Ortadoğu

Hizbullah, İsrail ordusuna bağlı Golani Tugayı’nın manga komutanını öldürdü

Yayınlanma

Lübnan ile İsrail arasında Washington’da imzalanan tartışmalı anlaşmanın üzerinden 48 saat geçmeden sınır hattında düzenlenen pusu operasyonunda Golani Tugayı’na bağlı bir manga komutanı öldürüldü. İsrail ordusu Deyr Siryan köyünde bir subayının öldüğünü doğrularken, Hizbullah lideri Naim Kasım söz konusu anlaşmayı hükümsüz ilan ettiklerini açıkladı.

Lübnan ile İsrail arasında Washington’da imzalanan ve Hizbullah tarafından hükümsüz ilan edilen tartışmalı anlaşmanın üzerinden 48 saat geçmeden, sınır bölgesinde düzenlenen pusu operasyonunda İsrail ordusunun en seçkin birliklerinden Golani Tugayı’na bağlı bir manga komutanı öldürüldü.

Tel Aviv yönetimi, bir Hizbullah direnişçisinin İsrail ordusunun seçkin Golani Tugayı’nın 12. Taburuna bağlı bir manganın komutanını gece saatlerinde öldürdüğünü doğruladı. Aktarılan bilgilere göre, Yüzbaşı David Hazut ve beraberindeki askerler, İsrail ordusunun haftalardır Hizbullah unsurlarından temizlemeye çalıştığı ve “güvenlik bölgesi” olarak adlandırdığı hat içinde yer alan Deyr Siryan köyündeki bir binaya giriş yaptı. İsrail ordusu tarafından yürütülen soruşturmaya göre, pazar günü sabaha karşı saat 02.00 sularında askerlerin binaya girdiği esnada bir direnişçi işgal güçlerini hedef aldı. Saldırıda Yüzbaşı Hazut hayatını kaybederken, bir asker de hafif şekilde yaralandı.

Askeri kaynaklar, saldırıyı düzenleyen kişiyi yakalamak amacıyla bölgede geniş çaplı bir arama operasyonu başlatıldığını ve Tel Aviv’in çevre alanlardaki Hizbullah mevzilerini yoğun ateş altına aldığını bildirdi. İsrail Ordu Radyosu muhabiri Doron Kadosh gelişmeyi, “Silahlı kişinin binanın merdiven boşluğunda İsrail birliğini beklediği ve askerlere çok yakın mesafeden ateş açtığı anlaşılıyor. Eylemi gerçekleştiren kişi olay yerinden kaçmayı başardı ve bölgede takibi hâlâ devam ediyor” ifadeleriyle aktardı.

İsrail saldırılarını sürdürüyor

İsrail ordusunun bu açıklaması, Tel Aviv’in Lübnan’daki ateşkesi ihlal eden saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde yapıldı. Bir İsrail savaş uçağı pazar sabahı Deyr Siryan kasabası yakınlarındaki hedefleri vurdu. İsrail güçleri ayrıca Nebatiye el-Fevka’ya insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlerken, Hasbaya ilçesine bağlı Şebaa ve Şuaya kasabalarının yakın çevresine de misket bombalı topçu atışları gerçekleştirdi.

Bu sırada Lübnan Meclis Başkanı ve Hizbullah’ın müttefiki olan Emel Hareketi’nin lideri Nebih Berri, pazar günü İranlı mevkidaşı Muhammed Bakır Galibaf ile Lübnan’daki son gelişmeleri ele alan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

“Bu anlaşma hükümsüzdür”

Hizbullah’ın pazar sabahı erken saatlerde düzenlediği operasyon, Lübnan hükümetinin doğrudan müzakerelerin ardından ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ile tartışmalı bir anlaşmaya imza atmasından iki gün sonra gerçekleşti. Yürütülen müzakere süreci ve Lübnan’ın İsrail’i resmen tanıması anlamına gelen bu metin, Lübnan yasalarının ihlali olarak değerlendiriliyor.

Hizbullah lideri Naim Kasım cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma hükümsüzdür” ifadelerini kullanarak örgütün işgali yenilgiye uğratmak adına sahada bir direniş hareketi olarak varlığını sürdüreceğini vurguladı ve “Sahayı terk etmedik” dedi.

Söz konusu anlaşma, Lübnan’ı, krizin başından beri tam bir ateşkes ve İsrail’in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesini şart koşan İran’dan koparma girişimi olarak yorumlanıyor. Bahsi geçen şartlar, bu ayın başında İran ile ABD arasında varılan Mutabakat Zaptı’nın resmi metninin ilk maddesinde de yer alıyordu.

Lübnan ordusuna İsrail onayı şartı

Washington’da 26 Haziran’da imzalanan ABD-Lübnan-İsrail anlaşması, işgal güçlerinin bölgeden çekilmesinden önce Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını ön koşul olarak sunuyor. Anlaşma ayrıca, İsrail ile Lübnan arasında daha önce yapılan doğrudan görüşmelerdeki bazı unsurları temel alıyor. Bunların başında, Lübnan Silahlı Kuvvetleri’nin devlet dışı silahlı grupları tasfiye etmek amacıyla konuşlandırılacağı pilot bölgelerin kurulması geliyor.

Metnin 3. maddesinde yer alan, “Belirlenen iki başlangıç bölgesi İsrail ordusu ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri tarafından onaylanmıştır; gelecekteki pilot bölgeler de karşılıklı rıza ile belirlenecektir” ifadesi, fiilen Lübnan ordusunu kendi topraklarında nereye konuşlanacağı konusunda İsrail’den izin almaya mecbur bırakıyor.

Anlaşma aynı zamanda, bu yılın mart ayı başından beri binlerce Lübnan vatandaşının ölümüne yol açan ve bir milyondan fazla insanı yerinden eden İsrail’e karşı Beyrut yönetiminin uluslararası hukuki yollara başvurmasını engelliyor. Bu kısıtlama, anlaşmanın 13. maddesinde yer alan “uluslararası siyasi veya hukuki platformlarda tüm hasmane ya da olumsuz eylemlerin durdurulması” şartıyla garanti altına alınıyor.

İsrail, güney Lübnan’daki saldırılarında beyaz fosfor da dahil olmak üzere çevreye kalıcı zararlar veren zehirli kimyasalları kullanmıştı. Ayrıca on binlerce sivil konutu yerle bir eden Tel Aviv, yüz binlerce Lübnan vatandaşının sınır köylerine geri dönmesine izin verilmeyeceğini de ilan etmişti.

Tüm bunlara rağmen anlaşmanın giriş bölümünde, “İsrail Hükümeti ve Lübnan Hükümeti… kalıcı barış ve güvenliğe ulaşma yönündeki ortak hedeflerini teyit eder… İki ülke, aralarındaki çatışmayı sona erdirme, her iki ülkenin egemenliğini ve güvenliğini sağlama ve iki ülke arasında barışçıl komşuluk ilişkileri tesis etme hedeflerini ilan eder” ifadelerine yer verildi.

Hizbullah, Emel Hareketi ve Lübnan kamuoyunun kesimleri, içeriği ortaya çıkan bu anlaşmayı kesin bir dille reddediyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version