Dünya Basını

Eski CIA yetkilisi McGovern: Trump İran’ın nükleer kapasitesine dair yanıltıcı bir anlatı sunuyor

Yayınlanma

Eski CIA analisti Ray McGovern, Biden yönetiminin ve İsrail’in İran’ın nükleer programına dair sunduğu verilerin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini belirterek, nükleer silah üretimi ile uranyum zenginleştirme süreçlerinin kasten birbirine karıştırıldığını vurguladı.

Eski CIA analisti Ray McGovern, Andrew Napolitano’nun sunduğu “Judging Freedom” programında yaptığı açıklamalarda, ABD hükümetinin ve Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer kapasitesine dair kamuoyuna yanıltıcı bilgiler sunduğunu belirtti.

McGovern, hükümetin “önleyici savaş” adı altında saldırgan eylemlerde bulunduğunu ve Amerikan halkının bu durumu kanıksadığını ifade ederek, “Hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alışmış durumdayız” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın nükleer silah üretimine dair somut bir kanıt bulunmadığını vurgulayan McGovern, Mart 2025 tarihli ABD istihbarat tehdit değerlendirme raporuna atıf yaptı.

Söz konusu belgede, “İran’ın nükleer silah inşa etmediği ve dini lider Ali Hamaney’in 2023 yılında askıya alınan nükleer silah programını yeniden başlatmak için bir yetki vermediği” bilgisinin yer aldığını hatırlattı.

McGovern, son dönemde siyasilerin “uranyum zenginleştirme” ile “nükleer silah üretimi” kavramlarını kasten birbirine karıştırdığını (conflation) belirterek, “Yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyuma sahip olmak bir meseledir, ancak bu maddeyi taşıyacak bir silahın üzerinde çalışmamak bambaşka bir meseledir” diye konuştu.

Rusya’nın derinliklerindeki “Flamingo” saldırısı

Hafta sonu Birleşik Krallık tarafından koordine edildiği belirtilen ve Rusya’nın Ural Dağları’ndaki bir mühimmat fabrikasını hedef alan “Flamingo” kod adlı silahla düzenlenen saldırıyı değerlendiren McGovern, bu tür operasyonların stratejik dengeleri değiştirmeyeceğini belirtti.

McGovern, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bu tür saldırılara aşırı tepki vermeyeceğini dile getirerek, “Ruslar bu durumu iğne batması olarak görüyor. Putin kazandığı bir savaşta aşırı tepki vermez; bu notları defterine kaydeder” dedi.

McGovern, Rusya’nın nükleer doktrinine göre bu tür bir saldırının teorik olarak nükleer yanıt gerektirebileceğini ancak sahadaki gerçekliğin farklı olduğunu vurguladı. Birleşik Krallık’ın bu eylemlerinin sonuçsuz kalmayacağını kaydeden McGovern, “Rusların Londra yakınlarındaki bir fabrikaya füze gönderme ihtimali bence çok düşük. Putin ve Ulusal Güvenlik Konseyi, bu tür fevri önerileri geri çevirecektir” ifadelerini kullandı.

Trump’ın müzakere stratejisi

İran’a yönelik olası bir saldırının kamuoyuna sunulacak gerekçelerinin zayıf olduğunu belirten McGovern, asıl nedenin İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun talepleri olduğunu savundu.

Ancak McGovern, son dönemde Trump’ın Netanyahu’ya karşı bir direnç sergilediğini ve Cenevre’de perşembe günü başlayacak olan müzakerelere odaklandığını bildirdi.

Trump’ın İran’ı “yok etmekle” tehdit etmesine rağmen, askeri yetkililerden aldığı brifingler sonrası daha temkinli bir yola girdiğini ifade eden McGovern şunları söyledi:

“Trump, ‘İran’ı tamamen haritadan silebilir miyiz?’ diye sordu ve etrafını muazzam bir askeri güçle donattı. Ancak birileri ona rejim değişikliğinin mümkün olmadığını ve mühimmatın iki hafta içinde tükenebileceğini söylediğinde makul bir tepki verdi. Şimdi bu askeri yığınağı bir baskı aracı olarak kullanıp, Cenevre’de elde edilecek herhangi bir anlaşmayı ‘büyük bir başarı’ olarak halka satmaya çalışacaktır.”

İstihbarat raporlarında “yanıltma”

Haber metninde, 2003 yılındaki Irak işgali öncesi istihbaratın siyasi hedeflere göre “ayarlanmasına” (fixing facts) dair tarihsel bir paralellik kuran McGovern, benzer bir durumun İran için de denendiğini ancak dürüst istihbaratçılar tarafından engellendiğini belirtti.

2007 yılında yayımlanan Ulusal İstihbarat Tahmin Raporu’nun (NIE) o dönemde Bush ve Cheney’nin İran’a saldırmasını önlediğini hatırlatan McGovern, “O rapor, Bush’u seçeneklerinden mahrum bıraktı. İstihbarat topluluğunun ‘aktif bir programı yok’ dediği bir ülkeye saldırmayı haklı çıkaramazdı” dedi.

Günümüzde de Pentagon ve CIA içerisindeki bazı kesimlerin, İran’ın silah üretmediği yönündeki gerçeklere sadık kalmaya çalıştığını belirten McGovern, Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard’ın önümüzdeki ay sunacağı tehdit değerlendirmesinin bu açıdan kritik olduğunu vurguladı.

McGovern, “Eğer Gabbard 2007’den beri süregelen dürüst çizgiye sadık kalırsa, bu savaş yanlısı lobiler için önemli bir engel teşkil edecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Müzakerelerde umut belirtileri ve bölgesel işbirliği

Cenevre’de başlayacak olan yeni tur görüşmeler ve İran’ın salı günü sunacağı öneri paketinin umut verici olduğunu kaydeden McGovern, İran Cumhurbaşkanı’nın ilerleme işaretlerine dair yaptığı açıklamaların önemli olduğunu bildirdi.

McGovern, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu Türkiye veya Rusya gibi üçüncü bir ülkeye transfer etmesi durumunda, nükleer silah üretimine dair endişelerin giderilebileceğini belirtti.

Trump’ın bu süreci bir zafer olarak kurgulayacağını öngören McGovern, “Trump muhtemelen yarınki ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında nükleer bir felaketi önlediğini iddia edecek. Çoğu Amerikalı, İran’ın zaten 2003’ten beri aktif bir silah programı olmadığını bilmediği için bu anlatıya inanacaktır” diye konuştu.

McGovern, anketlerin aksine Trump’ın İran ile kanlı bir çatışmaya girmek yerine, yaklaşan ara seçimleri ve Rusya’nın uyarılarını dikkate alarak geri adım atacağı yönündeki görüşünü yineledi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version