Avrupa
Britanya’da “Çin casusu” gerilimi büyüyor
İngiliz hükümetinin “Çin casusu” davasını kapattığı iddialarının ardından başlayan gerilim artarak sürüyor.
Son olarak iç istihbarat örgütü MI5 başkanı Ken McCallum, Çin casusluk davasının düşmesinden dolayı hayal kırıklığına uğradığını belirterek, Pekin’in Birleşik Krallık için “her gün” bir tehdit oluşturduğunu ileri sürdü.
McCallum, Güvenlik Servisi’nin mahkumiyetlerin mümkün olması için “çok sıkı” çalıştığını, “bu yüzden mahkumiyetlerin gerçekleşmemesi hayal kırıklığı yarattığını” söyledi.
Casusluk davasının düşürülmesi konusundaki tartışmaların şiddetlenmesiyle Başbakan Keir Starmer, İşçi Partisi manifestosundaki bir cümlenin nasıl kilit bir tanık ifadesine girdiğine dair sorularla karşı karşıya kaldı.
Çarşamba gecesi, hükümet Matthew Collins’in casusluk davasındaki ifadesinin iki yıl içinde nasıl değiştiğini ortaya koyan üç tanık ifadesini yayınladı.
Collins’in son açıklaması, Birleşik Krallık’ın “mümkün olduğunda işbirliği yapmak, gerektiğinde rekabet etmek ve zorunlu olduğunda meydan okumak” istediğine atıfta bulunarak sona erdi. Bu ifade, 2024 İşçi Partisi manifestosundan kelimesi kelimesine alınmıştı.
Hükümeti Pekin’e yaranmak için davayı baltalamakla suçlayan Muhafazakârlar, İşçi Partisi’nin Çin politikasının belgeye eklenmesinin siyasi müdahalenin kanıtı olduğuna inanıyor.
Çin casusluk davasında ifade veren Collins, Çin’in bir tehdit olduğunu kanıtlaması istenmesine rağmen, Birleşik Krallık’ın Pekin ile “olumlu ilişkiler” kurmaya kararlı olduğunu söyledi.
Starmer, ulusal güvenlik danışmanı Jonathan Powell ve Powell’ın yardımcısı Matthew Collins, savcıların davanın düşmesinden sorumlu tuttuğu tanık ifadesini yazan kişiler, iki parlamento komitesinin skandal hakkında soruşturma başlattığını açıklamasının ardından, kamuoyuna ifade vermek zorunda kalabilirler.
Savcılık müdürü Stephen Parkinson da, Kraliyet Savcılık Servisi’nin davayı neden düşürdüğü konusunda sorulara maruz kalıyor. Parkinson, bu kararın, Çin’in İngiltere için bir tehdit oluşturduğuna dair yeterli kanıt bulunmaması nedeniyle alındığını söyledi.
MI5 şefi, Collins’in yazdığı üç tanık ifadesinin, gizli bilgileri Pekin’e sızdırmakla suçlanan eski parlamento yardımcıları Christopher Cash ve Christopher Berry’nin davasında yayınlanmasının ertesi günü, nadir görülen bir şekilde hükümet işlerine müdahale etti.
McCallum, Collins’i “yüksek dürüstlüğe sahip ve önemli niteliklere sahip bir profesyonel” olarak tanımlayarak, “Ulusal güvenliği tehdit eden faaliyetleri kovuşturma fırsatları, herhangi bir nedenle de olsa, sonuçlandırılmadığında elbette hayal kırıklığına uğruyorum,” dedi.
MI5 genel müdürü olarak yıllık konuşmasını yapan casus şefi, “Herkesi, bunun Birleşik Krallık’ın ulusal güvenliği açısından ciddi bir aksaklık olduğu gerçeğini gözden kaçırmamaya davet ediyorum,” diye ekledi.
Çin’in ulusal güvenlik tehdidi oluşturup oluşturmadığı sorulduğunda, “Çinli devlet aktörleri Birleşik Krallık’ın ulusal güvenliği için tehdit oluşturuyor mu? Cevap elbette evet, her gün oluşturuyorlar,” yanıtını verdi.
MI5 şefi ayrıca, güvenlik servisinin geçen hafta Çin’den gelen bir tehdidi engellediğini de açıkladı.
Londra’daki Çin büyükelçiliği, diplomatik krizle ilgili ilk yorumunda bu iddiaları “tamamen uydurma ve kötü niyetli iftira” olarak nitelendirerek misilleme yaptı.
Büyükelçilik sözcüsü, “Çin hiçbir zaman diğer ülkelerin iç işlerine karışmaz ve her zaman açık ve dürüst bir şekilde hareket eder. Çin atasözünde de söylendiği gibi, ‘Üstün insan kendinden emin ve rahattır, aşağılık insan ise her zaman endişelidir.’ Bazı İngiliz politikacıların Çin’i karalamaya yönelik girişimleri başarısızlığa mahkumdur,” dedi.
Muhalefet lideri Kemi Badenoch, hükümetin Kraliyet Savcılık Servisine (CPS) davayı kovuşturmak için gerekli olan bilgileri vermek yerine, “Çin’in ne kadar harika olduğu hakkında güzel bir açıklama” yaptığını söyledi ve “Bu utanç verici bir durum,” dedi.
Muhafazakârlar iktidardayken 2023 yılında ana tanık ifadesini yazan Collins’ten, CPS, daha önce yaptığı bazı açıklamaları “güçlendirmek” için iki tanık ifadesi daha yapmasını istedi.
Fakat gölge içişleri bakanı Chris Philp, İşçi Partisi’nin iktidara gelmesinden sonra Collins’in yaptığı iki ifadeyi, ilk ifadesine göre “daha zayıf” bulduğunu belirtti.
Öte yandan Prens Andrew’un, casusluk davasının merkezinde yer alan üst düzey bir Çin Komünist Partisi yetkilisiyle en az üç kez görüştüğü ortaya çıktı.
York Dükü, 2018 ve 2019 yılları arasında Cai Qi ile görüşmüş ki bu tarihler, Christopher Cash ve Christopher Berry’nin casus olarak işe alındığı iddia edilen dönemle örtüşüyor.
Cai’nin, Berry’nin parlamento araştırmacısı Cash aracılığıyla gönderdiği iddia edilen bilgileri aldığı düşünülüyordu.
Cai Mayıs 2018’de bir heyetin başında York Dükü, o dönem İşçi Partisi lideri olan Jeremy Corbyn ve İskoçya’nın o dönemki başbakanı Nicola Sturgeon gibi İngiliz yetkililerle görüştü.
Ertesi ay Andrew, Çin’e gitti ve Cai ve Başkan Xi ile görüştü. Çin devlet medyasına göre, ziyaret sırasında diğer üst düzey ÇKP üyelerine, İngiltere’nin Çin ile teknolojik işbirliğini güçlendirmek istediğini söyledi.
Çin’in resmi hükümet web sitesine göre, dük ve Cai, Nisan 2019’da üçüncü kez bir araya geldiler ve Çin-İngiltere ilişkilerinde “altın bir dönem” inşa etmek için anlaştılar.
Cai’nin Andrew’un çalışmalarını övdüğü ve “Pitch@Palace” girişiminin “dünya çapında yaklaşık 2.000 girişimcilik projesini desteklediğini ve etkisinin giderek arttığını” iddia ettiği belirtiliyor.