Diplomasi
BRICS Zirvesi’nde Xi ve Modi bir araya gelecek mi?
BRICS zirvesinin, Çin liderini yedi yıl aradan sonra ilk kez Hindistan’a getirmesi bekleniyor. Ziyaret, ikili ilişkileri yeniden rayına oturtmayı amaçlayan ihtiyatlı diplomasi sürecinin ardından gerçekleşecek. Toplam nüfusu 2,8 milyarı bulan bu iki ülke ilişkisi bölge ve dünya için kritik önemde.
Xi Jinping’in bu hafta sonu Yeni Delhi’yi ziyaret etmesi, Çin ile Hindistan arasında 2020’de yaşanan ve can kayıplarına yol açan sınır çatışmalarından bu yana ilk ziyaret olacak. Aynı zamanda bu ziyaret, dünyanın en kalabalık iki ülkesi arasındaki ilişkileri yumuşatmak için yıllardır sürdürülen dikkatli diplomasinin de doruk noktası niteliğinde.
İki komşu ülke onlarca yıldır karşı karşıya geliyor. Ancak her ikisinin de küresel ekonomi açısından giderek daha önemli hale gelmesi, ikili ilişkilerin taşıdığı riskleri ve önemi artırdı. Himalayalar’da yaşanan çatışmaların ardından ilişkiler en düşük seviyesine geriledi. Çatışmalarda en az 20 Hint askeri ile sayısı açıklanmayan Çinli asker hayatını kaybetti, onlarca kişi de yaralandı. Siyasi diyalog aksadı, temaslar büyük ölçüde azaldı, ticaret ve yatırımlar geriledi.
O tarihten bu yana Xi ve Modi, Rusya’dan Kırgızistan’a, geçen yıl da Çin’de düzenlenen bölgesel forumlarda ihtiyatlı bir yakınlaşma süreci yürüttü. Ancak Xi’nin yaklaşan BRICS zirvesi için Yeni Delhi’ye yapacağı ziyaret, yedi yıl aradan sonra Hindistan’a gerçekleştireceği ilk seyahat olacak. ABD’nin İran’la çatışmaya saplandığı bir dönemde ziyaret, iki ülkenin anlaşmazlıklarını bir kenara bırakma ve küresel ölçekte daha güçlü bir rol üstlenme çabalarının vitrini niteliğinde görülüyor.
Financial Times’a konuşan Crisis Group’un kıdemli analisti Praveen Donthi, “İkili ilişkilerdeki yapısal farklılıklar ve stratejik güven açığı ciddi boyutlarda. Dolayısıyla BRICS gibi çok taraflı forumlar bu zorlukların yönetilebilmesi için bir platform sağlıyor” dedi.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile Modi’nin danışmanları, özellikle üst düzey güvenlik yetkilisi Ajit Doval ve Dışişleri Bakanı S. Jaishankar’ın öncülüğünde iki taraf ilişkileri yavaş yavaş yeniden ısıtmaya başladı.
Bu yıl iki ülkenin üst düzey ticaret müzakerecileri 2019’dan bu yana ilk kez ikili görüşme yaptı. Kısa süre sonra Yeni Delhi, iki büyük devlet şirketine Çin’den kritik parçalar satın alma izni vererek 2020’de getirilen kısıtlamaları kaldırdı.
Çin gümrük verilerine göre Çin ile Hindistan arasındaki ikili ticaret geçen yıl yüzde 12,4 artarak 155 milyar dolarlık rekor seviyeye çıktı. Bu rakam, 10 yıl önce kaydedilen 71,6 milyar doların iki katından fazla. Bu yılın ilk yedi ayında ise ikili ticaret, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 23 daha arttı.
Yatırım akışları da yeniden hızlanıyor. Son 18 ayda teknoloji ve enerji sektörlerindeki Çinli şirketler, Hindistan’daki fırsatları daha yoğun biçimde araştırmaya başladı. Bunlar arasında temiz teknoloji geliştiricisi Envision, Geely destekli motor tedarikçisi Horse Powertrain ve batarya üreticisi CosMX bulunuyor.
Modi yönetimi mart ayında güneş enerjisi ve elektronik sektörlerinde Çin yatırımlarına yönelik incelemeleri gevşetme yönünde adım attı. Yabancı yatırım kurallarında gündemde olan sınırlı bir değişiklikle Çinli şirketlerin, Hint şirketlerinde kontrol sağlamayan yüzde 10’a kadar hisseleri otomatik onayla satın alabilmesinin önü açılacak.
İki ülke 2024’te, 2020’deki çatışmaların ardından askıya alınan 3 bin 500 kilometrelik sınır hattındaki devriyelere yeniden başlanması konusunda anlaşmaya vardı. Geçen yıl, 2020’den bu yana ilk kez doğrudan uçuşlar da yeniden başlatıldı. Bu yıl ise Himalayalar’daki üç sınır kapısında ticaret yeniden açıldı ve Tibet’teki kutsal bölgelere yönelik Hindu ve Budist hac ziyaretleri ortaklaşa düzenlendi.
Hindistan’ın eski G20 temsilcisi Amitabh Kant, “İlişkilerde bir çözülme başladı ancak bir ülkeye güveninizi kaybettiğinizde işleri yeniden yoluna koymak uzun zaman alır” dedi. Kant, “Şimdi bu düzeltme süreci yaşanıyor, çünkü Başbakan Modi Çin konusunda önemli miktarda siyasi sermaye harcadı” ifadelerini kullandı.
Hong Kong Üniversitesi Çağdaş Çin ve Dünya Merkezi araştırmacısı Brian Wong da ilişkilerde kesinlikle “açık ve olumlu işaretler” bulunduğunu söyledi.
Yumuşama süreci aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemindeki çalkantılı dış politikasıyla da örtüştü. Trump’ın politikaları, ABD’nin birçok ülkeyle ve özellikle Washington’la daha yakın ilişkiler kurmaya çalışan Hindistan’la bağlarını yıprattı.
Uzmanlara göre Pekin, Hindistan’ı Amerikan etkisinden daha fazla uzaklaştırabileceğini umuyor. Aynı zamanda Çin’in yavaşlayan ekonomisi açısından Hindistan, Çinli şirketlere büyük ve potansiyel bir pazar sunuyor.
Washington merkezli düşünce kuruluşu Stimson Center’ın Çin Programı Direktörü Yun Sun, Çin’in Hindistan’ı Trump’ın politikaları nedeniyle bir “uyum ve yeniden ayarlama döneminden” geçen ülke olarak gördüğünü söyledi. Buna göre Pekin’in yakınlaşma girişimleri ve ilişkileri iyileştirmeye yönelik adımları, Yeni Delhi’yi Çin’e daha fazla yaklaştırmayı amaçlıyor.
Sun, “Çin, Hindistan’ın stratejik tercihini şekillendirmek istiyor. Çin’i tehdit olarak görmeyen bir Hindistan istiyor. Aynı zamanda Hindistan’ın, Çin nedeniyle otomatik olarak ABD’nin yanında yer almamasını istiyor” dedi.
Çin devlet medyasında, Pekin’de yapılan son Hindistan-Çin görüşmelerinin ardından yayımlanan bir görüş yazısında People’s Daily yorumcusu Ding Gang, iki tarafın da “ABD etkisinin ilişkilerini şekillendirdiğinin, sürekli var olan ancak açıkça dile getirilmeyen bir unsur olduğunun farkına vardığını” yazdı. Ancak Ding, bunun artık değiştiğini savundu.
Ding, “Yıllar önce bu diyaloğun üzerinde bu kadar belirgin biçimde duran ABD’nin gölgesi artık giderek silikleşiyor. Bunun nedeni tarafların diplomatik çabaları değil, uluslararası düzenin kendisinde yaşanan daha derin bir yeniden yapılanma” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte Hindistan’da, özellikle bilişim teknolojileri gibi hassas sektörlerde Çin’in katılımına karşı direnç sürüyor.
Pekin ise Hindistan’ın alternatif bir ihracata dayalı üretim merkezi haline gelmesine temkinli yaklaşıyor. Hindistan, örneğin Apple’ı ülkede iPhone üretmeye teşvik ederek ve yarı iletkenleri kendi topraklarında tasarlayıp üretmeye çalışarak Çin’le rekabet edebilmek amacıyla yerli üretimini güçlendirme hedefinden geri adım atmıyor.
Pekin, Wang’ın bir yıl önceki ziyareti sırasında Yeni Delhi’nin taleplerini ele alma konusunda mutabık kalmış olsa da konu hakkında bilgi sahibi diplomatlara göre Hint şirketleri, nadir toprak elementlerinden üretilen mıknatısların ve sanayi makinelerinin sevkiyatına izin veren Çin lisanslarını almakta hâlâ zorlanıyor.
Lowy Institute düşünce kuruluşu için yazan Hint dış politika uzmanı Sanchari Ghosh ise 2020’deki çatışmaların Yeni Delhi’nin Çin’e bakışını köklü biçimde değiştirdiğini savundu.
Ghosh, “Hindistan rekabetçi bir arada yaşama biçimini benimsiyor gibi görünüyor” dedi ve şöyle devam etti:
“Çin’i uzun vadeli bir rakip olarak kabul ederken, rekabetin kalıcı bir cepheleşmeye dönüşmesini engelleyecek düzeyde angajmanı da sürdürmeye çalışıyor.”