Dünya Basını

Eski CIA analisti Johnson: ABD ve İsrail kazanamayacakları bir savaşı başlattı

Yayınlanma

Eski CIA analisti Larry Johnson, Judging Freedom programında Andrew Napolitano’nun sorularını yanıtlayarak Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendirdi. Johnson, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonunun başarısızlığa mahkum olduğunu ve bölgedeki Amerikan askeri varlığının ciddi lojistik ve mühimmat kriziyle karşı karşıya bulunduğunu belirtti.

Yargıç Andrew Napolitano’nun Judging Freedom programına katılan eski CIA analisti Larry Johnson, özel yayında Ortadoğu’daki askeri hareketliliği kapsamlı bir analizle masaya yatırdı.

Johnson, ABD ve İsrail’in stratejik bir hata yaptığını vurgulayarak, “Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kazanamayacakları, kaybedecekleri bir kavgaya girdi ve ellerinde kolay bir çıkış yolu bulunmuyor” diye konuştu.

Johnson’a göre, Trump yönetimi kendi askeri gücüne dair abartılı bir inanca kapılarak, Haziran 2025’teki “baş kesme” (decapitation) operasyonunun bir benzerini yapabileceğine ikna oldu.

Ancak İran tarafının bu tür bir saldırıyı iki aydır beklediğini ve Ayetullah Hamaney dahil tüm üst düzey kadronun yerlerine geçecek halefleri çoktan belirlediğini kaydeden Johnson, “İranlılar bu durum için tüm hazırlıklarını yapmıştı” dedi.

Saldırının zamanlamasına ve istihbarat hatalarına dikkat çeken Johnson, Seymour Hersh’ün yakın zamandaki bir makalesine atıfta bulunarak, ABD veya İsrail istihbarat kaynaklarının İran’ın balistik füze programının geçen yıl imha edildiğine dair yanlış bir algı yarattığını belirtti.

Johnson, “Cumartesi sabahı İran’da gerçekleşen baskın saldırıdan sadece bir buçuk saat sonra İran karşı ateş açmaya başladı” ifadesini kullandı.

Bu kez durumun Haziran 2025’ten çok farklı olduğunu vurgulayan analist, İran’ın sadece İsrail hedefleriyle sınırlı kalmadığını, Basra Körfezi’nden Irak’a kadar tüm ABD üs ve tesislerini hedef aldığını bildirdi. ABD’nin önemli maddi kayıplar yaşadığını söyleyen Johnson, askeri kayıpların boyutunun henüz netleşmediğini ifade etti.

“İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatarak ABD gemilerini kapana kıstırdı”

İran’ın bölgedeki Amerikan lojistik ağını felç ettiğini belirten Johnson, özellikle Bahreyn’deki Beşinci Filo tesisine yapılan saldırının kritik önemde olduğunu vurguladı.

“Bahreyn’deki donanma limanı, 96 füze slotu bulunan Amerikan muhriplerine hizmet sağlamak için hayati önem taşıyor” diyen Johnson, bu gemilerin Tomahawk seyir füzelerini veya Aegis hava savunma füzelerini fırlattıktan sonra mühimmat tazelemek için bir limana yanaşmak zorunda olduklarını açıkladı.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla birlikte birçok ABD gemisinin Basra Körfezi’nde mahsur kaldığını ifade eden Johnson, “İran, bu gemileri etkisiz hale getirecek gemisavar füzelere sahip” değerlendirmesinde bulundu.

Lojistik zorlukların boyutunu detaylandıran Johnson, Umman Denizi’ndeki Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona eşlik eden muhriplerin mühimmatları bittiğinde, en yakın ikmal noktasının 3,5 günlük mesafedeki Diego Garcia adası olduğunu kaydetti.

Bu durumun denizden yürütülen operasyonun sürdürülebilirliğini imkansız kıldığını belirten Johnson, “Üç gün gidiş, üç gün dönüş; bu bir hafta demek. Bir hava saldırısını sürekli olarak sürdüremezsiniz çünkü kara tabanlı uçaklar da güdümlü füzelerini bıraktıktan sonra yeniden yükleme yapmak için beklemek zorunda” dedi.

Johnson ayrıca, Bahreyn’deki ABD donanma personeline ait tesislerin yandığını ve yerel halkın İran füzeleri hedefleri vurdukça sevinç gösterileri yaptığını aktardı.

“Hava savunma füzeleri bir günde tükenebilir”

İsrail’in hava savunma kapasitesine dair çarpıcı veriler paylaşan Johnson, Iron Dome (Demir Kubbe) ve Patriot sistemlerinde kullanılan füzelerin stok sorunu yaşadığını belirtti.

“ABD’nin Patriot füzeleri için yıllık üretim kapasitesi yaklaşık 700 adet” diyen Johnson, gelen her hedefe karşı en az iki füze fırlatıldığını hatırlattı.

İran’ın İsrail’e bir günde 50 füze atması durumunda, yıllık üretimin yüzde 15’inin tek bir günde tükeneceğini vurgulayan Johnson, “Tel Aviv’de doğrudan isabet alan noktaların görüntüleri gelmeye başladı bile; İran onları parça parça ayıracak” diye konuştu.

İran’ın stratejik hedeflerini sivil kayıpları minimize edecek şekilde seçtiğini, saldırılarını gece saatlerinde askeri ve istihbarat karargahları ile endüstriyel tesislere odakladığını belirten Johnson, İsrail’in aksine İran’ın sivil öldürme odaklı bir yaklaşımı olmadığını kaydetti.

İranlı bir askeri yetkilinin “Savaşın başında stoklarımızdakileri kullanacağız ancak ilerleyen günlerde henüz açıklamadığımız en güçlü füzelerimizi devreye sokacağız” şeklindeki açıklamasını hatırlatan Johnson, bu tehditlerin boş olmadığını ifade etti.

Johnson, “İranlılar bu konuda çok ciddi insanlar. YouTube’da görebileceğiniz ‘füze şehirleri’ videoları gerçeği yansıtıyor. Bunlar devasa kamyonların sürülebildiği yeraltı tünelleri ve yüzlerce mobil fırlatıcı barışık vaziyette bekliyor” dedi.

“105 kız çocuğunun öldürülmesi İran halkını kenetledi”

Saldırının insani boyutuna değinen Johnson, ABD veya İsrail füzelerinin bir kız okuluna isabet etmesi sonucu 105 çocuğun hayatını kaybettiğini anımsattı.

Bu olayın İran toplumunda yarattığı etkiyi 11 Eylül saldırıları sonrası ABD’de oluşan birlik duygusuna benzeten Johnson, “10 Eylül’deki siyasi farklılıklar bir gecede nasıl ortadan kalktıysa, bugün İran’da yaşanan da tam olarak budur. Karşılarında 105 küçük kızın cenazesi duruyor ve bu durum halkı yönetim etrafında kenetledi” değerlendirmesini yaptı.

İran halkının 1941’deki Pearl Harbor baskını sonrası Amerikalıların hissettiği duyguları paylaştığını ifade eden analist, bu durumun rejimi zayıflatmak yerine güçlendirdiğini vurguladı.

Trump yönetiminin müzakereler sürerken saldırı emri vermesini sert bir dille eleştiren Johnson, “Perşembe günü barış görüşmelerinde ilerleme kaydedildiği ve Pazartesi günü için umutlu olunduğu söylenmişti. Ancak Trump, 1 Eylül 1939’da Adolf Hitler’in yaptığı gibi kendisine saldırmayan bir ülkeye saldırdı” dedi.

İranlıların bir kez daha “yemi yutarak” müzakere tuzağına düştüğünü söyleyen Johnson, bu durumun sadece İran ile değil, Rusya ile yürütülen müzakereleri de tamamen bitirdiğini kaydetti.

Eski yetkili, “Witkoff’un ağzından çıkan hiçbir söze güvenilemeyeceği anlaşıldı. Putin bir daha kendisiyle görüşmek istemeyecektir” ifadesini kullandı.

“Mühimmat tedarik zinciri Çin’in elinde”

Askeri kapasitenin sürdürülebilirliği konusunda Çin faktörüne dikkat çeken Johnson, hava savunma füzelerinin üretiminde kullanılan kritik minerallerin Çin tarafından ABD’ye ihracatının durdurulduğunu hatırlattı.

“ABD’nin bir hava harekatını sürdürme kabiliyeti son derece sınırlı kalacak” diyen Johnson, Ürdün ve Suudi Arabistan’daki üslerin İran ateşine maruz kalması nedeniyle uçakların Kıbrıs gibi daha uzak noktalara çekilmek zorunda kalacağını, bunun da lojistik ve yakıt ikmali sorunlarını beraberinde getireceğini belirterek İran’ın ise Rusya ve Çin ile kurulu olan tedarik zincirleri sayesinde yeraltı tesislerinde üretime devam edebildiğini kaydetti.

Ekonomik sonuçlara dair öngörülerini paylaşan Johnson, petrol fiyatlarının varil başına 120 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulundu. ”

Hürmüz Boğazı birkaç saatten fazla kapalı kalırsa fiyatlar dramatik şekilde artar” diyen Johnson, Çin’in bu durumu öngörerek son dört haftadır yoğun şekilde petrol stokladığını ancak Japonya, Endonezya ve Malezya gibi ülkelerin hazırlıksız yakalandığını ifade etti. İran’ın bu kez geçen Haziran’daki gibi bir anlaşmaya yanaşmayacağını vurgulayan analist, “Yaptırımlar tamamen kalkmadan İran bombardımanı durdurmayacaktır” dedi.

“Ceset torbaları gelmeye başladığında Trump’ın başkanlığı sona erebilir”

Operasyonun siyasi sonuçlarını değerlendiren Johnson, ABD askerlerinin naaşlarının ülkeye dönmeye başlamasıyla Trump’ın kamuoyu desteğini kaybedeceğini savundu.

“2 bin civarında kayıp verilirse bu Trump başkanlığının sonu demektir” diyen Johnson, Kongre onayı olmadan savaşa girilmesi nedeniyle bir azil (impeachment) sürecinin de başlayabileceğini belirtti.

Trump’ın Ortadoğu’daki “anlamsız savaşlara son verme” vaadiyle seçildiğini ancak şimdi tam tersini yaptığını hatırlatan analist, bu durumun George H.W. Bush’un “yeni vergi yok” sözünü tutmamasıyla yaşadığı siyasi yıkıma benzer bir sonuç doğurabileceğini kaydetti.

Son olarak bölgedeki Şii hareketlerinin sadece İsrail’e değil, doğrudan ABD varlığına karşı harekete geçeceğini öngören Johnson, “Sadece elitler değil, sokaktaki ortalama Suudi vatandaşı bile Amerikan üslerinin vurulmasını alkışlıyor” dedi.

ABD’nin stratejik hedeflerinin “rejim değişikliği” ve BRICS’in yükselişini durdurmak olduğunu belirten Johnson, ancak kullanılan yöntemlerin tam tersi sonuçlar doğurarak ABD’yi dünyada izole edeceğini sözlerine ekledi.

Johnson, mülakatı sonlandırırken, “ABD bir zamanlar ağır sıklet şampiyonuydu ancak artık yaşlandık, şişmanladık ve yavaşladık. Bu kibrimiz bizi yıkıma götürecek” uyarısında bulundu.

Söz konusu gelişmelerin ardından bölgedeki gerilimin en az bir ay daha süreceğini tahmin eden Johnson, İsrail’in nükleer silah seçeneğini değerlendirmesi durumunda Kuzey Kore’nin de İran lehine sürece dahil olabileceği gibi çok daha tehlikeli senaryoların kapıda olduğunu belirtti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version