Avrupa
Draghi: Trump çağında Avrupa gerçek anlamda birlikte ama yalnız
Eski Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi, Almanya’nın Aachen kentinde Avrupa’ya sert bir uyarıda bulundu.
Avrupa’nın birliğine katkıda bulunan kişilere verilen Uluslararası Şarlman Ödülünü alırken Draghi, “Hatırlanabildiği kadarıyla ilk kez, gerçekten hep birlikte yalnızız,” dedi.
Draghi, ABD’nin “daha düşmanca ve öngörülemez” hale geldiği ve “artık güvenliğimizi garanti edemeyebileceği” yeni bir jeopolitik gerçeklikle yüzleşmek için Avrupa’nın bir araya gelmesi gerektiği mesajını yineledi.
Draghi’nin uyarısı, Avrupa’nın zayıf büyüme ve ABD ile genişleyen verimlilik farkıyla mücadele ettiği bir dönemde geldi.
Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden iktidara gelmesiyle daha da keskinleşti; Washington, ticaret ve güvenlik konusunda daha çatışmacı bir tutum sergiliyor.
Eski İtalya Başbakanı Draghi, 2024 yılında bloğun iktisadi gerilemesini tersine çevirmek için bir plan sunmasının ardından AB’nin siyasi gündemine geri döndü.
Draghi beklenen raporunu sundu: AB’nin yılda ilave 800 milyar avro yatırıma ihtiyacı var
Bu planın önerilerini yerine getirmek için yıllık harcama tutarı o zamandan bu yana 1,2 trilyon avroya yükseldi.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, şu anki ECB Başkanı Christine Lagarde ve Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis’in de aralarında bulunduğu dinleyicilere hitaben konuşan Draghi, “Artık her türlü stratejik bağımlılık yeniden gözden geçirilmelidir. Eğer açıklık tek cevabımız olarak kalırsa, bu bir kararın yokluğu anlamına gelir,” uyarısında bulundu.
Draghi, Avrupa’nın yatırımlarını hızla artırması gereken iki kritik alan olarak yapay zeka ve savunmayı öne çıkarırken, enerji altyapısının hem Avrupa’nın rekabet gücü hem de güvenliği için hayati önem taşıdığını vurguladı.
Ayrıca, bu yolculukta Avrupa’nın yavaş ilerlemesini eleştirerek, AB’nin karar alma sürecinin genellikle gerekli olanın gerisinde kalana kadar eylemleri “sulandırıp geciktirdiğini” hayıflanarak dile getirdi:
“Zayıf uygulama meşruiyeti aşındırır, zayıf meşruiyet ise uygulamayı daha da zorlaştırır. Bu döngüyü kırmalıyız.”