Dünya Basını
Emmanuel Todd: Batı bu savaşı çoktan kaybetti
Ünlü Fransız tarihçi ve demograf Emmanuel Todd, Ukrayna savaşının beşinci yılında Batı medeniyetinin topyekun bir çöküş sürecine girdiğini belirtti. Amerikan imparatorluğunun gerilemesini Sovyetler Birliği’nin dağılmasına benzeten Todd, Şansölye Friedrich Merz yönetimindeki Almanya’nın yeniden askerileşmesinin Avrupa için yeni bir tehdit oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Sovyetler Birliği’nin çöküşünü 1976 yılında bebek ölüm hızındaki artış verilerine dayanarak öngören ünlü Fransız demograf ve tarihçi Emmanuel Todd, bugün benzer bir tablonun Amerika Birleşik Devletleri (ABD) için geçerli olduğunu belirtti.
Die Weltwoche dergisine mülakat veren Todd, Batı medeniyetinin gerçeklikle bağını kopardığını ve Ukrayna’daki durumun bu çöküşün en somut belirtisi olduğunu kaydetti.
Todd, “Tahminler doğru çıktı: Batı bu savaşı çoktan kaybetti. Eğer Amerikalılar kazanmış olsaydı, Joe Biden yeniden seçilirdi. Donald Trump, yenilginin başkanıdır” diye konuştu. Batı’nın yaşadığı bu sarsıntıyı komünizmin ve Sovyetler Birliği’nin sonuna benzeten Todd, mevcut durumun en belirgin semptomunun “gerçeklik algısının yitirilmesi” olduğunu vurguladı.
“Ukrayna’daki yenilgi ABD sisteminin zayıflığını ifşa ediyor”
Ukrayna savaşının ABD için Vietnam, Irak veya Afganistan’daki yenilgilerden çok daha derin bir anlama sahip olduğunu ifade eden Todd, bu savaşın 1945’ten bu yana süregelen “tarihi düşmana” karşı verildiğini hatırlattı. ABD ve Rusya’daki mühendis sayılarını karşılaştıran Todd, Amerikan nüfusunun Rusya’nın iki buçuk katı olmasına rağmen ABD’nin daha az mühendis yetiştirdiğine dikkat çekti.
Todd, “John Mearsheimer, Ukrayna’nın Rusya için varoluşsal bir öneme sahip olduğuna inanıyor; bu şüphesiz doğru. Ancak ben Ukrayna’nın ABD için daha da önemli olduğuna ikna olmuş durumdayım. ABD’nin yenilgisi, sisteminin zayıflığını ortaya koyuyor. Bu savaşı kaybetmek onlar için hayal edilemez bir durum” dedi.
Donald Trump’ın “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) projesinin ekonomik ve entelektüel dinamizm eksikliği nedeniyle uygulanamaz olduğunu savunan Todd, ABD toplumunun ıslah edilemez bir durumda olduğunu belirtti. Korumacı gümrük vergilerine rağmen yeniden sanayileşmenin gerçekleşmediğini ifade eden Todd, genç nüfus arasındaki okuma yazma bilmeyenlerin oranının son on yılda yüzde 17’den yüzde 25’e yükseldiğini kaydetti.
Todd, “Amerika ithalata bağımlı; onsuz yapamaz. Dünyanın lider gücünün sanayisini Çin’e devretmesi tam bir çılgınlıktı. Tarımda bile dış ticaret dengesi açık veriyor. Gümrük vergileri artık dolar için bir tehdit haline geldi. Bu, diğer ülkelerin emeğinden gelen krediyle yaşayan bir imparatorluğun silahıdır” değerlendirmesinde bulundu. Todd’a göre Trump, Amerikan dış politikasının son on yıllardaki anaforuna kapılmış durumda ve imparatorluğu daraltmak yerine savaş sahnelerini çoğaltıyor.
“Bu silahlanmanın sadece Rusya’ya yönelik olduğuna inanmak safça bir hata olur”
Avrupa’daki güç dengelerinin Şansölye Friedrich Merz’in seçilmesiyle kökten değiştiğini savunan Todd, Almanya’nın “Rusofobi” ve ekonomik krizi birleştirerek sanayisini askerileştirdiğini belirtti. Olaf Scholz’un temkinli politikasının yerini Merz’in saldırgan tutumuna bıraktığını ifade eden Todd, bu durumun ABD tarafından Rusya’ya karşı savaşı yeniden başlatmak için bir fırsat olarak görüldüğünü kaydetti.
Todd, “Merz, Avrupa’nın en güçlü ordusunu istiyor. Bu durum sadece Fransa’da değil, pek çok yerde tatsız anıları canlandırıyor. Bu silahlanmanın sadece Rusya’ya yönelik olduğuna inanmak safça bir hata olur. Rusya için bu ciddi bir tehdit; Amerikalılar içinse bir lütuf” dedi. Todd, Almanya’nın Avrupa üzerindeki hegemonyasının kendi otoriter mizacına uygun olduğunu ve Merz yönetimindeki CDU’nun Amerikan çıkarlarının partisi haline geldiğini vurguladı.
“Batı medyası bir yalan imparatorluğuna dönüştü”
Batı medyasının artık gerçekliği tanımlama kabiliyetini yitirdiğini ve bir “yalan imparatorluğu” haline geldiğini savunan Todd, “Rusya Avrupa’yı tehdit ediyor” aksiyomunun saçmalıktan ibaret olduğunu belirtti. Vladimir Putin’in Ukrayna’nın bir kısmını ilhak ettikten sonra savaşı durduracağını öngören Todd, Rusya’nın Avrupa’yı fethetmek gibi bir niyetinin veya imkanının bulunmadığını ifade etti.
Todd, “Bugün Avrupa artık eşit devletlerin bir birliği değil. Almanya tarafından domine ediliyor. Merz, Rusofobi ve savaşın neden olduğu ekonomik krizden sapkın bir sentez üretiyor. Krizi sanayiyi askerileştirerek aşmak istiyor. Bu, Avrupa için yeni Alman doktrinidir” diye konuştu.
Ukrayna savaşını bir dünya savaşının başlangıcı olarak niteleyen Todd, Rusya’nın zaferinin arkasındaki temel nedenlerden birinin Çin ve Hindistan’dan aldığı destek olduğunu belirtti. BRICS ülkelerinin Batı’ya karşı Rusya’nın yanında saf tuttuğunu hatırlatan Todd, ABD’nin saldırgan tutumunun rakiplerini (İran, Rusya, Çin) bir ittifak kurmaya zorladığını kaydetti.
Todd, “İkinci Dünya Savaşı’nda herkese saldıran bir Üçüncü Reich vardı. Şimdi saldırılar ABD’den geliyor. Müttefiklerin tamamı, çökmekte olan Amerikan imparatorluğu tarafından tehdit edilen otoriter rejimler” dedi. İsrail’in bölgedeki eylemlerini de ABD’nin bir “uydusu” olarak gerçekleştirdiğini savunan Todd, Trump’ın Tahran’a yönelik olası bir saldırısının neyi tetikleyeceğinin belirsiz olduğunu vurguladı.
“Ruslar imparatorluklarına onurlu bir şekilde veda etti”
Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecini ABD’nin mevcut durumuyla kıyaslayan Todd, Rusların komünizme “zarif bir şekilde” veda ettiğini ve imparatorluklarının sona ermesini büyük bir haysiyetle kabul ettiklerini belirtti. Buna karşılık ABD ve Avrupa’nın “kötü kaybedenler” olduğunu ifade eden Todd, özellikle tarihsel süreci büyük başarılarla dolu olan Amerikalıların mevcut gerilemeyi hazmedemediğini kaydetti.
Todd, “Ruslar komünizme çok şık bir şekilde veda etti. İmparatorlukları uydularının sömürülmesine dayanmıyordu; kendilerine Stalinizm ile işkence etmişlerdi. Çöküşten sonraki dönem son derece zordu. Rusya ile kıyaslandığında, Amerika ve Avrupa kötü kaybedenler. Özellikle de tarihi o ana kadar muazzam bir başarı hikayesi olan Amerikalılar” değerlendirmesinde bulundu.
Alman elitlerinin savaş fikrine alışmaya başladığını ve AfD ile CDU’nun birleşmesinin uzak bir ihtimal olmadığını savunan Todd, Alman milliyetçiliği ile militarizminin yeniden buluşabileceği uyarısında bulundu. Todd, “Almanya yeniden otoriter bir toplum olma yolunda mı? Çünkü bu onların mizacına uygun. Bunlar bugün düşünmemiz gereken şeyler” dedi.
Todd, Almanların “insanlar ve uluslar arasında eşitsizlik” fikrine yatkın olduğunu ve Rusya veya Çin’in aksine çok kutuplu bir dünya düzenini hayal edemediklerini belirtti. Todd’a göre Fransa, eşitlik geleneğine rağmen Alman hegemonyasına boyun eğdiği için Rusya’nın yanında yer alamıyor ve Emmanuel Macron’un nükleer silahları paylaşma isteği ulusal egemenliği zayıflatıyor.
Bilim kurgu romanlarını andıran bir gerçeklik
Mevcut siyasi durumu bir bilim kurgu romanına benzeten Todd, elitlerin açıklama ve planlarının tükendiğini belirtti. Geleceğin hayal edilemediği bir ortamda “Rusofobi”ye tutunulduğunu ifade eden Todd, Friedrich Merz’in Fransa hakkında hoş olmayan yorumlar yaptığını ve Fransız-Alman ilişkilerinin kötüleştiğini kaydetti.
Todd, “Gazeteciler ve siyasetçiler, De Gaulle’ün nükleer silahı bizi Almanlardan korumak için inşa ettiğini unuttu. Eğer Rusya’ya karşı daha da öfkelenirlerse, bu durum Putin’i taktik nükleer silah kullanmaya zorlayabilir. Tek umudum Rus füzelerinin Dassault’yu değil, Rheinmetall fabrikalarını hedef almasıdır” diyerek sözlerini tamamladı.