Rusya
İran riyali ABD baskısı karşısında tarihi dip seviyeye geriledi

İran riyali, ABD yönetiminin devreye soktuğu kapsamlı ekonomik baskı ve tecrit adımlarının ardından serbest piyasada dolar karşısında tarihi dip seviyeye geriledi. Washington yönetimi Tahran’ın ana limanlarını, ticaret ortaklarını ve petrol ihracatını hedef alırken BAE de mali işlemleri askıya aldı.
İran ulusal para birimi riyal, Washington yönetiminin ekonomik baskıyı artırmasının ardından serbest piyasada dolar karşısında tüm zamanların en düşük seviyesine geriledi.
Bloomberg’in serbest piyasa verilerine dayandırdığı habere göre, İran’daki serbest piyasa döviz kurlarını izleyen Bonbast internet sitesinde riyal, 23 Ağustos Pazar günü, 21 Ağustos Cuma günkü kapanışa kıyasla yüzde 4,6 değer kaybederek 1 dolar karşısında 1 milyon 992 bin riyal seviyesine indi.
Bir diğer gayriresmi izleme platformu olan TGJU ise pazar günü kurun 1 dolar karşısında 2 milyon riyal sınırını aştığını, ancak seans kapanışına doğru bir miktar gerilediğini bildirdi.
İran para birimi üzerindeki baskı, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz hafta Tahran’a yönelik “benzeri görülmemiş bir ekonomik tecrit” sürecinin başladığını duyurmasının ardından hız kazandı.
Washington yönetimi; Tahran’ın kalan az sayıdaki ticaret ortağına yönelik tehditler savurarak, Basra Körfezi’ndeki ana limanlarını abluka altına alarak ve ülkenin en kritik döviz kaynağı olan petrol ihracatını kısıtlayarak İran’ı tamamen yalnızlaştırmayı hedefliyor.
İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, ülkenin ham petrol ihracatının “neredeyse tamamen durduğunu” açıkladı.
Bununla birlikte Tahran’ın başlıca ticaret ortakları arasında yer alan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ikinci bir duyuruya kadar İran ile yürütülen tüm mali operasyonları askıya aldığını bildirdi.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yürütülen stratejiye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Amacımız, İran tamamen yapayalnız kalana dek onu ayakta tutan bütün ekonomik damarları kesmektir” ifadelerini kullandı.
Bessent, 24 Ağustos Pazartesi günü şafak vakti itibarıyla İran için ekonomik bir “D-Day” (Normandiya Çıkarması) başladığını belirterek, bunun bir hasma karşı bugüne kadar organize edilmiş en büyük finansal taarruz olduğunu söyledi.
İran’ın ekonomi gazetesi Donya-e Eqtesad’da yer alan bilgilere göre riyaldeki sert düşüş; döviz transferlerindeki aksamalar ve ihracattaki gerilemenin, ithalat talebindeki artış ve yükselen enflasyon beklentileriyle aynı döneme denk gelmesinden kaynaklandı.
İran petrolünün büyük kısmını satın alan Çin ise ABD’nin Tahran üzerindeki ekonomik baskısının sonuç vermeyeceğini savunarak anlaşmazlığın diplomatik yollarla çözülmesi çağrısında bulundu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, devlete ait İttilaat gazetesinde yayımlanan yazısında çok kutuplu mekanizmalara işaret etti.
Arakçi, “Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS grubu gibi yapıların, güç tekelini kırmak ve daha adil bir uluslararası düzene ilerlemek adına etkili araçlar olduğuna inanıyoruz” değerlendirmesinde bulunarak İran’ın bu fırsatları azami ölçüde kullanma kararlılığında olduğunu vurguladı.
İran riyali, Ortadoğu’daki gerilime paralel olarak şubat sonundan bu yana dalgalı bir seyir izliyor. Mart ayı sonunda ABD’nin İran petrolünün satışına kısmen izin verme kararı almasıyla riyal yüzde 6,7 değer kazanarak 1 dolar karşısında 1 milyon 559 bin seviyesine yükselmişti.
Ancak nisan ayı sonunda İran ile ABD arasındaki müzakerelerin çıkmaza girmesi üzerine para birimi 1 dolar karşısında 1,8 milyon riyale gerileyerek o dönemin en düşük seviyesini görmüştü.
Haziran ayı ortasında İran ve ABD arasında bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Söz konusu mutabakat, ateşkes sağlanmasını ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılmasını öngörüyordu.
Buna karşın taraflar arasındaki karşılıklı saldırılar devam etti. Sürecin ardından Tahran yönetimi, Washington’ın taahhütlerini yerine getirmediğini öne sürdü ve ABD bölgeye müdahalesine son verene kadar Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın süreceğini, savaş nedeniyle “tek bir damla” petrolün dahi geçişine izin verilmeyeceğini ilan etti.
Rusya
Rusya Maden Rezervleri Komisyonu Başkanı rüşvetten mahkemeye çıkıyor

Rusya Devlet Maden Rezervleri Komisyonu Genel Müdürü İgor Şpurov hakkında yaklaşık 3 milyon ruble rüşvet aldığı iddiasıyla ceza davası açıldı. Soruşturma Komitesinin yürüttüğü dosya kapsamında mahkeme Şpurov’un tutuklanma talebini görüşürken, ilgili maddeden 15 yıla kadar hapis cezası istenebiliyor.
Rusya Devlet Maden Rezervleri Komisyonu (GKZ) Genel Müdürü İgor Şpurov hakkında yaklaşık 3 milyon ruble rüşvet aldığı iddiasıyla ceza davası açıldı.
RBK medya kuruluşuna konuşan kolluk kuvvetlerindeki kaynaklar, Moskova’daki Basmannıy Bölge Mahkemesinin 2 Ekim günü müfettişlerin Şpurov hakkında talep ettiği tutuklama başvurusunu değerlendireceğini aktardı.
Rusya Ceza Kanunu’nun 290. maddesinin 6. fıkrası uyarınca suçlanan GKZ başkanının karşı karşıya olduğu en yüksek ceza 15 yıl hapis olarak öngörülüyor.
Federal Maden Kullanım Ajansı (Rosnedra), Şpurov hakkında soruşturma işlemlerinin sürdüğünü doğruladı.
Kurumdan yapılan açıklamada, “Şu anda soruşturma işlemleri yürütülüyor. Rosnedra, kolluk kuvvetlerine gerekli yardımı sağlıyor” ifadelerine yer verildi.
Maden rezervlerinin onayından sorumlu tepe kurum
Rosnedra bünyesinde devlet ekspertiz organı olarak faaliyet gösteren GKZ, kullanıma sunulan maden sahalarının rezervleri ile jeolojik, ekonomik ve çevresel verilerinin resmi incelemesini yürütüyor.
Kurum aynı zamanda maden rezervlerini inceleyen ve onaylayan yetkili komisyonlara organizasyonel ve metodolojik destek veriyor.
1964 yılında Tümen’de doğan İgor Şpurov, 1987’de Tümen Endüstri Enstitüsünden maden mühendisi olarak mezun oldu.
1985 ile 1999 yılları arasında SibNİİNP bünyesinde Samotlor petrol sahasının geliştirilmesi projelerinde görev alan Şpurov, 1999 ve 2000 yıllarında aynı sahanın jeoloji ve geliştirme departmanı direktörlüğünü yürüttü. Şpurov, Aralık 2013’te GKZ genel müdürlüğü görevine atanmıştı.
Uzak Doğu’da da maden yetkilileri tutuklanmıştı
Rusya’da maden sahalarına ilişkin rüşvet soruşturmaları daha önce de üst düzey bürokratları hedef almıştı.
Şubat ayında Primorskiy Krayı’ndaki mahkeme, Uzak Doğu Federal Bölgesi Maden Kullanım Departmanı Başkanı Dmitriy Tsukanov ile yardımcısı Artem Neveselıy hakkında rüşvet suçlamasıyla tutuklama kararı vermişti.
Soruşturma makamlarına göre Tsukanov, değeri 17,5 milyon rubleyi aşan bir Lexus LX600 marka otomobili rüşvet olarak kabul etti. Tsukanov’un ticari bir şirketin temsilcisine kurumsal bilgileri aktardığı ve Magadan bölgesindeki maden arama ile işletme ruhsatının lehte koşullarla verilmesini sağladığı öne sürülüyor.
Yardımcısı Neveselıy ise jeolojik araştırma lisansının uzatılmasına aracılık etmek ve gizli bilgileri sızdırmak karşılığında aracılar üzerinden 350 bin ruble almakla suçlanıyor. Söz konusu davada rüşveti veren kişinin de tutuklandığı bildirildi.
Rusya
Rusya: Saldırıya uğrayan rafinerilerin yüzde 10’unda onarım sürüyor

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırıları sonrası rafinerileri daha hızlı devreye aldığını ve hasarın azaldığını açıkladı. Rusya Savunma Bakanlığı bir gecede 646 İHA’nın düşürüldüğünü duyururken dört rafinerinin hedef alındığı bildirildi.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırılarının ardından rafinerileri işletmeye alma süresini kısalttığını ve tesislerdeki hasarın belirgin ölçüde azaldığını öne sürdü.
TASS haber ajansının aktardığına göre Novak, bu durumun şirketler, Enerji Bakanlığı ve Savunma Bakanlığının ortaklaşa yürüttüğü savunma önlemleri sayesinde sağlandığını söyledi.
Novak, rafinerilere yönelik tehdit modellerine uygun pasif koruma sistemleri kurulduğunu ve hava savunma araçlarıyla aktif korumanın güçlendirildiğini belirterek “Tesislerimize yönelik sürekli akınlardan kaynaklanan hasarın son dönemde çok daha düşük olduğunu gözlemliyoruz” dedi.
Novak ayrıca petrol şirketlerinin, üretimin durmasından kaynaklanan yüksek zararlar sebebiyle güvenlik önlemlerini kendi bütçelerinden finanse ettiğini kaydetti.
Dört rafineriye saldırı düzenlendi
Novak, 2 Ekim gecesi Ukrayna ordusunun Rusya topraklarındaki dört petrol rafinerisini hedef aldığını, saldırıların tümünün püskürtüldüğünü iddia etti. Teknolojik ekipmanın zarar görmediğini savunan Novak, yalnızca bir tesiste hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.
Rusya Savunma Bakanlığı ise aynı gece Rusya bölgeleri, Kırım, Karadeniz ve Azak Denizi üzerinde toplam 646 insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurdu. Volgograd Bölge Valisi Andrey Boçarov da gece saatlerinde bir sanayi altyapısına yönelik saldırı gerçekleştiğini kaydetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1 Eylül’de yaptığı açıklamada hasar gören rafinerilerin yaklaşık yüzde 10’luk kısmının onarılmayı beklediğini bildirmişti.
Novak ise bu açıklamanın hemen ertesinde, bakımdan çıkan tesislerin tedariki artırmasıyla yakıt piyasasının daha istikrarlı hale geldiğini savunmuştu.
Başbakan Birinci Yardımcısı Denis Manturov da rafinerilerdeki onarım ve restorasyon sürelerini asgariye indirmeye çalıştıklarını, çalışmaların hasarın boyutuna ve parça ihtiyacına göre değiştiğini fakat önceliğin tesisleri hızla devreye almak olduğunu ifade etmişti.
Manturov, kapasitelerin korunması, yedeklenmesi ve onarım sürelerinin kısaltılması talimatını vermişti.
Putin, rafinerilerin güvenliğini ağustos ayı sonunda sanayi ve enerji tesisleri dahil kritik altyapıların korunmasına yönelik imzaladığı kararnameyle ilişkilendirmişti.
Tesislerin teçhizat ve korunması için on milyarlarca ruble ayrıldığını kaydeden Putin, kararnamede yer alan geçici yönetim uygulamasının bir kamulaştırma anlamına gelmediğini vurgulamıştı.
Novak, şirketlerin savunma önlemlerini Savunma Bakanlığı ve Ulusal Muhafızlar (Rosgvardiya) ile koordineli yürüttüğünü aktardı.
Rusya
Schröder Rusya’da 22 mağazalı hipermarket zincirinin yönetimine geçti

Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik yönetimini üstlendi. Ülkede sekiz bölgede 22 hipermarketi kapsayan ağda görev alan Schröder, gıda tedarikinde ekonomik bağların korunması gerektiğini savundu.
Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik gelişim süreçlerini yönetecek.
Rus medya kuruluşu RBK’ya konuşan şirket temsilcisi, OOO Giperglobuş Genel Kurulu kararıyla Schröder’in denetim kurulu üyeliğine getirildiğini duyurdu.
Temsilcinin verdiği bilgiye göre Schröder, Rusya pazarındaki genel yönetim süreçlerine dahil olacak ve şirketin uzun vadeli planlamasına katkı sunacak.
Globus Holding hissedarı ve OOO Giperglobuş’un sahibi Thomas Bruch, basın servisi aracılığıyla yaptığı değerlendirmede, atamanın şirketteki uzmanlık desteğini artırma ihtiyacından kaynaklandığını bildirdi.
Bruch, eski başbakanın Rusya’nın siyasi ve iktisadi hayatındaki uzun yıllara dayanan tecrübesinin, mevcut koşullarda “diyalog odaklı bir yaklaşım” izlemeyi ve yapıcı çözümler geliştirmeyi kolaylaştıracağını kaydetti.
Gerhard Schröder ise ekonomik temasların ve yatırımların sürdürülmesinin önemini vurgularken, gıda tedarik sektörünü temel bir işbirliği alanı olarak niteledi.
Basın servisinin aktardığına göre Schröder, “Kriz dönemlerinde bu bağlar birbirini dinlemeyi ve geleceğe dönük yollar belirlemeyi mümkün kılması açısından ayrı bir değer taşıyor” ifadesini kullandı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Avrupa tarafından Rusya ile yürütülecek diyalog zemini için Schröder’in tercih edilen bir müzakereci olduğunu dile getirmiş ve bu öneriyi kendisine duyduğu yüksek güvenle gerekçelendirmişti.
Putin, 2026 yılında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) marjında uluslararası haber ajanslarının temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantıda, Schröder’in tutumunu savunma cesaretine sahip bir siyasetçi olduğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı, eski başbakanın Kuzey Akım gibi altyapı projelerini hayata geçirerek Almanya sanayisine uygun maliyetli ve güvenilir sevkiyat sağlamayı amaçladığını da anımsatmıştı.
Rusya’daki perakende yapısı OOO Giperglobuş, Ocak 2025’te Almanya merkezli Globus Holding bünyesinden ayrıldı.
Rusya’nın Merkez Federal Bölgesi’ndeki sekiz bölgede faaliyet gösteren ağın bünyesinde, 2025 yılı sonu itibarıyla 22 hipermarket yer alıyor. Şirket, faaliyetlerini doğrudan ana şirketin finansmanına bağlı kalmaksızın kendi öz kaynaklarıyla yürüttüğünü açıklıyor.
Almanya kökenli zincir, gıda odaklı hipermarket segmentinde orta ve üst gelir grubuna hitap ediyor.
Rusya pazarına 2006 yılında Moskova bölgesindeki Şçyolkovo kentinde açtığı ilk mağazayla giren Globus, 2022 yılı sonrasında ülkeden ayrılmayan az sayıdaki yabancı perakendeci arasında yer alıyor.
Ülkedeki varlığını sürdüren yabancı şirketler arasında Alman Metro Cash & Carry, Fransız Auchan ve eski adı Leroy Merlin olan Lemana PRO da bulunuyor.
Rusya’da yabancı şirketlerin mülkiyet yapısına dönük idari adımlar ise genişliyor.
Vladimir Putin, eylül ayı ortasında imzaladığı kararnameyle Auchan, Lemana PRO, lojistik şirketi FM Logistic ve Nestle’nin Rusya operasyonlarının yönetimini L.E.V. Management şirketine devretti. 28 Eylül’de ise Metro’nun ülkedeki ticari varlıkları UK Torg Rus yönetiminin idaresine verildi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı










