Amerika
Chavistalar, yeni Venezuela hükümetinin “ABD’siz” İran açıklamasına tepkili
Venezuela Dışişleri Bakanlığınin cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in adını anmadan İran’ı kınaması Chavistaların tepkisine neden oldu.
İran’da “askeri yol”un seçilmesini kınayan ve “derin üzüntü duyduğunu” belirtten Delcy Rodriguez yönetiminin Dışişleri Bakanlığı, bildiride İran’ın misillemelerini sorguladı ve bu durum, ülkenin Çavista tabanından şiddetli eleştiriler aldı.
Venezuela yetkilileri, İran’ın çeşitli ülkelerdeki hedeflere yönelik askeri müdahalesini “uygunsuz ve kınanması gereken” olarak nitelendirerek, Tahran hükümetinin meşru müdafaa hakkını sorguladı.
Dışişleri Bakanı Yván Gil’in Instagram, Telegram ve Dışişleri hesaplarında bu açıklama bulunamadı. Daha sonra Dışişleri de ilgili açıklamayı yayından kaldırdı.
Fakat belgenin dijital ekran görüntüsü Telesur’un İngilizce X hesabında yayınlandı.
Analistlere göre, bildirinin tonu, Bolivarcı Devrim’in kurulmasından bu yana Venezuela ve İran arasında kurulan stratejik ilişkiyle çelişiyor.
Bazıları, bunun 3 Ocak’ta ABD’nin Venezuela’yı bombalaması ve Başkan Nicolás Maduro’yu kaçırmasının ardından Venezuela hükümeti içinde Siyonistlerin etkisinin arttığına işaret edebileceğini öne sürüyor.
Fakat birçok Venezuelalı, “Chavismo” ile mevcut hükümet arasında bir ayrım yaparak, Chavismonun mevcut yetkililerden daha büyük bir hareketi temsil ettiğini savunuyor.
Örneğin Caracas’ın 23 de Enero mahallesindeki birleşik bir Chavista taban örgütü olan Alexis Vive Vatansever Güç, cumartesi günü yaptığı açıklamada “emperyalist-Siyonist saldırıya ilişkin Chavista halkının gerçek duygularını daha iyi yansıtan” bir açıklama yayınladı.
Açıklama şöyle:
“Alexis Vive Vatansever Gücü, 28 Şubat 2026’da ABD ve ‘İsrail’ tarafından İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik başlatılan askeri saldırıyı kesin bir şekilde kınamakta ve reddetmektedir. Bu acımasız saldırı, münferit bir olay değil, boyun eğmeyi reddeden ve yağma ve sömürgeci egemenliğe karşı egemenliklerini savunan halklara karşı emperyalizmin sürekli saldırısının son halkasıdır.
28 Şubat sabahı, emperyalist-Siyonist güçler, emperyalizme karşı onur ve direnişin simgesi olan bir halkın iradesini kırmak amacıyla, Tahran ve diğer İran bölgelerine doğrudan bombardıman düzenleyerek, kasıtlı olarak sivil ve askeri hedefleri vurdu.
İran, bir tehdit oluşturmaktan uzak, egemenliğini savunması, uluslararası dayanışması ve sömürgeci Siyonizme karşı tarihi mücadelesinde görüldüğü gibi Filistinlilere verdiği destekle bir örnek teşkil etmektedir.
Bu saldırı, rejim değişikliğini dayatmak, İran’ın kendi kaderini tayin hakkını zayıflatmak ve Washington ve Tel Aviv’in stratejik çıkarlarına hizmet etmek için Batı Asya’nın siyasi haritasını yeniden çizmek için yapılan bir başka girişimden başka bir şey değildir. Bu soykırımcı mantık milyonlarca kurban bıraktı: Irak, Libya, Suriye ve Filistin, emperyalist-Siyonist saldırganlığın bu suçlu modelinin kanıtıdır.
İran direniyor. İran halkı ve silahlı kuvvetleri, açık saldırganlığa karşı ayaklanmış, topraklarını, kültürlerini, tarihlerini ve yabancı müdahale olmaksızın özgürce var olma haklarını savunuyorlar. Bu tutum, egemenliğini zorla dayatmaya çalışan yayılmacılığa karşı anti-emperyalist bir onur örneği teşkil ediyor.
Güçlü kal İran!
Siyonizme hayır!
Emperyalizme hayır!
Halkların egemenliği için!
Vatan ya da ölüm!
Biz kazanacağız!”