Avrupa
Finlandiya, NATO nükleer tatbikatında karargah subaylarıyla yer alacak

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerindeki yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını açıkladı. Karargah subaylarıyla temsil edilecek olan Finlandiya, tatbikatın belirli bir ülkeyi hedef almadığını bildirdi.
Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerinde düzenleyeceği yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını duyurdu.
Bakanlığın açıklamasına göre Finlandiya, bu yılki tatbikatta karargah subaylarıyla temsil edilecek. Savunma Bakanı Antti Häkkänen, bu katılım biçiminin ülkenin ulusal hedeflerine en uygun model olduğunu ifade etti.
Häkkänen, “Nükleer caydırıcılık tatbikatı, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor. Nükleer caydırıcılık, Finlandiya dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasındaki en üst düzey güvencedir” değerlendirmesinde bulundu.
Steadfast Noon tatbikatı, gerçek nükleer silahların kullanımı veya nakli söz konusu olmadan icra ediliyor.
İttifak üyesi ülkeler tatbikata farklı biçimlerde iştirak edebiliyor; bu çerçevede NATO’nun nükleer operasyonlarına destek amacıyla konvansiyonel askeri unsurlar da görevlendirilebiliyor.
Finlandiya Savunma Bakanlığı, söz konusu tatbikatın mevcut uluslararası konjonktürle bağlantılı olmadığını ve belirli bir ülkeyi hedef almadığını kaydetti.
Finlandiya daha önce de Fransa’nın Avrupa’da nükleer caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik sunduğu girişime dahil olma kararı almıştı.
Häkkänen, bu işbirliğinin Finlandiya ve Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi amaçladığını aktardı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Mart 2026’da gündeme getirilen girişime Finlandiya dahil 10 ülke katıldı.
Fransa’nın nükleer doktrininin müzakere edilmesini, ortak tatbikatları ve stratejik hava kuvvetlerine ait bazı unsurların ortak ülkelerde geçici konuşlanmasını içeren girişim, NATO’nun nükleer caydırıcılığının yerini almıyor ve ittifaktaki gibi ortak savunma taahhüdü taşımıyor. Fransız nükleer silahları ve kullanımına dair kararlar Paris yönetiminin kontrolünde kalmaya devam ediyor.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, Avrupa “nükleer şemsiyesinin” güçlendirilmesinin Rusya açısından stratejik tehdit oluşturduğunu savunmuştu. Kremlin, stratejik istikrar görüşmelerinde Avrupa’daki nükleer işbirliğinin genişlemesinin hesaba katılması gerektiğini vurgulamıştı.
Rusya Dışişleri Bakanlığının özel yetkili elçisi Andrey Belousov da ABD, İngiltere ve Fransa’nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı gözetmeksizin nükleer kapasitelerini artırdığını öne sürmüştü.
Avrupa
Söder, Berlin’de “sol koalisyon”u finansal akışların kesilmesi ile tehdit etti

CSU lideri Markus Söder, Berlin’deki sol koalisyon gerçekten hayata geçerse önemli mali karşı önlemler alacağını açıkladı.
Bild gazetesine konuşan Bavyera Başbakanı, “Bizim için durum açık: Böyle bir koalisyona ek finansman sağlanmamalı. Bu nedenle Başkent Anlaşması durdurulmalı,” dedi.
Bu sert açıklamasıyla, bir kez daha federal-eyalet mali dengeleme sistemini hedef alan Söder şöyle devam etti:
“Berlin’in vatandaşların korunması konusunda önemli meseleleri ele almadan bırakması ve aynı zamanda diğer eyaletlerin karşılayamayacağı şüpheli yardımlar için milyarlarca harcaması kabul edilemez. Buna bir son verilmeli.”
Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Sol Parti’nin seçim zaferi sonrasında Söder, devam eden koalisyon görüşmelerini de sert bir şekilde eleştirdi.
CSU lideri, başkentte öncelikle SPD ve Yeşiller’i hedef aldı ve onları “demokratik değerlere ihanet etmek” ile suçladı.
Berlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Söder şöyle devam etti:
“Berlin’de bir Kırmızı-Yeşil-Kırmızı [Sol-Yeşiller-SPD] koalisyonu, tabuların tam anlamıyla ihlali olur. Bu Sol Parti üyeleriyle birlikte, ülkemizin savaş sonrası tarihinde ilk kez, kısmen antisemitik ve polise karşı eleştirel bir parti bir eyalet hükümetine liderlik edecek. Berlin SPD’si ve Yeşiller’in buna razı olması utanç verici. Antisemitizm konusunda taviz verilemez, yarı yürekli tavizler de. Bu, demokrasimizin temel değerlerine ihanettir.”
Bavyera Başbakanı, potansiyel koalisyon ortaklarını, “partizan siyasi çıkarlar uğruna iç güvenlikle ilgili temel meseleleri ve temel toplumsal uzlaşmayı bir kenara itmek” ile suçladı:
“Antisemitizm, kamulaştırma konusundaki sosyalist fanteziler, suç aşiretleriyle bağlantılar ve polis memurlarını organize suçla eşdeğer gören bir gençlik örgütü: Bunların hiçbiri, Berlin’deki SPD ve Yeşiller için bir koalisyonun önünde engel teşkil etmiyor gibi görünüyor. Böylece Kırmızı ve Yeşil, bir ‘Kızıl Cephe’ için basamak görevi görecek.”
Avrupa
Makam aracı teklifi iptal edilen AfD’li başkan kasımda yaya kalabilir

BMW, Almanya’da Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen ilk AfD’li siyasetçi Tobias Rausch için sunduğu makam aracı teklifini geri çekti. Şirket teklifini Rausch’un seçildiği gün iptal ederken, mevcut aracın süresi kasımda dolacak olan meclis yönetimi henüz diğer Alman üreticilerden teklif alamadı.
Alman otomotiv üreticisi BMW, Almanya için Alternatif (AfD) partisinden Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen Tobias Rausch için hazırlanan makam aracı kiralama teklifini geri çekti.
Die Zeit gazetesinin parlamento yönetimine dayandırdığı habere göre, otomobil üreticisinin genel merkezi teklifi, Rausch’un eyalet meclisi başkanı seçildiği 6 Ekim’de iptal etti. Rausch, bir eyalet parlamentosuna başkanlık eden ilk AfD’li siyasetçi oldu.
Eyalet parlamentosu başkanının şoförlü bir makam aracı kullanma hakkı yer alıyor. Rausch halihazırda selefinden devraldığı BMW 7 serisi aracı kullanıyor. Mevcut aracın kiralama süresi kasım ayında sona eriyor.
Parlamento yönetimi bu tarihe kadar yeni bir tedarikçi bulamazsa Rausch makam aracından yoksun kalacak.
Eyalet parlamentosu idaresi, Rausch’un makam aracı ihtiyacı için tanınmış Alman üreticiler arasından yalnızca BMW’nin teklif sunduğunu aktardı. Mercedes ve Audi markalarından bu süreçte herhangi bir teklif gelmedi.
İş dünyasından AfD politikalarına tepki
AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de düzenlenen seçimlerin ardından mecliste grup kurdu.
Eyalet seçimleri tarihindeki en yüksek oy oranına ulaşan parti, yüzde 43,8 oy alarak 83 sandalyeli mecliste 39 üyelik kazandı.
AfD, salt çoğunluk için gereken sandalye sayısının 3 altında kaldı. Seçimlerde Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 17,2, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 9,3 oy elde etti.
BMW Yönetim Kurulu Üyesi Milan Nedeljkovic, daha önce Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği mülkiyette, sağ popülizm ve milliyetçiliği “dünya ticaretiyle yaşayan, dışa açık bir ekonomi merkezi için zehir” olarak nitelendirmişti.
Alman Sanayi Federasyonu (BDI) da Rausch’un seçildiği gün yayımladığı değerlendirmede, AfD’nin eyalette yönetime gelmesi ihtimaline karşı uyarılarda bulundu.
BDI Başkanı Tanja Gönner, partinin bölgenin ekonomik başarısını oluşturan ilkeleri desteklemediğini, dolayısıyla olası bir AfD iktidarında ekonomik canlanma beklenemeyeceğini kaydetti.
Gönner, AfD’nin iş dünyasını temsil eden bir parti olmadığını belirterek ekonominin dışa açıklığa, küresel ticarete, ihracat olanaklarına ve yurt dışından nitelikli iş gücü çekilmesine dayandığını ifade etti.
Her yatırımcının yurt dışından sağlanan uzman personele ihtiyaç duyduğunu aktaran Gönner, “Bu kişiler burada hoş karşılanmadıklarını hissederse bu durum bölgenin tercih edilmemesi için derhal bir gerekçeye dönüşür” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa
AB kış aylarında 14 milyar metreküplük doğalgaz açığı riskiyle karşı karşıya

Politico’nun haberinde Avrupa Birliği ülkelerinin kış aylarında yıllık talebin yaklaşık yüzde 7’sine denk gelen 14 milyar metreküplük doğalgaz açığıyla karşı karşıya kalabileceği bildirildi. Alternatif tedarik sağlanamaması durumunda ek alımların birliğe 3 milyar avroya varan ek maliyet çıkarabileceği ve depolardaki doluluk oranının sert kış koşullarında yüzde 11 seviyesine kadar gerileyebileceği öngörülüyor.
Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin bu kış yıllık talebin yaklaşık yüzde 7’sine denk gelen 14 milyar metreküpe kadar doğalgaz açığıyla karşılaşabileceği bildirildi.
Politico’nun Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) raporuna dayandırdığı habere göre, küresel enerji arzında İran’daki savaş nedeniyle yaşanan aksaklıklar, tüketim artışı ve Avrupa’daki depolama tesislerindeki düşük doluluk oranları bu riski beraberinde getirdi.
Gaz fiyatlarının son dört yılın en yüksek seviyelerine yaklaştığı kaydedilen raporda, ekim ayı başında depoların doluluk oranının yüzde 70 seviyesinin biraz üzerinde kaldığı ve bunun kayıtların tutulmaya başlandığı 2011 yılından bu yana aynı dönem için kaydedilen en düşük seviye olduğu belirtildi.
Depolardaki doluluk oranı yüzde 11 seviyesine kadar gerileyebilir
IEEFA değerlendirmesinde, öngörülen olası açığın 10 ila 12 milyon Avrupalı hanenin enerji ihtiyacına denk geldiği vurgulandı. Birlik ülkelerinin alternatif tedarik kaynakları bulamaması durumunda tüketicilerin ek tasarruf tedbirlerine başvurmak zorunda kalabileceği ifade edildi.
Avrupa Doğalgaz İletim Sistemi İşleticileri Ağı (ENTSOG) tahminlerine göre ise sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedarikinin kısıtlı kalması ve kış mevsiminin soğuk geçmesi halinde depolardaki doluluk oranı yüzde 11’e kadar düşebilir.
Depoların kış sonunda yüzde 30 seviyesine yeniden çıkarılabilmesi için tüketimin talebin yüzde 7’sine denk gelen miktarda sınırlandırılması gerekecek.
Ocak ayında yürürlüğe girmesi planlanan Rus LNG’sine yönelik uzun vadeli sözleşme yasağının da süreci etkileyebileceği aktarıldı. IEEFA, söz konusu kısıtlamanın ithalatı 7 milyar metreküp daha azaltabileceğini hesapladı.
Ek LNG tedarikinin maliyeti 3 milyar avro daha fazla olabilir
Mevcut fiyat düzeyleriyle ek LNG alımlarının AB’ye geçen yıla kıyasla yaklaşık 3 milyar avro daha pahalıya mal olacağı bildirildi.
ABD’nin LNG üretim kapasitesinin sınıra yaklaştığına işaret edilirken, AB ülkelerinin Ocak 2026’da depolardan 22,6 milyar metreküp gaz çektiği, bu miktarın bir önceki yıl 18,8 milyar metreküp, Ocak 2024’te ise 17,8 milyar metreküp olduğu kaydedildi.
S&P Global Energy analisti Laurent Ruseckas, depolardaki hızlı düşüşün fiyat artışını tetikleyebileceğini ve Asya’ya yönelik LNG sevkiyatlarını Avrupa’ya yönlendirebileceğini dile getirdi.
Avrupa Komisyonu ise tedarikin çeşitlendirilmesi, LNG ithalat kapasitesinin genişletilmesi ve gaz talebinin düşürülmesi sayesinde AB’nin kışa 2021-2022 dönemine kıyasla daha hazırlıklı olduğunu açıkladı.
Komisyon, ek LNG ihtiyacının hava sıcaklığına ve tüketime bağlı olarak değişeceğini bildirdi.
Gazprom Başkanı Aleksey Miller, ekim ayı başında Avrupa için zorlu bir sonbahar-kış dönemi öngörüsünde bulundu.
Şirket verilerine göre 1 Ekim itibarıyla AB depolarının yüzde 72 dolulukta olduğu, depolardaki aktif gaz hacminin ise bir önceki yıla göre 11,3 milyar metreküp daha düşük kaldığı belirtildi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen 6 Ekim’de Rus gazı ithalatını 2027 sonuna kadar sıfıra indirme niyetini açıklarken, 8 Ekim’deki toplantıda uzun vadeli sözleşmeler kapsamındaki Rusya’dan LNG alımlarının 2027 başından itibaren durdurulmasına yönelik hazırlıklar ele alındı.
Dünya Basını2 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş1 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını1 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya1 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı











