Diplomasi

Çin-İran ilişkileri ABD-İsrail saldırısından nasıl etkilenecek?

Yayınlanma

Çin’in İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarıyla ilgili net ancak ölçülü tepkisi, doğrudan askerî angajmandan kaçınırken diplomatik destek sunmaya dayanan uzun süredir izlediği stratejiyle örtüşüyor.

Orta Doğu’yu daha da derin bir kaosa sürükleyen ABD-İsrail ortak saldırıları gözleri büyük güç rekabetinin bir diğer unsuru olan Çin’e ve Çin’in vereceği tepkiye çevirdi.

İran’da bir Çin vatandaşının hayatını kaybettiğini ve ülkedeki 3.000 vatandaşını tahliye ettiğini doğrulayan Çin, cumartesi günü Rusya ile birlikte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde acil oturum düzenlenmesini talep etti ve askerî eylemi kınadı.

Pazartesi günü Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı telefon görüşmesinde Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, saldırıları ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

“Uluslararası toplum, dünyanın yeniden güçlünün hukukuna dönmesine karşı net ve tereddütsüz bir mesaj vermelidir” dedi.

Ancak bunun ötesinde, Tahran ile kapsamlı stratejik ortaklığa sahip olan Pekin, somut bir destek sunmaktan kaçındı.

Pekin’in tepkisi, Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun ocak ayında ABD tarafından kaçırılması olayında da olduğu gibi, diplomatik destek verip doğrudan askerî angajmandan kaçınmaya dayanan uzun süredir izlediği yaklaşımıyla uyumlu oldu. Bu tutum ise Çin’in işbirliği içerisinde olduğu Küresel Güney ülkeleri açısından ‘güvenilirlikle’ ilgili imajının nasıl algılanacağı ve dönüşeceği üzerine tartışmamaları beraberinde getirdi.

Chatham House düşünce kuruluşunun Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı’ndan araştırmacı Ahmed Aboudouh’un saldırılardan bir gün önce yayımlanan analizine göre, Çin’in ABD-İran gerilimindeki diplomatik temkini “Çin’in güvenilmezliği ya da ilgisizliği” olarak görülmemeli.

Aboudouh’a göre Pekin, İran konusunda “uzun vadeli bir oyun” oynuyor; rejimin artan kırılganlıklarını, Tahran’ın Çin’e bağımlılığını artırmak ve Washington’ın dikkatini dağıtmak için bir fırsat olarak değerlendiriyor.

İlişkiler nasıl evrildi?

1971’de diplomatik ilişkilerin kurulmasının ardından Çin-İran ilişkileri, Devlet Başkanı Xi Jinping’in 2016 yılında Tahran’ı ziyaret ederek ikili ilişkileri kapsamlı stratejik ortaklık seviyesine yükseltmesiyle önemli bir sıçrama yaptı.

Bu adım, Çin’in İran ile ilişkisini Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Fransa, İspanya, İtalya gibi bazı Avrupa ülkeleriyle olan ilişkileriyle aynı seviyeye taşıdı.

2023 yılında Çin, İran ile Suudi Arabistan arasında diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesine yönelik anlaşmanın sağlanmasına yardımcı oldu.

Tahran ayrıca, Batı etkisine karşı denge unsuru olarak Çin öncülüğünde kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS’e katıldı ve Pekin’in çok kutuplu dünya düzeni vizyonunu destekledi.

İkili ilişkiyi ne yönlendiriyor?

Ekonomik bağlar, 2021 yılında Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Tahran’ı ziyaret ederek enerji, bankacılık, telekomünikasyon ve altyapı sektörlerinde yaklaşık 400 milyar ABD doları tutarında yatırım öngören 25 yıllık işbirliği anlaşmasını imzalamasıyla derinleşti. Bu anlaşma, karşılığında İran petrolünün istikrarlı bir şekilde tedarik edilmesini içeriyordu.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın geçen yıl eylül ayında Çin’e yaptığı ziyaret, Tahran’ın uzun vadeli işbirliği anlaşmasını tam olarak uygulama taahhüdünü pekiştirdi.

Çin, yaptırımlar nedeniyle zor durumdaki İran ekonomisi için hayati bir can simidi oldu; 2025 yılında İran’ın ihraç ettiği petrolün yüzde 80’inden fazlasını satın aldığı bildiriliyor.

Pekin, “hayalet filolar” ve yeniden markalanmış sevkiyatlar gibi örtülü yöntemlerle indirimli petrolden yararlandığı yönündeki haberleri reddetti ve başka bir egemen ülkeyle yaptığı ticaretin meşru olduğunu söyledi.

Çin-İran ticareti Çin lehine ciddi biçimde dengesiz. Çin gümrük verilerine göre (yaptırımlar nedeniyle İran petrol ithalatı hariç), 2025 yılında ikili ticaret hacmi yaklaşık 10 milyar ABD doları oldu; bunun 7 milyar doları Çin’in İran’a ihracatından oluştu.

Pekin ve Tahran, terörle mücadele, yasa dışı göç, sınır aşan ve organize suçlarla mücadele alanlarında işbirliğini içeren güçlü bir güvenlik ortaklığı da sürdürüyor.

İşbirliği anlaşması, terörle mücadele kapsamında ortak askerî tatbikatlar ve istihbarat paylaşımı yoluyla askerî ve güvenlik bağlarının güçlendirilmesini de kapsıyor.

Çin, İran’a herhangi bir güvenlik garantisi vermemiş olsa da, Pekin’in Tahran’a Batı’nın beşinci nesil savaş uçaklarını uzun menzilde sürekli tespit ve takip edebilen az sayıdaki sistemden biri olduğu belirtilen YLC-8B radar sistemini sağladığı bildiriliyor.

Çin’in İran’ın nükleer faaliyetlerine yaklaşımı nedir?

Çin, İran’ın nükleer silah edinmesine karşı çıkarken, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması çerçevesinde barışçıl nükleer enerji kullanım hakkını destekliyor.

Pekin, İran’a yönelik herhangi bir askerî eyleme ya da ülkenin egemenliğinin ihlaline açıkça karşı çıkıyor.

Ancak Çin, nükleer silaha sahip bir İran’ın bölgesel bir savaşı tetikleyebileceğinden, Körfez ülkelerini istikrarsızlaştırabileceğinden ve yalnızca Orta Doğu’da değil Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkelerde de bir silahlanma yarışını teşvik ederek bu ülkelerin nükleer silah arayışına girmesine yol açabileceğinden endişe ediyor.

İlişkilerin geleceği ne olacak?

Uzmanlar, liderlik değişikliği olsa bile ikili ilişkilerin süreceğini öngörüyor.

Exeter Üniversitesi öğretim üyesi ve ChinaMed Projesi araştırma direktörü Andrea Ghiselli’ye göre, Pekin Hamaney’in kaybından rahatsızlık duyabilir; ancak Tahran’daki yeni liderliğe uyum sağlamak için iyi bir konumda.

Ghiselli pazar günü kaleme aldığı yazıda, “Şu anda ne olursa olsun, bu durum Suudi Arabistan ve [Körfez İşbirliği Konseyi] ülkelerini Çin ile ticari ilişkilere daha az ilgi duyar ya da daha az bağımlı hâle getirmeyecek; ayrıca bu ülkeleri İsrail konusunda daha az kaygılı yapmayacak” dedi ve ekledi:

“Başka bir deyişle, bölgesel düzeyde Pekin için bazı kayıplar yaşansa da bunların muhtemelen sınırlı kalması beklenir.”

İran’daki savaş Trump-Xi buluşmasını ve ABD-Çin rekabetini nasıl etkiler?

Çok Okunanlar

Exit mobile version