetkililer, müttefik ülkeleri ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü askeri faaliyetlere sağladıkları katkı oranına göre sıralayan ve diplomatik çevrelerde “uslu-yaramaz listesi” olarak adlandırılan bir çalışma yürütüyor.
Avrupalı diplomatlar ve ilgili görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan bir ABD savunma yetkilisi, söz konusu önerinin NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin bu ay Washington’a gerçekleştireceği ziyaret öncesinde olgunlaştırıldığını aktardı.
Hazırlanan plan, üye ülkelerin farklı kategorilere ayrılmasını ve İran’a yönelik askeri operasyonlara iştirak etmeyi geri çeviren başkentler için muhtemel sonuçların belirlenmesini öngörüyor.
İran operasyonlarına destek konusu ayrışma yaratıyor
Süreci değerlendiren yetkililer, bu girişimi müttefikleri “uslu” ve “yaramaz” şeklinde tasnif eden bir çerçeve olarak tanımlıyor. Bu terminolojinin, Savaş Bakanı Pete Hegseth’in daha önce kullandığı söylemle paralellik gösterdiği ifade ediliyor.
Hegseth, benzer bir yaklaşımı ilk kez aralık ayında gündeme getirerek, “İsrail, Güney Kore, Polonya, giderek artan bir oranda Almanya, Baltık ülkeleri ve diğerleri gibi sorumluluk üstlenen örnek müttefiklerin özel desteğimizi göreceğini” belirtmişti.
Hegseth ayrıca, “Kolektif savunma noktasında üzerine düşeni yapmayan müttefiklerin ise bunun sonuçlarıyla yüzleşeceğini” kaydetmişti.
Beyaz Saray’ın kademeli sıralama planının, bazı müttefik devletlerin “Destansı Öfke” adı verilen operasyona katılmayı reddetmesine bir tepki olarak tasarlandığı bildiriliyor.
Konuya ilişkin açıklama yapan Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, ABD askerlerine ev sahipliği yapan bazı ülkelerin “gerektiği anlarda ABD’nin yanında durmadığını” vurguladı. Kelly, “ABD’nin bu durumu unutmayacağını” ifade ederek müttefiklere yönelik uyarıda bulundu.
Washington’ın talepleri müttefikler arasında mesafe açıyor
NATO bünyesinde, Washington’ın taleplerine uyum sağlayan ülkeler ile bu çizgiden sapanlar arasında belirgin bir ayrışma yaşanıyor.
İspanya, Fransa ve Birleşik Krallık ile birlikte askeri destek taleplerini reddettiği ya da bu taleplere yanıt vermekte geciktiği gerekçesiyle “yaramaz” kategorisinde değerlendiriliyor.
Buna mukabil Almanya, Polonya ve Romanya’nın, ABD operasyonlarına verdikleri destek ve Amerikan güçlerine sağladıkları ev sahipliği nedeniyle avantajlı konuma gelmesi bekleniyor.
Varşova yönetiminin askeri sevkiyatların mali yükünün büyük kısmını üstlendiği, Bükreş’in ise üs erişim imkanlarını genişlettiği bildiriliyor.
Bulgaristan’ın da operasyon süresince lojistik destek sağladığı kaydediliyor. Baltık ülkeleri ise savunma harcamalarını ABD’nin belirlediği hedeflerle uyumlu şekilde yüksek tutmaları sebebiyle “örnek müttefikler” arasında yer alıyor.
Bu önerinin hayata geçirilmesi durumunda Washington’ın; asker konuşlandırma faaliyetlerini, ortak askeri tatbikatları ve silah satışlarını daha uyumlu hareket eden ülkelere kanalize etmesi bekleniyor. Bu durumun, ittifak içindeki işbirliği zeminini siyasi uyuma endeksli bir ödül mekanizmasına dönüştürebileceği ifade ediliyor.
Buna karşın diplomatlar, söz konusu cezalandırıcı adımların uygulamadaki karşılığına dair ciddi belirsizliklerin sürdüğünü vurguluyor.
Bir Avrupalı yetkili, ABD’nin “kötü müttefik” olarak tanımladığı ülkelere yönelik ne tür yaptırımlar uygulayacağına dair “somut fikirlerin” henüz oluşmadığını belirtti.
Aynı yetkili, askerlerin daha uyumlu görülen ülkelere kaydırılması gibi hamlelerin, nihayetinde ABD’nin kendi stratejik çıkarlarına da zarar vererek ters tepebileceği uyarısında bulundu.
Gelişmeler ABD siyasetinde de yankı bulurken, Senatör Roger Wicker, ittifaklara “alaycı” bir perspektifle yaklaşmanın bu ortaklıkların stratejik değerini zayıflattığını ifade etti.
Eski hükümet yetkilileri ise, Washington’ın müttefikleriyle yaşadığı derinleşen kopuşu yönetme kabiliyetini sorguluyor.
Özellikle NATO müttefiklerine yönelik artan baskılar ve Grönland’ın ilhak edilmesine yönelik tekrarlanan çağrıların ardından, ittifakın geleceğine dair soruların daha kritik bir hal aldığı vurgulanıyor.