Dünya Basını
İktisatçı Schiff: Doların düşüşü önce yavaş sonra aniden olacak
Euro Pacific Asset Management Üst Yöneticisi Peter Schiff, Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen’a verdiği mülakatta ABD ekonomisinin ve doların geleceğine dair kritik uyarılarda bulundu. Schiff, artan bütçe açıkları, kontrolsüz kamu harcamaları ve yanlış ekonomi politikalarının doların küresel rezerv statüsünü geri dönülemez bir çöküşe sürüklediğini vurguladı.
Euro Pacific Asset Management Üst Yöneticisi (CEO) ve küresel çapta geniş bir dinleyici kitlesine sahip olan The Peter Schiff Show programının sunucusu Peter Schiff, Norveçli ünlü siyaset bilimci Profesör Glenn Diesen ile gerçekleştirdiği mülakatta, ABD ekonomisinin içinde bulunduğu mali tabloyu, jeopolitik gerilimlerin piyasalardaki izdüşümünü ve ABD dolarının küresel rezerv para birimi olma niteliğini kaybetme sürecini derinlemesine analiz etti.
Schiff, mülakat boyunca özellikle federal borç yükü, kontrolsüz bütçe açıkları ve yanlış yönlendirilen kamu politikalarının Amerikan ekonomisini tarihsel bir dönüm noktasına getirdiğini vurguladı.
Mülakatın başlangıcında Glenn Diesen’ın İran ile ilgili savaş söylemlerinin ve Donald Trump’ın bu çatışmaları sona erdirme vaatlerinin küresel piyasalar üzerindeki olası etkilerine dair sorusunu yanıtlayan Peter Schiff, jeopolitik krizlerin ekonomik maliyetlerine dikkat çekti.
Savaşın tedarik zincirleri, enerji ve tarım sektörleri üzerinde yarattığı tahribatın hafife alınmaması gerektiğini belirten Schiff, “Savaşın kendisi büyük bir problem teşkil ediyor. Özellikle enerji ve tarım gibi kritik tedarik zincirlerinde ciddi bozulmalara yol açıyor. Binaların yıkılması ve insan hayatlarının kaybedilmesi gibi doğrudan zararların yanı sıra ekonomik işleyişe de büyük darbe vuruyor” ifadelerini kullandı.
Piyasaların savaşın sona ermesi ve petrol fiyatlarının hızla düşmesi konusundaki iyimserliğini eleştiren Schiff, bu iyimserliğin gerçeği yansıtmadığını kaydetti.
“Piyasalar savaşın ne zaman çözüleceği konusunda çok fazla iyimser”
Piyasaların mevcut riskleri doğru fiyatlamadığını ifade eden Schiff, mülakat sırasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Piyasaların savaşın ne kadar çabuk çözüleceği ve petrol fiyatlarının ne kadar hızlı bir çöküş yaşayacağı konusunda gereğinden fazla iyimser olduğunu düşünüyorum. Ben savaşın insanların tahmin ettiği kadar erken sona ereceği kanaatinde değilim. Savaş dursa bile aslında gerçekten bitmiş sayılmayabilir, çünkü her an yeniden başlama riski bulunacaktır. Herhangi bir barış anlaşmasının bir şekilde bozulması ve savaşın geri dönmesi riski her zaman mevcudiyetini koruyacaktır.”
Petrol fiyatlarının geçmişteki düşük seviyelerine dönmesini beklemediğini ifade eden Schiff, mülakatın devamında enerji maliyetlerini yukarı çeken temel faktörlere işaret etti.
Fiyatlardaki artışın sadece savaşla ilgili olmadığını belirten uzman isim, “Petrol fiyatlarının eskiden olduğu seviyelere kadar ineceğini düşünmüyorum. Belki zirve noktalarından bir miktar geri çekilme yaşanabilir ancak petrol fiyatlarını yukarı taşıyacak olan, savaşla ilgisi bulunmayan başka faktörler de devrede. Bunların başında zayıflayan ABD doları geliyor” dedi.
Schiff, savaşın doların süregelen zayıflama trendini yalnızca geçici bir süreliğine durdurduğunu, çatışmaların son bulmasıyla birlikte dolardaki değer kaybının yeniden hız kazanacağını öngördü.
Ekonomik risklerin sadece enerji fiyatlarıyla sınırlı kalmadığını belirten Schiff, tahvil getirilerindeki yükselişin de ciddi bir baskı unsuru oluşturduğunu kaydetti.
Savaşın başlamasından bu yana tahvil getirilerinin önemli ölçüde arttığını vurgulayan Schiff, “Yükselen bütçe açıkları, daha fazla para basımı, artan enflasyon ve zayıf bir dolar; petrol fiyatlarıyla birlikte tahvil getirilerini de yukarı taşımaya devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.
“Hükümet harcamaları otopilota bağlanmış durumda”
ABD’nin devasa borç yükü ve yatırımcıların bu borcun geri ödenmesine duyduğu güvenin sarsılması konusuna değinen Glenn Diesen, Birleşik Arap Emirlikleri ve ABD arasındaki para takası (currency swap) hatlarına ilişkin haberleri gündeme getirdi.
Bu durumu yatırımcıların dolardan uzaklaşma çabası olarak nitelendiren Diesen’a katılan Schiff, doların “güvenli liman” olma özelliğinin zayıfladığını belirtti. Geçmişte savaş durumlarında dolarda yaşanan büyük rallilerin artık görülmediğini ifade eden Schiff, “Savaş olduğunda insanların bir refleksle güvenli liman olarak dolara yönelmesi neredeyse doğal bir tepkidir. Ancak benim için asıl önemli olan, doların bu süreçte değer kazanmasından ziyade, bu yükselişin ne kadar cüce kaldığıydı. Bundan on veya yirmi yıl önce böyle bir olay yaşansaydı göreceğimiz o büyük ralliyi bu kez görmedik” dedi.
Schiff, doların savaş sürecindeki tüm kazanımlarını şimdiden kaybettiğini ve bütçe açıklarının bu para birimi üzerindeki asıl baskıyı oluşturduğunu ifade etti. Kamu maliyesinin kötüleştiğine dair net uyarılarda bulunan Schiff, şunları kaydetti:
“Doları aşağı çeken asıl unsur, savaş nedeniyle daha da büyüyen devasa bütçe açıkları olacak. Savaş sona erse bile, kullandığımız füzeleri ve bombaları yerine koymak için daha fazla para harcamaya devam edeceğiz. Dolayısıyla askeri harcamalar artacak. Ancak diğer harcamalar zaten hali hazırda yükseliş eğiliminde ve faiz giderleri, yüksek oranlarla birlikte artık otopilota bağlanmış durumda. Mali pozisyonumuz giderek kötüleşiyor ve bu konuda bir şey yapılacağına dair hiçbir işaret yok.”
Donald Trump ve Hükümet Verimliliği Bakanlığı (DOGE) ile ilgili beklentilerin boşa çıktığını dile getiren Schiff, “Bütçe harcamalarını kontrol altına alma konusundaki tüm umutlar yıkıldı. Aslında Trump dönemindeki bütçe açığı harcamaları, Joe Biden dönemindekinden bile daha kötü bir durumda. Piyasalar bu gerçeği fark ediyor ve kimse bu enkazın altında kalmak istemiyor. Bu yüzden imkanları varken dolardan ve hazine tahvillerinden çıkarak altına yöneliyorlar. Bu eğilimin süreceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Borç nasıl biter? Önce yavaş yavaş, sonra bir anda”
Doların küresel sistemdeki geleceği ve olası bir çöküşün hızı hakkında Diesen’ın sorduğu soruyu yanıtlayan Schiff, doların istikrarlı düşüşünün ani bir kırılmayla sonuçlanacağını öngördü.
Schiff, “Doların önce yavaş bir gerileme yaşamasını, ardından ise hızla çökmesini bekliyorum. Bu geçişin ne zaman gerçekleşeceğini bilmiyorum ama olduğunda her şey çok çabuk bitecek. Meşhur bir deyim vardır; nasıl iflas ettin diye sorarlar, cevap şöyledir: ‘Önce yavaş yavaş, sonra bir anda.’ İşte doların başına gelecek olan da tam olarak budur” dedi.
Hükümetin ekonomik krizlere verdiği tepkileri eleştiren Schiff, serbest piyasaya yapılan müdahalelerin durumu daha da kötüleştirdiğini savunu. Donald Trump’ın batan bir havayolu şirketini hükümet adına satın alma konusundaki beyanlarını hatırlatan Schiff, bu tür hamlelerin serbest rekabeti zedelediğini belirtti.
Spirit Airlines örneği üzerinden hükümetin piyasa üzerindeki yıkıcı etkilerini anlatan Schiff, “Spirit Airlines birkaç yıl önce JetBlue tarafından satın alınmak istenmişti. Ancak Biden yönetimi ve özellikle Elizabeth Warren buna engel oldu. Mahkemeler rekabetin zarar göreceğini söyleyerek birleşmeyi durdurdu. Aslında bu birleşme rekabet için iyi olurdu çünkü JetBlue; United, American, Southwest ve Delta gibi piyasayı domine eden devlerle daha iyi rekabet edebilirdi. Hükümet, ‘İki şirketin birleşmesine izin veremeyiz’ diyerek rekabeti koruduğunu iddia etti ama sonuçta şirket tamamen iflas etti ve yok oldu. Şimdi ne kazandılar? Birleşmeye izin verselerdi sahip olacakları havayolu sayısı ile şu an ellerinde kalan sayı aynı” açıklamasında bulundu.
Hükümetin antitröst yasalarını yanlış uygulayarak ekonomiye zarar verdiğini ifade eden Schiff, “Hükümet her zaman işleri berbat ediyor. Aslında herkes için iyi olacak satın almaları ve birleşmeleri rekabete zarar vereceği iddiasıyla engelleyerek bu ülkeye çok büyük zarar verdiler. Spirit Airlines örneğinde olduğu gibi, birleşme olsaydı hissedarlar paralarını alacaktı, çalışanların çoğu işlerini koruyacaktı. Şimdi ise herkes işsiz kalıyor ve rekabet alanı daralıyor” dedi.
“Halkın temel ihtiyaçları pahalılaştıkça harcanabilir gelir azalıyor”
Enerji ve gıda fiyatlarındaki artışın tüketici davranışları üzerindeki yıkıcı etkilerini analiz eden Schiff, zorunlu harcamaların artmasının genel ekonomiyi bir durgunluğa sürüklediğini belirtti.
Tüketicilerin gıda ve enerjiden tamamen vazgeçemeyeceğini ancak tercihlerini değiştirmek zorunda kalacağını ifade eden Schiff, “İnsanların temel ihtiyaçları ile istekleri arasında bir denge vardır. Gıda ve enerji mecburidir. Belki antrikot yerine hamburger yiyerek, daha az araba kullanarak veya tatilden feragat ederek kısıntıya gidebilirsiniz. Ancak gıda ve enerji tüketimini tamamen durduramazsınız. Sorun şu ki, temel ihtiyaçlarıma daha fazla para harcadığımda, isteklerime ayıracak param kalmıyor” dedi.
Bu durumun özellikle hizmet sektöründe büyük bir çöküşe yol açacağını öngören Schiff, mülakatına şöyle devam etti:
“İnsanların harcanabilir gelirindeki düşüş, asıl büyük darbeyi isteğe bağlı harcama alanlarına vuruyor. Bu alanlardaki işletmeler zora giriyor ve insanlar işlerini kaybediyor. Temel yaşam gereksinimlerinin maliyetindeki büyük artış, genel ekonomi için mutlak bir negatif unsurdur.”
ABD’nin bir enerji ihracatçısı olmasının ekonominin tamamına fayda sağlamadığını belirten Schiff, sadece petrol ve gaz sektöründe çalışan bireylerin bu durumdan kazançlı çıktığını, ancak ekonomik bütünlüğün yüksek fiyatlar nedeniyle zarar gördüğünü vurguladı.
ABD’nin enerji ticaretindeki yapısal sorunlara da değinen Schiff, Jones Yasası’nın maliyetleri artırdığını ifade etti.
ABD’nin aynı zamanda petrol ithal eden bir ülke olduğunu hatırlatan uzman, “Petrol üretimimiz yıllar içinde arttı ancak bu durum ticaret açığımız üzerindeki baskıyı sadece sınırlı ölçüde hafifletiyor. Jones Yasası nedeniyle ülkenin bir bölgesindeki petrolü başka bir bölgesine gemiyle taşımak, dışarıdan ithal etmekten daha pahalıya geliyor. Bu yüzden kendi petrolümüzü kullanmak yerine yabancı ülkelerden petrol alıyoruz” bilgisini paylaştı.
“Maliyetleri artıran asıl sebep yapay olarak düşük tutulan faiz oranlarıdır”
ABD dolarını kurtarmak ve mali disiplini yeniden tesis etmek için yapılması gerekenleri sıralayan Peter Schiff, mevcut politikaların tam tersinin uygulanması gerektiğini belirtti.
Trump dönemindeki devasa harcama paketlerini eleştiren Schiff, “Trump’ın dolar için yaptığı en kötü şey, o devasa harcama yasasını onaylamaktı. Mali evimizi düzene sokmak için elimize geçen tek fırsatı, evimizi eskisinden daha düzensiz hale getirerek harcadık. Hükümet harcamalarında devasa kesintilere ihtiyacımız var ancak Donald Trump bu tür kesintileri desteklemeyi reddediyor. O, hükümetin daha az değil, daha fazla para harcamasını istiyor” dedi.
Vergi indirimlerinin harcama kesintileriyle desteklenmediği sürece sürdürülebilir olmadığını kaydeden Schiff, Trump’ın gümrük vergisi politikasının da yanlış temellere dayandığını söyledi.
Gümrük vergilerinin Amerikalı tüketiciler tarafından ödendiğini vurgulayan uzman, “Trump bu vergileri yabancıların ödediğini iddia ediyor ama bu doğru değil, vergileri Amerikalılar ödüyor. Üstelik bu vergiler, ek harcamaları karşılamaya yetmiyor. Sonuç olarak yabancılar dolarlarını ve hazine kağıtlarını satmaya devam ediyor. Bu da döviz kuru üzerinde aşağı yönlü, faiz oranları üzerinde ise yukarı yönlü bir baskı yaratıyor” uyarısında bulundu.
Çin’in ABD doları karşısındaki pozisyonunun sertleştiğine dikkat çeken Schiff, Pekin yönetiminin dolar rezervlerini hızla altına dönüştürdüğünü belirtti.
Çin’in elindeki ABD borç stoğunun geçmişe oranla çok daha düşük seviyelerde olduğunu ifade eden Schiff, “Çin dolardan uzaklaşıyor ve bu süreci hızlandıracaklarını düşünüyorum. Çin’in gittiği yer altındır. Altın rezervleri patlama yaşıyor ve eminim ki itiraf ettiklerinden çok daha yüksek miktarlara sahipler. Dolar pozisyonlarını azaltırken eş zamanlı olarak altın varlıklarını artırıyorlar. Temel motivasyonları dolardan kurtulmaktır” dedi.
“Üretmek yerine tüketen bir ekonomi modelinin sonuna gelindi”
ABD’nin yeniden sanayileşmesi hedefinin gümrük vergileriyle gerçekleştirilemeyeceğini belirten Schiff, de-endüstriyelleşmenin kök nedenlerine inilmesi gerektiğini vurguladı.
ABD’nin neden geçmişe kıyasla bu kadar az üretim yaptığı ve neden bu kadar büyük dış ticaret açıkları verdiğinin sorgulanması gerektiğini belirten Schiff, mülakatın can alıcı noktasında şu tespitleri yaptı:
“Sorun diğer ülkelerin yüksek gümrük vergileri uygulaması değil. Ticaret büyük ölçüde serbest yapılıyor. ABD’deki asıl sorunlar yapay olarak düşük tutulan faiz oranlarıdır. Yeterince tasarruf etmiyoruz, sermaye ekipmanlarına yeterince yatırım yapmıyoruz. Değerli dolar sayesinde üretmediğimiz şeyleri ithal edebildik. Dünya, ürettiği malları bizim bastığımız dolarlar karşılığında vermeye razı oldu çünkü dolar rezerv para birimiydi.”
Bu durumun ABD’yi kendi başarısının kurbanı haline getirdiğini söyleyen Schiff, “Dünyanın doları kabul etmesi, bizi bir şeyler üretme yükünden kurtardı. Onların ürettikleriyle yaşadık ancak bu durum bağımlı bir yapı oluşturdu. Bu süreç sona erdiğinde başımız büyük belada olacak. Faiz oranlarını yükseltmeden, tasarrufu artırmadan ve yatırımları teşvik etmeden asla yeniden sanayileşemeyiz” ifadelerini kullandı.
Hizmet sektörüne dayalı bir ekonomiden üretim ekonomisine geçişin sancılı olacağını belirten Schiff, siyasetçilerin bu sancıdan kaçtığını kaydetti. “Siyasetçiler seçmenleri kısa vadede iyi hissettirmek istiyor. Bu politikalar uzun vadede durumu daha da kötüleştirse bile umurlarında değil. Onların zaman ufku bir sonraki seçimle sınırlıdır” diyen Schiff, halkın bu geçiş döneminde yaşayacağı zorlukların seçim korkusuyla ertelendiğini dile getirdi.
“Akıllı para şu anda kıymetli metallere ve emtiaya gidiyor”
Mülakatın son bölümünde yatırımcılara tavsiyelerde bulunan Peter Schiff, “akıllı para”nın rotasını çizdi. Kendi yatırım stratejilerinin de bu yönde olduğunu belirten Schiff, “Akıllı paranın şu anda kıymetli metallere, emtiaya ve altına gittiğini düşünüyorum. Ayrıca yabancı piyasalara, özellikle gelişmekte olan piyasalara yöneliyorlar. Ben kendimi akıllı para olarak görüyorum ve yatırımlarımı bu yönde yapıyorum” dedi.
Euro Pacific Asset Management bünyesindeki stratejilerin ve yatırım fonlarının incelenmesi gerektiğini belirten Schiff, yatırımcıların altın ve gümüş biriktirerek gelecekteki büyük ekonomik sarsıntıya hazırlanmaları gerektiğini vurguladı.
Avrupa’daki yatırım olanaklarını da değerlendiren Schiff, Avrupa genelinde ciddi sorunlar olsa da şirket bazlı fırsatların bulunduğunu ifade etti.
Özellikle gelişmekte olan piyasalardaki talebi karşılayacak şekilde konumlanmış Avrupa şirketlerinin iyi bir değer sunduğunu belirten uzman, “Dolar çöktüğünde diğer para birimleri yükselecek ve Amerika’nın satın alma gücü yurt dışına transfer olacak. Bu da yeni pazarlar ve yeni tüketiciler yaratacak. Bu durumdan yararlanabilecek şirketlere yatırım yapmak istiyorum” dedi.
Schiff, dünyadaki güç dengesinin Amerikalıların aleyhine, ancak dünyanın geri kalanının lehine değişeceğini öngördü:
“Artık imkanlarımızın ötesinde yaşayamayacağız. Tüketmek için üretmek, borç almak için tasarruf etmek zorunda kalacağız. Dünyanın geri kalanı ise bugüne kadar bizim üzerimizdeki yaşam standartlarımızı finanse etmek için kendi imkanlarının altında yaşayan insanlar bir kazanç görecekler. Amerikalı tüketiciyi besleme ve borçluya kredi verme yükünden kurtulacaklar. Bu da onlara daha yüksek bir yaşam standardı ve daha fazla sermaye sağlayacak.”