Amerika
Biden, Arap-Amerikan seçmenleri kaybedebilir

ABD Başkanı Joe Biden’ın önemli bir bağışçısı, Gazze savaşının yarattığı “felaketin” yeniden seçilme şansını tehlikeye attığı uyarısında bulunarak başkana İsrail’e silah sevkiyatını durdurması çağrısında bulundu.
Salı günü Boston’da ev sahipliğini yapacağı bir bağış kampanyasında 2,5 milyon dolar toplamayı bekleyen George Krupp, Biden’ı İsrail’e silah sevkiyatını askıya alarak konuyu “masadan kaldırmaya” çağırdı.
Financial Times’a konuşan Krupp, “Bence bu İsrail meselesi onun için bir felaket oldu. Biden’ın hem insani hem de siyasi nedenlerle silah sevkiyatını askıya alması gerektiğini kesinlikle düşünüyorum,” dedi.
Kilit eyaletlerde Biden’a tepkiler var
Başkanın savaş konusundaki tutumu Demokratları böldü. Başkan, 7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonuna karşılık olarak “İsrail’in kendini savunma hakkını” güçlü bir şekilde destekledi.
Fakat Biden’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetini “dizginleyememesi” parti içinde giderek artan bir eleştiri konusu oldu.
Büyük bir Arap-Amerikan topluluğuna sahip olan Michigan’da 100.000’den fazla Demokrat (ya da toplam oyların yüzde 13’ü) Biden’ın tutumu nedeniyle 15 Mart’taki Demokrat başkanlık önseçiminde “bağlılıktan uzak” oy kullandı.
Mart ayında onlarca bağışçı ve aktivistle birlikte “Gazze’deki kriz” konusundaki endişelerini dile getiren bir mektuba imza atan Krupp, FT’ye verdiği demeçte Biden’ın savaş konusundaki “ikircikli” tutumunun yeniden seçilme kampanyasına zarar verdiğini söyledi. Bağışçı, Başkanın “İsrail’i Gazze’den çıkaracak ve iki devletli çözüme giden yolu gösterecek” net bir “doktrine” ihtiyacı olduğunu da sözlerine ekledi.
“Bence seçim bugün yapılsa, Başkan kaybeder”
Krupp’un yorumları Demokrat “mega bağışçı” Haim Saban’ın Biden’ın İsrail’e ağır silah sevkiyatını durdurma kararını eleştirmesinin ardından geldi.
Saban geçen hafta Beyaz Saray üst düzey yetkililerine gönderdiği bir e-postada “Kötü, kötü, kötü, her düzeyde kötü bir karar, lütfen yeniden düşünün,” diye yazdı. Saban, Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi ve diğer sivil haklar grupları tarafından eleştirilen yorumlarında, “İsrail’i önemseyen Yahudi seçmenlerin sayısı, Hamas’ı önemseyen Müslüman seçmenlerin sayısından daha fazladır,” dedi.
Çoğunlukla Demokratlara oy veren Arap ve Müslüman toplulukların bu seçimlerde tercih değiştirebileceği düşünülüyor. Kamuoyu yoklamaları Trump’ın kazanacağını gösterirken, Krupp ve pek çok Demokrat Gazze savaşının da dengeyi Başkanın aleyhine değiştirebileceğinden korkuyor.
Krupp, “Bence seçim bugün yapılsa, kaybederdi,” diyor.
Trump, Arap ve Müslüman Amerikalıları saflarına çekiyor
Nitekim Washington Post’tan Josh Rogin’in haberine göre, Müslüman Amerikalılar ve Arap Amerikalılar arasında, Başkan Biden’ın Gazze savaşına ve genel olarak Ortadoğu’ya yaklaşımına yönelik öfke aylardır artıyor ve kasım ayındaki beklentileri için olası bir tehdit oluşturuyor.
New York Times-Siena College’ın geçen hafta yayınladığı bir ankete göre Donald Trump, beş kilit eyaletteki Arap ve Müslüman seçmenler arasında 57-25 Biden’ın önünde görünüyor. 2020’de oy kullanacağını söyleyenler ise o dönemde Biden’ı 56-35 desteklediklerini bildirmişti.
Bir sandık çıkış anketine göre Michigan’daki Müslümanların yüzde 94’ü Şubat ayındaki Demokrat önseçiminde “bağlılık göstermedi.”
Şimdi, seçim yaklaşırken, bazı Arap Amerikalı bağışçılar ve aktivistler sadece yarış dışı kalmayı değil, Trump’ın seçilmesi için çalışmayı da düşünüyorlar.
Habere göre bu hafta Michigan’da yapılacak özel bir toplantıda Trump’ın temsilcileri onları da yanlarına çekmek için ellerinden geleni yapacaklar.
Trump’ın bağış gecesinde buluşacaklar
Salı günü, ülkenin dört bir yanından bir grup Arap Amerikalı bağışçı ve aktivist, Trump’ın eski Almanya Büyükelçisi Richard Grenell’in girişimiyle Oakland Hills, Michigan’da özel bir akşam yemeği için bir araya gelmeyi planlıyor.
Yorum yapmayı reddeden Grenell, Trump kampanyasının resmi bir üyesi değil fakat Trump son zamanlarda kendisinden “elçim” diye söz ediyor ve kasım ayında Trump’ın kazanması halinde üst düzey bir ulusal güvenlik pozisyonu için aday olarak görülüyor.
Donald Trumo’ın kızı Tiffany Trump’ın eşi Michael Boulos ve Lübnanlı bir iş adamı olan babası Massad Boulos da yemeğe katılacak. Yemek, Trump’ın ortakları tarafından savaşın yaşandığı birçok eyalette Arap Amerikalı liderlerle düzenlenen yemeklerden biri.
Rogin’in aktardığına göre, toplantının düzenlenmesine yardımcı olması ve ev sahipliği yapması için Suriyeli Amerikalı bir toplum lideri ve çeşitli Müslüman savunuculuk kuruluşlarına bağışta bulunan Michiganlı doktor Yahya Basha ile temas kuruldu. Yıllar boyunca hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yönetimlerle bağlarını geliştirmiş olan Basha 2024 adayını henüz seçmediğini söyledi.
Basha en çok Biden yönetiminin Suriye’ye yaptırım uygulama konusundaki politikalarını eleştiriyor. Diğer davetlilerin de Biden’ın Ortadoğu politikalarına, özellikle de Gazze ve İran’a ilişkin kendi şikâyetleri var.
Fakat Rogin’in belirttiğine göre konuştuğu herkes, 2020’de başkanlığa aday olurken kendilerine vaatlerde bulunan Biden tarafından “ihanete uğramış ve ihmal edilmiş” hissettiklerini söyledi.
Michigan’da yapılacak toplantıya davet edilen dört kişi ise Post muhabirine, Trump’ın seçilmesine yardım etmeye zaten kararlı olduklarını ve kampanya ile bağlarını güçlendirmek istediklerini söyledi.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak











