Dünya Basını
Eski CIA operasyon görevlisi Giraldi: Dünyanın geri kalanı Trump’ı bir şaka olarak görüyor
Eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı operasyon görevlisi Philip Giraldi, Donald Trump’ın kişisel kibrinin ve dış politika kararlarının ABD ulusal güvenliği üzerindeki yıkıcı etkilerini değerlendirdi. Yargıç Andrew Napolitano’nun programına konuk olan Giraldi, Washington’daki istihbarat bürokrasisinin yabancı servislerin etkisine açık hale geldiğini ve küresel güç dengesinin kalıcı olarak Doğuya kaydığını vurguladı.
Amerika Birleşik Devletleri’nin dış politika ve güvenlik mimarisinin temel taşlarının tartışmaya açıldığı bir dönemde, eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) operasyon görevlisi ve terörle mücadele uzmanı Philip Giraldi, değerlendirmelerde bulundu. Eski New York Yüksek Mahkemesi Yargıcı Andrew Napolitano’nun sunduğu programda konuşan Giraldi, Washington yönetiminin mevcut yönelimini, kurumsal yozlaşmayı ve küresel güç dengelerindeki tektonik kırılmaları ele aldı.
Mülakatın girişinde, ilan edilmemiş savaşların sıradanlaştığına ve hükümetin saldırganlık olarak nitelendirilebilecek önleyici savaşlara Amerikan halkının itirazı olmaksızın giriştiğine dikkat çeken bir perspektif sunuldu.
Hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alışılmasının trajik bir durum olduğu vurgulanırken, özgür bir toplumun inşası için güç kullanımının reddedilmesi gerektiği ifade edildi.
“Kendi makamının ciddiyetini ve onurunu tanımıyor”
Yargıç Andrew Napolitano, Giraldi’nin kaleme aldığı ve Donald Trump’ın siyasi yaklaşımlarını eleştiren son makalesine atıfta bulunarak mülakatı başlattı.
Napolitano, metnin büyük bir kısmının Trump’ın aşırı kibri üzerine kurulu olduğunu belirterek, bu durumun ulusal güvenlik açısından taşıdığı tehlikeyi sordu. Giraldi, bu durumu “son derece tehlikeli” olarak nitelendirdi ve şu ifadeleri kullandı:
“Trump’ın kendi makamının onurunu ve ciddiyetini tanımadaki başarısızlığı büyük bir sorun teşkil ediyor. Kararlarını sağlıklı girdiler almadan veriyor; çünkü tek endişesi kendi internet sitesindeki fotoğraflarında ya da diğer mecralarda nasıl göründüğü veya kendisinden nasıl bahsedildiği. Son on günde yaptığı açıklamalar arasında en hayret verici olanı, gelmiş geçmiş en güçlü insan olduğunu iddia etmesiydi. Bir insan nasıl böyle bir beyanda bulunabilir? Zihninde neler dönüyor ve buna gerçekten inanıyor mu? Bu, tarihte hiç kimsenin kendisi kadar güçlü olmadığına inandığı anlamına geliyor. Üstelik etrafına topladığı yaltakçılar da bu tür bir düşünce yapısını sürekli besliyor ve büyütüyor.”
Giraldi, Trump’ın bu tavrının sadece kişisel bir karakter özelliği olmadığını, devletin karar alma mekanizmalarını felç eden bir unsura dönüştüğünü kaydetti.
“Piyasa manipülasyonu açıkça belgelenmiş durumda”
Mülakatta, Trump’ın dış politika çıkışlarının finansal piyasalar üzerindeki etkisi de geniş yer buldu. Eski İngiliz istihbarat görevlisi Alastair Crooke’un “masallama” olarak adlandırdığı, yani kişinin kendi uydurduğu saçmalıklara inanması durumuna atıfta bulunan Napolitano, Trump’ın İran konusundaki çelişkili açıklamalarını hatırlattı.
Giraldi, bu durumun tesadüfi olmadığını savunarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Trump’ın piyasa manipülasyonu yapıp yapmadığı tartışmaya kapalı bir gerçek; bu durum açıkça belgelenmiş vaziyette. Ailesinin ve yakın çevresinin onun makamından ve sahip olduğu statüden nasıl yararlandığı biliniyor. Özellikle damadının Ortadoğu’daki iş bağlantıları, doğrudan Trump’ın başkanlık nüfuzundan türetilmiştir. Piyasaları etkilemek için yaptığı açıklamaların zamanlaması dehşet verici. Ancak bu konuda tek örnek o değil; Nancy Pelosi ve kocasının da içeriden bilgi alarak yaptıkları ticaretle nasıl büyük bir servet edindikleri biliniyor.”
“Netanyahu telefonu açtığında istihbarat raporları görmezden geliniyor”
Giraldi, Amerikan istihbarat topluluğu içindeki derin huzursuzluğa da değindi. Eski meslektaşlarıyla temas halinde olduğunu belirten Giraldi, profesyonel istihbarat analizlerinin siyasi figürler tarafından nasıl hiçe sayıldığını anlattı.
CIA Direktörü John Ratcliffe’in kendi ajanlarını dinlemek yerine dış etkilere açık bir tutum sergilediğini ima eden Giraldi, durumu şöyle özetledi:
“Hala görevde olan kişilerle temas kuran eski meslektaşlarım, mevcut durumdan ne kadar utanç duyduklarını dile getiriyorlar. Bir yargıya, bir analize varıyorlar ancak Benjamin Netanyahu telefonu açtığı anda bu değerlendirmeler neredeyse anında görmezden geliniyor. Direktör Ratcliffe, kendi teşkilatının verilerine kulak tıkıyor. Geçmişte George Tenet döneminde de benzer bir siyasileşme görmüştük; Tenet istihbarat deneyimi olmayan, tamamen siyasi bir figürdü ve Ortadoğu ile Irak konusunda istenilen oyunu oynadığı için o makama getirilmişti. Şimdi bu durumun istisnai bir olay olmaktan çıkıp bir operasyon biçimine dönüştüğünü görüyoruz.”
Giraldi, Trump’ın Papa’ya yönelik suçlamalarını da “akıl dışı” olarak nitelendirdi. Trump’ın Papa’nın İran’a nükleer silah verilmesini istediği yönündeki iddialarına değinen Giraldi, 1945’ten bu yana her Papa’nın nükleer silah kavramını lanetlediğini hatırlattı.
“Graham’ın söylediği her şey koca bir yalandan ibaret”
Programda Senatör Lindsey Graham’ın, Trump’ın İran’ın nükleer tesislerini bombalayarak onları durdurduğu ve ekonomilerini yok ettiği yönündeki iddiaları içeren bir video kaydı izletildi.
Giraldi, Graham’ın açıklamalarına çok sert tepki göstererek şunları söyledi:
“Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Graham’ın söylediği her şey koca bir yalandan ibaret. Bu, başlamak için en doğru nokta. Bu şahsın, Ortadoğu’da çatışmalar başladığından beri her iki üç haftada bir İsrail’e gittiği gerçeğine yeterince odaklanılmadı. İsrail hükümetine o kadar yakın ki neden Amerikan hükümeti tarafından maaş aldığını merak ediyorsunuz. En büyük tehlike, bu tür isimlerin Başkan ile golf arabasında baş başa kalıp bu saçmalıkları onun kulağına fısıldamasıdır. Marco Rubio ve Pete Hegseth gibi isimlerin aynı hafta içinde ‘bu iş bitti’ demeleri, yeni yönetimin ortak bir söylemi gibi görünüyor. Ancak bu, Kongre’yi devre dışı bırakmak ve yapılacak olan savaşa onay alma zorunluluğunu ortadan kaldırmak için kurgulanmış bir oyun olabilir.”
Giraldi, müzakereler için verilen “bir aylık pencere” gibi ifadelerin de ciddiyetten uzak olduğunu, bunların sadece mevcut oyunun devam etmesini sağlayan kullanışlı araçlar olduğunu bildirdi.
“Küresel servet ve güç merkezleri Doğuya kayıyor”
Mülakatın son bölümünde, küresel jeopolitik dengelerin değişimi ve ABD’nin bu süreçteki rolü ele alındı. Albay Douglas McGregor’un, küresel zenginlik ve gücün Doğuya kaydığı ve Trump’ın bu süreci hızlandırdığı yönündeki tezine katıldığını belirten Giraldi, şu analizi paylaştı:
“Bu, olayları okumanın çok makul bir yolu. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri gibi geleneksel güç merkezleri, kendilerine bu gücü veren altyapısal unsurlar bakımından ciddi şekilde zayıfladı. Ekonomik meselelerde söz sahibi olma yeteneklerini kaybettiler. Artık ibre tersine dönüyor. ABD dolarının hegemonyasından kaçış çabalarını bir süredir görüyorduk ancak şimdi bu durum çok daha geniş bir kapsama ulaştı ve ekonomilerin tüm unsurlarını etkilemeye başladı. Rusya, İran ve Çin arasında kurulan ittifak son derece ciddi bir oluşumdur.”
“Dünyanın geri kalanı Trump’ı bir şaka olarak görüyor”
İstihbarat dünyasının teknik ve insani boyutlarını açıklayan Giraldi, Çin’in teknik istihbarat kapasitesinin çok gelişmiş olduğunu ve Washington’daki telefon trafiğini, diplomatik yazışmaları yakından takip ettiklerini kaydetti.
İsrail’in Beyaz Saray’ı gözetlediği gibi Çin’in de benzer faaliyetler yürüttüğünden şüphe duyulmaması gerektiğini ifade etti.
Giraldi, dünya liderlerinin Amerikan yönetimine bakışını ise şu sözlerle tarif etti:
“Çinlilerin, Rusların, Avrupalıların ve İranlıların Trump hakkında net bir algısı var. Herkes onun bir şaka olduğunu biliyor. Asıl soru şu; bu durumun farkındalar ama yine de onunla muhatap olmak zorundalar. Normal düşünme ve akıl yürütme süreçlerine sahip olmayan bir adama nasıl rehberlik edebilirler veya onu nasıl yönlendirebilirler? Trump’ın etrafında bir Henry Kissinger figürü yok; sadece şakşakçılar var. Kovulmamak için onun her dediğine onay veren bir çevreyle kuşatılmış durumda. Bu da aslında İsrail’in her dediğine onay vermek anlamına geliyor; zira Trump tamamen İsrail tarafından kontrol ediliyor. Onun şimdiye kadar İsrail’den gelen tek bir talebe bile itiraz ettiğini görmedim.”
Philip Giraldi, mülakatın sonunda Trump’ın yaklaşan Çin ziyaretinin nükleer gerilim ve olası bombardıman planları gölgesinde geçeceğini, ancak yönetimin bu geziyi kazasız atlatmak için geçici diplomatik pencereler açabileceğini belirterek sözlerini noktaladı.