Diplomasi
Fransa, ABD’deki 15 milyar dolarlık altın rezervini çekti
Fransa Merkez Bankası, 2025 yılı ortasından bu yana New York’ta tuttuğu 129 ton altını satıp yerine Paris’te depolanan yeni külçeleri koyarak 15,1 milyar dolar kâr elde etti. Banka yetkilileri hamlenin siyasi olmadığını belirtirken, Almanya gibi diğer AB üyesi ülkelerin de benzer geri çağırma süreçlerini tartıştığı kaydediliyor.
Fransa, ABD kasalarında tuttuğu altın rezervlerini geri çekerek eski külçeleri milyarlarca dolarlık kazanca dönüştürme karar aldı.
Fransa Merkez Bankası, 2025 yılının ortasından bu yana New York’ta depolanan 129 ton altını sattı. Banka, bu stokun yerine Paris’te muhafaza edilen daha yeni ve yüksek kaliteli külçeler koydu. Bu operasyon sonucunda yaklaşık 13 milyar avro, yani 15,1 milyar dolar tutarında kâr elde edildi.
Fransa Merkez Bankası Guvernörü Francois Villeroy de Galhau, söz konusu kararın siyasi bir saikle alınmadığını kaydetti.
Ancak banka, ABD’de tutulan altınları yine denizaşırı bir merkezde ikame etmek yerine, Paris’teki depolarda tutulmak üzere Avrupa menşeli külçeler satın alma yoluna gitti.
Fransa, bu tür bir adımı değerlendiren tek ülke değil. Almanya gibi bazı Avrupa Birliği üyesi ülkelerin de artan jeopolitik gerilimler ve küresel kurumlara yönelik güven sarsılması nedeniyle altınlarını geri getirmeyi tartıştığı belirtiliyor.
Analistler, bu eğilimin hız kazanması halinde ABD’nin dünyanın varsayılan finansal sığınağı olma konumundan uzaklaşabileceğine dikkat çekiyor. Bu durumun dolar, piyasalar ve bireysel yatırımcılar üzerinde geniş etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor.
Mükemmel zamanlamalı takas
Fransa, bu operasyon sırasında toplam altın varlıklarında bir azaltmaya gitmedi. Bunun yerine, altın fiyatlarının yüksek seyrettiği bir dönemde, standart dışı eski külçeleri küresel ticareti daha kolay olan yenileriyle takas etti.
Stratejinin başarısında zamanlama temel faktör olarak öne çıktı. Altın fiyatları, enflasyon kaygıları ve artan borç seviyelerinin etkisiyle 2025 yılında sert bir yükseliş kaydetti.
İran ile yaşanan son savaşın yarattığı piyasa şokları da yatırımcıların istikrar arayışıyla altına yönelmesine neden oldu. Bu tablo, kurumların rezervlerini küçültmeden eski stoklarını nakde dönüştürmesine imkan tanıdı.
Günümüzde merkez bankaları para birimlerini desteklemek için altına doğrudan bağımlı olmasalar da, tıpkı bireysel yatırımcılar gibi bu değerli metali istikrarsızlığa karşı bir korunma aracı olarak kullanmaya devam ediyor.
Enflasyon yükseldiğinde ve para birimleri zayıfladığında, altın değerini koruma veya artırma eğilimi gösteriyor.
Nitekim 2026 yılının başında da benzer bir durum yaşandı ve altın fiyatları Ocak ayında ons başına 5 bin 600 doların hemen altına gerileyerek tarihi bir zirveye ulaştı.
Diğer ülkeler de benzer adımları izliyor
Fransa’nın bu hamlesi münferit bir olay olarak değerlendirilmiyor. Avrupa genelinde, özellikle ABD’de tutulan altın rezervlerinin ana vatana geri getirilmesi yönünde artan bir baskı gözleniyor.
Almanya’da ekonomistler ve siyasetçiler, İran çatışması ve ABD politikalarındaki öngörülemezliği gerekçe göstererek New York’ta bulunan 1200 tondan fazla altının geri getirilmesi çağrısında bulunuyor. Belirsizlik dönemlerinde hükümetlerin, yabancı kurumlara dayanmadan rezervlerine doğrudan erişim sağlama ve kontrolü ellerinde tutma isteği bu taleplerin temelini oluşturuyor.
Varlıkların ABD’den çekilmesinin, altın piyasasının ötesine geçen sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Onlarca yıldır dünyanın finansal çıpası konumunda olan ABD; ülkelerin rezervlerini sakladığı, ticaretin sonuçlandırıldığı ve istikrar için Merkez Bankası (Fed) gibi kurumlara güvenilen merkez durumundaydı.
Ancak altınların repatrasyonu, bazı hükümetlerin stratejik varlıklarını ABD kontrolünde bırakma konusunda daha az rahat hissettiklerine dair bir sinyal niteliği taşıyor. Merkez bankaları da rezerv kararlarını etkileyen en büyük risk olarak jeopolitiği işaret ediyor.
Bu durum farklı alanlarda da kendini gösteriyor: Bazı ülkeler küresel rezervler içindeki payı zamanla azalan ABD dolarına olan maruziyetlerini düşürüyor.
Merkez bankaları da yıllardır ABD bağlantılı varlıklardan uzaklaşarak altın lehine çeşitlendirmeye gidiyor. Bu hareketlerin bütünü, ABD merkezli finans sistemine olan bağımlılığın azaldığı yavaş ama anlamlı bir eğilimi yansıtıyor.