Diplomasi
Eski CIA analisti McGovern: Rusya parmağını kıpırdatmadan NATO’nun dağılmasını izliyor
Eski CIA analisti Ray McGovern, Andrew Napolitano’nun yayınına katılarak Washington’un Grönland girişimi ve başarısız İran operasyonu hakkında değerlendirmelerde bulundu. McGovern, Kremlin’in NATO ittifakını zayıflattığı gerekçesiyle Trump’ın Grönland hamlesine stratejik destek verdiğini, CIA’in ise operasyonel süreçlerde analistleri devre dışı bırakarak tarihi hataları tekrarladığını ifade etti.
Eski CIA analisti Ray McGovern, Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu Judging Freedom programına konuk olarak ABD dış politikasındaki son gelişmeleri, istihbarat başarısızlıklarını v değişen küresel dengeleri değerlendirdi.
19 Ocak 2026 tarihli yayında konuşan McGovern, özellikle İran’a yönelik başarısız operasyon girişimi ve Donald Trump’ın Grönland’ı satın alma isteğinin jeopolitik yansımaları üzerinde durdu.
“Rusya parmağını kıpırdatmadan NATO’nun dağılmasını izliyor”
Programda, Trump’ın Grönland’ı ilhak etme veya satın alma girişiminin Moskova tarafından nasıl karşılandığı sorusuna yanıt veren McGovern, Kremlin’in bu durumdan memnuniyet duyduğunu belirtti.
Rusya’nın NATO ittifakı içinde karmaşa yaratma hedefine Trump sayesinde ulaştığı yorumunu yapan McGovern, şu ifadeleri kullandı:
“Eğer amaç NATO üzerinde tahribat yaratmaksa, Ruslar parmaklarını bile kıpırdatmadan bunu başardı. Trump bunu onlar adına yaptı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, bunun ABD Başkanı adına sadece ulusal değil, tarihi öneme sahip müthiş bir başarı olacağını söyledi. ‘Bu iyi bir fikir değil’ ya da ‘Zavallı Avrupalılar’ gibi ifadeler kullanmadılar. Bunu Trump’ın egosuna yönelik bir hamle olarak görüyorlar.”
McGovern, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki savaşı kazandığını bildiğini ve NATO’nun Grönland meselesi yüzünden dağılma sürecine girdiğini gözlemlediğini dile getirdi.
Almanya’nın Grönland’a sembolik olarak 15 asker gönderip hava koşullarını gerekçe göstererek geri çekmesini “absürt” olarak niteleyen McGovern, Avrupa ülkelerinin çaresiz bir görüntü çizdiğini belirtti.
Trump’ın buna karşılık sekiz Avrupa ülkesine (Finlandiya, Norveç, İsveç, Danimarka, Hollanda, Fransa, Almanya ve İngiltere) yüzde 10 ek gümrük vergisi getirdiğini hatırlatan analist, “Avrupalılar etkisiz ve çaresiz görünüyor. NATO’nun bir parçasının ele geçirilmesine savaşmadan boyun eğeceklerdir” değerlendirmesinde bulundu.
İran operasyonunda “1953 sendromu”
Programın bir diğer önemli gündem maddesi, ABD ve İsrail istihbaratının İran’da 1953 darbesine benzer bir girişimde bulunarak başarısız olmasıydı.
McGovern, CIA ve Mossad’ın bu girişimi “ellerine yüzlerine bulaştırdığını” belirterek, operasyonel birimlerin istihbarat analistlerini süreçten dışladığını vurguladı.
Bu durumu Kennedy dönemindeki Domuzlar Körfezi çıkarmasına benzeten McGovern, şunları kaydetti:
“CIA ve Mossad’ın analiz bölümleri, İran’a karşı bu akıl dışı planın olası sonuçları konusunda devre dışı bırakıldı. Operasyonel birimler her zaman ‘Elbette yapabiliriz’ der. Çünkü Iraklı Çelebi gibi İranlı göçmenler de bunun ‘çocuk oyuncağı’ olacağı konusunda güvence verir. Langley’de ‘Bu göçmenler bizi kandırıyor mu?’ diye soran kimse yok mu? Analistler devre dışı bırakılıyor.”
McGovern, Tulsi Gabbard’ın İran’ın 2003’ten beri nükleer silah üzerinde çalışmadığına dair verdiği ifadenin Trump yönetimi tarafından dikkate alınmadığını belirtti.
Gabbard’ın yasal olarak gizli eylem planlarını inceleme hakkı olmasına rağmen, operasyonun son aşamalarında Hawaii’ye gönderildiğini kaydeden McGovern, “Onu Hawaii’de denize girmeye gönderdiler. Bence o da bunu bilerek yaptı; bu akıl dışı plandan kendini soyutlamak istedi” dedi.
Larry Johnson: İran’daki darbe girişimi Rusya’nın elektronik harp desteğiyle engellendi
Putin’in “hassas yaklaşımı”
Putin’in 15 Ocak’ta yaptığı konuşmada İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzene ve BM şartına atıfta bulunarak Batı’nın verdiği sözleri tutmadığını hatırlatması da programda ele alındı.
McGovern, Putin’in bu açıklamalarını “standart diplomatik söylem” olarak değerlendirmekle birlikte, Rus liderin ABD ile ilişkilerde temkinli davrandığına dikkat çekti.
Ukrayna kaynaklı dronların Putin’in Valday’daki konutunu hedef almasına rağmen Moskova’nın Trump’a karşı “alttan alan” bir tavır sergilediğini belirten McGovern, bunun nedenini şöyle açıkladı:
“Ruslar Trump’ı sevdikleri için değil, onun öngörülemez olması ve nükleer kodlara sahip olması nedeniyle ona bu tavizleri veriyorlar. Ekstra temkinli davranıyorlar. Ülkelerini 25 yılda yeniden inşa ettiler ve bunu riske atmak istemiyorlar. Trump’a karşı ‘ipek eldivenle’ muamele ediyorlar.”
Netanyahu ve Lindsey Graham’ın tutumu
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Trump’ı İran’a saldırmaya teşvik edip etmeyeceği sorusuna ise McGovern temkinli yaklaştı.
Starlink bağlantısının kesilmesi gibi teknik yetersizliklere ve İsrail’in yok olma riskini gördüğüne işaret eden McGovern, Netanyahu’nun bir “mola” talep ettiğini dile getirdi.
Programda ayrıca Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın, İran’a yönelik saldırının durdurulması için araya giren Arap ülkelerine yönelik tepkisi de konuşuldu.
Graham’ın “Tüm görüşümü yeniden değerlendireceğim” çıkışını eleştiren McGovern, “Arap ülkeleri Lindsey Graham gibi birini ciddiye almıyor. Körfez ülkelerinin ABD ile devasa yatırımları ve savunma anlaşmaları var. Graham’ın söyledikleri sadece alay konusu olur” ifadelerini kullandı.