Amerika
İsrail yanlısı lobi Demokrat adayların yarışına milyonlar akıttı

AIPAC’ın süper PAC’i United Democracy Project, eski Temsilciler Meclisi üyesi Eric Swalwell’ın koltuğu için California’da yapılacak özel seçime yaklaşık 2,5 milyon dolar harcadı. AIPAC bağlantıları Florida ve New Hampshire’daki Demokrat yarışlarında da tartışma konusu olurken, siyasette paranın etkisi ve ABD’nin İsrail’e desteğinin kapsamına ilişkin parti içi ayrışma Kasım seçimleri öncesinde sürüyor.
ABD İsrail Halkla İlişkiler Komitesi’nin (AIPAC) süper PAC’i United Democracy Project (UDP), Kasım ayından önce grubun odaklandığı son yarışlardan biri olan, eski Temsilciler Meclisi üyesi Eric Swalwell’ın California’daki koltuğu için düzenlenen özel seçime yaklaşık 2,5 milyon dolar aktardı.
UDP, yarışın favorisi eyalet Senatörü Aisha Wahab’a karşı kampanya yürütmek ve Bay Area Rapid Transit (BART) Yönetim Kurulu Başkanı Melissa Hernandez’i öne çıkarmak için yaklaşık 2,5 milyon dolar harcadı. Wahab’ın Haziran’daki özel ön seçimde Hernandez’in açık farkla önünde yer alması nedeniyle bu harcamalar dikkat çekti.
AIPAC bağlantıları, 2026 ön seçim takviminin son eyaletleri arasında bulunan Florida ve New Hampshire’daki iki Demokrat yarışında da gündeme geldi. Siyasette paranın rolüne ilişkin parti içi çekişmeler ve ABD’nin İsrail’e desteğinin ne ölçüde sürmesi gerektiğine dair sorular, Kasım seçimleri öncesinde ağırlığını koruyor.
Geçmişte UDP ile çalışmış ulusal çapta bir Demokrat stratejist, “AIPAC’ın, iyi ya da kötü, bir ihtilaf odağı haline geldiğini ve yalnızca kendisine değil, ne yazık ki savunduğu davaya da daha az yardımcı olduğunu görmesini isterdim” dedi.
AIPAC sözcüsü ise bu değerlendirmeye karşı çıkarak grubun desteklediği 250’den fazla adayın ön seçimlerini kazandığını belirtti.
Sözcü, “7 milyon Amerikalıdan oluşan topluluğumuz, İsrail yanlısı Demokrat ve Cumhuriyetçi adayların Kasım ayında kazanmasına yardımcı olmaya odaklanıyor” diye ekledi.
UDP, California’nın 14. Bölgesi için milyonlar harcadı
AIPAC’ın süper PAC’i, Swalwell’ın temsil ettiği California 14. Kongre Bölgesi için milyonlarca dolarlık bir harcama yapıyor. Swalwell, reddettiği cinsel saldırı iddiaları üzerine görevinden istifa etmişti.
Wahab ile Hernandez bu yıl iki ayrı yarışta karşı karşıya geliyor. Bunlardan ilki, Swalwell’ın görev süresinden kalan dönemi tamamlayacak kişiyi belirlemek üzere Salı günü yapılacak. İkinci yarış ise Kasım ayında, iki yıllık tam dönem için düzenlenecek.
Wahab, özel ön seçimde Hernandez’in 26 yüzde puan önünde yer aldı. Tam dönem için yapılan ön seçimdeki fark ise Wahab lehine 21 yüzde puan oldu.
Bu farklara rağmen UDP, Hernandez’i öne çıkarmak ve Wahab’a karşı kampanya yürütmek için şimdiye kadar yaklaşık 2,5 milyon dolar harcadı. UDP’den para alan ve Kongre Hispanik Grubu’nun bazı eski mensupları tarafından kurulan Bold America adlı ayrı bir grup da yaklaşık 1,8 milyon dolar harcadı.
Wahab, İsrail’e koşulsuz yardım verilmesine karşı çıkıyor. Geçen yıl California yasama organında İsrail-Hamas savaşının sona erdirilmesi çağrısı yapan bir karar tasarısı sundu.
Wahab ayrıca Gazze’deki savaşı “soykırım” olarak nitelendirdi. Hernandez ise bu ilkbaharda düzenlenen bir aday forumunda aynı nitelemeyi kullanmayı reddetti. Hernandez, “Gazze’deki yıkımı” kınadı.
Wahab, ırkçılık ve önyargı nedeniyle hedef alındığını ileri sürdü.
The Hill’e konuşan Wahab, “Washington’daki güç odaklarının, son derece kritik oylamalarda her sesi kontrol etme ihtiyacı da var. Ben insan hakları konusundaki tutumumu ve Amerikan halkı için en iyisini yapmayı çok açık biçimde savundum” dedi.
UDP Sözcüsü Patrick Dorton, The Hill’e yaptığı açıklamada Wahab’ın iddialarını “yüzde 100 saçma” olarak nitelendirdi. Dorton, grubun hem Kongre Siyah Grubu hem de Kongre Hispanik Grubu üyelerini desteklediğini belirtti.
Bold America, The Hill’in yorum talebine yanıt vermedi.
Hernandez ise The Hill’e yaptığı açıklamada kampanyasının “binlerce destekçisine” işaret ederek “hiçbir destekçinin tek başına gündemini belirlemediğini” söyledi.
Hernandez, “Rakibim bu yarışı ulusal bir mesele haline getirmek istiyor, oysa yarış aslında East Bay ve Tri Valley’deki seçmenlere en iyi nasıl hizmet edeceğimizle ilgili olmalı” dedi.
Yarıştaki harcamalar, özellikle UDP’nin bu ayın başında Michigan Senato ön seçiminde Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı desteklemek için on milyonlarca dolar harcamasının ardından dikkat çekti. Stevens, ilerici Abdul El-Sayed karşısında az farkla kaybetti.
Gayrimenkul sektöründeki bağımsız harcama girişimlerinde çalışmış deneyimli California stratejisti Garry South, “Birçok durumda siyasi operatör olarak tavsiyem, bu belirli yarışa girmememiz yönündeydi, çünkü biz meselenin kendisi haline gelecektik ve… yardım etmeye çalıştığımız adaya zarar verecektik” dedi.
South, “Açıkçası AIPAC’ın o noktaya geldiğini düşünüyorum” diye ekledi.
California yarışında FEC şikayetleri gündeme geldi
Yarış son günlerde sertleşti. Hernandez’i destekleyen bir kişi, Wahab hakkında Federal Seçimler Komisyonu’na (FEC) şikayette bulundu.
Şikayete göre Wahab’ın eyalet Senatosu komitesi, bir ilçe parti örgütüne para verdi ve bu örgüt söz konusu fonların bir bölümünü Wahab’ın Kongre kampanyasını desteklemek için kullandı. Şikayette, Wahab’ı destekleyen dış faaliyetlerin “yasadışı ve bildirilmemiş ayni katkı” olduğu öne sürüldü.
Wahab, The Hill’e kampanyasının FEC’den herhangi bir bildirim almadığını söyledi. Alameda County Demokrat Merkez Komitesi ise yaptığı açıklamada şikayetten haberdar olduğunu, ancak faaliyetlerinin “federal seçim yasalarına uygun” olduğunu savundu.
Wahab, “FEC fiilen harekete geçene kadar bu, rakiplerimiz tarafından ortaya atılan siyasi bir iddiadan başka bir şey değil” dedi.
KQED’in haberine göre Wahab’ın kampanyası da adayı hedef alan ve Wahab’ın iftira niteliğinde olduğunu söylediği bir dizi sosyal medya paylaşımı hakkında FEC’ye şikayette bulunmayı planlıyor.
Habere göre şikayette, çevrim içi faaliyetin seçim sonucunu etkilemek amacıyla koordineli biçimde yürütülüp yürütülmediğinin ve faaliyetin resmi olarak bildirilmesi gerekip gerekmediğinin incelenmesi istenecek.
AIPAC’ın etkisi Florida yarışında da tartışılıyor
California’daki yarış, AIPAC’ın etkisinin gündeme geldiği Salı günkü tek seçim değil.
AIPAC’ın ve ABD’nin İsrail’e koşulsuz yardımının açık bir eleştirmeni olan aktivist ve demokratik sosyalist Oliver Larkin, Florida’nın yeniden çizilen 25. Kongre Bölgesi’nde Temsilciler Meclisi üyesi Jared Moskowitz’e karşı yarışıyor.
Miami-Dade, Palm Beach ve Broward ilçelerinin bazı bölümlerini kapsayan seçim çevresi, iki tarafın da kazanma ihtimalinin bulunduğu bir bölge olarak görülüyor. AIPAC yarışta Moskowitz’i destekliyor.
Larkin, The Hill’e verdiği röportajda Gazze’deki savaşa ve AIPAC’ın “bu son derece feci dış politikaya” verdiği desteğe işaret etti. Larkin, grubun “2022 ara seçimlerinde ayaklanmacı 109 Cumhuriyetçiyi de desteklediğini” söyledi.
Larkin ayrıca İsrail-Hamas savaşının, özellikle 2024 başkanlık yarışındaki orantısız etkisinin, “Demokrat Parti içinde siyasette paranın etkisi üzerine yaşanan pek çok mücadelenin merkezinde” bulunduğunu belirtti.
Jewish Democratic Council of America CEO’su Halie Soifer ise AIPAC’ı “özellikle hedef alma karşılıklı olduğu için aşırı sol açısından kolay bir hedef” olarak tanımladı.
Soifer, The Hill’e verdiği röportajda bazı adayların İsrail’e askeri yardım konusundaki tartışmaları “siyasi açıdan elverişli söylemlere” dönüştürdüğünü, ancak bunların “her yerde” karşılık bulmadığını söyledi.
Moskowitz ise Sun Sentinel Yayın Kurulu’nun Larkin ile ortak röportaj yapma davetini reddetti.
Moskowitz, “Antisemitik söylemleri ve Yahudi toplumuna yönelik düşmanlığı defalarca dolaşıma sokmuş kişi ve kuruluşların desteğini benimsemiş bir adayla aynı platformu paylaşmanın uygun olduğuna inanmıyorum” diye yazdı.
Tartışmalı solcu Twitch yayıncısı Hasan Piker’ın da aralarında bulunduğu isimlerle temas kuran Larkin, bu kişilerin “her zaman siyasi açıdan en doğru dili kullanmadıklarını” kabul etti.
Ancak Larkin, “Bu ifadeleri seçip ayıklayarak Siyonizm karşıtlığını antisemitizmle bir tutmak, Hasan Piker gibi kişilerin dile getirdiği nüanslı eleştiriye haksızlık ediyor” dedi.
New Hampshire’da AIPAC desteği yeni bir ayrışma yarattı
Gelecek ay yapılacak New Hampshire Senato ön seçimi de Demokrat Parti içinde AIPAC ve müttefiklerine ilişkin farklı tutumları belirginleştirdi.
Demokrat bilim insanı Karishma Manzur, Demokrat Senatör Jeanne Shaheen’in yerini almak için yarışan favori Temsilciler Meclisi üyesi Chris Pappas’ı, AIPAC dahil özel çıkar gruplarından para aldığı gerekçesiyle eleştirdi.
Pappas, AIPAC’ın internet sitesinde desteklenen adaylar arasında da yer alıyor.
İsrail’e koşulsuz yardıma karşı çıkan ve Gazze’deki savaşı “soykırım” olarak nitelendiren Manzur, “Şirketlerden veya şirket PAC’lerinden 1 dolar bile alan herhangi bir aday ya da milletvekili artık kamu görevlisi değildir; yalnızca müşterisinin yüklenicisidir” dedi.
Pappas’ın kampanyası ise Manzur’un AIPAC’ın PAC’inin adaya verdiği desteğin miktarını abarttığını savunuyor. Kampanya ayrıca Pappas’ın şirket PAC’lerinden bağış kabul etmediğini ve yabancı ülke vatandaşlarının seçimlerde yaptığı harcamaları sınırlamayı amaçlayan bir yasa tasarısı sunduğunu belirtiyor.
Amerika
Beyaz Saray basın yasağını kaldırdı: CNN ve Politico yerleşkede

ABD’de federal mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı üzerine, Donald Trump’ın erişimini engellediği CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri Beyaz Saray’a yeniden kabul edildi. Yargıç Timothy Kelly, gazetecilerin savunma hakkı verilmeden kartlarının iptal edildiğine hükmetti. Kararın hemen ardından yaşanan kısa süreli giriş krizini avukatların acil başvurusu çözdü.
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Beyaz Saray’a girişlerini yasakladığı CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri, federal mahkeme kararının ardından perşembe günü yerleşkeye yeniden girdi.
CNN televizyonunun haberine göre Yargıç Timothy Kelly, medya kuruluşlarının açtığı davada çarşamba gecesi acil duruşma düzenledi.
Trump’ın göreve getirdiği Yargıç Kelly, yönetimin yasak kararını kaldırmasına ve gazetecilerin basın kartlarının derhal iade edilmesine hükmetti.
Medya kuruluşları, Trump yönetiminin getirdiği yasağın anayasal güvence altındaki adil yargılanma ve ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini savundu.
Kararında davacıların iddialarına değinen Kelly, “Davalı taraf, davacıların kalıcı basın kartları iptal edilmeden önce kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını ve dinlenme fırsatı tanınmadığını inkar etmiyor” dedi.
Yargıç kararına rağmen muhabirler ve foto muhabirleri perşembe sabahının ilk saatlerinde içeri alınmadı.
Üç medya kuruluşunun avukatı Theodore Boutrous, yönetimin mahkeme kararını açıkça ihlal ettiğini belirterek Yargıç Kelly’ye acil dilekçe verdi.
Boutrous başvurusunda, “Zaman daralıyor. CNN bu akşam Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Beyaz Saray ziyaretinde televizyon havuzunu yönetmek üzere görevlendirilmiş durumda” ifadesini kullandı.
Hukuki temasların ardından Beyaz Saray basın operasyonları direktörü mahkemeye resmi bir bilgilendirme sundu.
Bilgilendirme yazısında, erişimin yeniden sağlanmasına ilişkin talimatın yerel saatle 07.10’da ulaştığı, işlemlerin 07.25’te başladığı ve Gizli Servis’in saat 09.07’de kartları sisteme tanımladığı aktarıldı. Basın ekibi el konulan kartları saat 09.55’te Gizli Servis’e teslim etti; kartlar öğleden hemen sonra ilgili muhabirlere dağıtıldı.
Donald Trump, geçen hafta bu kuruluşları “yalan haber” üretmekle suçlayarak yerleşkeye girişlerini durdurmuştu.
ABD Adalet Bakanlığı ise söz konusu haberlerin ulusal güvenliği tehlikeye attığını öne sürdü. Basın özgürlüğü örgütleri ve siyasi analistler karara tepki gösterdi.
Yargıç Kelly’nin verdiği geçici karar 14 gün boyunca geçerliliğini koruyor. Trump yönetiminin karara itiraz edip etmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Beyaz Saray ve Trump mahkeme kararı hakkında resmi bir açıklama yapmadı.
Trump bu haftanın başlarında sosyal medyada paylaştığı mesajda, temyize gitme olasılığına değinerek şu ifadelere yer vermişti:
“Neredeyse kesinlikle, her zaman olduğu gibi temyize gideceğiz. Çünkü sadece olumsuz yazan, kaynağı belirsiz sahte ve karalayıcı haberlerle ulusal güvenliğimizi ihlal eden yalan haber çalışanları ve yayınları, dünyanın en önemli makamına girme hakkına sahip olmamalıdır.”
Medya kuruluşları, Pentagon’un yeni kurallarını imzalamayı reddediyor
Amerika
ABD, büyümede G7 ülkelerinin çok önünde

ABD ekonomisinin, iç politikalarının dünyanın büyük bir kısmında sıkıntılara yol açması nedeniyle, bu yıl diğer tüm büyük gelişmiş ekonomilerden çok daha hızlı büyümesi bekleniyor.
Axios’a göre küresel ekonomi, arka arkaya gelen şoklara karşı şaşırtıcı derecede dirençli olduğunu kanıtladı.
ABD, bu genel tablo içinde öne çıkıyor. Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, ülkenin diğer ekonomilere kıyasla çok daha hızlı büyümesine yardımcı oluyor.
Fakat bu istisnai durumun bir bedeli var: Daha kalıcı bir enflasyon ve bunu dizginlemek için faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalması gerekebilir.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD ekonomisinin bu yıl %2,2 oranında büyüyeceğini öngörüyor.
Bu oran, Avro bölgesi, Almanya ve Birleşik Krallık için tahmin edilen büyüme hızının yaklaşık iki katı. Japonya’da (%0,8) ve Kanada’da (%0,9) büyümenin daha da zayıf olması bekleniyor.
Bu büyüme farkının önümüzdeki yıl da devam etmesi bekleniyor. 2027’de ABD’nin büyüme oranının %2,1 olarak gerçekleşirken, dünyanın geri kalanındaki diğer büyük gelişmiş ekonomilerin çoğunda büyüme oranının yaklaşık %1 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.
OECD, Haziran ayından bu yana ABD konusunda daha iyimser bir tavır sergilemeye başladı ve 2026 yılı için büyüme tahminini 0,2 puan, 2027 yılı için ise 0,3 puan yukarı çekti.
Bu durum, genel olarak küresel ekonomi, Avro bölgesi, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya için gelecek yılın büyüme tahminlerinin aşağıya doğru revize edilmesiyle tezat oluşturuyor.
OECD baş ekonomisti Stefano Scarpetta bu sabah gazetecilere şunları söyledi:
“En büyük risk hâlâ Orta Doğu’daki çatışmanın gidişatı ve bunun enerji piyasası üzerindeki etkisidir. Fakat bir dizi başka risk de bulunuyor, bunlardan bazıları Haziran ayı tahminlerine kıyasla biraz daha belirgin hale gelmiş görünüyor.”
Scarpetta, devlet tahvili getirilerindeki artışa, yapay zeka yatırım patlamasının beraberinde getirdiği risklere ve aşırı hava koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çekme olasılığına dikkat çekti.
OECD’ye göre, yapay zeka (AI) alanındaki patlama, ABD ekonomisine diğer birçok ekonomide bulunmayan güçlü bir şok emici sağladı.
Yapay zeka yatırımları ve üretimindeki hızlı büyüme, Orta Doğu’daki çatışmanın yol açtığı iktisadi darbeyi “kısmen dengeledi.”
Veri merkezi ve teknoloji harcamaları, ABD’nin büyümesini doğrudan destekledi.
Enflasyon görünümü ise birkaç ay öncesine kıyasla daha inatçı bir hal alıyor.
OECD, ABD’deki genel enflasyonun bu yılki %3,6 seviyesinden gelecek yıl %2,6’ya düşmesini bekliyor.
Fakat 2027 yılına ilişkin bu tahmin, Haziran ayında öngördüğü rakamdan yarım puan daha yüksek.
ABD’de çekirdek enflasyonun bu yıl %3,3 olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, önde gelen gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek oranlardan biri ve gelecek yıl %2,5’e gerileyeceği öngörülüyor.
Bu inatçı seyir, OECD’nin bu yıl Federal Rezerv’in bir faiz artışı daha yapmasını ve faiz oranlarının 2027 sonuna kadar %4–%4,25 aralığında kalmasını beklemesinin nedenini açıklıyor.
Öte yandan ABD’deki büyümeyi hızlandıran yapay zeka patlaması, kendi makroekonomik olumsuz etkilerini de beraberinde getirmeye başlıyor.
OECD’ye göre, uzun vadeli borçlanma maliyetleri çoğu büyük bu ekonomide en az 15 yılın en yüksek seviyesinde.
Örgüt, yapay zeka şirketlerinin yoğun borçlanmasının getiri oranlarını yukarı çekmeye katkıda bulunduğunu, bunun da ekonomi genelinde maliyetleri artırabileceğini ve yapay zeka kârlarının beklentileri karşılayamaması durumunda piyasaları savunmasız bırakabileceğini savunuyor.
Amerika, küresel iktisadi ortamın daha zorlu hale gelmesine katkıda bulundu.
Kendi ekonomisi şu ana kadar diğer ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir performans sergilese de bu dayanıklılık, ortadan kaldırılması hâlâ zor olan bir enflasyon sorunuyla birlikte geliyor.
Amerika
Altman ve Amodei, BMGK’ya seslendi

OpenAI’den Sam Altman ve Anthropic’ten Dario Amodei, çarşamba günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yapay zeka güvenliği konusunda ayrı ayrı brifingler verdi.
Altman, BMGK’ya yaptığı açıklamada, “Önümüzde bir seçim var. Yapay zeka, ya yaratıcılık ve keşiflerin yeni bir Rönesansı gibi olabilir ya da kargaşa ve karışıklığın hakim olduğu yeni bir sanayi devrimi gibi olabilir,” dedi.
Altman ve Amodei, şirketlerinin ürünlerinin güvenliği konusunda giderek artan bir incelemeyle karşı karşıya kalırken konuşma yaptı.
Yapay zeka konusundaki kamuoyu endişesi, bu ayın başlarında Anthropic araştırmacılarının, bu teknolojinin on yıl içinde insanlığı yok edebileceği yönündeki uyarıları üzerine arttı.
Altman ve Amodei de dahil olmak üzere yapay zeka şirketlerinin liderleri, o zamandan beri yapay zeka alanındaki ilerlemenin yavaşlatılması ve teknolojinin güvenlik standartları konusunda daha fazla uluslararası işbirliği yapılması çağrısında bulunuyorlar.
BMGK’da yaklaşık 10 dakika konuşan Altman, yapay zekanın üretkenliğe sağladığı faydaları vurgularken, aynı zamanda bu teknolojinin kötüye kullanılma olasılığına da dikkat çekti.
OpenAI CEO’su, hükümetlerin bir araya gelerek, insanların bu teknolojiyi “kendilerine dayatılan bir şey” olarak algıladıkları bir gelecek yerine, yapay zekanın “demokratik kurumlar tarafından yönlendirildiği” bir gelecek inşa etmelerini savundu.
Altman şöyle konuştu:
“Yapay zekanın demokratik olması için, en önemli kararlar yalnızca San Francisco’daki laboratuvarlar tarafından alınamaz. Bu kararlar, demokratik süreçler aracılığıyla ve hizmet ettikleri halka karşı sorumlu hükümetler tarafından şekillendirilmelidir.”
OpenAI CEO’sunun konuşması, şirketinin bazı lobi faaliyetleriyle ve şirket başkanı Greg Brockman’ın ABD’deki siyasi eylem komitesiyle (PAC) tezat oluşturuyor.
Yapay zeka yanlısı “Leading the Future PAC”, yapay zeka sektörüne yönelik daha sıkı regülasyonları destekleyen adayları hedef alarak 100 milyon dolardan fazla kaynak topladı ve milyonlarca dolar harcadı.
Altman’ın konuşması, Anthropic araştırmacılarının yapay zekanın varoluşsal riskine ilişkin bazı endişelerine de değindi ve konseyi “kıyametçiliğe” kapılmamaları konusunda uyardı.
Altman, güvenlik tartışmasında bunun yerine üç ilkeye dayandırılması gereken bir “orta yol” olduğunu savundu: Yapay zeka sistemleri insan kontrolü altında kalmalı; yapay zeka, doktorların hastaları tedavi etmesine yardımcı olmaktan girişimcileri desteklemeye kadar insanlara fayda sağlamalı; ve teknoloji “insanları bireysel olarak güçlendirmeli.”
Video görüşmesi yoluyla konseye hitap eden Amodei, 12 Eylül tarihli bir blog yazısında dile getirdiği ve küresel işbirliğinin artırılması ile yapay zekanın denetlenmesi çağrısında bulunduğu birçok noktayı tekrarladı.
Amodei, yapay zekanın biyolojik silah geliştirmede kullanılmasının yasaklanması ve yeni yapay zeka modellerinin test edilmesine yönelik küresel standartlar dahil olmak üzere çeşitli uluslararası anlaşma biçimlerini savundu.
Altman, konuşmasında bu ay manşetlere taşınan varoluşsal risk uyarılarına değinmekten kaçınırken, Amodei, geliştiricilerin yapay zeka üzerindeki kontrolünü kaybetmesi konusundaki endişelerini yineledi ve aynı zamanda şirketini güvenlik konusunda sektör lideri olarak tanıttı.
Amodei, “Kötü yönetilirse, yapay zekanın insanlık için bir risk oluşturabileceğine bile inanıyorum. Anthropic olarak, bu riskleri önleme konusunda sektördeki en iyi sicile sahip olduğumuza inanıyoruz,” dedi.
OpenAI’nin ezeli rakibi Anthropic’teki araştırmacıların, bu teknolojinin birkaç yıl içinde insanlığı yok edebileceği uyarısında bulunmasının ardından, yapay zeka düzenlemeleri siyasi gündemde ön plana çıktı.
Bu endişeler, yapay zeka topluluğunun bazı kesimlerinde sıkça dile getirilen bir konu. Bu kesimler, teknolojinin biyolojik silahların geliştirilmesine yardımcı olmaktan finansal bir felakete yol açmaya kadar çeşitli nedenlerle yıkıma yol açabileceğinden korkuyor.
Daha önce Amodei, yapay zeka geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunmuş ve bu çağrı OpenAI, Google ve Elon Musk tarafından desteklenmişti.
Hem Amodei hem de Altman, uzun süredir kendilerini yapay zekanın koruyucuları olarak konumlandırıyor ve teknolojinin kamuoyunda nasıl algılanacağını şekillendirmeye çalışıyor.
Şirketleri de yapay zeka yarışında liderlik için rekabet halinde: Her ikisi de, şirketlerin değerini 1,5 trilyon doların üzerine çıkaracak ve potansiyel olarak rekor kıracak halka arzları hedefliyor.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Rusya2 hafta önceWSJ: Rusya ucuz silah üretiminde ABD ve Ukrayna’yı geride bıraktı










