Dünya Basını
Eski CIA yetkilisi Giraldi: Dünyanın bir numaralı terör sponsoru zaten nükleer silaha sahip
Eski CIA yetkilisi Philip Giraldi, ABD’nin mevcut dış politikasını ve İsrail ile olan stratejik ortaklığını ele aldı. Ukrayna’nın Rusya topraklarındaki nükleer tesisleri hedef almasını “savaş nedeni” olarak nitelendiren Giraldi, Washington’ın İran ile yürüttüğü müzakerelerin samimiyetini sorgulayarak asıl hedefin rejim değişikliği olduğunu belirtti.
Eski ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) yetkilisi Philip Giraldi, yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu “Judging Freedom” programında, ABD’nin ilan edilmemiş savaşlarını, Ukrayna krizindeki son gelişmeleri ve İran ile yürütülen müzakerelerin arka planını değerlendirdi.
Giraldi, ABD hükümetinin “önleyici savaş” adı altında saldırgan eylemlerde bulunduğunu ve Amerikan halkının hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alıştırıldığını belirtti. Özgür bir toplum inşa etmek için güç kullanımının reddedilmesi gerektiğini vurgulayan Giraldi, Thomas Jefferson’ın “en az yöneten hükümet en iyisidir” ilkesine atıfta bulundu.
“Ukrayna’nın Rusya derinliklerine yönelik saldırısı savaş ilanı”
Ukrayna’nın, İngiliz yapımı füzeler ve ABD istihbaratı desteğiyle Rusya’nın 800 mil (yaklaşık 1280 kilometre) derinliğindeki bir mühimmat tesisine düzenlediği saldırıyı değerlendiren Giraldi, bu durumu son derece tehlikeli bir tırmanış olarak tanımladı.
Giraldi, “Eğer bir Rus karar alıcı olsaydım, bu durumdan büyük endişe duyardım. Bu sadece bir silah tedariki meselesi değil; sofistike silahların kullanımı ileri düzeyde eğitim ve talimat gerektiriyor” diye konuştu.
Bu tür bir operasyonun NATO bünyesindeki bir grup veya belirli bir kaynak tarafından yönlendirilmiş olabileceğine dikkat çeken Giraldi, “Bu kesinlikle bir savaş ilanıdır. Ruslar da bunu bu şekilde görecektir ve misilleme yapmak isteyebilirler. Şu an bu misillemenin ne olacağını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Giraldi, operasyonun koordinatlarının belirlenmesinde veya hedefin tanımlanmasında CIA veya İngiliz dış istihbarat teşkilatı MI6’nın doğrudan rol oynamış olabileceği iddialarına ilişkin ise, bu tür askeri operasyonların genellikle istihbarat teşkilatlarından ziyade askeri istihbarat birimleri tarafından yürütüldüğünü kaydetti.
İran’ın ABD için bir tehdit oluşturup oluşturmadığına dair soruya yanıt veren Giraldi, Tahran yönetiminin Washington’a yönelik herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturduğu yönündeki beyanları “saçmalık” olarak nitelendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın nükleer silah geliştirdiği ve ABD anakarasını vurabilecek balistik füzeler üzerinde çalıştığı yönündeki açıklamalarının tamamen İsrail menşeli olduğunu savunan Giraldi, “Bu argümanlar son 30 yıldır doğrudan İsrail’den gelen ve İsrail tarafından servis edilen anlatılardır” dedi.
Giraldi, İran’ın nükleer bir programı olmadığını, nükleer silahların geliştirilmesine karşı dini bir fetva yayımladıklarını ve bu pozisyonlarını değiştirmediklerini belirtti.
Trump’ın “İran’ın nükleer silah sahibi olmasına asla izin vermeyeceğim” yönündeki konuşmasını eleştiren Giraldi, “Dünyanın bir numaralı devlet destekli terör sponsoru zaten nükleer silaha sahip; o da Tel Aviv’deki Netanyahu rejimidir” şeklinde konuştu.
İran ile yürütülen müzakerelerin gerçek hedefi rejim değişikliği mi?
İran ile ABD arasında yürütülen müzakerelerin ciddiyetini de sorgulayan Giraldi, bu sürecin bir “sahtekarlık” olduğunu ileri sürdü. Giraldi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD ziyaretinde gerekli talimatları verdiğini ifade ederek, “Tahran’a hemen bugün saldırmalarını istememiş olabilir ancak gündem hâlâ aynı: İran’ı yok etmek” dedi.
İran’ın, nükleer silah geliştirilmesini engelleyen kapsamlı denetimleri içeren Ortak Kapsamlı Eylem Planı (KOEP) formülüne dönmeye hazır olduğunu ifade eden Giraldi, asıl meselenin nükleer silah olmadığını savundu.
Giraldi, “Buradaki asıl mesele, İsrail’in tüm Ortadoğu’yu kontrol etmesinin önündeki tek engel olan İran’ı bir ülke olarak ortadan kaldırmak için rejim değişikliği yapmaktır” diye konuştu.
ABD’nin İsrail büyükelçisine ve “Büyük İsrail” ideallerine tepki
Giraldi, ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Huckabee’nin İsrail’in bölgedeki tüm topraklar üzerinde hak sahibi olduğuna dair açıklamalarına da sert tepki gösterdi.
Huckabee’nin “Tanrı bu toprakları bu halka verdi” yönündeki ifadelerini “rezalet” olarak tanımlayan Giraldi, “Bir büyükelçi, görev yaptığı ülkenin çıkarlarını değil, gönderildiği ülkenin çıkarlarını korumalıdır. Huckabee bu sorumlulukta tamamen başarısız olmuştur” dedi.
ABD’nin bir soykırıma tamamen ortak olduğunu ve bunun bir “utanç kaynağı” olduğunu belirten Giraldi, “Eğer gerçek bir başkanımız olsaydı, bu sözlerin ardından Huckabee’yi derhal görevden alırdı” ifadelerini kullandı.
Giraldi, Ortadoğu’daki krizlerin ve Ukrayna’daki savaşın müsebbiplerinin mevcut siyasi liderler olduğunu belirterek, bu durumun cumhuriyetin 250. yılında büyük bir hayal kırıklığı yarattığını sözlerine ekledi.
Giraldi, analizini şu sözlerle tamamladı: “İsrailli politikacılar Nil’den Fırat’a kadar tüm bölgeyi ele geçirme planlarını gizlemiyorlar. Bu, onların zihinlerinde ve politikalarında yerleşmiş bir durum. ABD ise bu ajandaya hizmet etmekten başka bir şey yapmıyor.”