Avrupa

Eski Alman Anayasa Mahkemesi Başkanı yurt dışı oy meselesini gündeme getirdi

Yayınlanma

23 Şubat Pazar günü yapılan federal seçimlerde, yaklaşık 13.400 oyla Federal Meclis dışında kalan Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW), sonucu “yasal olarak inceleteceğini” açıkladı.

Parti lideri Sahra Wagenknecht, buna gerekçe olarak yurtdışındaki 230.000 kayıtlı seçmeni gösterdi. Yurt dışındaki seçmenlerin birçoğu, posta yoluyla kendilerine ulaşmayan pusulalar nedeniyle oy kullanamadı.

Berliner Zeitung’a göre bu durum teorik olarak BSW için belirleyici olabilir. Hatta partinin Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili Fabio De Masi, Federal Anayasa Mahkemesine olası bir itirazın ipuçlarını verdi.

2010 yılına kadar Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan Hans-Jürgen Papier Berliner Zeitung’a verdiği demeçte, yasalara göre bir seçimin evrensellik ilkesini yerine getirmesi gerektiği göz önüne alındığında, “Yurt dışındaki Almanların mevcut seçimleriyle ilgili süreç anayasa hukuku açısından sorunsuz değildir. Tüm vatandaşlar seçime katılabilmelidir,” dedi.

Federal Meclis’in feshedilmesi halinde 60 gün içinde yeni bir seçim yapılması gerekiyor. Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı, “Fakat, yurtdışında yaşayan Almanlar için seçim prosedürü bu son tarihlere ve mevcut koşullara zamanında uyarlanabilirdi, böylece bu seçmen grubu oy kullanma hakkını gerçekten kullanabilirdi,” diyor.

Herhangi bir seçim hatasının dikkate alınıp alınmayacağı, bunların seçimle ne ölçüde ilgili olduğuna bağlıdır. Papier, “Bu nedenle, seçim hatalarının sandalye dağılımını etkileyebileceğine dair somut ve tamamen uzak olmayan bir ihtimal olmalıdır,” ifadelerini kullanıyor. 

Öte yandan Papier, seçim süreci hâlâ netleşmediği için şu anda bu konuda bir yargıya varamayacağını söylüyor.

Anayasa Mahkemesinin seçimlerle ilgilenebilmesi için Federal Meclis’in konuyu ele alması gerekiyor. Burada Seçim Komisyonu şikayetleri inceliyor.

Hans-Jürgen Papier bunu bir sorun olarak görüyor, çünkü seçimlerin incelenmesi prosedürünün Anayasada çok yetersiz bir şekilde düzenlenmiş olduğunu savunuyor.

Sevim Dağdelen medya kampanyasına işaret etti

BSW milletvekili Sevim Dağdelen X’te yaptığı açıklamada seçim sonuçlarını değerlendirdi.

Dağdelen, Federal Meclis seçimlerinde partisinin rekor sayıda oy elde ettiğini savunarak, BSW’nin pazar günü geçen yaz yapılan Avrupa seçimlerinden daha fazla oy aldığını ve yeni bir partinin ilk kez katıldığı bir federal seçimde elde ettiği en iyi sonucu elde ettiklerini söyledi.

“Fakat Federal Meclis’e girmeyi neden kaçırdığımızı da kendimize dürüstçe itiraf etmeliyiz,” diyen Dağdelen, bunların başında 2024’te dört kez seçimlere katılmanın yeni bir partiye getirdiği zorluklara işaret etti. Bu nedenle partiyi inşa etme konusunda çok yavaş ilerleme kaydettiklerini belirten BSW’li, “Erken federal seçim, az para ve az sayıda personelle bir yıl içinde yürüttüğümüz beşinci seçim kampanyasıydı,” dedi.

Partiye üye kaydetme sürecinin yavaş işlediğini de kabul eden Dağdelen, bununla birlikte, “Hamburg’daki liste oluşumu sırasında medyanın abartmaktan hoşlandığı sabotaj girişimlerine” işaret ederek bu kararın doğru olduğunu savundu.

Geçtiğimiz aylar ve haftalarda BSW’ye yönelik medyada, “Kremlin partisi” söylemleri de dahil olmak üzere, “eşi benzeri görülmemiş” bir kampanya yürütüldüğüne dikkat çeken Dağdelen, BSW’nin genel seçimlerden 36 saat önce Forsa tarafından, diğer tüm anket kuruluşlarının aksine, yüzde 3’te gösterilerek seçmen davranışlarının manipüle edildiğini ileri sürdü.

BSW’li vekilden özeleştiriler: Eyalet hükümetlerine girmek oy kaybettirdi

CDU ve SPD ile eyalet düzeyinde koalisyonlar kurmaları nedeniyle seçmen kaybettiklerini de itiraf eden BSW’li, “ABD’nin Almanya’ya orta menzilli füzeler yerleştirmesini eleştirebilmiş ya da kısa bir süre önce Ukrayna’ya daha fazla silah sevkiyatını ve kendi kendine zarar veren iktisadi savaşın şiddetlenmesini kabul etmemiş olsak bile, hükümetlerde yer almamız bize güven kaybettirdi,” diye yazdı.

Son olarak, pek çok kişinin göçün sınırlandırılmasına yönelik CDU/CSU önergesi lehine verilen oyu “anlayamadığını” savunan Dağdelen, “Bir önergeyi ya da yasayı kimin sunduğuna ve kimin lehinde oy kullanabileceğine göre değil, esasa göre karar verme talebimizi herkese anlatamadık. Göç ve sözde güvenlik duvarlarına ilişkin kutuplaşmış ve son derece duygu yüklü tartışmada BSW olarak sadece kaybedebilirdik,” ifadelerini kullandı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version