Diplomasi
BM borç batağında
Birleşmiş Milletler, temel finansmanının yaklaşık yüzde 42’sini karşılayan en büyük iki donörü ABD ve Çin’in ödemelerini geciktirmesi nedeniyle finansal çöküş tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Genel Sekreter Antonio Guterres, teşkilatın ağustos ortası itibarıyla tamamen parasız kalma riskinin “son derece gerçek” olduğunu belirterek bir “iflas yarışına” girildiği uyarısında bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM), bütçe finansmanının yaklaşık yüzde 42’sini sağlayan en büyük iki donörü ABD ve Çin’in üyelik aidatlarını geciktirmesi nedeniyle finansal çöküş tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, Washington yönetimi kuruma 4 milyar dolardan fazla borçlanırken, verimsiz harcamalarla mücadele gerekçesiyle Dünya Sağlık Örgütü de dahil olmak üzere bir dizi programdaki payını azalttı.
Pekin yönetimi ise yakın zamanda 850 milyon dolar yatırmış olmasına rağmen hala 455 milyon dolar borçlu bulunuyor.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, teşkilatın fiilen bir “iflas yarışına” girdiğini ve ağustos ortasına kadar kaynaklarının tamamen tükenebileceğini bildirdi.
Guterres, bu ihtimalin “son derece gerçek” olduğunu ifade etti. Çin tarafı yükümlülüklerini yerine getirme niyetinde olduğunu beyan ederken, ABD ise gelecekteki finansmanı harcamaların azaltılması, personel sayısının düşürülmesi ve maliyetlerin kısılması gibi kapsamlı reform şartlarına bağlıyor.
Akut kaynak sıkıntısı çeken BM, şimdiden benzeri görülmemiş tasarruf tedbirlerine başvurdu. Bu kapsamda bazı ofisler kapatıldı, sekreterlik bünyesindeki yaklaşık 3 bin kadro lağvedildi, mütercim tercümanların çalışma saatleri sınırlandırıldı ve barış gücü misyonlarının bütçeleri kısıldı.
Teşkilat, Demokratik Kongo Cumhuriyeti de dahil olmak üzere birçok bölgeden askeri unsurlarının çekilmesini hızlandırırken, “mavi miğferli” operasyonlara asker veren Nepal ve Bangladeş gibi ülkelere yapılması gereken ödemeleri de geciktiriyor.
Mali zorluklar, BM’nin kendi yapısal özelliklerinden kaynaklanan engellerle daha da karmaşık hale geliyor. Teşkilat dışarıdan borç para alamıyor ve yönetim, giderlerin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan personel maaşlarında kesintiye gitme konusunda sınırlı yetkilere sahip bulunuyor.
Buna karşın, 193 üye devlet sayıları yaklaşık 40 bine ulaşan program ve yetki alanlarını daraltmak yerine genellikle daha da genişletmeyi tercih ediyor.
Mevcut finansman sistemi de bütçe üzerindeki baskıyı artırıyor. Üye ülkelerin katkı payları ekonomilerinin büyüklüğüne göre hesaplanırken, ABD’nin payı yüzde 22 ile sınırlandırılıyor; Çin’in payı ise son yıllarda artarak yüzde 20’nin üzerine çıkmış durumda bulunuyor.
Ayrıca, bütçede kullanılmayan fonların, ödemelerini tamamlamamış olsalar bile üye devletlere iade edilmesini öngören kurallar, Guterres’in ifadesiyle “Kafkaesk bir döngü” yaratıyor.
Washington yetkilileri çok taraflı işbirliğinden vazgeçmediklerini vurgularken, kurumdan daha fazla etkinlik talep ediyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı Temsilcisi Michael G. Desombre, BM Güvenlik Konseyinde yaptığı açıklamada, konunun “verimsizlik ve boş sözler yerine netlik ile sonuçlara öncelik verilmesi” olduğunu ifade etti.
Haberde, ABD’nin insani yardım programlarının en büyük donörü olmayı sürdürdüğü ancak yardım hacimlerinde gözle görülür bir düşüş yaşandığı kaydedildi.
BM bünyesindeki bu finansal sıkıntıların ortasında, İngiltere, Almanya, İsveç ve Hollanda’nın da aralarında bulunduğu diğer donör ülkelerin de kuruma sağladıkları fonları azalttığı bildirildi.