Dünya Basını

Eski ABD ordusu mensubu Krapivnik: İran’da intihar görevi peşindeyiz

Yayınlanma

Eski ABD ordusu mensubu ve analist Stanislav Krapivnik, İran ile yaşanan savaşın rasyonel stratejik sınırları aştığını ve “teopolitik bir intihar” aşamasına girdiğini belirtti. Washington’daki karar alıcıların petrol piyasalarındaki kaosu yönetemediğini vurgulayan Krapivnik, Pentagon içindeki evanjelik yapılanmanın “Armagedon’u zorla başlatma” arzusuyla hareket ettiği uyarısında bulundu.

Neutrality Studies YouTube kanalında Pascal Lottaz’ın konuğu olan eski ABD ordusu mensubu ve analist Stanislav Krapivnik, İran’da bir haftayı aşkın süredir devam eden çatışmaları “çok daha kötü bir aşamanın başlangıcı” olarak nitelendirdi.

Krapivnik, çatışmanın artık net bir “petrol savaşına” dönüştüğünü belirterek, “Amerikalıların hiçbir planı yok. Hiçbir zaman da olmadı. Trump savaşın dört günde biteceğine ikna olmuştu ancak dokuzuncu güne giriyoruz” dedi.

Petrol piyasalarının nihayet bu durumun uzun vadeli olduğunu fark ederek paniklediğini ifade eden Krapivnik, petrol fiyatlarının varil başına 110 dolara ulaştığını ve bu yükselişin durmayacağını kaydetti.

ABD’nin bölgedeki varlığının temel sebebinin petrol olduğunu vurgulayan analist, “Bizim olan bizimdir, sizin olan da bizimdir mantığıyla hareket ediyorlar. Bu durum dünyadaki her ulus için nükleer silahlara sahip olmanın en iyi reklamı haline geldi” diye konuştu. Kuzey Kore’nin nükleer kabiliyeti nedeniyle dokunulmaz olduğunu hatırlatan Krapivnik, “ABD’nin aptallığı yüzünden, imkanı olan her ülke nükleer silahlanmaya gidecek” uyarısında bulundu.

“İsrail bu savaşı bir imha harekatına dönüştürdü”

Çatışmanın fitilini İsrail’in ateşlediğini savunan Krapivnik, ABD’li siyasetçilerin bu süreci engelleyebileceğini ancak “donör sınıfının” baskısı nedeniyle bunu tercih etmediğini belirtti.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ve Senatör Marco Rubio’nun açıklamalarını “kelime salatası” olarak nitelendiren Krapivnik, “İsrailliler içeri giriyordu ve başka seçeneğimiz yoktu dediler. Elbette seçenekleri vardı; İran’a bu işin içinde olmadıklarını söyleyebilirlerdi” dedi.

Pascal Lottaz, Kızılay’ın yayımladığı verilere dikkat çekerek, ilk bir haftada 6 bin 668 sivil yapının, 5 bin 500 konutun ve 14 tıp merkezinin bombalandığını, yedi Kızılay çalışanının öldürüldüğünü hatırlattı.

Tahran’daki petrol tesislerinin ve rafinerilerin bombalanmasını “apokaliptik bir ekolojik felaket” olarak tanımlayan Lottaz, “İranlılar, karşılarında Ukraynalıların sahip olduğu gibi medeni bir ordu bulacak kadar şanslı değildi” ifadelerini kullandı.

Krapivnik ise ABD’nin aslında altyapının korunmasını ve kaynaklara ulaşmayı hedeflediğini ancak İsrail’in “farklı bir şema” izleyerek bölgedeki nüfusu sistematik olarak yok etmeye çalıştığını iddia etti.

“İran bir kale, girmek intihar olur”

Krapivnik, ABD’nin karadan müdahale hazırlığında olduğuna dair ciddi işaretler bulunduğunu savundu. 82. Hava İndirme Tümeni’nin bölgeye sevk edilebileceğini ve bir-iki yıl önceden planlanan askeri tatbikatların iptal edilmesinin büyük bir harekatın habercisi olduğunu belirtti.

Analist, müdahale için öngörülen dört olası lokasyonu şöyle sıraladı:

“Kürdistan seçeneği zor, çünkü Kürtler Trump’ın ihanetini unutmadı ve Türkiye sınırında bağımsız bir yapıya asla izin vermez. Azerbaycan en mantıklı görünen yer ancak Rusya ve Çin’in İran’a sağlayacağı uydu verileri ve lojistik destek bu rotayı felakete süratle sürükler. Hürmüz Boğazı’na paraşütle atlamak bir katliam olur.”

Dördüncü ve “en çılgınca” seçenek olarak Hark Adası’nın işgal edilmesini gösteren Krapivnik, “Basra Körfezi’nin en geniş yerinden lojistik sağlamaya çalışmak ve arkada su, önde dağlar ve bir milyon öfkeli İran askeriyle orada durmak intihardır” dedi.

Krapivnik, İran’ın yüzde 70’inin “Himalaya benzeri” sarp dağlardan oluştuğunu ve tarihsel olarak bir “kale” işlevi gördüğünü vurgulayarak, “İranlılar ‘gelin bizi alın’ diye bekliyorlar çünkü bunun ABD için bir intihar görevi olacağını biliyorlar” diye konuştu.

“Hedef Armagedon’u zorla başlatmak”

Pentagon ve Beyaz Saray’daki karar alıcıların rasyonel diplomatik bir düzlemden çıktığını savunan Krapivnik, Savaş Bakanı Pete Hegseth ve çevresindeki “Hristiyan Siyonist” etkisine dikkat çekti.

Hegseth’in “Deus Vult” (Tanrı böyle istiyor) ve Kudüs Haçı dövmelerine atıf yapan analist, “Bu insanlar, İsa’nın ikinci gelişini görebilmek için Armagedon’un gerçekleşmesi gerektiğine inanıyor. Eğer Armagedon kendi kendine başlamıyorsa, biz onu zorla başlatırız mantığıyla hareket ediyorlar” dedi.

1830’larda John Darby tarafından temelleri atılan ve Scofield İncili ile popülerleşen bu teolojik anlayışın, ordu kademelerinde “terfi sebebi” haline geldiğini iddia eden Krapivnik, “Tugay komutanınız size ‘Trump meshedilmiş kişidir, Armagedon için ölürsek cennete ışınlanacağız’ dediğinde işler değişir” ifadelerini kullandı.

Bu inanç sistemine göre, Üçüncü Tapınak’ın inşası için İsrail’in dini açıdan “saf” bir hale getirilmesi gerektiğini belirten analist, “Netanyahu’nun da bir Yahudi tarikatı tarafından ‘meshedilmiş kişi’ ilan edildiğini unutmamak gerekir. Karşımızda iki grup psikopatın farklı amaçlarla ama aynı rotada buluştuğu bir tablo var” değerlendirmesinde bulundu.

“ABD ordusu kendi kabiliyetini kör etti”

Askeri teknolojiler ve lojistik açıdan ABD’nin ciddi bir darboğaza girdiğini belirten Krapivnik, İran’ın karşı saldırılarla ABD’nin bölgedeki “gözlerini” kör ettiğini söyledi.

Raytheon tarafından geliştirilen ve Güney Rusya’yı dahi görebilen bir milyar dolarlık radar sisteminin vurulduğunu ifade eden analist, “Bu sistemlerin yerine konması Çin’in nadir toprak elementlerini kesmesi nedeniyle 8-9 yıl sürebilir. ABD şu an bölgede kör uçuşu yapıyor” ifadesini kullandı.

Savaşın ilk 36 saatinde ABD’nin savunma ve saldırı amaçlı 3 bin füze tükettiğini kaydeden Krapivnik, bu mühimmatın bir hafta içinde tükeneceğini vurguladı.

ABD ordusunun sivil hedefleri vurduğunu ve rescue (kurtarma) ekiplerini hedef alan “çift vuruş” taktiğini kullandığını belirten analist, “Kendi eğitimlerimizde de bize surata değil, herkese iki kez ateş etmemiz öğretildi. Bu bir savaş suçu ama ABD ne zaman savaş kurallarını umursadı ki?” dedi.

Uçak gemisi Gerald Ford’un bölgeye gönderilmesini “hedef zengini bir ortam yaratmak” olarak nitelendiren Krapivnik, İran’ın 18-19 adet dizel denizaltısının Hint Okyanusu’nda pusuya yatmış olabileceği uyarısında bulundu.

“Cennette görüşürüz zihniyetiyle karşı karşıyayız”

Konuşmasını sarsıcı bir anektodla bitiren Stanislav Krapivnik, liseden evanjelik bir arkadaşıyla geçen diyaloğunu paylaştı.

Nükleer savaş riskinin zirve yaptığı bir dönemde arkadaşının kendisine “yakında görüşeceğimiz için çok mutluyum” diye yazdığını anlatan analist, “Rusya’ya mı geleceksin diye sorduğumda, ‘Hayır, cennette. Her şey yakında bitecek’ cevabını verdi” dedi.

Krapivnik, karar mekanizmalarındaki insanların bu apokaliptik teslimiyet içinde olduğunu belirterek, “Bu insanların rasyonel olmadığını anlamak zorundayız. Karşımızdaki zihniyet bu” diyerek sözlerini tamamladı.

Son olarak Stanislav Krapivnik, ABD’nin askeri ve siyasi stratejilerinin artık gerçeklikten koptuğunu ve bölgeyi geri dönüşü olmayan bir yıkıma sürüklediğini ifade etti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version