Görüş

Britanya’nın bitmek bilmez göç sorunu

Yayınlanma

Doç. Dr. Dilek YİĞİT

Britanya’da geçtiğimiz yıl Temmuz ayında genel seçimleri kazanarak on dört yıllık Muhafazakâr Parti iktidarına son veren İşçi Partisi’nin iktidarında bir türlü sular durulmuyor. Britanya’dan isyan, gösteri, protesto haberleri geliyor. Bu durumun nedeninin İşçi Partisi’nin seçim öncesi vaatleri ile iktidarındaki gerçekliklerin örtüşmemesi olduğu düşünülebilir. Zira İşçi Partisi seçim öncesinde ekonomik büyüme sözü vermişti; ama ekonomide gözlemlenebilen bir büyüme yok; işsiz sayısı seçimlerden bu yana artmaya devam ediyor; enflasyon da artıyor. Britanya dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında yer alsa da veriler hayat pahalılığının, yoksulluğun da artmakta olduğunu gösteriyor. İşçi Partisi seçim öncesi dış politikada müttefikler ile yakın ilişkiler ve yeni ortaklıklar kurma sözü vermişti; ama uluslararası konjonktür bu anlamda İşçi Partisi’nin hareket alanını sınırlıyor. İşçi Partisi hükümeti bir tarafta ABD Başkanı Trump’ın öngörülemez dış politikasını anlamaya, “ayak uydurmaya” çalışıyor; diğer tarafta üyeliğinden çekildiği Avrupa Birliği (AB) ile daha yakın ekonomik ilişkiler kurma çabasının istediği hızda ve ölçüde sonuç vermediğini görüyor. Filistin-İsrail sorunu ise Britanya için adeta bir iç siyasi mesele; Filistin-İsrail sorunu zaten Britanya’da tutumları itibarıyla partileri birbirlerinden ayıran değil, parti içinde siyasetçileri, hükümet içinde ise bakanları birbirlerinden ayrıştıran, farklı kutuplara yerleştiren bir mesele olagelmiştir.

Bu olumsuz tabloda İşçi Partisi hükümetine yönelik desteğin artmasını ya da aynen sürmesini beklemek iyimserlik olabilir ama anket sonuçlarının gösterdiği ölçüde düşmesi de oldukça şaşırtıcıdır. Zira İşçi Partisi iktidarda bir yılını yeni devirmiştir, iktidarın “yıpratıcılığı” için henüz çok erkendir; hükümetin elinde de tüm sorunları çözecek bir “sihirli değnek” bulunmamaktadır.  Buna rağmen Statista’nın[1] verilerine göre, İşçi Partisi’ne destek Ağustos 2025’de %21’e kadar gerilemiştir; siyasi parti liderlerine yönelik destek artarken Başbakan Keir Starmer’e yönelik desteğin de hızla azaldığı gözlemlenmektedir.

Tüm bunları sadece İşçi Partisi’nin uyguladığı politikalar ile seçim öncesi vaatlerini gerçekleştiremiyor olmasına mı bağlamalıyız? “Evet” ama bu yanıt yeterli değildir ve kısmen de olsa Britanya’nın asıl sorununun arka plana itilmesi riski taşımaktadır. Britanya’da Başbakana, hükümete, İşçi Partisi’ne desteğin azalmasına sebep olan pek çok faktörün arasında en belirgin olanı Britanya’nın göç sorunudur; ama göç sorunu sadece İşçi Partisi’ni etkileyen değil, ülkenin geleneksel iki partili sisteminin diğer ayağı Muhafazakâr Parti’yi de olumsuz etkileyen bir sorundur. Zira Muhafazakâr Parti seçimleri büyük ölçüde göç sorunu nedeniyle kaybetmiştir ve sorun devam ettikçe iktidara gelme ihtimali de düşük kalacaktır. Hatta oldukça ilginç olan, konu göç ise şu anda ana muhalefetteki Muhafazakâr Parti’ye duyulan “güvensizliğin”, İşçi Partisi’ne yönelik “güvensizlikten” daha büyük olmasıdır.

Statista’nın Eylül ayında yayınladığı ankete göre Britanyalıların %56’sı ülkenin en büyük sorununun göç olduğunu düşünmektedir; ekonomi diyenlerin oranı ise %46’dır. Hal böyle olunca siyasetin de merkezini göç meselesi oluşturmaktadır, bu duruma eleştirel yaklaşanlar “göç sorunu olmasaydı Britanya siyaseti neye benzerdi acaba? ” diye sormaktadır.

Britanya’nın en önemli sorununun göç olduğunun bir diğer kanıtı ise siyasetini göçmen karşıtlığı merkezinde yürüten Reform UK partisine desteğin ve “aşırı sağcı” olarak nitelendirilen Nigel Farage’ın popülaritesinin hızla artmasıdır ki, bu durum bugün seçim olsa seçimleri Reform UK’nin kazanma ihtimaline işaret etmektedir. [2] Yani Britanyalıların göçe tepkisi, ülke siyasetinin bu genç partisi için iktidarın kapısını aralamaktadır.

Konuya İşçi Partisi özelinde bakılırsa, günümüzde göç meselesinin İşçi Partisi’ne yönelik desteği olumsuz etkilemesinin başlıca iki nedeni olduğu belirtilebilir. Birincisi, her ne kadar İşçi Partisi iktidardan 14 yıl kadar uzak kalmış olsa da, ülkenin göç sorunu ile mücadele tarihinde Parti’nin “karnesi” iyi değildir ve Britanyalılar AB’nin son genişleme dalgasında İşçi Partisi hükümetinin izlediği politikayı unutmamıştır.  İkincisi ise İşçi Partisi’nin seçimleri kazandıktan sonra sorunu çözmede kararlı olduğu yönünde güçlü bir izlenim yaratamamasıdır.

Aslında Başbakan Keir Starmer’ın göç sorununu çözmeye yönelik adımları da yok değildir. Geçtiğimiz Mayıs ayında konuya dair “White Book” adı altında göçmenlerin, İngilizce dil seviyesi ve ülkede asgari ikamet süresi gibi Britanya vatandaşlığına başvurma koşullarını güçleştiren, yabancıların işe alımını zorlaştıran önlemler içeren önerilerini sunmuştur. Bu önlemlerin göç sorununu gidermede ne kadar etkili olacağı tartışılır ama göç karşıtı halkı yatıştıramamış olduğu da açıktır. Zira önlemlerin açıklanmasından sonra ülkenin çeşitli bölgelerinde göç karşıtı protestolar yaşanmıştır. Bu protestolarda 2024 yazında yaşananlara benzer şiddet olayları olmasa da, gözlemciler “yabancı karşıtı” söylemlerin ülke çapında yaygınlaşmakta olduğuna önemle vurgu yapmaktadır. Bir diğer önemli husus ise göç karşıtı söylemlerde gözlemlenen değişikliktir; daha önce bu söylemlerde “sınır kontrollerinin artırılması”, “ülkeye gelecek göçmen sayısının azaltılması” gibi kavramlar/ifadeler kullanılırken günümüzde “hiç göçmen kabul edilmemesi”, “gelen göçmenlerin gönderilmesi” gibi ifadeler kullanılmaktadır.[3]  Söylemlerdeki bu değişim bile ülkedeki göç karşıtlığının zamanla geldiği boyuta işaret etmektedir.

Mevcut koşullarda,  “göç sorunu olmasaydı Britanya siyaseti nasıl olurdu?” sorusundan çok “göç sorunu devam ederse Britanya siyaseti nasıl olacak? sorusu sorulmalıdır ki, bu soruya yanıt arama çabası sayesinde göç meselesinin gösterilere, protestolara sebep olması gibi etkilerinden öte orta ve uzun vadeli sonuçları da artık tartışmaya açılmalıdır.

Ufukta göç sorunu üzerinden Britanya’nın geleneksel iki partili sisteminin ortadan kalkma riski görünmektedir. Bu riski Reform UK ve Nigel Farage temsil etmektedir.

Kısaca Britanya’nın “bitmek bilmez” göç sorunu geçtiğimiz genel seçim sonuçlarının sinyalini vermiş olduğu üzere “geleneksel iki partili sistemi” sonlandıracak gibidir.

[1] https://www.statista.com/statistics/985764/voting-intention-in-the-uk/, https://www.statista.com/statistics/911008/leader-satisfaction-uk/

[2] https://www.statista.com/statistics/886366/issues-facing-britain/, https://www.statista.com/statistics/985764/voting-intention-in-the-uk/

[3] https://www.theguardian.com/commentisfree/2025/aug/11/labour-immigration-small-boat-crossings-reform-uk

Çok Okunanlar

Exit mobile version