Amerika
Fed faiz kararında değişime gitmeyerek politika faizini üst üste 5 kez pas geçti
ABD Merkez Bankası (Fed), 28-29 Temmuz tarihlerindeki toplantısının ardından politika faizini yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit bıraktı. Üst üste beşinci kez faiz oranını değiştirmeyen banka, mayıs sonundan bu yana göreve gelen yeni Başkan Kevin Warsh yönetimindeki ikinci toplantısını gerçekleştirdi. Kararın ardından yayımlanan metinde, Ortadoğu’daki çatışmaların yarattığı yüksek belirsizliğe rağmen ekonomik faaliyetlerin güçlü adımlarla büyüdüğü vurgulandı.
ABD merkez bankası işlevini yürüten Federal Rezerv Sistemi (Fed), 28-29 Temmuz tarihlerinde düzenlenen toplantının sonucunda politika faizini yıllık yüzde 3,5-3,75 seviyesinde sabit tutma kararı aldı.
Kurumun karar metninde yer alan bu adımla birlikte Fed, faiz oranlarını üst üste beşinci toplantıda da değiştirmemiş oldu. Bu karar, mayıs ayı sonundan itibaren başkanlık koltuğunda oturan Kevin Warsh döneminde yapılan ikinci faiz toplantısı olma özelliğini taşıyor.
Fed tarafından yayımlanan basın açıklamasında, Ortadoğu’daki çatışmaların getirdiği artan belirsizliğe rağmen ekonomik faaliyetlerin güvenli bir tempo ile büyümeyi sürdürdüğü ifade edildi.
İşgücü verimliliği ile yatırımların yüksek hızda arttığı belirtilirken, istihdam sayısının işgücü potansiyeliyle birlikte büyüdüğü, işsizlik oranında ise belirgin bir değişim yaşanmadığı kaydedildi.
Bununla birlikte açıklamada, enflasyonun yüzde 2’lik hedefin üzerinde kalmaya devam ettiği, bu durumun enerji dahil bazı sektörlerdeki fiyat artışlarını tetikleyen arz şokundan kaynaklandığı bildirildi. Fed, fiyat istikrarını sağlama görevini sürdüreceğini vurguladı.
Toplantıda alınan karara oy hakkı bulunan üyelerden üçü karşı oy kullandı. Karara muhalefet eden üyeler, faizlerin artırılması yönünde görüş bildirdi.
Yeni yönetimle birlikte iletişim stratejisi değişti
Çarşamba günü kamuoyuna duyurulan metin, para politikası beklentilerinin açıklanma yönteminde köklü bir revizyon vaat eden Kevin Warsh liderliğinde yayımlanan ikinci basın açıklaması oldu.
Temmuz ayı karar metni, bir önceki haziran ayı metnine kıyasla büyük bir değişim göstermedi. Temmuz açıklamasında, faiz artışı yönünde oy kullanan Fed üyelerinin isimlerine de yer verildi.
CNBC tarafından yapılan metin analizine göre, haziran ayında yayımlanan bir önceki karar metni yaklaşık 130 kelimeden oluşuyordu. Daha önceki dönemlerde yayımlanan Fed metinleri ise 300’den fazla kelime içeriyordu.
Eski Fed Başkanı Jerome Powell döneminin aksine, son metinlerde geleceğe yönelik ek yönlendirmeler ile üyelerin oy dağılım ayrıntılarına yer verilmemişti.
Daha önceki haziran ayı toplantısında da faizi yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit bırakan banka, önümüzdeki yıllara ilişkin makroekonomik tahminlerini güncellemişti. O dönemde bazı Fed üyeleri, 2026 yılında faiz artırımına gidilmesi gerektiğini savunmuştu.
Faiz oranları ocak, mart ve nisan toplantılarında da sabit tutulmuştu. Bu süreçten önce Fed faizleri üst üste üç kez düşürmüştü. Fed en son faiz artışını Temmuz 2023’te gerçekleştirmişti. Fed’in bir sonraki faiz toplantısı 15-16 Eylül tarihlerinde düzenlenecek.
Piyasa beklentileri ne yönde?
Fed’in aldığı nihai karar, 17-21 Temmuz tarihleri arasında yapılan Reuters anketine katılan ekonomistlerin beklentileriyle paralellik gösterdi. Ankete katılan 104 analistin tamamı, temmuz toplantısında faizlerin yüzde 3,5-3,75 bandında sabit bırakılacağını öngörmüştü.
Temmuz toplantısında faizlerin sabit kalmasını bekleyen Bank of America analistleri, sürpriz bir faiz artışının mevcut uygulamalara aykırı düşeceğini kaydetmişti. Uzmanlar, Fed’in hiçbir zaman aniden faiz artırmadığını belirtti. Bank of America verilerine göre, 1994 yılından bu yana vadeli işlem piyasalarında artış ihtimali yüzde 60’ın altında değerlendirildiği durumlarda Fed faiz artırımına gitmedi.
CME Grubu’nun vadeli faiz işlemlerine dayanarak hesapladığı FedWatch aracına göre, 29 Temmuz itibarıyla piyasa katılımcıları faizin sabit kalma ihtimalini yüzde 64,2 olarak fiyatladı. Bu toplantıda faiz artırma ihtimali ise iki hafta önceki yüzde 10 seviyesinden yüzde 35,8’e yükseldi.
Geçen hafta Brent petrolün varil fiyatının 100 dolara tırmanması, piyasa taraflarının enflasyonu dizginlemek adına Fed’in faiz artırmak zorunda kalacağı yönündeki endişelerini artırdı. Reuters verilerine göre, ABD’deki enflasyon beş yılı aşkın süredir hedeflenen seviyenin üzerinde seyrediyor.
ABD’de tüketici enflasyonu haziran ayında yıllık bazda yüzde 3,5’e ulaşarak Fed’in yüzde 2’lik hedefini yeniden aştı. Gıda ve enerji fiyatlarını dışarıda bırakan çekirdek gösterge ise yüzde 2,6 seviyesinde gerçekleşti.
Yeni Fed Başkanı Kevin Warsh daha önce yaptığı bir açıklamada, ABD’de enflasyonun hedef seviyenin üzerinde seyrettiği 63 aylık dönemin Amerikan halkı ve iş dünyası için bir yük haline geldiğini ve bu durumu ortadan kaldıracaklarını söylemişti.
Warsh, “Bu durum, politikalarda bir rejim değişikliğine ve mevcut uygulamalara yeni bir yaklaşım getirilmesine ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor” ifadelerini kullanmıştı.
Reuters’ın derlediği bilgilere göre, büyük aracı kurumların çoğu bu yıl Fed’in politika faizini değiştirmeyeceğini ana senaryo olarak kabul ediyor. Bank of America ve Deutsche Bank ise bu durumun istisnaları arasında yer alıyor.
Bank of America bu yıl üç, Deutsche Bank ise iki faiz artışı bekliyor. Bank of America analistleri; eylül, ekim ve aralık toplantılarında toplamda 75 baz puanlık artış yapılacağını ve 2026 sonu itibarıyla faizin yüzde 4,25-4,5 seviyesine geleceğini öngörüyor. Deutsche Bank ise eylül ve aralık aylarında artış bekleyerek yıl sonunda faizin yüzde 4-4,25 düzeyine çıkacağını tahmin ediyor.
Buna karşın Citigroup analistleri, 2026 yılının ekim ve aralık toplantılarında faiz indirimi yapılacağını öngörüyor. Citigroup tahminlerine göre faiz oranı 2026 sonunda yüzde 3-3,25 seviyesine gerileyecek.
ABD Federal Rezerv Sistemi, ülkenin para politikasını yürüten ve finansal sistemini düzenleyen bağımsız bir Federal kurum olarak merkez bankası görevini üstleniyor.
Fed’in yönetim organı olan Yönetim Kurulu; başkan dahil olmak üzere sekiz üyenin atanması süreçleriyle birlikte toplam yedi üyeden oluşuyor. Üyeler ABD Başkanı tarafından atanıyor ve Kongre tarafından onaylanıyor.
Yönetim Kurulu, ulusal para politikasını yürütmenin yanı sıra 12 bölge rezerv bankasını denetliyor ve ülkenin bankacılık sistemini kontrol edip düzenliyor.