Asya
Japonya, silah ihracatına ilişkin düzenlemeleri gevşetiyor

Japonya hükümeti, savunma ekipmanlarının yurt dışına satışına yönelik ihracat kısıtlamalarını esnetme kararı aldı. Düzenleme, kabine ve Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından onaylandı.
Japonya hükümeti, askeri ekipmanların yurt dışına ihracatına yönelik kuralları yumuşatma kararı aldı.
Kyodo News haber ajansının aktardığına göre, kabine ve Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan yeni düzenleme, savunma sanayii ürünlerinin yurt dışı satışındaki sınırlamaları büyük ölçüde kaldırıyor.
Söz konusu karar, İkinci Dünya Savaşı’ndaki mağlubiyetinden bu yana anayasası gereği kendisini “barışçıl bir ulus” olarak tanımlayan Japonya’nın savunma politikasında tarihi bir dönüşümü temsil ediyor.
Kararın, ulusal güvenlik konularındaki katı tutumuyla tanınan Sanae Takaichi hükümetinin, Japonya’nın savunma sanayiini güçlendirme stratejisinin bir parçası olduğu kaydediliyor.
Japonya hükümeti, mevcut durumu “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ulusal güvenlik alanındaki en ciddi durum” olarak nitelendiriyor.
Japonya Başbakanı konuya ilişkin yaptığı açıklamada, günümüzde hiçbir ülkenin barış ve güvenliği tek başına sağlayamayacağını vurguladı. Başbakan, “Savunma ekipmanları gibi alanlarda birbirini destekleyen ortaklara ihtiyaç duyulmaktadır” ifadesini kullandı.
İhracat kısıtlamaları kaldırıldı
Yeni düzenlemeyle birlikte, daha önce yalnızca kurtarma, nakliye, uyarı, gözetleme ve mayın temizleme amaçlı kullanılan ekipmanların transferine izin veren kısıtlamalar sona erdirildi.
Artık her türlü askeri teknik malzemenin ihracatı mümkün hale gelecek.
Mevcut kurallar çatışma bölgelerine silah ihracatını yasaklasa da “özel durumlarda”, Japonya’nın güvenlik ihtiyaçları ve ABD’nin Hint-Pasifik bölgesindeki askeri operasyonları dikkate alınarak istisnalara izin verilebilecek.
Kabine Genel Sekreteri Minoru Kihara ise Japonya’nın savaştan bu yana geçen 80 yılı aşkın sürede şekillenen “barışçıl ulus” kimliğinin temel ilkelerini savunmaya devam edeceğini belirtti.
Yeni sistemde askeri teçhizat, öldürücü veya yıkıcı potansiyeline göre “silah” ve “silah olmayanlar” şeklinde iki kategoriye ayrılacak. Radar sistemleri gibi ekipmanların ihracatında herhangi bir sınırlama uygulanmazken; muhripler ve füzeler gibi ağır silahların satışı yalnızca Japonya ile savunma teknolojilerinin korunmasına yönelik anlaşma imzalayan ülkelere yapılabilecek.
Tokyo’nun halihazırda aralarında ABD ve Birleşik Krallık’ın da bulunduğu 17 ülkeyle bu tür bir anlaşması bulunuyor.
Küresel devler Japonya’ya taşınıyor
Dünya genelindeki en büyük silah üreticilerinin operasyonel ve üretim kapasitelerini Japonya’ya taşıdığı bildiriliyor.
Nikkei Asia’nın 2023 yazındaki haberine göre, Birleşik Krallık merkezli BAE Systems ve ABD merkezli Lockheed Martin gibi dev şirketler Japonya’daki faaliyetlerini artırıyor.
Bu gelişmenin, ülkenin 2023-2027 dönemini kapsayan 43 trilyon yenlik (yaklaşık 294,2 milyar dolar) devasa savunma bütçesiyle bağlantılı olduğu ifade ediliyor. Planlanan bu bütçe, 2019-2023 dönemine kıyasla 1,5 katlık bir artışa tekabül ediyor.
Asya
BMW, Çin’deki iştirakinde yüzlerce çalışanı işten çıkarıyor

BMW, Çin’deki iştiraki BMW Brilliance bünyesinde çalışan yaklaşık 1800 kişinin işine son verme sürecini başlattı. Ortaklıktaki personelin yüzde 10’unu etkileyen karar, şirketin Çin pazarındaki satışlarının yüzde 21,8 gerilediği ve dünya çapında 8 bin kişilik kadro azaltımına hazırlandığı dönemde alındı.
Alman otomotiv üreticisi BMW’nin Çin’deki iştiraki BMW Brilliance Automotive (BBA), bünyesindeki iş gücünü azaltmaya başlayarak yaklaşık 1800 çalışanının işine son verme kararı aldı.
Robo portalının şirket çalışanlarına dayandırdığı habere göre, söz konusu işten çıkarmalar şirketteki toplam personelin yaklaşık yüzde 10’unu, yani her on çalışandan birini kapsıyor.
Şirket çalışanları, iş akitlerinin feshine ilişkin sürecin 2 Kasım 2026 tarihi itibarıyla uygulamaya konduğunu aktardı.
İşten çıkarmalar üretim ve idari kadroları kapsıyor
İşten çıkarma dalgası hem üretim hattında görev yapan personeli hem de idari birimlerde çalışan personeli etkiliyor.
Bununla birlikte, işine son verilenlerin ağırlıklı bölümünü, şirketin Liaoning eyaletine bağlı Şenyang kentindeki genel merkezinde yer alan üretim hattı çalışanları oluşturuyor.
Yayının paylaştığı bilgilere göre BMW, işten çıkarılan personele “N+5” formülü üzerinden kıdem ve ihbar tazminatı teklif ediyor.
Bu tazminat hesaplamasının ilk bölümü çalışanların vergi kesintisi öncesindeki aylık brüt maaşı esas alınarak, ikinci bölümü ise ikramiye ve primler hariç tutulan çıplak temel maaş üzerinden hesaplanıyor.
Kadro azaltma kararının, şirkette farklı kıdem sürelerine sahip çalışanları kapsadığı belirtiliyor.
İşten çıkarılanlar arasında şirkette 3 ila 5 yıl arasında görev yapmış personelin yanı sıra deneyimli uzmanlar ve alt düzey yöneticiler de yer alıyor.
BMW yönetimi, Çin biriminde başlatılan işten çıkarmalar hakkında resmi bir açıklama yapmadı ve bu adımın şirketin küresel düzeydeki yeniden yapılanma süreciyle bağlantılı olup olmadığına açıklık getirmedi.
Öte yandan şirketin son üç yıldır yeni işe alımları sınırlandırdığı ve bazı iş sözleşmelerini yenilemediği kaydedildi.
Küresel çapta 8 bin çalışan işten çıkarılacak
BMW Group genel merkezinde de geniş çaplı bir istihdam daralmasına hazırlanılıyor.
Şirket, toplam 154 bin kişiden oluşan dünya genelindeki iş gücünün yaklaşık yüzde 5’ine denk gelen 8 bin çalışanını işten çıkarmayı planlıyor.
Bu kapsamda devreye sokulan gönüllü işten ayrılma programı yoğun ilgi gördü.
Çalışanların yalnızca üç gün içinde 5 bin başvuru yapması üzerine BMW, başvuru kabul sürecini planlanan tarihten önce kapattı.
Personel sayısını azaltma kararı, şirketin finansal göstergelerindeki gerilemeyle eş zamanlı alındı.
BMW Group’un 2026 yılının ilk yarısındaki vergi öncesi karı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 29,4 oranında azaldı.
Şirketin otomotiv birimindeki faiz ve vergi öncesi kar (EBIT) marjı ise uzun vadeli yüzde 8 ila 10 hedefinin oldukça gerisinde kalarak yüzde 3,6 seviyesinde gerçekleşti.
BMW’nin küresel çaptaki araç teslimatları, 2026’nın ilk dokuz ayında yüzde 4,9 oranında düşerek yaklaşık 1,71 milyon adede geriledi.
Satışlardaki düşüş eğilimi özellikle Çin pazarında derinleşti.
BMW ve Mini markalarının Çin’deki araç teslimatları yüzde 21,8 oranında gerileyerek yaklaşık 376 bin adede kadar indi.
Çin pazarının otomotiv üreticisinin küresel satışları içindeki payı da gerileme gösterdi; bu oran 2023 yılında yüzde 32,3 seviyesindeyken 2025 yılına gelindiğinde yüzde 25,4’e düştü.
Asya
Bangladeş’te konfeksiyon işçilerinin ücret isyanı

Bangladeş’teki konfeksiyon sektöründe çalışan işçiler, daha yüksek ücret için sokağa çıktı ve birçok bölgede polisle çatışmalar yaşandı.
Pazar günü başkent Dakka başta olmak üzere sanayi havzalarında eyleme giden işçilere birçok noktada polis saldırdı.
Konfeksiyon fabrikaları pazartesi günü yeniden açıldı fakat Dakka, kentteki kenar mahalle Gazipur ve çevresindeki sanayi merkezlerinde, daha yüksek ücret talep eden işçilerle polis arasında yeni çatışmalar çıktı.
Polis, protestocuların kendilerine tuğla ve taş attığı iddiasıyla, pazartesi günü başkentte yolları kapatmaya çalışan hazır giyim işçilerini dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandığını açıkladı.
Başkentin dış mahalleleri olan Aşulia ve Gazipur’da işçiler ana otoyolları kapatmaya çalıştı. Polis, Aşulia’da göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı; Gazipur’da Bangladeş Sınır Muhafızları personelini görevlendirildi.
Hazır giyim sektörü, Bangladeş ekonomisinin belkemiği
Hazır giyim sektörü, Bangladeş’in ihracat gelirlerinin %80’inden fazlasını oluşturuyor. Sektörde yaklaşık 4 milyon işçi çalışıyor ve ülkenin iktisadi üretiminin yaklaşık %10’unu oluşturuyor.
Son dönemdeki eylemler, yaklaşık 500 civarında fabrikayı kepenk indirmeye zorlayarak önemli üretim merkezlerindeki faaliyetleri aksattı ve Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci giyim ihracatçısı olan ve H&M, Zara, Walmart ve Primark gibi küresel markaların başlıca tedarikçisi konumundaki Bangladeş’te ihracat sevkiyatları ve alıcıların güveni konusunda endişeleri artırdı.
Bangladeşli işçiler, aylık asgari ücretin 12.500 takadan 30.000 takaya (243 dolar) çıkmasını talep ediyorlar.
İşçi Mahin Hossain, “Yaşam maliyeti gelirlerimizin çok ötesine çıktı. Kirayı ödedikten sonra yemek, çocuklarımızın eğitimi ve diğer temel ihtiyaçlar için geriye çok az para kalıyor. Birçoğu ailelerini geçindirmeyi neredeyse imkânsız buluyor,” dedi.
Bangladeş Tekstil ve Sanayi İşçileri Federasyonu Genel Sekreteri ve ücret kurulundaki işçi temsilcisi Babul Akhter, “Bangladeş, dünyadaki en düşük tekstil sektörü ücretlerinden birine sahip. “Fabrika sahipleri işçilere uygun ücret ödeyemiyorsa, uluslararası alıcılarla daha iyi fiyatlar için pazarlık etmeliler. Düşük ücretli işçilerin sırtından bir iş kuramazlar,” dedi.
Hükümet, “asgari ücret kurulu” oluşturdu
Hükümet, yaşam maliyetlerinden kaynaklanan artan baskı ve süregelen enflasyonu yansıtan bu talebi değerlendirmek üzere pazar günü altı üyeden oluşan bir asgari ücret kurulu kurdu.
Çalışma ve İstihdam Bakanı Ariful Haque Choudhury, ücret kurulunun işçi temsilcileri ve sektör liderleriyle yapılan görüşmelerin ardından oluşturulduğunu belirterek, işçileri işe dönmeye çağırdı.
Altı üyeden oluşan ücret kurulu, işçi ve işveren temsilcilerinden ikişer kişi ile bir hükümet temsilcisi ve tarafsız bir üyeden oluşuyor.
Kurul, hazır giyim sektöründeki ücretleri gözden geçirmek ve revize edilmiş ücret oranları önermekle görevlendirildi.
Çalışma ve İstihdam Bakanı Ariful Haque Choudhury, uzun süren aksaklıkların ihracat sevkiyatlarını ve uluslararası alıcılardan gelecek ödemeleri geciktirebileceği ve bu durumun hem üreticiler hem de işçiler için daha fazla zorluk yaratabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Sektör, artan üretim maliyetleri, dönemsel gaz ve elektrik kesintileri ve Orta Doğu’daki gerginliklere bağlı enerji piyasalarındaki belirsizlik dahil olmak üzere giderek artan zorluklarla karşı karşıya.
Patronlardan “çalışmayana ücret yok” tehdidi
Öte yandan işçilerin 30.000 taka asgari ücret talebine atıfta bulunan Üreticiler Birliği Birinci Başkan Yardımcısı Salim Rahman, “Bu mümkün değil. Böyle bir talebin ne mantıksal ne de matematiksel bir dayanağı yok,” iddiasında bulundu.
Rahman, böylesine keskin bir ücret artışının, halihazırda dar kâr marjlarıyla faaliyet gösteren ve rakip ülkelerden gelen yoğun rekabetle karşı karşıya kalan üreticiler üzerinde ek bir yük oluşturacağını savundu.
Konfeksiyon patronlarının birliği BGMEA Başkanı Mahmud Hasan Khan, işçilerin hükümetin ücret kurulunun incelemesini yapmasına izin vermesi gerektiğini söyledi.
Khan, “Günün ilerleyen saatlerinde protestolar çıkarsa ve fabrikaları kapatmak zorunda kalırsak, ‘çalışma yoksa ücret de yok’ hükmünü uygulamaktan başka seçeneğimiz kalmayacaktır,” diyerek tehdit savurdu.
İçişleri Bakanı Salahuddin Ahmed, hazır giyim sektörü liderleriyle yaptığı toplantının ardından, şiddeti kışkırtanlara karşı sert önlemler alınacağı konusunda uyarıda bulundu.
Ahmed, “İşçi protestoları kisvesi altında işçilerin çıkarlarına aykırı hareket eden ve ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalışanlara karşı sert önlemler alınacaktır,” dedi.
Cemaat-i İslami lideri işçi isyanını “dış komplo”ya bağladı
Öte yandan muhalefet lideri ve Cemaat-i İslami genel başkanı Shafiqur Rahman bugün, “komplocular ve fırsatçıların kargaşayı körükleyerek hazır giyim sektörünü yok etmeye çalıştıklarını” iddia etti.
Rahmen, Facebook sayfasında paylaştığı bir gönderide, “Komplocular ve fırsatçılar, durumu körükleyerek hazır giyim sektörünü yok etmeye çalışıyor gibi görünüyor. Hükümet bu konuda kararlı bir tutum sergilemeli,” dedi.
Shafiqur, giyim sektöründeki kargaşanın devam ettiğini ve farklı bölgelerde sanayi tesislerine yönelik vandalizm ve kundaklama olaylarının bildirildiğini söyledi:
“Ne işverenler ne de işçiler, sanayi tesislerini tahrip ederek haklarını elde edemezler. Hiçbir işçinin bu tür eylemlere karışmayacağına inanıyoruz.”
Yaklaşık 600 fabrikanın halihazırda kapatıldığına değinen Cemaat-i İslami lideri, kış sezonu öncesinde hazır giyim sektörünün geleceğini baltalamaya yönelik köklü bir komplo olasılığının göz ardı edilemeyeceğini belirtti.
Muhalefet lideri, fabrika sahipleri ve işçiler dahil olmak üzere tüm paydaşları “samimi ve uyanık olmaya” çağırdı.
Asya
Çin Komünist Partisi’nden ‘demir şapkalı prenslere’ tasfiye uyarısı

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, teşkilat içinde yetkilerin kötüye kullanılmasını ve hizipleşmeyi hedef alan kapsamlı bir disiplin kararları paketi açıkladı. Yayımlanan metinde tek adam yönetimine ve otoriter aile reisi modeline izin verilmeyeceği belirtilirken, kripto para ve blokzincir destekli yeni nesil yolsuzluklara karşı tavizsiz mücadele yürütüleceği vurgulandı.
Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, teşkilat içi disiplini sıkılaştırmayı hedefleyen kapsamlı bir kararlar bütünü yayımladı.
Açıklamada, partinin zaferden zafere ilerleyebilmesinin temel nedeni olarak komünizmin yüce idealini benimsemesi, gerçeği savunması ve hataları düzeltme cesaretini göstermesi işaret edildi.
Dünyanın yeni bir çalkantı ve dönüşüm dönemine girdiğini belirten Merkez Komitesi, dış ortamda belirsizliklerin ve öngörülemeyen faktörlerin tırmandığını kaydetti.
Metinde, partinin halka önderlik ederek ülkenin egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını koruma görevinin daha da zorlaştığı vurgulandı.
Ülke içindeki kalkınma dengesizliği ve yetersizliği sorunlarının belirginliğini koruduğuna dikkat çekilen açıklamada; nüfus yapısının, toplumsal grupların ve çıkar dengelerinin sürekli değiştiği aktarıldı.
Parti kadrolarının yapısında köklü dönüşümler yaşandığına işaret eden Merkez Komitesi, Reform ve Dışa Açılma döneminden sonra doğan üyelerin oranının giderek arttığını, bu durumun ise eğitim ve yönetim alanında yeni gereklilikler doğurduğunu bildirdi.
Kadro yapısındaki ideolojik aşınmaya karşı uyarı yapıldı
Açıklamada, az sayıda parti üyesi ve kadro ile hatta üst düzey kadrolar arasında bile parti bilinci zayıflayan, idealleri ve inançları sarsılan veya bunları bütünüyle kaybeden kişilerin yer aldığı tespiti paylaşıldı.
Bu kişilerin halkla bağlarının zayıfladığı, başarı anlayışlarında sapmalar görüldüğü; biçimcilik, bürokratizm, hazcılık ve savurganlık eğilimlerinin ise ciddi boyutlara ulaştığı kaydedildi.
Kadro yapısındaki mücadele ruhunun yetersiz kaldığı belirtilen metinde, bazı kadroların sorumluluk almadığı, görevlerini yerine getirmediği, disiplin ve kurallara uymadığı, yetkilerini kişisel çıkarları için kullanarak yozlaştığı ve ahlaki çöküş yaşadığı bildirildi.
Merkez Komitesi, tüm parti üyelerinin ve kadroların sadık, dürüst ve sorumluluk sahibi olmasının, komünistlerin siyasi karakterini her zaman korumasının sağlanması gerektiğini vurguladı.
Kararda, parti mensuplarının Marksizme inancının, komünizme bağlılığının ve Çin’e özgü sosyalizme güveninin samimi, kararlı ve derin biçimde güçlendirilmesi istendi.
Parti içi hizipleşmeye ‘Yedi İzin Verilmeyen Davranış’ yasağı geldi
Merkez Komitesi, teşkilat hiyerarşisini ve birliğini sarsan tutumlara karşı “Yedi İzin Verilmeyen Davranış” başlığı altındaki yasakları kesin bir dille ilan etti.
Buna göre akraba ve yakın çevreyi kayırma, muhalifleri dışlama, küçük gruplar ve klikler oluşturma ile anonim ihbarlarla iftira atma ve söylenti yayma eylemleri kesinlikle yasaklandı.
Aynı kapsamda destek ve oy satın alma, makam vaat ederek bağlılık kazanma, kendi başına hareket etme, görünüşte uyumlu davranıp gerçekte karşı çıkma, aşırı güç biriktirme ve Merkez Komitesi hakkında uygunsuz değerlendirmeler yapma yasak listesinde yer aldı.
Metinde ayrıca düşüncede liberalizm, siyasette fırsatçılık, örgütlenmede hizipçilik, çalışmada dar bölgecilik ve sorumlulukların yerine getirilmesinde aşırı hoşgörülü davranma anlayışlarına karşı kararlılıkla mücadele edilmesi talimatı verildi.
Marksist öğrenme geleneğinin güçlendirilmesi çağrısı yapılan açıklamada; üyelerin ve kadroların kendi bölgelerinin, kurumlarının, birimlerinin koşulları ile kişisel düşünce ve çalışma deneyimlerini dikkate alarak teorik eğitimi derinleştirmesi gerektiği aktarıldı.
Tek adam yönetimine ve aile reisi modeline sınır çizildi
Yayımlanan kararlarda, parti içi karar alma mekanizmalarında demokratik yöntemlerin zorunlu kılınması gerektiği vurgulandı.
Parti komitesi veya parti grubu sekreterlerinin farklı görüşleri dikkatle dinlemesi ve azınlıkta kalan görüşlere doğru yaklaşması gerektiği kaydedildi.
Yönetim mekanizmalarında tek kişinin karar verdiği yönetim anlayışına ve otoriter aile reisi modeline izin verilmeyeceği kesin bir dille belirtildi.
Alt kademelerden birinci sorumlu yöneticinin kişisel otoritesini her koşulda korumalarının istenemeyeceği kurala bağlandı.
Partiye sadık olmayan, görünüşte bağlılık gösterip gerçekte karşı çıkan ve yetkilerini kişisel menfaatleri uğruna kullanan kişilerin ise kararlılıkla tasfiye edileceği bildirildi.
Özel sektörde ve yeni meslek gruplarında teşkilatlanma kararı alındı
Parti inşasının toplumun farklı katmanlarına yayılacağını duyuran Merkez Komitesi; özel mülkiyete dayalı işletmelerde, karma mülkiyetli yapılarda, özel okullarda ve özel hastanelerde teşkilatlanma yürütüleceğini açıkladı.
Aynı çerçevede yeni istihdam gruplarında parti inşasının güçlendirileceği, gençler, sanayi işçileri, çiftçiler ve aydınlar arasından yeni parti üyeleri kazanılmasına ağırlık verileceği kaydedildi.
Bürokrasinin hantallaşmasını önlemek amacıyla toplantıların, resmi belgelerin ve raporların sayısının azaltılması kararlaştırıldı.
Çalışma düzeninde kısa, somut ve yenilikçi bir anlayışın benimsenmesi; toplantıların ve yazılı metinlerin niteliğinin artırılması istendi.
Yolsuzlukla mücadele yeni teknolojileri kapsayacak biçimde genişletildi
Yolsuzlukla mücadelede “kaplanlar” olarak adlandırılan üst düzey failler, “sinekler” ve “karıncalar” olarak nitelenen taban düzeyindeki şüpheliler ile yurt dışına kaçan kişilerin kararlılıkla takip edileceği bildirildi.
Süreçte bir an bile duraksanmayacağı ve yarım adım dahi geri atılmayacağı belirtilirken, teşkilat içinde “demir şapkalı prensler” veya “dokunulmazlık belgesi” sahibi ayrıcalıklı kişilerin barınmasına izin verilmeyeceği ilan edildi.
Mücadelenin dijital alana da taşındığı metinde; internet, sanal para birimleri, sınır ötesi fon hareketleri ve blokzincir teknolojileri kullanılarak yürütülen yolsuzluk faaliyetlerine kararlılıkla karşı çıkılacağı aktarıldı.
Metinde son olarak “üst düzey bağlantı kurmak ve nüfuzlu kişilerin kapısını çalmak”, “ilkelerden çok ilişkilerin önemli olması”, “resmi mühürden çok kişisel talimatın geçerli olması” ve çıkar sağlanmadan iş yapılmaması gibi düzensizliklerin kökten temizleneceği kaydedildi.
Merkez Komitesi, tüm etnik gruplardan Çin halkının sosyalist modern bir ülkenin kapsamlı inşası ve Çin ulusunun büyük yeniden doğuşunun Çin’e özgü modernleşmeyle ilerletilmesi için kesintisiz mücadeleye yönlendirileceğini bildirdi.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu












