Dünya Basını

Eski ABD’li müzakereci Alan Eyre: Ateşkes anlaşmasına varmaya çok yakınız

Yayınlanma

İran ile ABD ve İsrail arasında yeniden başlayan savaşı değerlendiren ABD Dışişleri Bakanlığının eski İran Danışmanı ve nükleer anlaşma müzakerecisi Alan Eyre, ABD Başkanı Trump’ın İsrail Başbakanı Netanyahu’yu İran’a misilleme yapmaması konusunda uyaracağını belirtti.

İran’ın İsrail topraklarına yönelik gerçekleştirdiği çok dalgalı füze saldırılarının ardından bölgede askeri hareketlilik ve diplomatik trafik en üst düzeye ulaştı.

ABD Dışişleri Bakanlığının eski İran Danışmanı ve Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) eski müzakerecisi Alan Eyre, yayıncı Mario Nawfal’a verdiği mülakatta, sahadaki son gelişmeleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu krize yönelik yaklaşımını ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin bölgesel stratejisini derinlemesine analiz etti.

Eyre, Trump’ın İsrail’in İran’a yönelik doğrudan bir askeri misillemede bulunmasını engellemek için doğrudan devreye girdiğini belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu.

“İran, tırmanma üstünlüğünü elinde tutmak istiyor”

İran’ın İsrail’e yönelik gerçekleştirdiği beş dalgalı füze saldırısının stratejik boyutuna değinen Alan Eyre, bu saldırının basit bir askeri tepkinin ötesinde anlamlar taşıdığını ifade etti.

Eyre, İsrail’in Beyrut’un güneyine düzenlediği saldırıların ardından İran’ın askeri bir yanıt vermekten başka seçeneği kalmadığını belirterek, “İran disproportionate, yani orantısız bir şekilde yanıt veriyor çünkü tırmanma üstünlüğünü kurmak istiyor. Hizbullah dosyası ile İran dosyasının birbirinden ayrılamayacağını göstermeyi amaçlıyorlar ki İsrail’in yapmaya çalıştığı tam olarak bu ayrımı sağlamaktır” ifadelerini kullandı.

İsrail’in kırmızı çizgileri aşama aşama test ettiğini kaydeden eski müzakereci Alan Eyre, “İsrail’in yaptığı şey tam olarak şu: Kırmızı çizgiyi görüyorlar, ona doğru milim milim yaklaşıyorlar. Sonra o çizgiyi hafifçe geçip kimsenin fark edip etmediğini görmek için etraflarına bakıyorlar” şeklinde konuştu.

Eyre, Lübnan hükümetinin de uzun bir aradan sonra ilk kez Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda İsrail ile stratejik olarak paralel bir beklenti içinde olduğunu ve bu durumun İsrail hükümetine operasyonları sürdürmek için alan açtığını kaydetti.

“Trump, Netanyahu’yu köşeye sıkıştırabilir”

ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail basınına yansıyan ve Netanyahu’ya yönelik “misilleme yapma” çağrısını içeren açıklamalarını değerlendiren Alan Eyre, Trump’ın İsrail üzerindeki siyasi gücünün belirleyici olduğunu savundu.

Trump’ın İsrail’de son derece popüler bir lider olduğunu ve Netanyahu’nun yaklaşan seçimler öncesinde ABD desteğini kaybetmeyi göze alamayacağını hatırlatan Eyre, konuya dair şu değerlendirmeyi yaptı:

“Eğer Başkan Trump, en azından İran’a yönelik saldırılar konusunda ‘dur’ derse, Netanyahu buna uymak zorunda kalacaktır. Trump, İsrail’in el kuklası olmadığını ve onlara ne yapacaklarını söyleyebileceğini göstermek istiyor. Bu durum Netanyahu’yu İsrail içindeki sağ kanadın saldırılarına karşı daha savunmasız hale getirecektir. Bu yüzden Netanyahu, İran’ın gerilimi tırmandırmasını sağlayacak başka yollar arayacak ve böylece sadece yanıt verdiğini iddia edebilecektir.”

Eyre, Trump’ın doğrudan askeri çatışmaları durdurma isteğinin arka planında ekonomik kaygılar olduğunu da sözlerine ekledi. Trump’ın piyasaları ürkütmekten kaçındığını söyleyen Eyre, “Başkan Trump’ın savaşı yeniden başlatmak istemediğini kesin bir veri olarak kabul ediyorum. Çünkü bunun piyasaları sarsacağını biliyor ve bu durumdayken kendi hedeflerine ulaşamaz. Kayıplarını sınırlandırmak, zafer ilan etmek ve İran’ın nükleer silah geliştirmeyeceğine dair bir mutabakat zaptı imzalamak istiyor” dedi.

“İki ila üç sayfalık bir mutabakat zaptının ötesine geçemeyiz”

ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temasların niteliğine dair gerçekçi bir çerçeve çizen Alan Eyre, kapsamlı bir nükleer anlaşmanın kısa vadede mümkün görünmediğini ancak ilk aşama mutabakatı konusunda iyimser olduğunu ifade etti.

Eyre, taraflar arasındaki müzakere dinamiklerini şu sözlerle açıkladı:

“İki ülke arasında doğrudan bir müzakere yürütülmüyor. Sadece Pakistan, Katar ve diğer aracılar vasıtasıyla mesajlar gidip geliyor. Muhtemelen bir birinci aşama anlaşması elde edeceğiz. Ancak kötü haber şu ki, Hürmüz Boğazı tamamen trafiğe açılmayacak. Kapsamlı bir anlaşma olmadığı sürece deniz sigorta şirketleri kargo ve gemi sigorta oranlarını eski seviyelerine düşürmeye yanaşmayacaktır. ABD ile İran arasında bir mutabakat zaptı imzalanması ihtimalini yüzde 50’nin üzerinde görüyorum ancak Gazze’deki birinci aşama anlaşmasında olduğu gibi, belirsizliklerle dolu iki ila üç sayfalık bir metnin ötesine geçemeyiz.”

İran’ın dondurulmuş varlıklarına erişim talebi ile Trump yönetiminin mali yardımlara yönelik katı duruşu arasındaki çelişkiye dikkat çeken Eyre, Katar veya diğer Körfez ülkelerinin aracı olabileceği kredi mekanizmalarının bu sorunu aşmak için kullanılabileceğini ancak teknik zorlukların sürdüğünü belirtti.

Eyre, Trump yönetiminin stratejik tutarsızlıklar sergilediğini ve bunun müzakereleri zorlaştırdığını da sözlerine ekledi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version