Asya
Japonya 8 Şubat’ta sandığa gidiyor: Ekonomi, savunma ve göç tartışmaları
Japonya 8 Şubat’ta sandığa giderken ekonomi, savunma ve göç tartışmaları erken seçimi şekillendiriyor.
Mehmet Gönültaş
Japonya’da 8 Şubat’ta yapılacak Temsilciler Meclisi (衆議院) erken seçimi, Başbakan Sanae Takaichi’nin göreve gelmesinden yalnızca birkaç ay sonra seçmenin karşısına çıkacağı ilk büyük sınav olacak. Alt meclisteki 465 sandalyenin tamamını belirleyecek seçim, artan yaşam maliyeti, savunma harcamaları ve göçmen politikaları etrafında şekilleniyor.
Takaichi’nin parlamentoyu feshetme kararı, artan kamu harcamaları ve Japonya’nın savunma yapılanmasını hızlandırmayı hedefleyen yeni güvenlik stratejisi için halk desteği arayışı olarak görülüyor. Bu hamle aynı zamanda Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) Meclis’te Ishin ile kurduğu kırılgan çoğunluğu sağlamlaştırmayı amaçlıyor.
Bozulan Dengeler: Yeni Eğilimler ve Siyasal Yeniden Yapılanma
Japon siyaset sahnesi 2026’da geleneksel blokların kırıldığı bir döneme giriyor. Başlıca siyasi aktörler şöyle:
- Liberal Demokrat Parti (LDP): Takaichi liderliğinde muhafazakâr çizgide. İktidarda uzun yıllar kalmış olmasına rağmen son dönemde oy kaybı yaşadı; Komeito ile 26 yıllık koalisyon Ekim 2025’te sona erdi ve bunun yerine Japan Innovation Party (Ishin) ile sınırlı bir ittifak kuruldu.
- Centrist Reform Alliance (CRA): Ana muhalefet Constitutional Democratic Party (CDP) ile ayrılan Komeito’nun birleşimiyle kurulan merkez odaklı yeni parti. Bu blok, LDP’ye karşı daha ılımlı ve kapsayıcı bir alternatif yaratmayı hedefliyor.
- Democratic Party for the People (Kokumin-Minshuto/DPFP): Merkez-sağ politikalara odaklı, ekonomik politikalar ve yaşam maliyetini dengeleme vaatleriyle yer alıyor.
- Japan Innovation Party (Ishin / 日本維新の会): Osaka merkezli reformcu muhafazakâr bir parti. Devletin küçültülmesi, sosyal harcamaların yeniden yapılandırılması ve göçmen politikalarında daha sıkı denetim çağrılarıyla biliniyor; LDP’nin sağındaki seçmene hitap ederken, geleneksel iktidar siyasetinden kopuş vaadiyle öne çıkıyor.
- Sanseito: Sağ popülist parti olarak göç ve kültürel milliyetçilik temalarını öne çıkarıyor, klasik LDP tabanını kısmen çekme potansiyeli barındırıyor.
- Japanese Communist Party (JCP) ve Reiwa Shinsengumi gibi sol partiler: Vergi politikaları, savunma harcamaları ve sosyal güvenlik alanlarında daha radikal reformlar talep ediyor; hayat pahalılığına karşı güçlü devlet müdahalesini savunuyorlar.
Bu seçimde öngörülebilirliği artıran başlıca noktalardan biri LDP – Komeito ittifakının son bulmuş olması. Daha önceki seçimlerde Komeito, seçmenlerine LDP adaylarına oy vermelerini söylemişti. Bu sayede pek çok bölgede LDP adayları küçük farklarla muhalefeti geçmeyi başarmıştı. Ancak Komeito’nun desteği olmadan nasıl bir sonuç geleceğini söylemek zor. LDP’nin yeni “ortağı” İshin, tamamen Osaka’ya sıkışmış bir parti. Partinin Osaka ve çevresi dışında desteği yok denecek kadar az. Dolayısıyla Komeito’nun yarattığı etkiyi yaratması zor görünüyor.
Bunun yanında, CDP ve Komeito ortaklığında kurulan Centrist Reform Alliance’ın nasıl performans göstereceğini öngörmek de zor. Yakın zamana kadar karşı taraflarda olan iki parti “aynı değerleri” savundukları iddiasıyla yeni bir parti kurdular ancak bu partinin seçmenlere ne kadar hitap edeceğini söylemek güç. Her ne kadar Takaichi önderliğinde LDP’nin muzaffer olacağı tahminleri çoğunlukta olsa da seçimin sürprizlere gebe olabileceği de bir gerçek.
Ekonomi: Hayat pahalılığı seçmenin ana gündemi
Seçime giderken en belirleyici başlık ekonomi. NHK’nin ocak sonunda yayımladığı kamuoyu araştırmasına göre seçmenlerin yüzde 40’tan fazlası, artan fiyatları en önemli sorun olarak görüyor. Bu oran, diplomasi ve ulusal güvenliği ikinci sıraya itmiş durumda (yüzde 17).
Bu tablo karşısında Takaichi, daha önce mesafeli durduğu bir adımı gündeme taşıdı: gıda ürünlerinde tüketim vergisinin (消費税) mevcut yüzde 8 seviyesinden iki yıl süreyle sıfıra indirilmesi. Hükümet bu adımı düşük ve orta gelirli haneleri rahatlatacak geçici bir önlem olarak sunuyor. Ancak muhalefet partileri, finansmanın nasıl sağlanacağına dair net bir plan ortaya konmadığını vurguluyor.
Ekonomik tartışmalar sadece vergi indirimiyle sınırlı değil. Japonya İşçi Sendikaları Konfederasyonu ve muhalefet partileri, reel ücret artışlarının enflasyonun gerisinde kalmasının özellikle genç seçmen ve tek maaşlı hanelerde memnuniyetsizliği büyüttüğünü savunuyor.
Savunma: “Toplam ulusal güç” vurgusu
Takaichi’nin seçim kampanyasında öne çıkan bir diğer başlık savunma. Başbakan, Japonya’nın diplomasi, savunma, ekonomi, teknoloji ve bilgi kapasitesini kapsayan “toplam ulusal gücün” artırılması gerektiğini savunuyor. NHK’nin aktardığı miting konuşmalarında Takaichi, ulusal güvenlik stratejisi kapsamında yeni bir istihbarat yapılanması ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesini açıkça dile getiriyor.
Bu çizgi, Japon siyasetinde son yıllarda güçlenen daha muhafazakâr ve güvenlik merkezli yaklaşımın devamı olarak görülüyor. Buna karşılık Centrist Reform Alliance (CRA) ve sol partiler, savunma harcamalarındaki artışın sosyal politika alanlarını daralttığını savunuyor.
Savunma harcamaları başlığı Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Önceki Başbakan Ishiba Shigeru döneminde insansız hava araçları için özel bir bütçe ayrılması kararlaştırılmış, Japonya’nın bu kapsamda öncelikle hazır drone tedariki seçeneklerini değerlendirdiği belirtilmişti. Bu süreçte Türkiye ve İsrail, potansiyel tedarikçi ülkeler olarak öne çıktı. Mevcut hükümetin bu konuda hızlı bir karar almaktan kaçındığı görülse de, 8 Şubat seçimlerinin sonucu Japonya’nın savunma alımlarında nasıl bir yol izleyeceği konusunda belirleyici olabilir.
Göç ve yabancı işçiler: Sessiz ama kritik gündem
Seçimin bir diğer önemli boyutu göçmen politikaları. Çalışma Bakanlığı verilerine göre Japonya’daki yabancı işçi sayısı 2025 itibarıyla 2,57 milyonu aşarak kayıtların tutulmaya başlandığı 2008’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Yabancı çalışanlar toplam istihdamın yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturuyor.
LDP, mevcut yabancı işçi sisteminin korunmasından yana bir çizgi izlerken, Ishin no Kai (維新) ve Sanseito (参政党) gibi partiler daha sıkı göç ve yabancı işçi politikaları çağrısı yapıyor. Japon Komünist Partisi ve Sosyal Demokrat Parti ise göçmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve daha kapsayıcı politikaları savunuyor.
NHK’nin yayımladığı karşılaştırmalı grafikler, partiler arasındaki ayrışmanın özellikle “kontrollü artış mı, sınırlama mı?” sorusunda belirginleştiğini gösteriyor.
Göç başlığı da Türkiye’yi ilgilendiren konulardan biri. Saitama’daki Kürt göçmenler üzerinden yürüyen tartışmalar nedeniyle Türkiye ile vize uygulamalarının gözden geçirilmesine yönelik taleplerin olduğunu söylemek mümkün. Saitama Valisi de resmi olarak Japon Dış İşleri’ne böyle bir talepte bulundu. Ancak bu ağırlıklı olarak aşırı sağcı gruplar tarafından körüklenen ve ana akım siyasette ekonomi veya güvenlik kadar yer bulmayan bir konu. İktidar partisi LDP de daha kontrollü bir göç politikasından yana olsa da bunu diplomatik bir soruna dönüştürecek gibi görünmüyor.
Muhalefetin sınavı
Bu seçim, sadece iktidar için değil muhalefet için de bir test. CDP ile Komeito’nun öncülük ettiği yeni merkezci ittifak, “yaşam odaklı siyaset” vurgusuyla seçmene seslenmeye çalışıyor. Ancak siyasi analistlere göre, ekonomi ve güvenlik gibi somut başlıklarda net ve güçlü bir alternatif sunup sunamayacakları seçim sonucunu belirleyecek.
8 Şubat’ta sandıktan çıkacak tablo, Takaichi’nin liderliğini pekiştirip pekiştirmeyeceğinin ötesinde, Japonya’nın ekonomi, savunma ve göç politikalarında önümüzdeki yıllarda hangi yöne savrulacağını da gösterecek.
Son anketler bu yarışın belirsizliğini gösteriyor:
- LDP ve koalisyon partneri Ishin, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu tekrar alabilecek görünüyor; Nikkei kaynaklı bir araştırma, LDP’nin salt çoğunluğu aşabileceğini öne sürüyor.
- Takaichi’nin kişisel onay oranı da yüksek olmakla birlikte düşüş eğiliminde. NHK’nin son üç anketine göre onay oranı sırasıyla %64, %62 ve %59 Bu durum, LDP’nin parti olarak seçmen desteğini kişisel popülariteden bağımsız şekilde toparlamasını zorlaştırıyor.
- Bir başka analiz ise, seçmen tercihlerinin gençlerde daha değişken olduğunu ve Takaichi’nin genç seçmende görece güçlü olduğunu göstermekte. Ancak gençler genellikle düşük katılım oranıyla bilindiğinden sonuçlara etkisi belirsiz.
Bu anketler, Japonya’daki politik dinamiklerin klasik iki-blok savaşından çıkarak daha parçalı, çoklu koalisyonlu bir yarışa evrildiğini gösteriyor.