Diplomasi
Eski BM raportörü Alfred de Zayas’tan Uluslararası Filistin Konferansına mesaj
Eski Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü Alfred de Zayas, 6 Eylül’de İstanbul’da düzenlenen “Soykırımdan Filistin Devletinin Kuruluşuna” başlıklı uluslararası konferansa bir mesaj gönderdi.
Konferans, Filistin, Türkiye, İran, Mısır, Suudi Arabistan, Rusya, Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, Norveç ve Danimarka’dan önde gelen uzmanları bir araya getirdi.
Konuşmacılar, soykırım olarak nitelendirdikleri Gazze’deki insani krizi, Filistin’in devletleşme sürecindeki zorlukları ve uluslararası toplumun rolünü değerlendirdi. Konferansta, Filistin’deki iç bölünmelerin aşılması ve İsrail üzerindeki diplomatik baskının artırılması gerektiği vurgulandı.
Alfred de Zayas’ın mesajı şöyle:
“31 Ağustos’ta Uluslararası Soykırım Araştırmacıları Derneği, İsrail’in Gazze’de soykırım işlediğini teyit eden ve Filistinlilerin haklarının korunması için uluslararası eylem çağrısında bulunan bir karar yayımladı.
Saraybosna’daki Gazze Mahkemesi, mayıs ayında İsrail’in soykırım işlediğine hükmetti. 18 Ağustos 2024’te İstanbul’da, uluslararası toplumu soykırımı durdurmak için somut adımlar atmaya çağıran bir karar yayımladı. Sadece siviller değil, aynı zamanda gazeteciler, sağlık görevlileri ve UNRWA dahil olmak üzere BM kuruluşlarının personeli de öldürüldü.
Mahkeme başkanı, Princeton Üniversitesinden emekli uluslararası hukuk profesörü ve eski BM Filistin insan hakları özel raportörü (2008-2014) Richard Falk, harekete geçmemenin ‘insanlığın tarihi bir başarısızlığı’ olacağı uyarısında bulundu. Dünya hükümetlerini BM Güvenlik Konseyini devre dışı bırakmaya ve Genel Kurul’u daha fazla sivil kaybını önlemek için belirleyici tedbirlerin gerekli olduğunu vurgulayarak, silahlı müdahaleye gecikmeksizin izin vermesi için yetkilendirmeye çağırdı.
Uluslararası Adalet Divanı, 19 Temmuz 2024 tarihli istişari mütalaasında, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’yi işgalinin yasa dışı olduğuna ve bu topraklardan çekilerek mağdurlara tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi.
BM Genel Kurulu, UAD’nin kararını ezici bir çoğunlukla onayladı ve 18 Eylül 2024’te İsrail’e istişari mütalaayı uygulaması için 12 ay süre tanıyan bir kararı kabul etti.
İsrail, sadece istişari mütalaayı ve Genel Kurul kararını görmezden gelmekle kalmadı, aynı zamanda Gazze’deki sivil halka yönelik soykırımı, okulların, hastanelerin, camilerin ve kiliselerin bombalanmasını yoğunlaştırdı ve Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı davayla bağlantılı olarak UAD tarafından verilen emirlere karşı aşağılayıcı bir tavır sergiledi.
21 Kasım 2024’te Uluslararası Ceza Mahkemesi, Benyamin Netanyahu ve eski Savaş Bakanı Yoav Gallant hakkında bugüne kadar uygulanmayan tutuklama emirleri çıkardı.
Trump yönetimi, çalışmalarını engellemek amacıyla Uluslararası Ceza Mahkemesine yaptırımlar uyguladı.
Bu durum, Birleşmiş Milletlerin otoritesi ve güvenilirliği için ne anlama geliyor? Bu, tüm BM üyesi ülkelerin BM Şartı ve 1948 Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülükleri için ne ifade ediyor?
Bu konferans, Antonio Guterres ve Volker Türk’e iletilmek üzere, Genel Kurul’un 80. oturumunun açılışında dikkate alınması gereken bir karar kabul etmelidir. Bu karar, BM Filistin Raportörü Profesör Francesca Albanese’nin raporlarını onaylamalı ve İsrail’in 9 Temmuz 2004 ve 19 Temmuz 2024 tarihli UAD istişari mütalaalarını uygulamasını talep etmelidir. Karar, Koruma Sorumluluğu doktrinine atıfta bulunmalı, UNRWA ve UNICEF dahil tüm BM kuruluşlarının insani çalışmalarını ve SUMUD insani yardım filosunu desteklemelidir.
Bu konferansın kararı ve sonuç belgesi, Genel Kurul’un, Soykırım Sözleşmesi’ne taraf olan herkesin bağlı olduğu önleme yükümlülüğü temelinde, devletleri soykırımı durdurmak için ortak ve bireysel eylemlerde bulunmaya çağıran bir Barış İçin Birleşme Kararı’nı kabul etmesi için çağrıda bulunmalıdır.
Eğer Koruma Sorumluluğu doktrini bir anlam ifade ediyorsa, bu Filistin’i kurtarmak demektir.
Konferans, Genel Kurul’u, üyelerin ihraç edilmesini öngören BM Şartı’nın 6. Maddesi’ni işletmeye teşvik etmelidir. Madde şöyle der:
‘Bu Şart’ta yer alan İlkeleri ısrarla ihlal eden bir Birleşmiş Milletler Üyesi, Güvenlik Konseyinin tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından Örgütten ihraç edilebilir.’
Hiçbir BM üyesi ülke, İsrail’den daha fazla Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi Kararı’nı ihlal etmemiştir; hiçbir üye ülke, ABD’nin suç ortaklığıyla, BM’ye ve uluslararası yargı kurumlarına İsrail kadar saygısızlık göstermemiştir. Her ikisi de BM Şartı’na ve uluslararası hukuka karşı açık bir isyan içindedir.
Yakın vadede Genel Kurul, 1970’ler ve 1980’lerde Güney Afrika’daki Apartheid rejiminin diplomatlarının akreditasyonunu geri çektiği gibi, İsrailli diplomatlara verilen akreditasyonu da geri çekmelidir. Bu, sembolik bir adım olacak ve İsrail’in uluslararası toplumdaki tecridini tamamlayacaktır.
Genel Kurul, tüm üye ülkelere sadece diplomatik ilişkileri değil, soykırımcı devletle tüm ticari ilişkileri de kesmeleri çağrısında bulunmalıdır.
Uzun vadede Genel Kurul, Uluslararası Adalet Divanından soykırıma suç ortaklığı meselesi hakkında karar vermesi için bir istişari mütalaa talep eden bir karar kabul etmelidir.
Cenevre Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü, 2024 yılında Roma Statüsü’nün 15. Maddesi uyarınca Uluslararası Ceza Mahkemesine iki hukuki mütalaa sunarak, Savcıdan Ursula von der Leyen ve Kaja Kallas gibi Avrupalı kurum ve kişilerin Gazze’de devam eden soykırıma suç ortaklığına ilişkin soruşturma başlatmasını talep etti.
Yeni çok kutuplu bir dünya ortaya çıkıyor. İnsanlığın umudu artık ‘kolektif Batı’da değil, Afrika ve Asya’daki Küresel Çoğunluktadır. Bugünün en önemli sorunu, haklarımızı savunmak için oluşturulan kurumların Washington ve Brüksel tarafından ele geçirilmiş olması ve bu kurumların insanlık için değil, adaletsiz bir dünya düzenini sürdürmek için çalışmasıdır.
Bu nedenle, insan hakları üçlemem olan Building a Just World Order, Countering Mainstream Narratives ve The Human Rights Industry kitaplarımı, 25 Uluslararası Düzen İlkem de dahil olmak üzere somut, pragmatik ve uygulanabilir tavsiyelerle yazdım.”