Diplomasi

İsrail: Türkiye düşman değil, rakip

Yayınlanma

İsrail, Türkiye’yi bir “düşman” olarak görmüyor fakat giderek onu bir “rakip” olarak değerlendiriyor.

Üst düzey bir İsrailli diplomat çarşamba günü Ynet’e yaptığı açıklamada, Suriye konusunda artan gerginlikler, Akdeniz’deki Türk donanma faaliyetleri ve Ankara’nın İsrail’e karşı aldığı iktisadi, hukuki ve diplomatik önlemler bağlamında bu görüşü dile getirdi.

Yetkili şunları söyledi:

“Türkiye bir düşman devlet değil fakat kesinlikle bir rakip. Türkiye iktisadi, hukuki ve diplomatik alanlarda bize karşı adımlar attı.”

Yetkili, hem İsrail hem de Türkiye ile yakın ilişkiler sürdüren Azerbaycan’ın daha önce zaman zaman iki ülke arasındaki mesajların iletilmesinde bir kanal görevi gördüğünü ama bu tür temasların giderek azaldığını belirtti.

İsrailli yetkili, “Son zamanlarda bunun daha az gerçekleştiğini söyleyebilirim,” dedi.

İsrail-Türkiye geriliminde Azerbaycan devrede

Akdeniz’de İsrail donanmasının faaliyet gösterdiği bölgelerin yakınlarında Türk donanmasının faaliyetlerinin arttığına dair haberler ve iki taraf arasında gerginlik yaşandığına dair sorulara yanıt veren yetkili, askeri bir çatışma olasılığını önemsiz gösterdi.

Yetkili, “Ne Türklerin ne de bizim ateş açmak istediğimizi sanıyorum,” dedi.

İsrailli üst düzey yetkili, ülkesinin Avrupa ile giderek gerilen ilişkilerine de değindi. Yetkili Tel Aviv’in son bir buçuk yılı, İsrail ile AB arasındaki kapsamlı iktisadi ve ticari ilişkiler için bir çerçeve oluşturan Ortaklık Anlaşması’nı zayıflatmaya yönelik girişimlere karşı mücadele ederek geçirdiğini savundu.

Yetkili, AB bakanlarının son toplantısı da dahil olmak üzere anlaşmaya karşı harekete geçme çabalarının, İsrail’in yoğun diplomatik faaliyetleri ve dost Avrupa hükümetlerinin desteği nedeniyle başarısız olduğunu kaydetti.

Yetkili şöyle dedi:

“Tüm girişimler, yoğun çabalar ve diğer ülkelerin ilerletmeye çalıştığı adımlara karşı çıkan dışişleri bakanları ve devlet başkanlarıyla yakın kişisel bağları olan dost ülkelerden oluşan bir bloğun sonucu olarak başarısız oldu.”

Yetkili, Batı Şeria’daki İsrail’in E1 yerleşim inşaatı planını eleştiren ortak bir AB bildirisi hazırlama yönündeki son girişime dikkat çekti.

Yetkili, iki ülkenin bildiriyi engellediğini, bunun üzerine AB dış politika sorumlusu Kaja Kallas’ın tüm üye devletler adına değil, kendi adına bir açıklama yapmak zorunda kaldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre bu iki ülke Çekya ve Slovenya.

İsrailli, “Avrupa Birliği’nde, zorlu bir dönemde İsrail’in yanında duran, sayıları iki haneye ulaşan ülkeler var,” dedi.

Yetkili, Kudüs ile Batı Şeria’daki Maale Adumim yerleşim yeri arasındaki E1 bölgesindeki inşaatın, gelecekte kurulacak bir Filistin devletini engellemeyi amaçladığı yönündeki eleştirileri de reddetti.

İsrail’den Türkiye’ye karşı donanma hazırlığı

Yetkili, bu iddiayı “saçma” olarak nitelendirdi; oysa projenin önde gelen savunucularından Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Filistin devletinin kurulmasını engellemeyi projenin hedeflerinden biri olarak açıkça ortaya koymuştu.

E1 projesi, buradaki inşaat faaliyetlerinin Batı Şeria’nın kuzey ve güneyindeki Filistin bölgeleri arasındaki toprak bütünlüğünü bozabileceği ve yaşayabilir bir Filistin devletinin kurulma ihtimalini zorlaştırabileceği gerekçesiyle yıllardır uluslararası muhalefetle karşı karşıya kalıyor.

“Avrupalı dışişleri bakanlarına, Filistin devletiyle ilgili argümanın saçma olduğunu söylüyorum,” diyen yetkili, bazı Avrupa ülkeleri tarafından tanınan Filistin devletinin coğrafi olarak zaten Batı Şeria ve Gazze Şeridi arasında bölünmüş durumda olacağını savundu ve şöyle devam etti:

“Ne bekleniyor? Bu dayatmayı kabul edip artık İsrail Toprakları’na yerleşme hakkımız olmadığını mı söylememiz gerekiyor? 1967’den bu yana, sol kanat hükümetler de dahil olmak üzere istisnasız her hükümet, Yahudiye ve Samiriye’ye yerleşim kurmuştur.”

Yahudiye ve Samiriye, İsrail’in Batı Şeria için kullandığı Kutsal Kitap terimi.

Yetkili, Kudüs’ü Maale Adumim’e bağlamayı bir “İsrail konsensüsü” olarak nitelendirdi ve E1 projesinin eski başbakan Yitzhak Rabin’in hükümeti dönemine dayandığını belirtti.

Ne var ki bu öneri ilk olarak Rabin’in 1990’da yeniden göreve gelmesinden önce sunulmuştu. Rabin hükümeti başlangıçta bölgedeki inşaat çalışmalarına destek vermiş olsa da, İsrail-Filistin barış süreci ilerledikçe plan daha sonra dondurulmuştu.

Dört Avrupa ülkesi İsrail’in Batı Şeria planını kınadı

Çok Okunanlar

Exit mobile version