Ortadoğu

İran, yaptırımları aşmak için yatırım kartını kullanıyor

Yayınlanma

Financial Times’a göre İran, nükleer program üzerindeki yaptırımları hafifletmek ve olası bir çatışmayı engellemek amacıyla ABD Başkanı seçilen Donald Trump’a enerji sektöründe geniş kapsamlı yatırım teklifleri sunmayı değerlendiriyor. Washington yönetimi, Tahran’dan henüz resmi bir ticari öneri almadığını vurguluyor.

İran yönetimi, Donald Trump ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varmak ve olası bir çatışmayı önlemek amacıyla ABD yönetimine mali teşvikler sunmayı planlıyor.

Financial Times’ın ulaştığı bilgilere göre, Tahran yönetimi, Trump’ın ticari anlaşmalara olan eğiliminden yararlanarak enerji sektöründe yatırım fırsatları içeren bir teklif hazırlıyor.

Konuya vakıf kaynaklar, Tahran’ın bu stratejisini “ticari bir altın madeni” olarak nitelendirerek, ABD’nin yatırım yapabileceği petrol ve doğalgaz sahaları ile madencilik haklarını içeren kapsamlı bir paket üzerinde durulduğunu belirtti.

Söz konusu kaynaklar, bu girişimin Trump’ın ekonomi odaklı dış politika anlayışına uygun tasarlandığını ifade etti.

ABD yönetimi resmi teklif almadığını duyurdu

Tahran’da ABD’nin petrol ve doğalgaz sektörüne yönelik olası yatırımları tartışılmış olsa da, Washington’a henüz resmi bir öneri iletilmedi.

Bu süreçte Tahran’ın, Trump yönetiminin Venezuela ile yürüttüğü, petrol anlaşmaları karşılığında tansiyonu düşürdüğü politikayı örnek aldığı gözlemleniyor.

ABD’li bir yetkili, hükümetin Tahran’dan herhangi bir ticari teklif almadığını belirterek, “Bu konu gündeme gelmedi. Başkan Trump, İran’ın nükleer silahlara sahip olamayacağını ve bu kapasiteyi geliştiremeyeceğini açıkça vurguladı” dedi.

Bu arada, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Cenevre’de Trump’ın temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile bir araya gelmesi bekleniyor.

Trump, Ortadoğu’da 2003 yılından bu yana en büyük askeri sevkiyatı gerçekleştirerek Tahran’a net bir uyarıda bulundu.

Geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Trump, İran’a bir anlaşmaya varması için 15 günlük bir süre tanıdığını, aksi takdirde yaptırımların ve bölgedeki askeri baskının artacağını kaydetti.

Avrupa Birliği, Japonya, Suudi Arabistan ve Hindistan gibi diğer bölge ve ülkeler de benzer stratejilerle Trump yönetimiyle ticari dengeleri kurmaya çalışıyor.

Bu ülkeler, tarifelerden muafiyet sağlamak veya stratejik ortaklıklarını sürdürmek amacıyla ABD menşeli ürün alımına ve ABD’ye yatırım yapmaya yönelik taahhütlerde bulunuyor.

Rusya, benzer bir stratejiyle Trump yönetimini etkilemeye yönelik en büyük vaatleri sunan ülke konumunda. Vladimir Putin’in özel temsilcisi ve Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kiril Dmitriyev, Arktik bölgesindeki enerji sahalarının ortak geliştirilmesi ve Bering Boğazı’nın altına inşa edilecek tünel projeleri gibi kalemleri kapsayan 14 trilyon dolarlık bir anlaşma taslağı oluşturdu.

Dmitriyev tarafından sunulan bu tutar, Rusya’nın yıllık gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yaklaşık 5,6 katına ve ABD’nin 2025 yılı GSYİH’sinin yüzde 46’sına denk geliyor. Ancak veriler, bu rakamların gerçekçi bir ticari zeminden uzak olduğunu gösteriyor.

Carnegie Rusya ve Avrasya Merkezi’nden Alexandra Prokopenko, Rusya’nın sunduğu bu devasa rakamların, Trump’ın dikkatini çekmek ve Ukrayna konusunda Kiev üzerindeki baskıyı artırmasını sağlamak amacıyla tasarlandığını ifade etti.

Prokopenko, rakamların gerçeklik payının bulunmadığını ancak Trump’ın yatırım potansiyeline olan ilgisini canlı tutmaya yaradığını belirtti.

Rusya Merkez Bankası verilerine göre, 2007-2021 yılları arasında ABD’den Rusya’ya yapılan doğrudan yabancı yatırımlar yalnızca 10,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version