Ortadoğu
İran: ABD ve İsrail 40 günlük savaşın sonunda yenilgiyi kabul etti

İran, ABD ve İsrail ile yürüttüğü 40 günlük savaşın ardından “tarihi ve ezici bir zafer” kazandığını ilan ederek, Washington’un kalıcı ateşkes ve yaptırımların kaldırılmasını içeren 10 maddelik teklifi kabul ettiğini açıkladı. Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından yayımlanan bildiride, düşman güçlerin “Direniş Ekseni”nin iradesine boyun eğmekten başka yol bulamadığı belirtildi.
İran, 40 gün süren çatışmaların ardından Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’e karşı “tarihi ve ezici bir yenilgi” yaşattığını ilan etti. Tahran yönetimi, Washington’un kalıcı ateşkes, tüm yaptırımların kaldırılması ve ABD muharip güçlerinin bölgeden çekilmesi gibi kritik hususları içeren 10 maddelik İran teklifini kabul etmek zorunda kaldığını açıkladı.
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından “İran’ın soylu, büyük ve kahraman milleti”ne hitaben yayımlanan bildiride, düşmanın inkâr edilemez bir bozguna uğradığı vurgulandı. Açıklamada, karşı tarafın artık “İran’ın büyük milletinin ve onurlu Direniş Ekseni’nin iradesine boyun eğmekten başka bir yol görmediği” ifade edildi. Zafer ilanı, 28 Şubat’ta İran Devrimi Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamaney ile üst düzey komutanların suikastla öldürülmesiyle başlayan savaşın 40. gününde geldi.
Washington’un kabul ettiği 10 maddelik taahhüt listesi
Resmi açıklamaya göre ABD, Washington’u esaslı yükümlülüklere bağlayan şu 10 maddelik teklifi kabul etti:
- İran’a yönelik yeni bir saldırı gerçekleştirilmemesi,
- Hürmüz Boğazı üzerindeki İran kontrolünün devam etmesi,
- İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin kabul edilmesi,
- Tüm birincil yaptırımların kaldırılması,
- Tüm ikincil yaptırımların kaldırılması,
- BM Güvenlik Konseyi’nin tüm kararlarının sona erdirilmesi,
- Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Yönetim Kurulu’nun tüm kararlarının sona erdirilmesi,
- İran’a savaş tazminatı ödenmesi,
- ABD muharip güçlerinin bölgeden çekilmesi,
- Lübnan’daki “İslami Direniş”e karşı yürütülenler de dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın durdurulması.
Bildiride, İran’ın büyük bir zafer kazandığı ve “suçlu Amerika’yı” kendi şartlarını içeren teklifi kabul etmeye zorladığı kaydedildi.
“Tarihin en ağır birleşik savaşlarından biri”
İran’ın en üst güvenlik organı, geride kalan 40 günü “tarihin en ağır birleşik savaşlarından biri” olarak nitelendirdi. Açıklamaya göre İran ile Lübnan, Irak, Yemen ve “işgal altındaki Filistin’deki” müttefikleri, “dünyanın tarihsel hafızasından silinmeyecek” darbeler indirdi. Metinde, “İran ve Direniş, bölgedeki Amerikan savaş makinesini neredeyse tamamen yok etti” ifadesi yer alırken; düşmanın yıllar boyu bölgeye konuşlandırdığı geniş altyapı ve kabiliyetlerin derin darbeler aldığı belirtildi.
Açıklamada ayrıca, ABD’nin savaşın başlamasından yalnızca 10 gün sonra bu mücadeleyi kazanamayacağını anladığı öne sürüldü. Düşmanın ana hedeflerinden hiçbirine ulaşamadığı gibi, 10. günde bu savaşı kazanma kabiliyetine sahip olmadığını idrak ettiği ve bu sebeple çeşitli kanallar üzerinden İran’la temas kurarak ateşkes isteme çabalarına başladığı ifade edildi.
Konsey ayrıca düşman tarafın başlangıçta hızlı bir askeri zafer hayal ettiğini, İran’ın füze ve İHA kabiliyetlerinin “hızla söndürüleceğine” inandığını ve “küresel Siyonizm”in “ABD’nin cahil başkanını” bu savaşın İran’ı bitireceğine ikna ettiğini belirtti. Zafer ilan edilirken, zaferin ayrıntıları kesinleşinceye kadar yetkililerin direncine, basiretine ve halk arasındaki birliğin korunmasına ihtiyaç olduğu vurgulanarak dikkatli olunması çağrısı yapıldı.
Trump’tan Hürmüz Boğazı şartına bağlı iki haftalık durdurma kararı
İran’ın bu duyurusu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması şartına bağlı olarak bombardıman ve saldırıları iki haftalığına durdurmayı kabul ettiğini açıklamasından saatler sonra geldi. Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında saldırıları “iki haftalık bir süre için askıya alacağını” bildirdi ve bu adımı “iki taraflı bir ATEŞKES” olarak tanımladı.
Trump, bu askıya alma kararının “İran İslam Cumhuriyeti’nin Hürmüz Boğazı’nın TAM, DERHAL ve GÜVENLİ biçimde açılmasını kabul etmesi” şartına dayandığını söyledi. Salı günü erken saatlerde ise Trump, İran talepleri karşılamazsa “bu gece bütün bir medeniyetin öleceğini” söylemiş; bu ifade dünya genelinde tepkiyle karşılanmıştı. Papa 14. Leo bu tehdidi “kabul edilemez” olarak nitelerken, ABD’li bazı milletvekilleri söylemi “kötülük” olarak değerlendirip Trump’ın görevden alınması için 25. Ek Madde’nin işletilmesi çağrısını dile getirdi.
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, 28 Şubat’tan bu yana fiilen kapalı bulunuyor. İranlı yetkililer, ABD-İsrail saldırılarının kalıcı olarak durdurulması dahil tüm talepleri karşılanmadıkça boğazın açılmayacağını kesin bir dille belirtmişti.
İslamabad’da siyasi müzakere süreci başlıyor
İran Dini Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney’in talimatı ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin onayı doğrultusunda, ayrıntıların kesinleştirilmesi için Pakistan’ın başkenti İslamabad’da müzakerelerin yapılması kararlaştırıldı. Savaş alanındaki üstünlüğün siyasi kazanımlarla pekiştirilmesinin amaçlandığı bu sürecin en geç 15 gün içinde gerçekleşeceği bildirildi.
Cuma günü başlaması planlanan İslamabad müzakereleri için İran’ın iki hafta ayıracağı, sürenin ise tarafların mutabakatıyla uzatılabileceği kaydedildi. Güvenlik organı, bu kritik dönemde ulusal birliğin korunmasının hayati olduğunu ifade etti. Müzakerelerin “ulusal bir müzakere” ve “savaş alanının uzantısı” niteliği taşıdığı belirtilen açıklamada, tüm siyasi grupların bu sürece destek vermesi istendi.
Açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi: “Eğer düşmanın savaş alanındaki teslimiyeti müzakerelerde belirleyici bir siyasi kazanıma dönüştürülürse, bu büyük tarihî zaferi birlikte kutlayacağız. Aksi halde İran halkının tüm talepleri karşılanıncaya kadar savaş alanında omuz omuza savaşacağız. Ellerimiz tetiktedir ve düşmanın yapacağı en küçük hata bile tüm güçle karşılık bulacaktır.”
Ortadoğu
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.
ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.
The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.
Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.
Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.
Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.
Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.
Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.
Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.
Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.
Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor
Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.
Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.
Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.
Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.
İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.
Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.
Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.
Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.
Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.
Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.
Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.
ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.
Ortadoğu
İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.
İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.
Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.
Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.
Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.
Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.
Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.
Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.
Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü
İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.
Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.
Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.
Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.
Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.
Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.
İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.
Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.
ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.
15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.
Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.
Ortadoğu
Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.
İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.
Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.
Netanyahu reaches 61 seats in Channel 14’s latest poll. He doesn’t in i24’s.
Both give him a stronger position than Kan and Maariv. Likud gets 29 seats in Channel 14, 25 in i24, 21 in Kan and 18 in Maariv.
Count the same five lists—Likud, Shas, United Torah Judaism, Otzma… pic.twitter.com/Qb0fCq0qdK
— Zvika Klein צביקה קליין (@ZvikaKlein) October 19, 2026
Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor
Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.
Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.
Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.
Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.
Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.
Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti
Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.
Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.
Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.
Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor
Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.
Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.
Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.
Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.
Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi








