Ortadoğu

Hizbullah: Lübnan’da tampon bölgeye asla izin vermeyeceğiz

Yayınlanma

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, Lübnan topraklarında herhangi bir tampon bölge veya “sarı hat” uygulamasına geçit vermeyeceklerini belirterek İsrail ile doğrudan müzakere yürütülmesini kesin bir dille reddetti. Bölgenin tarihin en tehlikeli aşamalarından birinden geçtiğini vurgulayan Kasım, çözümün teslimiyetten değil, direniş ve ulusal birlikten geçtiğini ifade etti.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, bölgenin ve Lübnan’ın geleceği açısından “tehlikeli bir aşamadan” geçildiğini vurgulayarak geniş kapsamlı bir değerlendirme yayımladı.

İsrail-ABD saldırganlığının kesintisiz sürdüğünü ifade eden Kasım, İsrail ile kurulacak doğrudan müzakerelerin Başbakan Binyamin Netanyahu’ya verilmiş bir taviz niteliği taşıyacağını kaydetti. Kasım, direnişin kısıtlı imkânlarına rağmen İsrail’in hedeflerine ulaşmasını engellediğini, Lübnan’ın geleceğinin “onur, haysiyet ve bağımsızlık” temelinde inşa edileceğini belirtti.

Mevcut durumu “tarihin en tehlikeli aşamalarından biri” olarak tanımlayan Kasım, İsrail’i “suçlu Siyonist düşman” sözleriyle niteledi. Kasım, Tel Aviv yönetiminin “zalim Amerikan tiranı” tarafından desteklendiğini ve bizzat yönetildiğini ifade ederken, İsrail’e destek veren ülkeleri ise “adaletsiz ve sömürgeci uluslar” olarak tarif etti.

Hizbullah lideri, direnişin ve destekçilerinin sınırlı sayı ve teçhizata rağmen “insan azmanı canavarlar” karşısında dimdik durduğunu belirterek, verilen şehitlerin İsrail’in stratejik hedeflerine ulaşmasını engellediğini savundu.

Kasım, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Direnişin, halkının ve destekçilerinin tüm sınırlı imkânlarına rağmen bu güç karşısında durması, şehitlerini en görkemli şekilde sunması, düşmanın hedeflerine ulaşmasını engellemesi ve dirençli kalması; ülkemizin, nesillerimizin ve bölgemizin geleceğini onur, haysiyet ve bağımsızlık temelinde şekillendirecektir.”

Lübnan’da bir ateşkesin söz konusu olmadığını, aksine “süregelen İsrail-Amerikan saldırganlığının” devam ettiğini belirten Kasım, İsrail’in temel amacının hakları ortadan kaldırmak ve geleceği zorla işgal etmek olduğunu söyledi.

Sivillere, köylere ve kasabalara yönelik saldırıları sert bir dille eleştiren Kasım, “Yıkımı, çocukların, kadınların ve yaşlıların öldürülmesini kınamaya kelimeler yetmez” dedi.

Kasım ayrıca, saldırıya uğrayan tarafın Lübnan olduğunu vurgulayarak, güvenlik garantisine ihtiyaç duyan tarafın İsrail değil Lübnan olduğunun altını çizdi.

Anlaşma süreçlerine dair veriler paylaşan Kasım, Lübnan’ın 27 Kasım 2024 tarihli anlaşmayı 15 ay boyunca titizlikle uyguladığını, buna karşın İsrail’in hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtti. Kasım, İsrail’in bu süre zarfında anlaşmayı 10 binden fazla kez ihlal ettiğini, 500 sivili öldürdüğünü ve binlerce evi yıktığını kaydetti.

İsrail’in “Büyük İsrail” projesi doğrultusunda somut bir adım atamadığını ifade eden Kasım, “Bunu asla başaramayacak” değerlendirmesinde bulundu.

Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyine konuşlandığını hatırlatan Kasım, direnişin “vur-kaç” taktikleriyle hareket ettiğini ve coğrafi olarak sabit kalma zorunluluğu taşımadığını ifade etti.

Hizbullah’ın sahadaki performansının sürprizlerle dolu olduğunu söyleyen Kasım, “Sarı Hat yok, tampon bölge yok ve asla olmayacak” diyerek herhangi bir ara bölge oluşumuna izin vermeyeceklerini duyurdu.

Lübnan’daki siyasi aktörlere ve halka da çağrıda bulunan Kasım, “Direniş ve halk efsanevi bir performans sergiliyor; onu sırtından vurmayın” dedi. Diğer kesimlerden direnişin kanaatlerini benimsemelerini istemediklerini belirten Kasım, tek beklentilerinin düşman kampına hizmet edilmemesi olduğunu vurguladı. Lübnan hükümetinin orduya ülkeyi savunma emri vermesi ve ekonomik sorunları çözmesi gerektiğini belirten Kasım, anayasa ve Taif Anlaşması’na “seçici olmadan” bağlı kalınması gerektiğini ifade etti.

Kasım, Lübnan’ın mevcut süreci aşması için gerekli dört faktörü; direnişin sürekliliği, iç anlayış, İran-ABD anlaşmasından yararlanmak ve uluslararası baskı mekanizmalarını harekete geçirmek olarak sıraladı. Çözümün asla “teslimiyet” olmayacağını vurgulayan Kasım, saldırılar sürerken diplomasinin tek başına sonuç vermeyeceğini kaydetti.

Dolaylı müzakerelerin daha önce deniz sınırı ve ateşkes düzenlemelerinde sonuç verdiğini hatırlatan Kasım, doğrudan müzakere seçeneğine ise kapıları kapattı.

Kasım, “Doğrudan müzakereler karşılıksız bir tavizdir; Netanyahu’ya ve ara seçimler öncesinde Trump’a hizmettir” dedi. Kasım, açıklamasını direnişçilere seslenerek; onurlu geleceğin direniş gençleri tarafından inşa edildiğini ve dökülen kanların Lübnan toprağını işgalcilere karşı aşılmaz kıldığını söyleyerek noktaladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version