Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Hamas ateşkese onay verdi, top İsrail’de

Yayınlanma

Hamas bir gün önce kendisine sunulan ateşkese onay verdi. Hamas yaptığı açıklamada, “Hamas hareketi ve Filistinli gruplar, dün Mısır ve Katar arabulucuları tarafından sunulan teklifi onayladı” dedi.

Teklif pazartesi akşamı İsrail’e ulaştı. Ancak Tel Aviv yönetimi, kısmi anlaşmalarla ilgilenmediğini, savaşın yalnızca tüm rehineler aynı anda serbest bırakıldığında ve diğer koşullar yerine getirildiğinde sona ereceğini açıkladı.

Anlaşmanın duyurulmasının ardından İsrailli bir yetkili Times of Israel’e Tel Aviv’in Hamas’ın son teklifini aldığını doğruladı.  Bir diğer İsrailli yetkili de İsrail’in kapsamlı anlaşma talebinde ısrarcı olduğunu belirtti: “İsrail’in tutumu değişmedi. Tüm rehinelerin serbest bırakılması ve savaşın sona ermesi için belirlenen koşullara uyulması şart.” Ancak Netanyahu’nun kısmi anlaşmayı tamamen reddetmemesi, teklifin hâlâ değerlendirildiği şeklinde yorumlandı. Haberlerde Netanyahu’nun öneriyi inceleyeceği aktarıldı.

Son turda Türkiye de yer alıyor

Arap bir diplomat, Hamas’ın baş müzakerecisi Halil el-Hayya’nın, pazar gecesi Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman es-Sani’ye yeni teklifi sunduğunu ve örgütün geçen ay görüşmeleri çökerten taleplerinin çoğundan geri adım attığını açıkladı. Görüşmeler Kahire’de, Mısır’ın öncülüğünde Katar, ABD ve geçen hafta sürecin yeniden başlamasına katkıda bulunan Türkiye’nin katılımıyla yürütülüyor.

Geçen hafta Haaretz’e konuşan bir kaynak, Türkiye’nin üst düzey Hamas yetkililerine silahları teslim edip bölgenin kontrolü bırakması için baskı yaptığını söylemişti.

Dışişleri Bakanın Hakan Fidan’ın geçen hafta Doha’ya ziyareti sırasında Mossad Direktörü ile görüştüğüne ilişkin haberler çıkmış olsa da Türk Dışişlerine yakın kaynaklar bu iddiayı yalanladı.

“Teklif Gazze’deki tüm direniş gruplarınca destekleniyor”

Öte yandan Times of İsrael’in görüştüğü Arap diplomat Hamas’ın kabul ettiği planın ayrıntılarını anlattı. Habere göre plan 60 günlük ateşkes sürecinde 10 rehinenin serbest bırakılmasını ve karşılığında 150 Filistinli güvenlik tutuklusunun salıverilmesini öngörüyor. Ayrıca ölen rehinelerin cenazelerinin teslimi de yer alıyor.

Gazze’de Hamas’la birlikte savaşan İslami Cihad’dan bir kaynak da benzer ayrıntılar verdi. Kaynağa göre ilk 10 rehinenin serbest bırakılmasının ardından kalan rehineler ikinci aşamada bırakılacak, kalıcı bir ateşkes için uluslararası garantiler eşliğinde müzakereler başlayacak. Kaynak ayrıca, “Sunulan teklif tüm gruplar tarafından destekleniyor” dedi.

“Witkoff’un planına benziyor”

ABD özel temsilcisi Steve Witkoff’un bu yıl hazırladığı plana benzer şekilde, yeni öneri de 60 günlük ateşkesin başında kalıcı ateşkes için müzakerelerin başlamasını öngörüyor. Arabulucular, iki ayın sonunda kalıcı anlaşmaya ulaşmayı hedefliyor.

Axios’a konuşan bir diplomatik kaynak, Hamas’ın kabul ettiği teklifin, geçen ay reddettiği Witkoff planıyla “yüzde 98 aynı” olduğunu söyledi. Kanal 12’nin haberine göre Hamas, serbest bırakılmasını istediği tutuklu sayısını azalttı ve İsrail’in Gazze sınırında kurmak istediği tampon bölge konusunda geri adım attı. İsrail 1-1,2 kilometrelik bir şerit isterken, Hamas daha önce en fazla 800 metre talep etmişti. Şimdi 800 metre ile 1 kilometre arası mesafeyi kabul edebileceğini bildirdi.

Netanyahu, Hamas’ın yanıtını değerlendirirken örgütün “büyük baskı altında” olduğunu yineledi. Başbakan, pazartesi günü üst düzey komutanlarla Gazze kentinin işgalini görüştüğünü ve “görevlerin tamamlanması” aşamasına geçildiğini belirtti.

Kahire’de süren kısmi anlaşma görüşmeleri ilerlerken, Netanyahu kısmi önerilere artık ilgi göstermediğini ve yalnızca tüm rehinelerin tek seferde bırakılması, Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze’nin askerden arındırılması ve yönetimin Filistin Yönetimi dışında bir kuruma devredilmesi halinde savaşı sonlandıracağını vurguladı. Ancak arabulucular, bu söylemin baskı aracı olduğunu ve Netanyahu’nun, Hamas’ın geri adım atması halinde tavır değiştirebileceğini düşünüyor.
Savunma Bakanı İsrael Katz da Hamas’ın masaya dönmesinin tek nedeninin, İsrail’in Gazze Şehri’ni ciddi şekilde ele geçirmeye hazırlandığı korkusu olduğunu ileri sürdü. Katz, kentin Hamas için askeri, siyasi ve sembolik merkez olduğuna dikkat çekti. Katz, “Haftalarca hiçbir teklifi görüşmeye yanaşmayan Hamas, şimdi masada. Bunun nedeni açık, Gazze’nin düşme korkusu” dedi.

Aynı toplantıda konuşan Genelkurmay Başkanı Zamir, savaşta bir “dönüm noktasına” gelindiğini ve ordunun “Gideon’un Arabaları Operasyonu”nun yeni aşamasına hazırlandığını açıkladı. Zamir, “Çok cepheli, uzun ve benzeri görülmemiş bir savaşın içindeyiz. Gazze Şehri’ne yönelik darbeyi derinleştirecek yeni aşamaya geçmek üzereyiz” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump ise sosyal medyadan yaptığı açıklamada, Gazze’deki rehinelerin yalnızca Hamas yok edildiğinde serbest bırakılacağını yazdı. “Rehinelerin iadesi ancak Hamas yok edildiğinde gerçekleşecek. Bu ne kadar erken olursa, başarı şansı o kadar artar” dedi. Trump ayrıca, daha önce yüzlerce rehineyi serbest bıraktırdığını öne sürdü, ancak bu sayı gerçekte 30 olarak kayıtlara geçmişti.

Arap bir diplomat, Trump’ın paylaşımının Hamas’ı Witkoff’un önerisini kabul etmeye zorlamak için bir “baskı taktiği” olduğunu söyledi. Hamas’ın sunduğu teklifin Witkoff planıyla neredeyse aynı olduğunu aktardı.

İsrail makamlarına göre Gazze’deki silahlı grupların elinde hâlen 50 rehine bulunuyor. Bunlardan 20’si hayatta, 28’i ölü, 2 kişi için ise ciddi endişeler mevcut.

Ortadoğu

Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

Yayınlanma

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.

CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.

Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.

Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.

Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.

Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.

İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.

İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.

Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.

Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.

Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.

CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.

Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.

Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.

CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.

Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.

Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Musk, Pentagon için “savaş danışmanlığı” yapacak

Yayınlanma

Dünyanın en zengin adamı Elon Musk, savaşın geleceğine odaklanan ve “Project Meridian” olarak bilinen bir Pentagon girişiminin eş direktörlüğünü üstlendi.

Musk’ın yeni görevini ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth duyurdu.

Savaşların eninde sonunda otonom insansız hava araçlarıyla yapılacağına dair inancını uzun süredir dile getiren Musk, savunma alanında faaliyet gösteren startup Anduril’in kurucusu Palmer Luckey ve eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich ile birlikte eş direktör olarak projeye danışmanlık yapacak.

Hegseth, Pentagon’da yayınladığı bir notta, grubun “geleceğin savaş alanlarını inceleyeceğini” ve “savaşçıların bu ortamlarda üstünlük sağlamak için hangi silah ve teknolojileri kullanmaları gerektiğini belirleyeceğini” belirtti.

Hegseth, Quantico Deniz Piyade Üssü’nde yaptığı “Kuvvetlerin Durumu” konuşmasında şunları söyledi:

“Gelecekteki çatışmaları en iyi öngörenler yalnızca Pentagon’da bulunmuyor. Hem soruları sormayı hem de bunlara cevap vermeyi kendimize yüklerken, bariz önyargılar ve riskler söz konusudur.”

Hegseth, bu girişimin derhal başlayacağını ve konuşmasının ardından güvenli bir mekânda Musk, Luckey ve Gingrich ile bir araya geleceğini söyledi.

Meridian Projesi, “savaşların, alanların ve teknolojilerin gidişatını acımasızca haritalandırmak” için 120 gün süreye sahip olacak ve bu süreç, bulgularının kamuoyuna duyurulması ve gizli bir ek ile sonuçlanacak.

Hegseth, “Yeryüzünün altından Ay’ın ötesine” uzanan kapsamlı bir görev tanımını açıkladı.

Grup, yeni askeri stratejiler veya politikalar geliştirmek yerine, “ele geçirmemiz gereken alanları ve ustalaşmamız gereken yetenekleri” belirlemeye çalışacak ve gelecek nesil Amerikan askerlerinin ihtiyaç duyabileceği silah ve sistemleri “keşfetmeye, geliştirmeye ve sahaya sürmeye” odaklanacak.

Grubun, Ocak ayı sonuna kadar kendisine öneriler içeren bir rapor sunması bekleniyor.

Musk, 2024 yılında “Gelecekteki savaşlar tamamen insansız hava araçları ve hipersonik füzelerle ilgili olacak,” demişti. Bu, son yıllarda yaptığı benzer açıklamalardan sadece biriydi.

Hükümet Verimliliği Departmanı’ndaki (DOGE) denetim görevi kargaşayla sona eren ve Başkan Donald Trump’ın harcama tasarısı nedeniyle Trump ile bir anlaşmazlığa dönüşen Musk için, bu paneldeki görev, herhangi bir sıfatla hükümete resmi şekilde geri dönüşünü işaret ediyor.

Musk ve Trump sonunda barıştılar ve Musk, bu hafta Beyaz Saray’da diğer teknoloji liderleriyle birlikte yapay zeka güvenliği konulu bir toplantıya katıldı.

Meridian, Hegseth’in duyurduğu, ordunun otonom savaş ve hızla gelişen teknolojiler etrafında yeniden yapılandırılmasına yönelik daha geniş kapsamlı bir girişimin parçası.

Hegseth, müşterek kuvvetler genelinde otonom ve robotik yetenekleri yaygınlaştırmak üzere, kendi ifadesiyle “hizmet kolu benzeri yetkiler”e sahip yeni bir dört yıldızlı muharebe komutanlığı olan Otonom Savaş Komutanlığı’nın (AUTOWARCOM) kurulduğunu duyurdu.

Savaş Bakanlığı ayrıca, Hegseth’in “yeni nesil otonom savaşçılar” olarak adlandırdığı kişiler için özel kariyer yolları oluşturmak üzere, tüm askeri birimlerde yeni mesleki çerçeveleri aşamalı olarak uygulamaya başlayacak.

“Otonom Savaş Komutanlığı’nı on yıl önce düşünmüş olmalıydık,” diyen Hegseth, Meridian’ın, ordunun geride kalmadan bir sonraki teknolojik dönüşümü öngörebilecek kadar ileriye bakmayı amaçladığını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Reuters: Suriye hükümeti yetkilileri ile Hizbullah Türkiye’de gizli görüşmeler yaptı

Yayınlanma

Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan Hizbullahı’nın, aralarındaki gerilimi azaltmak amacıyla Türkiye’de yüz yüze görüşmeler yaptığı iddia edildi. Suriye iddiaları reddetti.

Reuters’a konuşan ve görüşme hakkında bilgi sahibi altı kaynak, bunun uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk toplantı olduğunu söyledi.

İki Suriyeli yetkili, bir ABD’li yetkili ve Hizbullah’a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik kaynağının da aralarında bulunduğu altı kaynak, Suriye yetkilileri ile Hizbullah yetkililerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini belirtti.

Esad’ın 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni hükümeti ile Hizbullah arasındaki gerilim artmıştı. Şam yönetimi, grubu Suriye üzerinden İran’a silah transfer etmekle suçlarken, ABD de Suriye ordusuna Hizbullah’la savaşmak üzere Lübnan’a asker göndermesi için baskı yapıyor.

Altı kaynağa göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbaratı ve dışişleri bakanlığından yetkililer katıldı. Toplantı, gerilimi düşürme amacıyla Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının daveti üzerine gerçekleştirildi.

Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşmeyi anlatabilmek için isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın toplantıyla ilgili sorularına hemen yanıt vermedi. Hizbullah’ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.

Kaynaklara göre taraflar karşılıklı güvenlik kaygılarını görüştü

ABD’li yetkili, Suriyeli yetkililer ve Lübnanlı kaynak, görüşmenin iki taraf arasındaki gerilim başlıklarını çözmeye odaklandığını ve olumlu geçtiğini söyledi.

Suriyeli yetkililerden biri, iki tarafın birbirine karşı düşmanlık beslemediği konusunda mutabık kaldığını ve Suriye’nin Hizbullah’a, grubun silahsızlandırılması amacıyla Lübnan’a askeri müdahalede bulunmayacağı güvencesini verdiğini aktardı.

Buna karşılık Suriyeli yetkililer, Hizbullah’tan sınır ötesi kaçakçılık girişimlerinin durdurulmasına yardımcı olmasını ve özellikle Suriye’nin güneyinde kalan uyuyan hücrelerini dağıtmasını istedi.

Suriye, salı günü ülkenin güneyinde roket fırlatmaya hazırlanan bir Hizbullah hücresinin yakalandığını açıklamıştı. Hizbullah ise çarşamba günü olaya karıştığını reddederek, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik ya da askeri faaliyete dahil değiliz,” açıklamasını yaptı.

Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi Lübnanlı kaynak iki tarafın “güvenlik meselelerinde büyük ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynak, Hizbullah’ın Lübnan içinde Suriye kaynaklı olası bir saldırıya ilişkin endişelerine atıfta bulunarak, “Hizbullah kendi cephesini güvence altına almak istiyor,” dedi.

Hem Suriyeli yetkili hem de Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasının planlanmadığını söyledi.

Lübnanlı kaynak, iki taraf arasında Türkiye aracılığıyla temasların yaklaşık iki ay önce başladığını da Reuters’a aktardı.

Suriye hükümeti enformasyon bakanlığına bağlı X hesabı böyle bir görüşme olduğu yönündeki iddiaları reddetti.

Toplantı için Türkiye bastırdı, İran yer almadı

Hem Hizbullah hem de Suriye hükümeti, daha önce birbirleriyle görüşmeye açık olduklarının sinyalini vermişti.

Temmuz ayında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Şam’ın Hizbullah’la görüşmeye açık olduğunu söylemişti. Bir ay sonra Hizbullah lideri Naim Kasım da televizyonda yaptığı konuşmada grubun Suriye yönetimiyle görüşmeye itirazı olmadığını belirtmişti.

Üç kaynak, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın önemli müttefiklerinden olan Türkiye’nin, bu çabalara doğrudan dahil olmak istediği için toplantının yapılması yönünde bastırdığını söyledi.

Ancak toplantılarda İran yer almadı.

Lübnanlı güvenlik kaynağına göre ise Hizbullah, İran’ın bilgisi dahilinde toplantıya katıldı. Ancak Tahran’ın, doğrudan görüşmelerde yer almamasından ve Şara’nın şimdilik İran’la doğrudan ilişki kurulması fikrini geri çevirmesinden rahatsız olduğu iddia edildi.

Kaynağa göre nihai anlaşmaya varılamamasının ve toplantıyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamasının temel nedeni de bu rahatsızlıktı.

İran’ın Cenevre’deki daimi temsilciliğinden konuya ilişkin hemen bir açıklama gelmedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English