Diplomasi
Liverpool’un azınlık hissesi Jeff Bezos’un konsorsiyumuna satıldı

Amazon kurucusu Jeff Bezos’un ana yatırımcısı olduğu 1892 Holdings konsorsiyumu, Liverpool’un yaklaşık yüzde 38 hissesini satın aldı. Kulübün çoğunluk hissesine sahip Fenway Sports Group ile yapılan anlaşmada, konsorsiyuma gelecek 12 ay içinde kulübün kontrolünü alma hakkı tanıyan bir opsiyon da yer alıyor.
The New York Times’ın spor departmanı The Athletic’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı habere göre, Amazon kurucusu Jeff Bezos’un ana yatırımcısı olduğu 1892 Holdings konsorsiyumu, İngiltere Premier Lig kulüplerinden Liverpool’un yüzde 40’a yakın hissesini satın aldı.
Liverpool’un ana sahibi olan ABD merkezli Fenway Sports Group (FSG), 14 Ağustos’ta 1892 Holdings ile kulübün azınlık payının satışına yönelik bir anlaşmaya varmıştı.
O dönemde satışa konu olan payın yüzde 30 seviyesinde bulunduğu bildirilmişti.
Queens Park Rangers’ın eski ortaklarından Amit Bhatia’nın liderlik ettiği konsorsiyum, İngiliz kulübünün yaklaşık yüzde 38’lik hissesini devraldı.
Daha önce The Guardian’ın aktardığı haberde, söz konusu satış işleminin maliyetinin 1,65 milyar sterlin (2,23 milyar dolar) olduğu belirtilmişti. Forbes verilerine göre Liverpool’un güncel toplam piyasa değeri 6 milyar doların üzerinde bulunuyor.
Konsorsiyum ile yapılan sözleşmede, 1892 Holdings’e gelecek 12 ay içinde kulübün kontrol hissesini satın alma hakkı tanıyan bir opsiyon da tanındı.
The Athletic, bu maddenin taraflar için bir zorunluluk değil, yalnızca bir imkan ve tercih hakkı olduğunu vurguluyor.
269 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin üçüncü kişisi konumunda bulunan Jeff Bezos’un yatırım yaptığı Liverpool, geçtiğimiz sezonu kupasız tamamlamıştı.
Premier Lig’i beşinci sırada bitiren ve Şampiyonlar Ligi’ne çeyrek finalde veda eden İngiliz kulübü, sezon arasında teknik direktörlük görevine Andoni Iraola’yı getirdi.
Diplomasi
Barrack: İsrail-Suriye-Türkiye çatışmasızlık mekanizması istiyoruz

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir çatışma önleme mekanizması kurmak için çalıştıklarını söyledi.
Dün İsrail uçakları, İdlib’de bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü’ne sekiz saldırı düzenlemiş ve maddi hasara neden olmuştu.
Aynı zamanda ABD’nin Türkiye Büyükelçisi de olan Barrack, Türkiye’nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirterek, “bu nedenle Türkiye, uçakların kuzeye, kendi topraklarına doğru ilerlediğini gözlemledi ve dolayısıyla makul bir şekilde kendi tepkisini hazırlayabilirdi” dedi ve olası bir Türk askeri tepkisine atıfta bulundu.
Barrack, Reuters’a verdiği telefon röportajında, “Neyse ki, soğukkanlı kişiler durumun daha da kötüye gitmesini engelleyebildi,” dedi.
Türkiye, İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne düzenlediği saldırıları kınadı fakat olası bir çatışma önleme mekanizması da dahil olmak üzere konuyla ilgili daha fazla yorumda bulunmadı.
Çatışma önleme mekanizması, askeri veya siyasi aktörler arasında yanlış anlaşılmaları veya kazara çatışmaları önlemek amacıyla oluşturulan bir iletişim kanalı.
Barrack, İsrail’in Suriye hava üssüne düzenlediği saldırıların, “Türkiye’nin yakın gelecekte o üssündeki varlığını artırabileceğine dair, doğru ya da yanlış olsun, bir algıyı yansıttığını” söyledi ve şöyle devam etti:
“Bu durum, İsrail, Suriye ve Türkiye’yi içeren bir çatışma önleme mekanizmasına duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Gelecekte yaşanabilecek iletişim hatalarını önlemek amacıyla bu mekanizmayı kurmak için aktif olarak çalışıyoruz. Şu anda öncelik, gerginliği azaltmak ve daha ölçülü bir yaklaşıma zemin hazırlamak.”
Türkiye sınırının yaklaşık 70 km doğusunda bulunan hava üssü, 2013 yılından bu yana askeri havaalanı olarak hizmet vermiyor.
Suriye ve İsrail, Ahmed Şara komutasındaki güçlerin Beşar Esad’ı devirmesinden bu yana gerilimi azaltma ve sınır konuları üzerine birkaç tur görüşme gerçekleştirdi ama herhangi bir anlaşmaya varılamadı.
Barrack, “Bu sabah meydana gelen türden bir olay, bu çabaların yoğunlaştırılması ve sürecin genişletilmesi gerektiğini ortaya koyuyor,” dedi.
Temsilci, ABD’nin halihazırda taraflar arasında bir bilgi paylaşımı ve diyalog mekanizmasını kolaylaştırdığını belirtti:
“Gerekli olan, daha fazla kaynağın ayrıldığı daha sağlam bir yapı. Bu tür mekanizmalara yatırım yapmak, yüz milyonlarca dolara mal olabilecek kinetik iletişim araçlarına güvenmekten çok daha az maliyetlidir.”
Bir İsrailli yetkili salı günü Fox News’e, İsrail’in saldırı öncesinde ABD ile “son derece hassas istihbarat” paylaştığını söyledi; fakat daha fazla ayrıntı vermedi.
Yetkili, “Şara, vekil güçleri elinde tutan önceki Suriye rejimi gibi hareket edemeyeceğini anlıyor. Olan biteni anlamamış ya da bilmiyor olabilir,” dedi.
Barrack, saldırıdan hemen sonra yaptığı açıklamada Şra yönetiminin Suriye’de “vekil güç bulundurmadığını” söylemişti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi daha sonra saldırıları üstlenen bir açıklama yaptı.
İsrail ve Suriye’nin, “güvenlik konularında mevcut durumun korunması konusunda” mutabık kaldığını savunan Netanyahu, Suriye’nin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vererek bu durumu ihlal etmenin eşiğine geldiğini öne sürdü:
“İsrail, Suriye’ye böyle bir konuşlandırmanın İsrail’in güvenliğine tehdit oluşturacağı konusunda defalarca uyarıda bulunmuştu. Suriye ise bu uyarıları görmezden gelmeyi tercih etti.”
Ofis, Tel Aviv’in Suriye’ye böyle bir konuşlandırmanın İsrail’in güvenliğini tehdit edeceği konusunda uyarıda bulunduğunu belirterek, “statükoya geri dönülmesini memnuniyetle karşılayacağını” da ekledi.
Axios‘a göre Suriye hükümeti, İsrail’in üsle ilgili endişelerinden bir süredir haberdardı. Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynağın belirttiğine göre, Suriye hükümeti İsraillilere pistin yeniden inşasının nedenlerini açıklayan ve düşmanca niyetleri olmadığını vurgulayan mesajlar göndermişti.
ABD’li ve İsrailli yetkililer, İsraillilerin Beyaz Saray’a, saldırının amacının Türkiye’yi hava üssüne gelişmiş silah sistemleri sevk etmesinden caydırmak ve söz konusu bölgede daha geniş çaplı bir askeri yığınak oluşumunu engellemek olduğunu bildirdiklerini belirtti.
Bir Türk yetkili ise İsrail’in iddialarını yalanladı. Yetkili, “Hava üssünde Türk varlığı yoktu. İsrail, komşu ülkeleri bombalamak ve bölgenin istikrarını bozmak için bahaneler uyduruyor,” dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in düzenlediği saldırıyı kınayarak, İsrail’in “Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve birliğini ihlal ederek ülkenin altyapısını ve askeri kapasitesini hedef aldığını” belirtti.
Diplomasi
Stubb, ABD’nin NATO anketini savundu

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Başkan Donald Trump’ın politikalarına yönelik desteği ölçen bir anketle ABD’nin NATO müttefiklerini zorlamakta olduğu yönündeki iddiayı reddetti.
Gazetecilerin, ABD’nin bu anketle müttefiklerine baskı uyguladığı şeklinde yorumlanıp yorumlanamayacağı sorusu üzerine Stubb, “Bunu baskı olarak görmüyorum; bu, mevcut ABD yönetiminin işleyiş şekli,” dedi.
Finlandiya’nın güneybatısındaki askerden arındırılmış Åland takımadalarını ziyaret ederken basına konuşan Stubb, soruların çoğunun ABD’nin savunma stratejisinin şekillendirilmesiyle ilgili olduğunu belirtti.
Fin lider, “ABD ile birlikte, NATO içindeki sorumluluk devrini tartıştığımız daha küçük bir grup içinde yer alıyoruz,” dedi.
ABD, Washington’un Avrupa’daki askeri varlığını gözden geçirmesi kapsamında, NATO üyelerine Trump’ın politikalarına verdikleri destekle ilgili soruların yer aldığı bir belge gönderdi.
Anket, diğer konuların yanı sıra, ülkelerin ABD dış politikasını “kamuoyu önünde destekleyip desteklemediklerini” ve ABD ordusunun üs kullanımına kısıtlamalar getirip getirmediklerini soruyor.
Finlandiya’nın yanıtında ABD’yi eleştirip eleştiremeyeceği sorulduğunda Stubb, bunu yapmasını engelleyen hiçbir şeyin olmadığını söyledi.
Stubb, “ABD ile hemfikir olduğumuz konular da var, anlaşamadığımız konular da. Zamanı geldiğinde bu ankete de yanıt vereceğiz,” dedi.
Trump yönetiminin Avrupa’daki askeri varlığını gözden geçirme sürecinin aralık ayına kadar tamamlanması bekleniyor ve genel kanı, ABD’nin buradaki varlığını azaltacağı yönünde.
Diplomasi
Barrack: İsrail’in ez-Zuhur’a yaptığı saldırı nedeniyle endişeliyiz

İsrail Savunma Kuvvetleri’nin Suriye’nin İdlib kentinde bulunan Ebu ez-Zuhur hava üssüne yönelik saldırılarından sonra ABD’li elçi Tom Barrack açıklama yaptı.
“Ebu ez-Zuhur Hava Üssü’ne yönelik teyit edilen İsrail hava saldırılarının, bölgesel istikrarı desteklemeyen gereksiz bir gerginlik artışı oluşturmasından derin endişe duyuyoruz,” diyen Barrack, Ahmed Şara hükümetinin “ne saldırgan bir tutum sergilediğini ne de vekil güçler bulundurduğunu” savundu.
Şara yönetiminin bunun aksine, İsrail ile gerginliğin azaltılmasını tercih ettiğini defalarca belirttiğini hatırlatan Türkiye Büyükelçisi, “Amerika Birleşik Devletleri, geçmişte olduğu gibi gelecekte de her iki ülke için askeri çatışmalar yerine diplomatik diyaloğu teşvik etmek amacıyla görüşmelere ev sahipliği yapmaya devam edecektir,” dedi.
Kalıcı gerilimi azaltma anlaşmalarının “ilgili tüm ülkeler ve taraflarla sürdürülen diyaloglar yoluyla oluşturulduğunu” söyleyen Barrack, “Amerika Birleşik Devletleri, itidal ve diyaloğun daha yapıcı bir yol sunduğuna inanmaya devam etmektedir. Tüm tarafları, yeni askeri olaylar yerine mantıklı bir diyaloga öncelik vermeye teşvik ediyoruz,” dedi.
Suriye devlet medyasının haberine göre, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de bir hava üssüne sekiz hava saldırısı düzenlendi. Saldırılar maddi hasara yol açarken can kaybı yaşanmadı.
Habere göre, hava saldırıları askeri üssün pistini vurdu. Devlet televizyonu, bir askeri kaynağa atıfta bulunarak saldırının İsrail güçleri tarafından gerçekleştirildiğini bildirdi.
Devlet televizyonu, kimliği açıklanmayan kaynağın, “İsrail işgal uçakları bu sabah erken saatlerde Ebu Zuhur askeri havaalanının pistini … sekiz hava saldırısıyla hedef aldı” dediğini aktardı.
Şam’dan haber veren El Cezire muhabiri Suheyb el-Halaf, saldırının niteliğinin, Suriye ordusunun yeteneklerini zayıflatmayı amaçlayan, Suriye’deki askeri hedef ve tesislere yönelik önceki İsrail saldırılarına benzediğini söyledi.
Öte yandan Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack İstanbul’da bir araya gelerek, yaptırımların kaldırılması ve Suriye’nin yeniden inşasını görüştü.
Görüşmenin ana odağını, yıllardır Suriye ekonomisini felç eden uluslararası yaptırımlar oluşturdu.
Bakan Şeybani, yeni yönetimin “demokratikleşme” adımlarını vurgularken; ABD’li temsilci Barrack ile yaptırımların tamamen kaldırılması için gerekli takvimi tartıştı.
İki yetkili, Suriye halkının refahı için iktisadi çarkların yeniden dönmesi gerektiği konusunda mutabık kaldı.
Toplantıda, iç savaşın yarattığı büyük yıkımın ardından “Yeniden İnşa” süreci de ele alındı. Suriye Dışişleri’nden yapılan açıklamada, “Her iki taraf da Suriye’nin istikrarı için kentsel ve altyapısal dönüşümün hızlandırılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı,” denildi.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak












