Diplomasi
İngilizler, Charles’ın ABD ziyaretinin büyük bir etki yaratmasını beklemiyor
İngiltere Kralı Charles ve eşi Camilla’nın Washington’a yaptığı ziyaretin, ABD-Britanya ilişkilerinde büyük bir değişiklik yaratması beklenmiyor.
BBC’de yer alan değerlendirmeye göre, Kral Charles ABD’ye gitmeden önce, İngiliz diplomatlar bu ziyaretin ne kadar sonuç verebileceği konusunda gerçekçi bir yaklaşım sergiliyorlar; ziyaretin Britanya-ABD ilişkilerini “tamamen resetlemeyeceğini” biliyorlardı.
BBC’nin aktardığına göre İran, NATO, Ukrayna ve ticaret konularındaki görüş ayrılıkları ile Başkan Donald Trump’ın Başbakan Keir Starmer’a yönelik sert sözleri, tek bir kraliyet gezisiyle aşılamayacak kadar derin idi.
Diplomatlar bunun yerine, ziyaretin en azından Londra ile Washington arasındaki gerginliği azaltıp, ilişkilerin tonunu yumuşatmasını umuyorlar.
İngiltere’nin eski ABD Büyükelçisi David Manning, geziden önce BBC’ye verdiği demeçte, Kral’ın “bir dengeleyici, bir şok emici” olduğunu ve “bazı son derece zorlu ikili meseleler konusunda Trump yönetimi ile yeniden ilişki kurmak için daha elverişli bir ortam yaratabileceğini” söyledi.
Charles, BBC’ye göre, birçok İngiliz politikacının kıskanacağı bir çekicilik ve mizahla, iki konuşmasında ABD’yi, halkını ve liderlerini, belki de ancak bir yabancıya özgü bir cesaretle övdü.
İngiliz devlet yayıncısı, “Başkana hediye ettiği ‘HMS Trump’ gemisi çanı, ustaca bir diplomatik hamleydi,” diye devam etti.
Kralın, Amerikalılara kökenlerini ve onları bir ulus olarak birleştiren unsurları “nazikçe hatırlattığını” savunan BBC, “Amerika Birleşik Devletleri’nin canlı mozaiği”nden bahsederek, hem bu ülkeyi hem de Birleşik Krallık’ı “canlı, çeşitlilik içeren ve özgür toplumlar” olarak övdüğünün altını çizdi.
Cumhuriyetçi senatör ve Trump destekçisi Lindsey Graham de Kral’ın ABD’li politikacılara “çok ihtiyaç duyulan bir moral desteği” verdiğini söyledi:
“Kongre üyelerinin çoğu, konuşmadan sonra öncekinden daha iyi hissediyor. Birleştirici duygunun İngiltere Kralı’ndan gelmesinin biraz tuhaf olduğunu kabul ediyorum… ama olsun!”
BBC’ye göre Kral’ın ikinci görevi, Atlantik’in iki yakasındaki çalkantılı siyasi ortamı yatıştırmaya çalışmaktı.
“Bunu, geçmişteki anlaşmazlıkları bir erdem olarak göstererek ve ilişkinin gücünün, bu anlaşmazlıkları aşma kabiliyetinde yattığını belirterek gerçekleştirdi,” diyen yayın, Charles’ın ABD Kongresi’nde yaptığı konuşmadan şu sözleri aktardı:
“Bizimki, anlaşmazlıklardan doğmuş bir ortaklıktır, fakat bu onu daha az güçlü kılmaz. Belki de her zaman aynı fikirde olmadığımız konusunda hemfikir olabiliriz.”
BBC’ye göre bu sözlerle Kral, mevcut diplomatik gerginlikleri daha geniş, tarihsel bir bağlamda ele almaya çalışıyordu. İngiliz diplomatlar da bu fikrin kabul görmesini umuyor.
Kral, “Amerika’nın sözleri, bağımsızlığından bu yana olduğu gibi bugün de ağırlık ve anlam taşıyor. Bu büyük ulusun eylemleri ise daha da önemlidir,” diyerek Kongre’nin tamamının gönlünü okşayacak sözler sarf etti.
Kral’ın bazı sert argümanlar ortaya koyduğunu da savunan BBC’ye göre, NATO’nun, 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD’yi sadece “omuz omuza” desteklemekle kalmadığını, aynı zamanda “giderek daha karmaşık ve çekişmeli hale gelen dünyanın zorluklarıyla başa çıkmamıza” da yardımcı olduğunu söyledi.
“Ukrayna’nın ve onun en cesur halkının savunulması” için “sarsılmaz bir kararlılık” gerektiğini belirten Charles, “80 yıldır ticaret yapmamızı ve güç dengesini korumamızı sağlayan uluslararası kuralları” övdü.
Ardından Kral, argümanını açıkça dile getirdi:
“Karşı karşıya olduğumuz zorluklar, tek bir ulusun tek başına üstesinden gelemeyeceği kadar büyük.”
İngiliz yayıncıya göre Charles, bu tek cümleyle, “Trump’ın tüm ideolojisinin özüne meydan okudu.”
Kral’ın bu noktayı defalarca vurguladığının altını çizen BBC, Atlantik ortaklığının “Avrupa ve Amerika olmak üzere iki sütun üzerine kurulduğunu” ve “bugün her zamankinden daha önemli” olduğunu söylediğini aktardı.
Kral, ittifakın “Avrupa, İngiliz Milletler Topluluğu ve dünyanın dört bir yanındaki ortaklarımızla” ortak değerlerini savunmaya devam etmesini ve “daha da içe dönük olmaya yönelik yüksek sesli çağrıları görmezden gelmemizi” diledi.
BBC’ye göre Kral’ın mesajı, “Önce Amerika”dan çok “Önce İttifak” idi. Yayın şunları yazdı:
“Dolayısıyla bu devlet ziyaretinin başarısı, törenlerin, konuşmaların ve gezilerin ne kadar iyi geçtiğiyle ölçülmeyecek.”
BBC, asıl önemli olanın, İngiliz hükümdarı ile Amerikalı mevkidaşı arasında “şüphesiz var olan kişisel sıcaklığın” mirasının, iki ülke hükümetleri arasında daha istikrarlı bir ilişkiye dönüştürülebilip dönüştürülemeyeceği olduğunu vurguladı.
Burada adım atması gerekenin kısmen Birleşik Krallık olduğunu savunan BBC, “Yurt içinde siyasi olarak hoş karşılanan, Trump’a yönelik ucuz saldırılardan kaçınacak mı? Bir zamanlar olduğu gibi yeniden bağımsız bir güvenlik aktörü olabilmek için savunma harcamalarını artıracak mı?” sorularını sordu ve şöyle devam etti:
“Kraliyetin yumuşak gücü ne kadar güçlü olursa olsun, Birleşik Krallık’ın sert güç eksikliğinden endişe duyan ABD’li generalleri ikna etmeye yetmez.”
Fakat BBC, birçok şeyin Trump ve yönetimine, ayrıca Kral’ın cazibesinden çok “argümanlarının onları daha fazla etkileyip etkilemeyeceğine” bağlı olacağını hatırlatarak değerlendirmesini bitirdi:
“Müttefikliğin değerini bir kez daha anlayacaklar mı, yoksa kendi yollarında ilerlemeye devam edecekler mi? Bu konuda, devlet ziyafetinin başarısı ancak zamanla anlaşılacak. Son 24 saatte Kral, klasını gösterdi. Artık bunu değerlendirmek politikacılara kalmış.”