Bizi Takip Edin

Asya

Çin ve Rusya arasındaki Sibirya’nın Gücü 2 boru hattı görüşmeleri fiyat anlaşmazlığı nedeniyle tıkandı

Yayınlanma

Kaynaklara göre Moskova ile Pekin arasındaki Sibirya’nın Gücü 2 boru hattı müzakereleri, doğalgaz fiyatındaki büyük farkın giderilememesi nedeniyle durdu.

South China Morning Post’un konu hakkında bilgi sahibi birden fazla kaynağa dayandırdığı haberine göre, Çin ile Rusya arasında Sibirya’nın Gücü 2 boru hattının inşasına ilişkin müzakereler, tarafların doğalgaz fiyatı konusundaki beklentileri arasındaki büyük farkı giderememesi nedeniyle tıkandı.

Konunun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, “Çin, Rusya’nın sübvansiyonlu konut tarifesine yakın, yani bin metreküp başına yaklaşık 50 dolar seviyesinde ya da en azından bin metreküp başına yaklaşık 120-130 dolar olan yurtiçi sanayi tarifesine yakın bir fiyat elde etmeyi umuyor” dedi.

Ancak kaynağa göre Rusya’nın beklentisi farklı. Moskova, mevcut Sibirya’nın Gücü 1 boru hattındaki, bin metreküp başına yaklaşık 250-260 dolar seviyesindeki fiyatı referans almak istiyor.

Kaynak, Çin’in Sibirya’nın Gücü 1 üzerinden ithal ettiği doğalgazın mevcut ortalama fiyatının bin metreküp başına yaklaşık 258 dolar olduğunu belirtti. Rusya’nın Ukrayna savaşı öncesinde Avrupa’ya satış fiyatı ise bin metreküp başına 420 doların üzerindeydi.

İsminin açıklanmasını istemeyen ikinci bir kaynak, “Bana öyle geliyor ki Gazprom ve CNPC (Çin Ulusal Petrol Şirketi), Uzak Doğu güzergâhı üzerinden Çin’e Rus gazı tedarik etmeye başlamaya hazırlanıyor ve bu güzergâhtaki sevkiyatları genişletip artıracak projeleri görüşüyor” dedi.

“Aynı şey Sibirya’nın Gücü 1 için de geçerli. Orada da fiziksel sevkiyat miktarlarını artırmak üzere çalıştıklarını görüyoruz” diye ekledi.

Planlanan 2 bin 600 kilometrelik Sibirya’nın Gücü 2 boru hattının, Yamal’daki Arktik doğalgaz sahalarından Moğolistan üzerinden Çin’e yılda 50 milyar metreküp gaz taşıması öngörülüyor. Hattın aynı zamanda Sibirya’nın Gücü 1’e veya Çin-Rusya Uzak Doğu Doğalgaz Boru Hattı’na tamamlayıcı olması bekleniyor.

Kaynaklar, tarafların “fiyat konusunda ilerleme sağlanamaması” nedeniyle Sibirya’nın Gücü 2’ye ilişkin onlarca yıldır süren müzakereleri durdurduğunu doğruladı. Projeye ilişkin ilk mutabakat zaptı 2006 yılında imzalanmıştı.

Rusya Enerji Bakanı Sergey Tsivilev, eylül ayı başında düzenlenen Doğu Ekonomik Forumu sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in boru hattının adını herhangi bir ek açıklama yapmadan “Baykal’ın Gücü” olarak değiştirdiğini açıkladı.

Çin’in gümrük veri tabanı, Rusya’dan boru hatları üzerinden yapılan aylık doğalgaz ithalat hacmini yalnızca 2021 yılına kadar gösteriyor. Gümrük verilerine göre geçen yıl Çin’in Rusya’dan boru hattıyla ithal ettiği doğalgazın değeri yıllık bazda yüzde 17,2 artarak 9,4 milyar dolara çıktı.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Rusya’nın Çin’e doğalgaz sevkiyatını 2025’teki 38 milyar metreküpten 2026’da 50 milyar metreküpe çıkarmayı planladığını söyledi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Putin’in, 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmede Sibirya’nın Gücü 2 projesini ele almaları bekleniyordu. Ancak görüşmeye ilişkin resmi açıklamada bu tür bir müzakereden söz edilmedi.

Moğolistan Ulusal Güvenlik Konseyi’nin eski yetkililerinden Munkhnaran Bayarlkhagva, Rusya’nın ŞİÖ Zirvesi’nin ardından ve Doğu Ekonomik Forumu sırasında Sibirya’nın Gücü 2’nin adını değiştirdiğini açıklamasını, “esas olarak iç kamuoyuna yönelik ve hem Pekin hem de Ulan Batur’la önceden koordine edilmiş bir halkla ilişkiler hamlesi” olarak nitelendirdi.

Bayarlkhagva, Moğolistan’ın yeni Başbakanı Uchral Nyam-Osor’un ülkesinin Sibirya’nın Gücü 2 boru hattına ilişkin yaklaşımını “karşılıklı fayda ilkelerine potansiyel olarak hizmet edecek” şeklinde ifade etmesinin de, boru hattının Moğolistan’daki bağlantı bölümü olan Soyuz-Vostok için daha önce ortaya konan yapının ülkenin çıkarlarına tam anlamıyla hizmet etmediğine işaret ettiğini söyledi.

Bayarlkhagva, “Başka bir deyişle Ulan Batur, ‘Sibirya’nın Gücü 2 [veya] Soyuz-Vostok konfigürasyonlarına’ bağlanmak istemedi” diye açıkladı.

New Eurasian Strategies Centre’da araştırmacı olan Aleksei Chigadaev ise Çin’in müzakere pozisyonunun “her geçen gün güçlendiğini” belirterek Pekin’in Sibirya’nın Gücü 2’nin inşasına ilişkin karar konusunda acele etmesi için çok az neden bulunduğunu söyledi.

Chigadaev ayrıca “ABD faktörünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini” belirterek Xi ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılması planlanan görüşmeye dikkat çekti. Tarafların, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan enerji sevkiyatları üzerindeki etkileri de ele alabileceğini söyleyen Chigadaev, bunun Çin’in Rusya’ya yönelik müzakere stratejisini şekillendiren bir başka unsur haline gelebileceğini ifade etti.

Asya

İmran Han’ın binlerce destekçisi Pakistan’ın başkentine yürüyüşe başladı

Yayınlanma

Pakistan’ın tutuklu eski Başbakanı İmran Han’ın binlerce destekçisi, serbest bırakılması talebiyle başkent İslamabad’a doğru uzun yürüyüşe başladı. Han’ın partisi pazartesi günü yaptığı açıklamada, yürüyüşün Pakistan yönetimiyle yaşanan derin görüş ayrılıklarının gölgesinde gerçekleştiğini bildirdi.

Miting, pazar günü İmran Han’ın Pakistan Adalet Hareketi (PTI) partisinin yönetimindeki kuzeybatıdaki Hayber Pahtunhva eyaletinde başladı. Yürüyüşçülerin İslamabad’a ulaşmadan önce çeşitli noktalarda durması planlanıyor.

Yürüyüşe öncülük eden eyalet Başbakanı Sohail Afridi, “Hepinizi dışarı çıkmaya çağırıyorum. Gençler, cezaevinde bulunan lideriniz için sokağa çıkın” dedi.

Han’ın partisi ile Pakistan yönetimi arasındaki anlaşmazlığın kökeni, Han’ın 2022’de parlamento tarafından iktidardan uzaklaştırılmasına dayanıyor. Han, devrilmesinin arkasında ordunun bulunduğunu öne sürerken, ordu bu suçlamayı reddediyor.

Gerilim, Han’ın Mayıs 2023’te tutuklanmasının ardından destekçilerinin sert eylemleriyle daha da derinleşti. Başlatılan operasyonlarda binlerce PTI destekçisi gözaltına alındı ve daha sonra onlarca kişi askeri mahkemelerde mahkûm edildi.

Eski bir kriket yıldızı olan 74 yaşındaki Han, kendisini siyasi tutuklu olarak tanımlıyor.

Han, 2023’te tutuklanmasından önce orduyla ters düşmüştü. Analistler, nükleer silaha sahip Pakistan’da ordunun siyasette nihai belirleyici güç olduğunu düşünüyor. Ordu ve mevcut sivil hükümet ise Han’ın siyasi tutuklu olduğu iddiasını reddediyor ve Pakistan yargısının bağımsızlığına işaret ediyor.

Han çeşitli davalarda mahkûm edildi. Hakkındaki mahkûmiyet kararlarının biri hariç tamamı daha sonra askıya alındı ya da bozuldu. Temyiz süreçleri ise devam ediyor.

Yürüyüşün başlangıçta 27 Eylül’de yapılması planlanıyordu.

Ancak Başbakan Şahbaz Şerif hükümetinin partinin talepleri konusunda müzakere teklif etmesi üzerine yürüyüş ertelendi. Görüşmeler hafta sonu sonuçsuz kaldı.

PTI’ın iki yıl önce düzenlediği son büyük çaplı protesto, güvenlik güçleriyle ölümcül çatışmalarla sona ermişti.

İslamabad ve çevresine binlerce polis ve paramiliter güvenlik görevlisi konuşlandırıldı. Parlamento, başbakanlık konutu ve yabancı büyükelçiliklerin bulunduğu İslamabad’ın hükümet bölgesine girişleri engellemek amacıyla nakliye konteynerleriyle barikatlar kuruldu.

“BU MESELEYİ BİR DAHA AÇILMAMAK ÜZERE BİTİRECEĞİZ”

Hükümet, yürüyüşçülerin İslamabad’a girmesine izin verilmeyeceğini açıkladı.

İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, “Bu meseleyi bir daha açılmamak üzere bitireceğiz” dedi ve partinin istediği zaman başkentte hayatı sekteye uğratmasına izin verilemeyeceğini söyledi.

Hükümeti müzakerelerde temsil eden Nakvi, görüşmelerin, Han’ın partisinin Afganistan sınırındaki Hayber Pahtunhva eyaletinde artan militan faaliyetleriyle mücadele etmek için öngörülen terörle mücadele politikasında işbirliği yapmayı reddetmesi nedeniyle çöktüğünü iddia etti.

PTI ise bu açıklamayı reddederek, hükümetin parti üzerinde haksız tavizler vermesi için baskı kurmaya çalıştığını savundu.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin’de bankacılık reformu: 2025’te 670’ten fazla banka kapatıldı

Yayınlanma

Çin yönetimi, finansal riskleri azaltmak amacıyla 2025 yılında çoğu kırsal bölgelerde yer alan 670’ten fazla bankayı birleşmeler ve tasfiyeler yoluyla kapattı. Son dört yılda ülkedeki banka sayısı yüzde 23 azalarak 3 bin 139’a gerilerken Financial Times gazetesi, operasyonun sektör tarihinde görülmemiş bir ölçekte gerçekleştiğine dikkat çekiyor.

Çin hükümeti, finansal sistemi güçlendirme ve sektördeki riskleri azaltma adımları kapsamında 2025 yılında 670’ten fazla bankayı kapattı.

Kapanan kuruluşların neredeyse tamamını kırsal bölgelerdeki kreditörler oluştururken, bu yapıların önemli bir bölümü birleşmeler yoluyla bağımsız tüzel kişiliklerini kaybetti.

Financial Times’ın (FT), Çin Ulusal Finansal Düzenleme İdaresi (NFRA) verilerine ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in raporuna dayandırdığı habere göre, tasfiye ve birleşme dalgası denetimi artırmayı hedefliyor. Süreçte bankaların yükümlülükleri başka kredi kuruluşlarına devredildi.

Gazetenin aktardığı verilere göre, 2025 dahil son dört yılda ülkedeki toplam banka sayısı yüzde 23 azalarak 3 bin 139’a geriledi.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, özellikle az gelişmiş bölgelerdeki küçük ölçekli kırsal ve kentsel bankaları, düşük varlık kalitesi, yetersiz sermaye ve kurumsal yönetim zayıflıkları nedeniyle finansal sistemin en kırılgan halkası olarak nitelendiriyor.

Gzetenin toplam büyüklüğünü yaklaşık 64 trilyon dolar olarak hesapladığı Çin bankacılık varlıklarının dörtte birinden fazlasını bu küçük kuruluşlar elinde tutuyor.

Singapur Ulusal Üniversitesi Doğu Asya Enstitüsü kıdemli konuk araştırmacısı Jason Bedford, birleşmelerin regülasyonu kolaylaştırdığını ve likidite sıkıntısı yaşayabilecek kurum sayısını azalttığını belirtti.

Bedford operasyonu, “Daha önce hiçbir zaman bu ölçekte bir konsolidasyon görmemiştik” sözleriyle değerlendirdi.

Kırsal bankalar tek çatı altında toplanıyor

Uygulamanın somut örnekleri eyalet düzeyinde öne çıkıyor. FT’nin aktardığına göre, İç Moğolistan’da bankaların geçen yıl Inner Mongolia Rural Commercial Bank çatısı altında birleştirilmesinin ardından, daha önce 100’ü aşan kredi kuruluşu sayısı 12’ye indi.

Temmuz ayında Wuhan kenti yönetimi mali güçlük çeken Z-Bank’ın kontrolünü devraldı ve kurum daha sonra Hankou Bank bünyesine katıldı. Moody’s verilerine göre Z-Bank’ın varlık büyüklüğü 2024 sonu itibarıyla 124 milyar yuan seviyesindeydi.

Çin ekonomi yayını Caixin de ağustos ayında yayımladığı haberde, düzenleyici kuruma dayanarak küçük ve orta ölçekli kırsal banka sayısının 2025’te 670 azaldığını duyurmuştu.

Düzenleme, kırılgan kurumların daha yüksek sermayeye sahip büyük yapılar içinde eritilmesini öngörüyor.

Düşük faiz, deflasyon ve gayrimenkul krizi baskı yaratıyor

Sektör genelinde banka karları; düşük faiz ortamı, deflasyonist baskılar ve gayrimenkul sektöründeki devam eden durgunluk nedeniyle daralıyor.

Kredi araştırma şirketi CreditSights analisti Karen Wu, kredi gelirleri ile fonlama maliyetleri arasındaki faiz marjının zayıflamasının küçük bankaları daha korumasız bıraktığına işaret etti.

Wu, çözüm için “Ya büyük bankalar küçükleri devralmalı ya da yerel yönetimler bu kuruluşlara doğrudan sermaye aktarmalı” görüşünü paylaştı.

Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Başkan Yardımcısı Nicholas Zhu, hanehalkının başta konut kredileri olmak üzere borçlarını azaltmasıyla bankaların kurumsal kredilere ağırlık verdiğini ifade etti.

Zhu, bu yönelimin soru işaretleri yarattığını ancak bankacılık sektörünün bütünü açısından henüz sistemik bir tehdit oluşturmadığını kaydetti.

Kamu bankaları sermaye artırımına gidiyor

Kırsal kesimdeki daralmanın yanı sıra Çin’in önde gelen kamu bankaları da sermaye tabanlarını güçlendiriyor.

Reuters’ın şirket açıklamalarına dayandırdığı eylül tarihli habere göre, devlete ait bankalar ve sigorta şirketleri sermaye artırımı yoluyla toplamda yaklaşık 54 milyar dolar toplamayı planladı.

Agricultural Bank of China 160 milyar yuan, ICBC ise 100 milyar yuan büyüklüğe kadar hisse ihracı planı açıkladı. Söz konusu payların Maliye Bakanlığı, China National Tobacco ve bağlı ortaklıklarına tahsis edilmesi hedeflendi.

South China Morning Post’un Hong Kong Borsası bildirimlerine dayandırdığı bilgiye göre, Mart 2025’te diğer dört büyük kamu bankası; Bank of China, China Construction Bank, Bank of Communications ve Postal Savings Bank of China, çekirdek birinci kuşak sermayelerini takviye etmek amacıyla 520 milyar yuana varan kaynak temin etme planlarını duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Asya

Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

Yayınlanma

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.

Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.

Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.

Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi 

Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.

Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.

Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.

Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.

Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.

Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.

Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English