Avrupa
Burnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Britanya Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık yetkililerinin Brexit oylamasına Rus müdahalesi olduğu konusunda “net” olduklarını belirtti.
The Observer’ın aktardığına göre bu, bir başbakanın 2016 referandumunda Kremlin’in rolünü ilk kez teyit etmesi anlamına geliyor.
Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği ile ilişkilerini yeniden şekillendirme çabalarına başlayan başbakan, bu yaz Downing Street’e geldiğinde “bu soruyu sorduğunu” ve “evet, müdahale oldu” şeklinde net bir yanıt aldığını söyledi.
Bugün (12 Ekim) yayınlanacak olan The Rest Is Politics podcast’inde konuşan Burnham, Downing Street’in yıllardır İngiliz yetkililerin Kremlin’in 2016’da oynamış olabileceği rol hakkında ne bildiğini doğrulamayı reddetmesinin ardından, Rus müdahalesi iddiaları konusunda hükümetin daha fazla şeffaflık gösterme olasılığını gündeme getirdi.
The Observer, Rus yetkililer ile “Leave.EU” kampanyasının üst düzey isimleri, aralarında büyük bağışçı Arron Banks’ın da bulunduğu kişiler arasında yapılan bir dizi toplantıdan kaynaklanan endişeleri ilk kez yazan yayın organıydı.
Banks’ın veya “Leave.EU” kampanyasından başka herhangi bir ismin herhangi bir suça karıştığı öne sürülmüyor.
Bunun dışında, referandum öncesinde Rus devlet kurumlarının “sosyal medyayı manipüle etmek” ve “İngiliz kamuoyunu AB’den ayrılma yönünde etkilemek” için trol fabrikaları ve sahte internet hesapları kullandığına dair yaygın iddialar var.
Geçen hafta Berlin’de Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bir araya gelen Burnham, ikilinin “düşmanca tutum sergileyen” devletlerin oluşturduğu artan riskleri ele aldıklarını ve muhatabının kendisine “AfD’nin Rusya ile açıkça bağlantılı olduğunu –sanırım finansal olarak da desteklendiğini– söylediğini” belirtti.
Podcast’te konuşan Burnham, şunları ekledi:
“Rusya’dan Alman siyasetine yayılan yanlış bilgiler ve dezenformasyon kesinlikle var… Fakat Downing Street’e gelirken şu soruyu sordum: 2016 referandumuna Rusya’dan müdahale oldu mu? Ve evet, oldu şeklinde net bir cevap aldım. Demek istediğim, bu konuların şimdi açıkça kayıtlara geçirilmesi önemli ve bence bu, Almanya ve Fransa’daki seçmenlerin bu siyasi gelişmelerin bir kısmının düşmanlarımız, yani Rusya tarafından kışkırtıldığını anlamasına yardımcı olacaktır.”
Burnham, ülkenin “çok fazla savunma pozisyonunda” olduğunu söyledi; bu da seçmenlerin, “insanların yurt dışından siyasi süreci ne ölçüde bozmaya çalıştığı konusunda… yeterince bilgilendirilmedikleri” anlamına geliyordu.
İki hafta önce BM’de konuşan Burnham, Brexit oylamasından bahsetmeden Rusya’nın Birleşik Krallık demokrasisine müdahalesine değinmiş ve “2019 genel seçimlerine müdahale etmeye çalıştıklarına dair kanıtlarımız var. Ayrıca, korkunç olayların ardından gerilimleri ve kargaşayı körüklemeye çalıştıklarını da biliyoruz,” demişti.
Parlamentonun istihbarat ve güvenlik komitesi (ISC) tarafından hazırlanan ve yayınlanmadan önce büyük ölçüde sansürlenen 2020 Rusya raporu, şu nedenle bir sonuca varılamadığını belirtti: “Rusya’nın müdahale girişimleriyle ilgili referandum sonrası herhangi bir değerlendirme bize sunulmadı.”
ISC’nin, “gizli olmayan bir özet”in kamuoyuna açıklanması şartıyla daha kapsamlı bir değerlendirme yapılması yönündeki talebi, o dönemde Boris Johnson liderliğindeki hükümet tarafından reddedildi.
2016 referandumu, Philip Rycroft’un yabancı finansal etki ve müdahaleye ilişkin son incelemesinin kapsamı dışındaydı.
Fakat bu üst düzey memur, Birleşik Krallık’ın “Rusya, Çin ve İran devletlerinden gelen unsurların uzun vadeli stratejik yabancı müdahalesi ve casusluğunun hedefi” olduğunu belirtmişti.
2018 yılında, The Observer, Leave.EU liderleri Kasım 2015 ile 2017 arasında üst düzey Rus yetkililerle birçok kez toplantı yaptığını ve Şubat 2016’da Moskova’ya bir gezi düzenlediğini yazmıştı.
Banks, Rus yetkililerle herhangi bir ilişkisi olduğunu ya da Brexit kampanyasında Rus parasının herhangi bir rol oynadığını defalarca reddetti.
2018’in ilerleyen aylarında, o dönemde Sunday Times muhabiri olan Isabel Oakeshott, Kremlin’in, daha sonra Brexit’in en büyük tek bağışçısı olacak olan Banks ve Leave.EU kampanyacısı Andy Wigmore ile ilişki kurarak “kelimenin tam anlamıyla altın madeni bulmuş” olabileceğini öne sürdü.
Oakeshott, “Benim analizime göre Banks ve Wigmore, Ruslar tarafından utanmazca kullanıldı,” diye ekledi.
Banks, Seçim Komisyonu tarafından soruşturuldu ve Komisyon konuyu Ulusal Suç Ajansı’na (NCA) havale etti.
Leave.EU kampanyasına verilen 8 milyon sterlinlik kredinin “gerçek kaynağı” hakkında sorgulanan Banks, BBC’ye şunları söyledi:
“Rus parası yoktu ve hiçbir türde müdahale olmadı. Bu konuda son derece net olmak istiyorum. Para, Birleşik Krallık’ta kayıtlı bir limited şirket olan Rock Services’ten geldi.”
NCA daha sonra suç teşkil eden herhangi bir “kanıt” bulamadı. Banks, Ekim 2019’da Seçim Komisyonu’nu iftira nedeniyle mahkemeye verme tehdidinde bulundu; fakat iki taraf ertesi yıl uzlaştı.
Downing Street sözcüsü, başbakanın brifinginin içeriği hakkında yorum yapmaktan kaçındı ama şunları söyledi:
“Ulusal güvenlik, her hükümetin birinci görevidir: Vatandaşlarımızın ve kurumlarımızın, hayatları tehdit etmeye ve demokratik değerlerimizi baltalamaya çalışan yabancı güçlerden ve bunların vekillerinden korunmasını sağlamaya odaklanıyoruz.”