Bizi Takip Edin

Diplomasi

İran gerilim tırmanırsa Avrupa’daki ABD üslerini vurmayı planlıyor

Yayınlanma

İran yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump ile yaşanabilecek bir gerilim tırmanışında çatışmayı Ortadoğu sınırlarının ötesine taşımayı planlıyor. Financial Times ve The Wall Street Journal’a konuşan kaynaklar, Tahran’ın Bulgaristan ve Kıbrıs’taki askeri tesisler ile Hürmüz Boğazı’ndaki denizaltı kablolarını hedef alabileceğini belirtti.

İran yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın gerilimi tırmandırması halinde Avrupa’daki Amerikan askeri tesislerini vurma seçeneğini değerlendiriyor.

Financial Times gazetesinin İranlı yetkililere yakın iki kaynağa dayandırdığı haberine göre Tahran, Güneydoğu Avrupa’daki Amerikan tesislerine yönelik olası saldırı planları üzerinde çalıştı. Bu kapsamda ABD ordusunun uçaklara yakıt ikmali için kullandığı Bulgaristan’daki Bezmer Hava Üssü ile İngiliz askeri üssünün yer aldığı Kıbrıs olası hedefler arasında sayıldı. İran’ın ayrıca Hürmüz Boğazı’ndaki denizaltı fiber optik kablolarına saldırma ihtimalini de ele aldığı aktarıldı.

Kaynaklar, yeni bir çatışma çıkması durumunda Tahran’ın saldırı menzilini Ortadoğu sınırlarının dışına genişletebileceğini ifade etti. Kaynaklardan biri, “ABD çok ileri giderse İran ne pahasına olursa olsun kendini savunacak, bölge sınırlarının dışına çıkacak ve Avrupa’yı vuracaktır” dedi.

Tahran yönetimi daha önce de uzak mesafelerdeki hedeflere yönelik saldırı girişimlerinde bulunmuştu. ABD, şubat ayında Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia üssü istikametine füze fırlatıldığını duyurmuş, Türkiye ise mart ayında İran kaynaklı balistik füzeleri havada engellediğini açıklamıştı. Haberde, Tahran’ın doğrudan eylem yerine Irak, Lübnan ve Yemen’deki müttefik gruplar üzerinden hareket etmeyi daha elverişli bulabileceği kaydedildi.

İran büyük çatışma ihtimaline karşı hazırlıklarını hızlandırdı

The Wall Street Journal gazetesinin İranlı ve Arap yetkililere dayandırdığı haberine göre ise Tahran, Ortadoğu’da çatışmaların yeniden alevlenmesi ihtimaline karşı kapsamlı bir plan hazırladı. Kaynaklar, Tahran’ın ABD ile haziran ayında imzaladığı mutabakatı, Washington ve İsrail’in yeni bir saldırı öncesinde zaman kazanma girişimi olarak gördüğünü belirtti.

İran, son iki aydır çatışmaların genişleme ihtimaline karşı hazırlık yürütüyor. Haberde yetkililerin Devrim Muhafızları Ordusu’nun düzenli ordu üzerindeki denetimini artırdığı, Irak savaşı gazilerini kilit görevlere getirdiği, karşı istihbarat operasyonlarını genişlettiği ve füze ile insansız hava aracı üretimini hızlandırdığı bildirildi.

Arap istihbarat servislerinin verilerine göre İran, Yemen ve Irak’taki silahlı gruplarla da temaslarını sürdürüyor. Tahran’ın amacının ABD’ye yönelik maliyetleri artırmak ve önceki çatışmanın tekrarlanmasını engellemek olduğu ifade ediliyor.

WSJ kaynakları ayrıca Tahran’ın ülke içinde huzursuzluk çıkarma girişimlerini beklediğini aktardı. İran’ın başmüzakerecisinin danışmanı Mehdi Muhammedi konuya ilişkin olarak, “İran büyük bir çatışmaya hazır” değerlendirmesinde bulundu.

ABD ile İran arasındaki savaş şubat ayında başlamıştı. İki ülke haziran ayında bir ateşkes mutabakatı imzalamış ancak varılan uzlaşı yalnızca birkaç hafta sürmüştü. Çatışmaların yeniden başlamasının ardından İran, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ablukasını sürdürürken ABD de İran gemileri ve limanlarına yönelik ablukaya devam etti.

Yeni bir anlaşmaya yönelik müzakereler şu anda askıya alınmış durumda bulunuyor. Trump, ABD’nin müzakereleri ve Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı sürdürdüğünü, İran nükleer programının sona erdirilmesinin Amerikan operasyonunun temel hedeflerinden biri olmaya devam ettiğini açıklamıştı. Bununla birlikte Al Arabiya televizyonu, kaynaklarına dayandırdığı 17 Ağustos tarihli haberinde Washington ile Tahran’ın barış anlaşmasını uzattığını duyurmuştu.

Diplomasi

Tahran’dan Londra’ya hava üssü tepkisi: İddialar asılsız ve kötü niyetli

Yayınlanma

İngiltere’deki RAF Fairford Hava Üssü yakınında gözaltına alınan beş Britanya vatandaşının Tahran’la bağlantılı olduğu iddiaları İran tarafından yalanlandı. Patlayıcı şüphesiyle gözaltına alınan şüpheliler kefaletle serbest bırakılırken, üssün ABD’nin İran operasyonlarında kullanıldığı biliniyor.

İran’ın Londra Büyükelçiliği, İngiltere’deki RAF Fairford Hava Üssü çevresinde gözaltına alınan beş Britanya vatandaşı ile Tahran yönetimi arasında bağ kuran iddiaları yalanladı.

Büyükelçilik, şüphelilerin İran tarafından yönlendirildiği yönündeki haberleri “asılsız ve kötü niyetli spekülasyonlar” olarak nitelendirdi.

Sosyal medya platformu X üzerinden 28 Eylül’de açıklama yapan elçilik, bazı kişilerin ve Britanya basınının Tahran’ı hedef aldığını belirtti.

Açıklamada, “ABD ve İsrail’in İran halkına karşı saldırgan girişimlerinden sonra yayımlanan uydurma spekülasyonlar, İngiltere’de İran karşıtı propagandayı körüklemekten başka amaca hizmet etmeyecektir” ifadesine yer verildi. Tahran’ın yanıltıcı yayınlara karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tuttuğu kaydedildi.

Gloucestershire polisi, pazar sabahı RAF Fairford yakınlarındaki Whelford köyünde yaşanan gelişmeleri başlangıçta “büyük çaplı olay” ilan etti.

Bölgede 85 ev tahliye edilirken silahlı polisler üssün ana girişini kapattı; olay yerine çok sayıda polis, ambulans ve itfaiye ekibi sevk edildi.

Britanya ordusuna bağlı bomba imha uzmanları, bölgedeki üç beyaz minibüsü uzaktan kumandalı robot yardımıyla denetledi.

Londra’da ikamet eden beş Britanya vatandaşı erkek, Patlayıcı Maddeler Yasası kapsamındaki suç şüphesiyle gözaltına alındı. Şüphelilerin tamamı pazartesi günü kefaletle serbest bırakıldı.

Gözaltıların ardından serbest bırakma kararı gelmesi, olayın yetkililerin ilk etapta duyurduğu kadar kritik boyutta olmayabileceği yorumlarına yol açtı.

Britanya Terörle Mücadele Polisi Başkanı Laurence Taylor, soruşturmanın sürdüğünü ve “birden fazla ihtimal üzerinde” durduklarını duyurdu ancak dosyanın ayrıntılarına dair bilgi vermedi.

RAF Fairford, şubat ayında başlayan savaş sürecinde ABD Hava Kuvvetlerinin İran’a yönelik hava operasyonlarında kullandığı merkezler arasında yer aldı.

Britanya hükümeti, ABD’ye ait B-1B ve B-52 stratejik bombardıman uçaklarının İran hedeflerine yönelik operasyonlar için Fairford Üssü’nden kalkış yapmasına onay verdi.

Dönemin Başbakanı Keir Starmer, ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkedeki üsleri kullanma talebini başlangıçta geri çevirmiş, ardından bu kararından vazgeçmişti.

Starmer, İran’ın Britanya çıkarlarına ve Körfez’deki müttefiklerine yönelik saldırıları gerekçe göstererek ABD operasyonlarına izin verildiğini, bu adımların İran füzeleri ile fırlatma sahalarına karşı “savunma amaçlı” olduğunu savunmuştu.

Londra yönetimi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşına resmen dahil olmadığını öne sürse de askeri tesislerini Amerikan bombardıman uçaklarına tahsis etti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Ren-Vestfalya Başbakanı Wüst ile görüştü

Yayınlanma

Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Başbakanı Hendrik Wüst, Ankara ziyaretinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de görüştü.

Friedrich Merz’in ardından Şansölye olabileceği konuşulan CDU’lu Wüst, 1 milyona yakın Türkiye kökenli göçmenin yaşadığı  Almanya’nın en kalabalık eyaletinin lideri.

Bild gazetesinin aktardığına göre Wüst, aralarında Henkel ve Rewe’nin başkanlarının da yer aldığı 60 kişinin üzerinde bir heyetle Türkiye’ye geldi. Henkel’in Türkiye’de fabrikası da bulunuyor. Kuzey Ren-Vestfalya’daki birçok şirket Türkiye ile iş yapıyor.

Erdoğan ile Wüst arasındaki görüşme, Kuzey Ren-Vestfalya ile Türkiye arasındaki ilişkiler, iktisadi işbirliği ve güncel siyasi meselelere odaklandı.

Bild’e göre Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Başbakanlığı’nda, Wüst’ün “Eyalet Başbakanı olarak” Türkiye’yi ziyaret ettiği her zaman vurgulandı. Başbakanın, Ankara’nın yanı sıra İstanbul’a da uğrayacağı ve eski “misafir işçilerle” bir görüşme planladığı belirtiliyor. Bu yıl, Türkiye’den Almanya’ya “misafir işçi” programının başlamasının 65. yıldönümü.

Programda, Atatürk Mozolesi’ne çelenk bırakma töreni ve Alman Birlik Günü’nün ortak ev sahibi olarak düzenlenecek bir gala resepsiyonu yer alıyor.

Yola çıkmadan önceki akşam, Wüst ZDF kanalında Şansölyelik niyeti olmadığını bir kez daha açıkça söyledi.

Erdoğan ile görüşmesinin ardından Wüst şöyle konuştu:

“Türkiye’ye ilk kez geliyorum ve Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Başbakanı olarak da ilk kez Türkiye’ye geliyorum.”

Bir görüşme için zamanın “çoktan geldiğini” söyleyen Wüst, Erdoğan ile ekonomi ve toplumdaki “sayısız bağları” daha fazla değerlendirmeyi görüştüğünü belirtti. 

Wüst, Almanya’daki durumun da gündeme geldiğini söyledi: Erdoğan’ın son seçim sonuçlarını “çok yakından takip ettiğini” ve Wüst’ten bir değerlendirme istediğini ekledi.

Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği’nde gerçekleştirmeyi hedeflediği reformu desteklediğini ifade eden Wüst, aynı zamanda hukuki güvence konusunda Türkiye’nin harekete geçmesi gerektiğine de dikkat çekti.

Görüşmede ayrıca savunma alanında daha yakın işbirliği ve insan hakları konuları da ele alındı.

Wüst, Türk göçmenlerin Almanya’nın iktisadi canlanmasına yaptığı katkıyı takdir etti. Henkel fabrikasını ziyaret ettiği sırada, “Bu insanlar olmasaydı, savaş sonrası iktisadi canlanmayı başarmak mümkün olmazdı. Çelik fabrikasında, madenlerde, Köln’deki Ford fabrikasında, yol yapımında, her yerde çalıştılar,” dedi.

Türk işçilerin çocuklarının ve torunlarının bugün Alman toplumunun her yerinde, “hatta sorumluluk gerektiren görevlerde” de faaliyet gösterdiğini hatırlatan Başbakan, bu durumun, “o dönemdeki misafir işçilerin ve onların bugünkü çocukları ile torunlarının toplumumuzun ayrılmaz bir parçası olduğunu” gösterdiğini söyledi.

Wüst, Türkiye’den gelen insanların Almanya’da çok uzun süre “entegrasyon görevi, hatta bir sorun olarak görüldüğünü”, oysa göçün “devasa bir fırsat” olduğunu vurguladı.

Der Spiegel’e göre Wüst’ün gezisi bir yılı aşkın bir süredir planlanıyordu. Kuzey Ren-Vestfalya’da yaklaşık bir milyon Türk kökenli insan yaşıyor ve önümüzdeki Nisan ayında yapılacak eyalet seçimlerinde CDU’lu Başbakan koltuğunu kaptırmak istemiyor.

Hendrik Wüst’ün geçen Mayıs ayında Polonya’ya seyahat edip bir düzine başkent muhabirini yanına alması da bir iç politika hamlesi gibi görünmüştü. 

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna savaşın en ağır ekonomik dönemiyle karşı karşıya

Yayınlanma

Ukrayna altyapısına yönelik bombardımanlar ve derinleşen iş gücü yetersizliği, ülke ekonomisini savaşın en ağır mali krizine sürüklüyor. İhracatı üçte bir daralan Kiev, 47,5 milyar dolarlık rekor bütçe açığını kapatabilmek için Batı’dan 146 milyar dolarlık acil finansman talep ediyor.

Ukrayna ekonomisi, altyapıya yönelik saldırıların ağırlaşan sonuçları ve giderek derinleşen iş gücü açığı nedeniyle savaşın başlangıcından bu yana en kritik dönemece giriyor.

The New York Times gazetesinin Ukrayna Ekonomi Bakanlığı verilerine, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) tahminlerine ve iş dünyası temsilcilerine dayandırdığı habere göre, Kiev yönetimi savaş şartlarında benzeri görülmemiş bir mali baskıyla karşı karşıya.

EBRD’nin bölgeden sorumlu başekonomisti Dimitar Bogov, tablonun ağırlaşmasını iş gücü yetersizliği ve doğrudan enerji ile ulaştırma altyapısını hedef alan bombardımanlarla ilişkilendirdi.

Ukrayna’nın çatışmanın “en zorlu dönemine” girdiğini vurgulayan Bogov, halkın alım gücünü bir ölçüde koruduğunu ancak harcama imkanlarının fiilen daraldığını belirtti.

Büyüme beklentilerini aşağı çeken EBRD, Ukrayna’nın 2026 yılı gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) artış tahminini yüzde 2,2 seviyesinden yüzde 1,5’e düşürdü.

Gazeteye konuşan bazı ekonomistler ise yıl sonunda ekonomik büyümenin sıfıra yakın bir düzeyde gerçekleşebileceğini hesaplıyor.

Ukrayna Ekonomi Bakanlığı, 2022’den bu yana oluşan toplam ekonomik kaybın 2026 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 10 milyar dolara ulaşacağını öngörüyor.

Bu faturanın önemli bir bölümünü duran tesisler, sert düşüş kaydeden satışlar ve kesintiye uğrayan lojistik zincirleri oluşturuyor.

Savaşın başlamasından bu yana Ukrayna’nın geleneksel gelir kapısı niteliğindeki tahıl, çelik ve demir cevheri ihracatı yaklaşık üçte bir oranında geriledi.

İhracat gelirlerindeki bu sert kayıp doğrudan dış yardımlarla dengelendi; ülkenin uluslararası rezervleri 29,1 milyar dolardan 48,7 milyar dolara yükseldi.

Ancak rezervlerdeki bu artışa rağmen kamu maliyesi ağır bir açıkla mücadele ediyor.

Ukrayna Başbakanı Sergey Koretskiy, devlet maliyesinin durumunu “kritik eşiğe yakın” olarak nitelendirmişti.

Kiev yönetimi yalnızca savunma harcamalarındaki bütçe açığının 27 milyar dolar olduğunu açıklarken, parlamentodan geçen 2026 bütçesi yaklaşık 1,9 trilyon grivna, yani 47,5 milyar dolarlık devasa bir açık içeriyor.

Ukrayna Maliye Bakanlığı, 2026-2029 dönemini kapsayan süreçte ülkenin ayakta kalabilmesi için yaklaşık 146 milyar dolarlık dış finansmana ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

Avrupa Birliği, 60 milyar eurosu savunma harcamalarına, 30 milyar eurosu ise bütçe ve ekonomi desteğine ayrılmak üzere toplam 90 milyar euroluk kredi paketini daha önce onaylamıştı.

Buna karşılık Avrupa Komisyonunun ekonomiden sorumlu üyesi Valdis Dombrovskis, Ukrayna’nın 2026 yılına yönelik bütçe ihtiyaçlarının büyük ölçüde güvence altına alındığını savundu.

Meselenin Kiev’in öne sürdüğü kadar vahim olmayabileceğini belirten Dombrovskis, Avrupa Komisyonu ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 27 milyar dolarlık savunma açığı hesabını henüz doğrulamadığını söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English