Avrupa
İsveç’te halka ‘savaşa hazırlık’ broşürü dağıtıldı: Sivillere ne öğretiliyor?

İsveç’te beş milyondan fazla aileye, ‘Krizin veya Savaşın Gelmesi Durumunda’ başlıklı bir broşür gönderilecek.
Broşür, İsveç Sivil Acil Durum Ajansı (MSB) tarafından hazırlandı ve dağıtımına dün (18 Kasım) başlandı.
Halkı savaş ya da kriz durumlarına hazırlamak amacıyla dağıtılan ve en başında “Bu broşür İsveç’teki tüm evlere gönderilmektedir” ifadelerinin yer aldığı bu broşür aslında yeni değil, içeriği güncellenmiş bir broşür.
İsveç, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana benzer broşürler dağıtıyor. En son 2018 yılında, 57 yıllık bir aranın ardından dağıtılmıştı.
Dağıtımına dün başlanan son broşürün içeriğinin ise 3’te 1 oranında artırıldığı belirtiliyor.
32 sayfalık broşürde savaş, doğal afetler veya siber saldırılar gibi olağanüstü durumlara nasıl hazırlık yapılacağına dair talimatlar yer alıyor.
Broşürün giriş sayfasında şu ifadeler yer alıyor:
“İsveç Halkına
Zor bir dönemde yaşıyoruz. Çevremizde savaşlar sürüyor. Terör, siber saldırılar ve yanıltıcı bilgiler bizi zarar vermek ve etkilemek için kullanılıyor.
Tehditlere karşı koymak için birlik olmamız ve ülkemizin sorumluluğunu üstlenmemiz gerekiyor. Saldırıya uğrarsak, İsveç’in bağımsızlığını ve demokrasisini savunmak için hep birlikte mücadele etmeliyiz.
Dayanıklılık, her gün ailemiz, iş arkadaşlarımız, dostlarımız ve komşularımızla birlikte inşa ettiğimiz bir güçtür.
Bu broşürde, kendinizi nasıl hazırlayabileceğinizi ve kriz ya da savaş durumunda ne yapmanız gerektiğini öğreneceksiniz.
Siz, İsveç’in hazırlık gücünün bir parçasısınız.”
Broşür, İsveç’in savaş hazırlıkları ve halkın yapması gerekenler 21 alt başlığa ayrılmış. Bu başlıklar savunma, hazırlık seviyesi, savunma yükümlülükleri, uyarı sistemleri, hava saldırıları, evde hazırlık, tahliye, sığınaklar, psikolojik savunma, dijital güvenlik, terör saldırısı, hava koşulları, bulaşıcı hastalıklar, ekstra desteğe ihtiyaç duyanlar, evcil hayvanı bulunanlar, çocuklar ve önemli telefon numaraları gibi maddelerden oluşuyor.
“Belirsiz bir dünya hazırlık gerektirir” ifadeleriyle başlayan yönergede, “İsveç’e yönelik askeri tehdit arttı ve en kötüsüne, silahlı saldırıya hazırlıklı olmalıyız” ifadelerine yer veriliyor.
‘Kar amacı gütmeyen kuruluşlar ve dini topluluklar’
Halka savaş durumunda ‘direnişin olmadığına dair haberlere inanmamaları’ salık verilirken, insanlardan ‘savunma kapsamında misyonları olan örgütlere’ katılmaları tavsiye ediliyor. Bu bağlamda, ‘kar amacı gütmeyen kuruluşlarla dini toplulukların da önemli katkılarda bulundukları’ vurgulanıyor.
İsveç’in savunma stratejisinin tarif edildiği bölümde ise, önceki bildirilerden farklı olarak ‘NATO üyesi ülke’ vurgusu yapılıyor ve “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” sloganına yer veriliyor.
Herhangi bir saldırı durumunda, hangi sinyalin ne anlama geldiği detaylı bir şekilde aktarılan broşürde, hava saldırısı ve benzeri durumlarda halkın sığınak, barınak, tünel, metro istasyonu gibi yerlere sığınabileceği aktarılıyor.
Broşürde ayrıca, halktan savaş durumunda kullanılmak üzere gerekli su ve erzağı biriktirmeleri söyleniyor ve insanların bunları idareli kullanabilmesine yönelik yönergeler yer alıyor. Aynı şekilde, insanların iletişim kurabilecekleri ve güncel haberleri alabilecekleri elektronik gereçlerin çalışması için detaylı bir tarif yapılıyor.
Savaş durumunda yaşama dair detaylı bilgi aktarılan broşürde ‘tuvalet eğitimi’ bile var. “Sular kesildiğinde hijyeninize dikkat edin” ifadelerinin yer aldığı broşürde, “Sifonunu çekemesen bile tuvalete işeyebilirsin” ifadelerine yer veriliyor.
MSB ayrıca, halkın sığınabilecekleri barınakların mavi üçgenli turuncu bir kareye sahip bir işarete sahip olduğu bilgisini veriyor.
Psikolojik savunma
Broşürün dikkat çekici bir diğer başlığı ise, ‘Psikolojik Savunma’ bölümü. Bu bölümde MSB, ‘yabancı güçlerin’ sosyal medyada dezenformasyon yaptığını öne sürerek şu açıklamaya yer veriyor:
“Yabancı güçler ve İsveç dışındaki diğer aktörler bizi etkilemek için dezenformasyon, yanıltıcı ve propaganda kullanıyor. Etkileme girişimleri günlük olarak, çoğunlukla çevrimiçi ortamda ve sosyal medyada gerçekleşiyor. Amaç güvensizlik yaratıp kendimizi savunma irademizi kırmak.”
Aynı bölümde yer alan “Yalnızca güvenilir kaynaklardan geldiğini bildiğiniz bilgileri paylaşın ve yetkililerden teyit edilmiş bilgi isteyin” notu ise, hazırlıkların sıcak savaştan da önce, şimdiden başladığını gösterir nitelikte.
Uzun şifreler ve ulusal güvenlik
‘Dijital güvenlik’ bölümündeyse, “Bilgilerinizi hem evde hem de işte güvenli bir şekilde ele alarak İsveç’in dayanıklılığının güçlendirilmesine katkıda bulunursunuz” notuyla, vatandaşlardan uzun şifreler oluşturmaları ve bilgilerini USB belleklerde yedeklemeleri isteniyor.

Broşürde yer almayanlar
Söz konusu broşür sivillere yönelik olsa da, İsveç’in savaş hazırlıkları sığınak ve önemli numaralar listesinden çok daha fazlası.
İsveç, NATO’ya resmen katıldığı Mart 2024’ten bu yana hem doğal olarak, hem de İsveç siyasetinin politik yönelimi gereği Atlantik güvenlik stratejisinin hızlı ve istekli bir paydaşı oldu.
Son olarak, İsveç ve Birleşik Krallık arasında CV90 zırhlı araçlarının bilişim teknolojisi modernizasyonuna yönelik, bütçesi 24 milyon euro’ya varan bir anlaşma yapıldı. İsveçli MilDef şirketi, dayanıklı BT ekipmanlarının temini için BAE Systems ile bir sözleşme imzalayarak savaş koşullarında iletişim ve yönetim güvenilirliğini artırmayı hedefliyor.
Bir zamanlar ‘tamamen tarafsız politikalarıyla’ tanınan İskandinav ülkelerinin ‘barış yanlısı’ söylemleri, keskin bir şekilde saldırgan ve hatta savaşçı bir söylemle değiştiriliyor.
Bu yıl içerisinde, İsveç Sivil Savunma Bakanı Carl-Oskar Bolin, 8 Ocak’ta Sälen’de düzenlenen yıllık güvenlik konferansında yaptığı konuşmada, ‘savaşın İsveç’e yarın gibi erken bir tarihte gelebileceğini’ söylemişti. İsveçlileri aktif bir şekilde hazırlanmaya ve her an saldırı beklemeye çağıran Bolin’e, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Mikael Büden de destek vererek, “Doğu Avrupa’da olup bitenlerin sadece bir başlangıç olduğunu” söylemişti.
Devam eden enformasyon savaşı nedeniyle çok gündeme gelmese de, Washington, 2024 yılını Kuzey Avrupa’nın neredeyse tüm ülkeleriyle yeni ikili anlaşmalar imzalayarak, mevcut anlaşmaları yenileyerek, yerel askeri üsleri ve hava alanlarını kullanma ve buralara silah yerleştirme fırsatı elde ederek tamamlıyor.
Örneğin, 5-14 Mart tarihleri arasında düzenlenen Nordic Response-24 tatbikatı başta ABD olmak üzere ittifak birliklerinin bölgede konuşlanmasını ve Norveç, İsveç ve Finlandiya’da ortak bir operasyonu içeriyordu.
Bir NATO üyesi olarak İsveç de, savunma harcamalarını GSYİH’sinin yüzde 2’sine çıkarma hedefini çoktan önüne koydu. Ancak ülkenin askerileşmesi bununla sınırlı değil.
İsveç, NATO’ya resmen katılımından birkaç ay önce, 5 Aralık 2023 tarihinde ABD ile önemli bir savunma işbirliği anlaşması imzaladı.
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve İsveç Savunma Bakanı Pal Jonson tarafından imzalanan anlaşma Amerikan kuvvetlerine İsveç’te belirli konuşlanma bölgelerine erişim ve ekipman konumlandırılması imkanı tanıyor.
Ayrıca, ülkenin güneybatı kesiminde bulunan Göteborg deniz üssü ve İsveç’in tek hava savunma alayının konuşlandığı Halmstad kenti de kritik bir konumda. Burada, tatbikatların bir parçası olarak, Kuzey Denizi’nden Baltık Denizi’ne uzanan ve Danimarka takımadalarından geçen önemli ulaşım yollarının korunması tatbik edildi. Bu adımlar, Norveç’e artık sığmayan ABD askeri askeri stoklarının bir kısmının İsveç’e, bir kısmının da Finlandiya’ya aktarılması anlamına geliyor.
İsveç neden önemli?
İsveç’in kuzeyindeki Lulea’da büyük bir hava üssü bulunuyor. Vidsel yakınlarında İsveç Hava Kuvvetleri’ne ait 2.300 metre uzunluğunda bir piste sahip 5 bin kilometrekarelik bir askeri havacılık test alanı, Vidsel füze alanı ve savunma şirketi Enator Miltest’in füze alanı bulunuyor. Bu pist aynı zamanda nükleer silah taşıma kapasitesine sahip ABD F-35 savaş uçaklarını barındırabilecek kapasitede.
Ayrıca, İsveç’in en kuzeyinde, yani Kuzey Kutup Dairesi’nde bulunan Kiruna kasabasında da bir sivil ‘uzay limanı’ (Esrange Uzay Merkezi) var ve burası da ABD’nin yetki alanına devredilen nesneler listesinde yer alıyor. Ülkenin orta kesiminde bulunan Östersund şehri de dikkat çekici özelliklere sahip. Bu bölge, büyük olasılıkla, askeri teçhizatın, yakıt ve yağlayıcıların depolanması için kullanılacak.
İsveç’in dönüşümü ne anlama geliyor?
İsveç’in ‘savaşçı’ dönüşümü yalnızca İsveç’le ilgili değil.
Yalnızca son bir yılda askeri alanda yaşanan bu gelişmeleri alt alta koyduğumuzda, karşımıza ABD’nin Doğu Avrupa ve İskandinavya bölgesini Rusya ile savaşa hazırladığı gerçeği ortaya çıkıyor.
Böyle bir hazırlığın en önemli ayağı, kamuoyunun hazırlanması. Yalnızca iki ay önce, Litvanya da aynı İsveç gibi, vatandaşlarına savaş durumuna hazırlık broşürü dağıtmıştı.
İttifakların genişlediği, askeri harcamaların ve ikili anlaşmaların arttığı, bölgenin hızla sıcak savaşa sürüklendiği bu tabloda, Avrupa halklarına ise ellerine tutuşturulan broşürlerle nasıl saklanacağını öğrenmek düşüyor.
Avrupa
AB’ye geri dönüş Londra’ya serbest ticaret anlaşmalarını feda ettirebilir

İngiltere’de yeni Başbakan Andy Burnham’ın AB’ye geri dönüş olasılığını gündeme alması, İşçi Partili eski hükümet yetkililerinin maliyet uyarılarına yol açtı. Bloomberg’ün haberinde, Margaret Thatcher döneminde kazanılan bütçe indiriminin kalkması halinde Londra’nın yıllık 5 milyar sterlin ek harcamayla karşılaşacağı ve Brexit sonrası imzalanan üçüncü ülke anlaşmalarının iptal edileceği kaydedildi.
İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olarak geri dönmesi durumunda, ülkenin her yıl yaklaşık 5 milyar sterlin (6,6 milyar dolar) ek harcama yapmak zorunda kalabileceği belirtildi.
Bloomberg’in eski Başbakan Keir Starmer yönetiminde görev almış İşçi Partili yetkililere dayandırdığı habere göre, olası bir geri dönüş Londra açısından ciddi bir mali yük ve ticari tavizler getirecek.
Söz konusu maliyet artışının temel nedenlerinden birini, eski Başbakan Margaret Thatcher döneminde elde edilen bütçe indiriminin kaldırılma ihtimali oluşturuyor.
İngiltere’nin ortak AB bütçesine yaptığı net katkıyı yüzde 66 oranında düşüren bu mekanizmanın yürürlükten kalkması, Starmer’ın eski çalışma arkadaşlarına göre İngiliz ekonomisine doğrudan ek yük getirecek.
Yetkililer mali faturaya karşılık Brüksel’in bazı başlıklarda taviz verebileceğini dile getiriyor.
Bu kapsamda AB yönetiminin, İngiltere’yi Schengen Bölgesi’ne katılmaya ya da euro para birimine geçmeye zorlamayabileceği değerlendiriliyor.
Buna karşın üyeliğe dönüş doğrudan mali harcamaların ötesinde kapsamlı ticari zorunlulukları da beraberinde getirecek.
Haberde, Londra’nın AB’den ayrıldıktan sonra üçüncü ülkelerle imzaladığı bütün bağımsız ticaret anlaşmalarını iptal etmek zorunda kalacağına dikkat çekildi.
Temmuz ayı sonunda başbakanlık görevinden ayrıldığını duyuran Keir Starmer’ın yerine geçen yeni Başbakan Andy Burnham, bir sonraki genel seçimlerde İngiltere’nin birliğe geri dönüşü için kampanya başlatabileceğini açıklamıştı.
Yıl sonunda düzenlenmesi planlanan zirvede ele alacağı üç seçeneği paylaşan Burnham; tam üyelik, AB tek pazarına erişim ve gümrük birliğine katılım başlıklarını değerlendireceğini bildirdi.
Starmer da başbakanlığı öncesinde Brexit sürecine destek vermemiş, ayrılık koşullarının yumuşatılmasını savunarak sürecin iptalini de seçenekler arasına alan ikinci bir teyit referandumu düzenlenmesi için çaba göstermişti.
İngiltere’de 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan referandumda seçmenlerin yüzde 51,9’u birlikten ayrılma yönünde oy kullanmıştı.
Ülke, 47 yıllık üyeliğin ardından 31 Ocak 2020’de AB’den resmen ayrıldı. Londra, üyelik sürecinde çeşitli ayrıcalıklar ve istisnalar içeren özel bir statüye sahipti.
Avrupa
Hamburg Limanı, NATO askeri lojistiği için modernize edilecek

Almanya, Hamburg Limanı’nı hem ekonomik rekabet gücünü artırmak hem de NATO’nun savunma lojistiğine hizmet etmek amacıyla genişletmeye hazırlanıyor. Federal hükümetin 2028 yılından itibaren kaynak aktaracağı projeyle rıhtımlar yenilenecek, gemi dönüş alanı 600 metreye çıkarılacak.
Almanya’nın en büyük limanı konumundaki Hamburg Limanı, hem ülke ekonomisini canlandırma hem de NATO’nun askeri lojistik ihtiyaçlarını karşılama hedefiyle kapsamlı bir yenileme sürecine giriyor.
Bild gazetesinin haberine göre limanın, 2028 yılından itibaren özel bir federal fondan mali destek alması planlanıyor.
Hamburg liman sahalarının devlet teşvik haritasına dahil edilmesine ilişkin resmi kararın bu yılın sonuna kadar çıkması bekleniyor.
Projeyle birlikte rıhtım duvarlarının yenilenmesi, eskiyen vinçlerin modern alternatifleriyle değiştirilmesi ve bağlantı yollarının geliştirilmesi hedefleniyor.
Yatırımların temel amacını, limanın Avrupa’nın önde gelen lojistik merkezleri arasındaki konumunu yeniden güçlendirmek oluşturuyor.
Liman altyapısında sivil ve askeri hedefleri birleştiren “çift kullanım” yaklaşımı öne çıkıyor.
Plan çerçevesinde inşa edilecek altyapı, standart konteyner trafiğini hızlandırmanın yanı sıra olası bir kriz anında NATO’ya ait ağır askeri teçhizat ve zırhlı araçların sevkiyatına da kesintisiz lojistik zemin hazırlayacak.
Gazetenin aktardığı ayrıntılara göre 2030’lu yıllara kadar gemi manevra alanının çapının 600 metreye çıkarılması öngörülüyor. Bu genişletme adımı, yeni nesil mega konteyner gemilerinin limana güvenli şekilde yanaşabilmesini sağlayacak.
Liman idaresi, yılın başında kaydedilen yük trafiğindeki gerileme ve pazar payı kaybının ardından toparlanma işaretleri görüldüğünü bildirdi.
İyileşme sürecinde, liman işletmecisi HHLA şirketinin bir buçuk yıldır kilit hissedarları arasında yer alan dünyanın en büyük deniz taşımacılığı firması MSC belirleyici rol oynuyor.
Şirket, HHLA terminalleri üzerinden gerçekleştirdiği elleçleme hacmini artırma taahhüdünde bulundu.
Hamburg eyalet yönetimi ise büyük taşımacılık şirketlerine bağımlılığı dengelemek adına yük trafiğini çeşitlendirme arayışını sürdürüyor.
Hamburg Ekonomi Senatörü Melanie Leonhard, kentin Avrupa, Güney Amerika ve Hindistan ile ticari bağlarını genişletmeyi hedeflediklerini açıkladı.
Almanya’nın liman hamlesi, savunma harcamalarındaki genel artış eğilimiyle eşzamanlı ilerliyor.
2025 yılında Avrupa’da savunmaya en fazla bütçe ayıran ülke olan Almanya’nın, ordunun imkanlarını geliştirerek 2030’a kadar kıtanın önde gelen askeri gücüne dönüşebileceği belirtiliyor.
ABD merkezli Foreign Affairs dergisi şubat ayındaki değerlendirmesinde, Berlin’in bu askeri yükselişinin Avrupa’yı güçlendirmek yerine kıta içinde yeni bölünmelere yol açabileceği uyarısına yer vermişti.
Avrupa
Alman donanması kıyılardaki etkinliğini artırıyor

Bremerhaven limanının yüksek kapasiteli bir askeri merkez haline getirilmesi ve muhtemelen Emden’de kurulacak beşinci Alman deniz üssü ile birlikte, federal hükümet Alman kıyılarının askeri hale getirilmesi sürecini hızlandırıyor.
German Foreign Policy’nin aktardığına göre Bremerhaven’da, muazzam miktardaki silah ve mühimmatı mümkün olduğunca çabuk boşaltmak ve Doğu Avrupa’daki potansiyel savaş alanlarına nakletmek için gerekli lojistik altyapı modernize edilecek ve genişletilecek.
Bu, bu hafta Savunma Bakanlığı ile Bremen belediye yetkilileri arasında imzalanan bir mutabakat zaptında öngörülüyor.
Federal hükümet bu amaçla 1,35 milyar avroya kadar kaynak sağlarken, Bremen eyaleti de 212 milyon avrodan fazla katkı sağlıyor.
Bremen, ülke genelinde yoksulluk riskinin en yüksek olduğu ve çocuk yoksulluğu oranının en yüksek olduğu eyalet.
Yoksullukla mücadele yerine askeri lojistiğin genişletilmesi için yüz milyonlarca avroluk bir meblağın ayrılması, eyalet hükümetinde yer alan Sol Parti’den senatörler tarafından da destekleniyor.
Bremerhaven’de modernizasyon faaliyetleri yoğunlaştı
Denizyolu yük elleçleme açısından Hamburg’un ardından ikinci, Wilhelmshaven’ın önünde yer alan Almanya’nın en büyük ikinci limanı olan Bremerhaven Limanı, askeri yüklerin elleçlenmesi için ideal olarak kabul ediliyor.
Liman, sadece konteynerlerin değil, araçların da boşaltılması için önemli bir kapasiteye; ayrıca savaş tankları gibi ağır askeri teçhizatı bile taşıyabilecek ağır yük alanlarına sahip. Buna ek olarak, kilitlerden geçmeden erişilebildiği için ulaşımı önemli ölçüde daha kolay ve hızlı.
Son olarak, karayolları ve özellikle de demiryollarıyla iyi bağlantılara sahip; bu da bir kriz veya savaş durumunda silah ve mühimmatın hızlı bir şekilde nakledilmesi için hayati önem taşıyor.
Limanın askeri bir aktarma merkezi olarak özel uygunluğu, tarihinden de kaynaklanıyor: Liman, İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan beri ABD kuvvetleri tarafından kullanılıyor.
Soğuk Savaş döneminde, Federal Almanya Cumhuriyeti’ndeki merkezi aktarma limanı olarak hizmet vermiş ve buna uygun olarak genişletilmişti.
1990’dan sonra ABD için önemini yitirdi; fakat Ukrayna çatışmasının tırmanmasıyla birlikte, ABD’nin varlığı yeniden arttı.
Başlangıçta Defender Europe 2020 gibi tatbikatlar kapsamında, ardından 2022’den itibaren Ukrayna savaşı bağlamında ABD faaliyetleri tırmanışa geçti.
Uzmanlar, 2023 gibi erken bir tarihte bile Bremerhaven’ın “tıpkı eski günlerdeki gibi bir silah merkezi” olarak işlev gördüğünü belirtmişlerdi.
Limanlar askeri lojistik için optimize ediliyor
Federal hükümet şu anda limanın askeri lojistik kapasitesini daha da artırmak için çalışıyor.
Örneğin, “liman havuzlarının derinleştirileceği ve karayolu ile demiryolu bağlantılarının genişletileceği” bildiriliyor.
Konteyner tesisleri modernize edilecek ve daha ağır yükleri taşıyabilecek şekilde uyarlanacak.
Bu durum hem vinçler hem de depolama alanları için geçerli olup, bu alanların yeni bölgelere doğru genişletilmesi de planlanıyor.
Liman işletmecisi Bremenports’un bir sözcüsünün “Askeri teçhizatın verimli bir şekilde taşınması artık sadece tanklarla sınırlı değil” dediği aktarılıyor.
Günümüzde silah ve mühimmat da konteynerlerle teslim ediliyor ve savaş durumunda bunların hızla boşaltılıp ileriye taşınması gerekecek.
Bunu sağlamak için Kaiserhafen’da yeni bir demiryolu döner köprüsünün inşası da planlanıyor. Raporlara göre mevcut köprü, askeri teçhizatın hareketini gereksiz yere yavaşlatan bir “darboğaz” olarak tanımlanıyor.
Ayrıca, askeri lojistiğe yoğun bir şekilde odaklanılması, oldukça maliyetli güvenlik önlemlerini de gerektiriyor.
Örneğin, sadece yeni çitler ve mahremiyet perdeleri inşa edilmekle kalmayacak, aynı zamanda insansız hava aracı savunma sistemleri kurulacak ve siber güvenlik önlemleri alınacak.
Sol Partili senatörlerden silahlanmaya destek
Federal hükümet, Bremerhaven’daki askeri lojistiği optimize etmek ve bununla bağlantılı olarak Bremen Havalimanı’nın Bundeswehr’in ihtiyaçlarına daha uygun hale getirilmesi amacıyla 2031 yılına kadar yaklaşık 1,35 milyar avro tahsis ediyor.
Bremen Belediye Başkanı Andreas Bovenschulte’ye göre bu, Alman hükümetinin Bremen eyaletindeki bir projeye şimdiye kadar sağladığı en büyük hibe.
Bremen eyaleti ise “Bremerhaven 2031 Konuşlanma Merkezi” projesine ek olarak 212 milyon avro katkıda bulunuyor.
Bremen eyalet bütçesinden bu şekilde büyük meblağlar savaş hazırlıklarına aktarılırken, 2024 yılında eyalet nüfusunun yaklaşık yüzde 25,9’u yoksulluk riski altında, tüm çocukların ise yüzde 28,6’sı yoksulluk içinde yaşıyor olarak sınıflandırıldı.
Bu durum, Bremen’i yoksulluk riski en yüksek ve çocuk yoksulluğu oranı en yüksek eyalet yapıyor.
Bremerhaven’daki askeri lojistiğin eyalet bütçesinden yüz milyonlarca avroluk bir meblağla finanse edilmesine ilişkin onay, Sol Parti’ye mensup iki Bremen senatöründen de geldi.
Sol Partili Ekonomi ve Limanlardan Sorumlu Senatör Kristina Vogt, yeni tesisler inşa etmek yerine “halihazırda sivil amaçlarla kullanılan altyapımızı askeri amaçlar için iyileştirmenin” “akılcılığını” övdü.
Baltık Denizi’nin militarizasyonuna Kuzey Denizi de ekleniyor
Bremerhaven askeri merkezinin genişletilmesiyle birlikte Almanya’nın kıyılarının militarizasyonu ilerliyor.
Şimdiye kadar Almanya’nın denizcilik altyapısının odak noktası Baltık Denizi kıyılarıydı. Bunun nedeni kısmen Soğuk Savaş döneminde Federal Almanya Cumhuriyeti’nin denizcilik faaliyetlerinin Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı ülkelerine yönelik olmasıydı.
Birkaç eğitim tesisinin yanı sıra, Alman Donanması burada öncelikle Eckernförde, Kiel ve Rostock-Warnemünde’de bulunan üç büyük deniz üssünü ve Rostock’ta bulunan Deniz Komutanlığı’nı işletiyor.
Kuzey Denizi’nde ise bunlara Wilhelmshaven’daki deniz üssü ve Cuxhaven yakınlarındaki Nordholz’da bulunan Deniz Hava Komutanlığı ekleniyor.
Deniz Hava Komutanlığı, Kiel’de konuşlanmış 1. Operasyon Filosu ve Wilhelmshaven’da konuşlanmış 2. Operasyon Filosu ile birlikte Alman Donanması’nın üçüncü büyük birimi.
Şu anda, Bundeswehr’e bağlı yaklaşık 16.000 asker ve 1.800 sivil personel, Donanma’nın ana üslerinde ve çeşitli küçük tesislerinde görev yapıyor.
Silahlı kuvvetlerin diğer kollarında olduğu gibi, Alman Donanması da personel sayısını artırmayı hedefliyor.
Almanya’nın beşinci deniz üssü inşa edilecek
Mevcut dört deniz üssü ve Bremerhaven askeri merkezine ek olarak, federal hükümet kısa süre içinde yine Kuzey Denizi’nde inşa edilecek beşinci bir deniz üssünün yapımını duyurmayı planlıyor.
Haberlere göre, üssün yeri olarak Emden seçildi. Burada pazartesi günü Savunma Bakanı Boris Pistorius ve Aşağı Saksonya Eyalet Başbakanı Olaf Lies’in olası yeni bir deniz üssüyle ilgili sonraki adımları ana hatlarıyla açıklaması planlanıyor.
Emden, Soğuk Savaş döneminde bir deniz üssüne ev sahipliği yapmıştı ama üs 1997’de kapatılmıştı.
Haberlere göre, Emden’in lehine olan argümanlardan biri, Aşağı Saksonya’nın Kuzey Denizi limanları arasında en geniş kullanılmayan alana sahip olması.
Kullanılmayan arazinin nasıl akılcı bir şekilde değerlendirileceği konusunda bir süredir tartışmalar sürüyor ama bu tartışmalar daha önce sivil kullanıma odaklanmıştı.
Alman Donanması’nın planlarına göre, yeni deniz üssü yedi fırkateyn, on mayın tarama gemisi ve on römorkörün yanı sıra dört haneli sayıdaki Bundeswehr askeri ve sivil personeli barındıracak.
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak










