Diplomasi
Goldman Sachs, 2026’da “sağlam bir büyüme” bekliyor
Goldman Sachs Research’e göre, küresel ekonominin 2026 yılında “sağlam” bir büyüme kaydetmesi bekleniyor.
Goldman, küresel GSYİH’nin 2026 yılında %2,8 artacağını tahmin ediyor. ABD’nin iktisadi büyümesinin %2,6’ya hızlanması beklenirken, Çin’in GSYİH’si, güçlü ihracatın zayıf iç talebi telafi etmesiyle %4,8 büyüyecek.
Uzun vadeli zorluklara rağmen, Goldman iktisatçıları Almanya’daki mali teşvikler ve İspanya’daki güçlü büyüme sayesinde Avro bölgesi ekonomisinin %1,3 büyüyeceğini öngörüyor.
Goldman Sachs Research’ün baş ekonomisti ve başkanı Jan Hatzius, ekibinin “Makro Görünüm 2026: Sağlam Büyüme, Durgun İstihdam, İstikrarlı Fiyatlar” başlıklı raporunda, “Pandemiden bu yana olduğu gibi, ABD konusunda (konsensüse göre) en iyimser olanlarız,” diye yazıyor.
ABD’nin vergi indirimleri, daha kolay finansal koşullar ve gümrük vergilerinin ekonomi üzerindeki olumsuz etkisinin azalması nedeniyle konsensüs tahminlerini önemli ölçüde aşması bekleniyor.
Örneğin, vergi indirimlerinin bir sonucu olarak, tüketiciler gelecek yılın ilk yarısında yaklaşık 100 milyar dolar (yıllık harcanabilir gelirin %0,4’ü) ek vergi iadesi alacak.
Bu güçlerin etkisi 2026 yılının ilk yarısında ön plana çıkması beklenirken, ABD hükümetinin kapanmasından sonra yaşanan toparlanma da bir ivme sağlayacak.
Hatzius, “Önümüzdeki yılın ilk yarısında özellikle güçlü bir GSYİH büyümesi bekliyoruz,” diye yazıyor.
Fakat küresel GSYİH artarken, bu durum işgücü piyasasında daha güçlü bir performansla sonuçlanmadı. Tüm büyük gelişmiş piyasa ekonomilerinde istihdam artışı, pandemiden hemen önceki 2019 yılındaki oranların oldukça altına düştü.
Hatzius, istihdam piyasasındaki zayıflığın tam bir açıklama sunmasa da, göçteki ve dolayısıyla işgücü büyümesindeki keskin düşüşü yansıttığını savunuyor. İstihdamdaki kopukluk en belirgin şekilde ABD’de görülüyor; bu ülkede yaz aylarında istihdam artışı negatif olabilir.
Goldman Sachs Research’e göre, yapay zekanın (AI) istihdam ve verimlilik üzerindeki etkisi ise şu ana kadar esas olarak teknoloji sektörüyle sınırlı kaldı.
Goldman iktisatçıları, yapay zekanın verimlilik açısından en büyük faydalarının ancak birkaç yıl sonra ortaya çıkacağını tahmin ediyor.
Çin ekonomisiyle ilgili anlatı ise çok daha karmaşık. Hatzius, Çin’in daha düşük fiyatlarla giderek daha yüksek kaliteli ürünler üretme kabiliyetinin rakipsiz olduğunu yazıyor. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi, ABD ile son ticaret müzakerelerinde görüldüğü gibi, ihracatına uygulanan yüksek gümrük vergilerini engelleme kabiliyetine sahip olduğunu göstermiş durumda.
Hatzius, “Tüm bunlar, Çin imalat sektörünün güçlü büyümesini sürdüreceğini gösteriyor,” diye yazıyor.
Aynı zamanda, Çin’in iç ekonomisinin büyük bir kısmı zayıf kalmaya devam ediyor. Gayrimenkul sektöründeki düşüşün GSYİH büyümesine en büyük etkisi muhtemelen çoktan gerçekleşmiş olsa da (gayrimenkul satışları zirveye göre %60, inşaat başlangıçları ise %80 düşüş gösterdi), Goldman gayrimenkul sektörünün gelecek yıl GSYİH büyümesine 1,5 puanlık bir düşüş getireceğini tahmin ediyor.
Hatzius, “Güçlü imalat sektörü ve zayıf iç talebin birleşimi, Çin’in cari işlemler fazlasını giderek daha da artırıyor,” diye yazıyor.
Goldman, cari işlemler fazlasının önümüzdeki 3-5 yıl içinde küresel GSYİH’nin neredeyse %1’ine çıkmasını ve tarihteki en büyük cari işlemler fazlası olmasını bekliyor.
Hatzius, “Bu durum, Avro bölgesi ve özellikle Almanya gibi Çin ile yoğun rekabet içinde olan ekonomilerin büyümesine büyük bir yük getirecek,” diye ekliyor.
Goldman Sachs Research’e göre, Çin’den gelen artan rekabet, demografik düşüş, aşırı düzenleme ve yüksek enerji maliyetleri dahil olmak üzere Avro bölgesi ekonomisinin yapısal zayıflıklarını güçlendiriyor.
Hatzius, bu zorluklara rağmen Avro bölgesinin 2026 yılında %1,3 gibi “makul” bir büyüme hızına ulaşacağını yazıyor.
Almanya’da GSYİH büyümesinin, federal hükümetin harcamalarında şu anda devam eden keskin artıştan faydalanması bekleniyor.
Goldman, Güney Avrupa’da büyümenin sağlam seyrini sürdüreceğini tahmin ediyor. Özellikle İspanya’da reel tüketici harcamaları %3 civarında büyümeye devam ederken, ekonominin katma değeri yüksek hizmetlere doğru çeşitlendirilmesi hızla devam ediyor.
Gelişmiş piyasalarda çekirdek enflasyonun 2026 yılında politika hedefleriyle büyük ölçüde uyumlu seviyelere düşmesi bekleniyor.
ABD’de, çekirdek Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) enflasyonunun 2025 yılında yüksek seviyelerde kalmasının ana nedeni, gümrük vergilerinin fiyatlara yansıtılması.
Gümrük vergileri hariç tutulduğunda, Goldman enflasyonun düşmeye devam ettiğini ve şu anda %2,3 seviyesinde olduğunu tahmin ediyor.
Gümrük vergilerinin geçiş etkisi muhtemelen biraz daha artacak olsa da (gümrük vergilerinin mevcut seviyelerinde kalacağı varsayılırsa), 2026 yılının ikinci yarısında, olumlu baz etkileri nedeniyle yıllık enflasyon üzerindeki etkisi keskin bir şekilde azalacak.
ABD ve İngiltere’deki enflasyonu etkileyen önemli bir faktör, her iki ekonomide de son dönemde ücret artışlarının belirgin şekilde yavaşlaması. ABD’de nominal ücretler, %4’lük “sürdürülebilir” oranın altında artıyor. İngiltere’de ise son dönemdeki ücret artış hızı, “sürdürülebilir oran” olarak tahmin edilen %3’e yakın.
Enflasyonda olduğu gibi, Goldman Sachs Research, gelişmiş piyasalardaki politika faiz oranlarının 2026 yılında daha düşük seviyelere yakınsamasını bekliyor. Politika faiz oranları daha yüksek olan üç ülke olan ABD, İngiltere ve Norveç’in faiz oranlarında daha fazla indirim yapacağı tahmin ediliyor.
ABD Merkez Bankası’nın 2026 yılında politika faiz oranını 50 baz puan düşürerek %3-3,25’e indireceği tahmin ediliyor. Goldman Sachs Research’ün görüşüne göre, ABD’deki enflasyon sorunu çözüldü ve Fed’in faiz oranlarını beklenenden daha fazla düşürme potansiyeli var.
Goldman iktisatçılarının İngiltere için temel tahmini, 2026 yılının üçüncü çeyreğine kadar çeyrek bazında faiz indirimlerinin devam ederek faiz oranının %3’e düşeceği yönünde.
Norveç merkez bankasının ise 2026 yılında faiz oranlarını 50 baz puan indirerek %3,5’e düşürmesi bekleniyor.
Buna karşılık, Avrupa Merkez Bankası’nın enflasyonun düşmesiyle birlikte politika faiz oranlarını sabit tutacağı düşünülüyor.