Bizi Takip Edin

Amerika

JD Vance, Yahudi Cumhuriyetçileri yatıştırmaya çalıştı

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Yahudi Cumhuriyetçiler nezdinde destek kazanmaya çalıştı ama herkes ikna olmuş değil.

Vance’in Pazartesi gecesi Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu’nun (RJC) yıllık liderlik zirvesinde yaptığı kapalı kapılar ardındaki konuşma, önde gelen İsrail yanlısı bağışçıların ABD-İsrail ilişkilerine verdiği destek konusundaki endişelerini büyük ölçüde giderdi.

Konuşma, Vance’in 2028’de Demokratların adayı kim olursa olsun “ondan daha tercih edilebilir” bir seçenek olacağına dair görüşlerini pekiştirdi.

Öte yandan POLITICO’ya göre bazı katılımcıların hâlâ Vance’e yönelik soruları var; özellikle de muhafazakâr yorumcu Tucker Carlson ile olan ilişkisi konusunda.

Carlson, İsrail’e yönelik eleştirileriyle uzun süredir Cumhuriyetçi Yahudi liderlerin öfkesini çekiyor.

Gayrimenkul geliştiricisi ve RJC yönetim kurulu üyesi Josh Katzen, kişisel görüşünü dile getirerek, “Vance pek çok endişeyi giderdi ama Tucker Carlson ile olan ilişkisine değinmedi ve bu da pek çok kişinin nedenini merak etmesine neden oldu,” dedi.

2028 Cumhuriyetçi adaylık yarışının şu anki favorisi olan Vance, ABD-İsrail ilişkilerine olan bağlılığını ve Cumhuriyetçi Parti içindeki antisemitizme karşı tutumunu sorgulayan Yahudi Cumhuriyetçiler tarafından uzun süredir şüpheyle karşılanıyor.

Pazartesi günkü konuşmasında her iki konuyu da doğrudan ele aldı ve verdiği yanıtlarla şüpheci dinleyicileri büyük ölçüde yatıştırdı.

“Yahudi nefreti ruhu kemirir” diyerek, Cumhuriyetçilerin genç Amerikalılara İsrail ile ittifak kurmanın neden ABD’nin menfaatine olduğunu açıkça ifade etmeleri gerektiğini söyledi.

Ne var ki Carlson ve diğer podcast sunucuları hakkındaki bir soruya verdiği dolambaçlı yanıt, bazı katılımcıların daha fazla açıklama beklemesine neden oldu.

RJC yönetim kurulu başkanı eski Senatör Norm Coleman Vance’e, “Birkaç isim: Tucker Carlson, Megyn Kelly, Joe Rogan, Nick Fuentes. Bu kişiler antisemitlere platform sağladılar. Katıldığınız platformlar açısından… sınırı nasıl çiziyorsunuz?” diye sordu.

“Bu odadaki pek çok kişinin Tucker Carlson, Megyn Kelly veya Joe Rogan’ın söylediklerine katılmayabileceğinin farkındayım,” diyen Vance, daha sonra Rogan ve Fuentes’e geçerek bunların “iki çok, çok farklı insan kategorisi” olduğunu belirtti ve Rogan gibi kişilerle, anlaşmazlıklar olsa bile mantık yoluyla konuşulması gerektiğini öne sürdü.

Bu cevap, Vance’in Carlson ile uzun süredir devam eden ilişkisini merak eden bazıları için yeterli olmadı.

Vance, Carlson’un Fox News programına düzenli olarak konuk oluyordu ve 2022’de Ohio’daki ABD Senatosu ön seçimlerinde zafer kazanmasında Carlson’a büyük pay atfetti.

2024’te Carlson, Trump’ın Vance’i başkan yardımcısı adayı olarak seçmesi için baskı yapmıştı.

İsrail yanlısı bir kampüs aktivisti olan Shabbos Kestenbaum, Carlson’ı kastederek şöyle konuştu:

“JD Vance’in, Trump’ın derhal görevden alınmasını talep eden bir kişiyle ittifak kurması, Yahudi muhafazakârların çoğunun onun adaylığını değerlendirmesini zorlaştıracaktır, Kişilik değil, politikaya odaklanabilmemiz için bu sorunun bir an önce çözülmesini umuyoruz.”

Cumhuriyetçilerin önemli bağışçılarından ve RJC yönetim kurulu üyesi Eric Levine, “Bana göre, Yahudiler ve İsrail meselesinde, bir yanda Hasan Piker, Zohran Mamdani, Abdul El-Sayed ve genel olarak DSA [Amerika Demokratik Sosyalistleri] ile diğer yanda Tucker Carlson, Nick Fuentes, Marjorie Taylor Green ve neo-Naziler arasında hiçbir fark yoktur,” dedi

Levine bu nedenle başkan yardımcısının kendisiyle aralarına net bir çizgi çekmesini ve Tucker’ı ismen kınamasını dilediğini söyledi.

Muhafazakâr radyo sunucusu Sid Rosenberg de tatmin olmayanlardan. Sahnede yaptığı konuşmada RJC katılımcılarına “Vance’e bir şans verin” diye çağrıda bulunmasından sadece birkaç saat sonra, Vance’in bu fırsatı değerlendiriş biçimine eleştirel yaklaştı.

Rosenberg X’te şunları yazdı:

“@TuckerCarlson ve @megynkelly’yi sert bir şekilde eleştirebilecek bir şansı vardı, ancak bunun yerine tüm vaktini Nick Fuentes konusunda @joerogan’ı savunmakla geçirdi. Bakın, o hâlâ herhangi bir Demokrat adaydan daha iyi fakat bu gece salondaki GÜÇLÜ Yahudileri etkilediğini sanmıyorum.”

Carlson ise bir kısa mesajda şöyle dedi:

“Soykırımı teşvik eden ve savunan bir örgüt, hâlâ kendilerinin asıl kurbanlar olduğunu iddia etmeye devam ediyor mu? Artık bu saçmalığa kimin inandığını hayal bile edemiyorum.”

Vance’e yakın ve başkan yardımcısının çevresindeki havayı anlatmak için isminin gizli kalmasını isteyen bir kişi, Vance’in katılımcıların hepsini ikna edeceği ya da “her bir kişinin her bir cevabı seveceği” konusunda hiçbir yanılsama olmadığını söyledi.

“Amaç, gerginliği azaltmak, zeytin dalı uzatmak ve başkan yardımcısının bir düşman değil, bir müttefik olduğunu açıkça ortaya koymaktı,” diyen bu kişi, bu hedefin “gerçekleştirildiğini” savundu.

RJC sözcüsü Sam Markstein de örgütün bir koalisyon olduğunu vurguladı.

Markstein şöyle dedi:

“Örgüt içinde her zaman birçok farklı görüş olacaktır. Çok sayıda kamuoyunun önde gelen isminin Yahudi topluluğundan ve ABD-İsrail ilişkilerinden uzaklaştığı bir dönemde, Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu her zaman orada bulunan liderlerin yanında yer alacaktır. Başkan Yardımcısı JD Vance oradaydı ve gürültülü alkışlarla defalarca ayakta alkışlandı.”

Vance’in konuşması, 2022’de katılmış olmasına rağmen RJC liderlik zirvesinde yaptığı ilk konuşmaydı.

Ülkenin en etkili Cumhuriyetçi bağışçılarından bazılarını bir araya getiren bu konferansa, 2019’dan bu yana ilk kez görevdeki bir başkan veya başkan yardımcısı katıldı.

Öte yandan Birçok katılımcı, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun hâlâ kalabalığın gözdesi olduğunu söyledi.

RJC yönetim kurulu üyesi Katzen, “Bu konferansta Marco Rubio’nun adı her anıldığında, kendiliğinden bir alkış tufanı kopuyor,” dedi.

Nitekim, Rosenberg Pazartesi günü yaptığı konuşmada katılımcılardan Vance’i sıcak karşılama çağrısında bulunurken, “Eğer Marco Rubio bu akşam burada olsaydı…” şeklinde bir varsayımda bulundu ve sözleri alkış sesleriyle kesildi.

Rubio, Vance’e karşı adaylık yarışına girmezse, diğer gözlemciler Senatör Ted Cruz’un RJC katılımcıları arasında en avantajlı konumda olacağını düşünüyor.

Vance’in konuşmasından önce Levine, “Ted Cruz burada seviliyor ve burada sevilmeyi hak ediyor. Bakın, Cruz ile Vance arasında bir seçim olsaydı, bu kalabalığın yüzde 90’ının Cruz’u destekleyeceğini tahmin ediyorum,” dedi.

RJC yönetim kurulu üyesi ve eski Beyaz Saray basın sözcüsü Ari Fleischer, Vance’in ilerleme kaydettiğini ama İsrail yanlısı toplulukla ilişki kurmanın zaman alacağını belirtti.

Öte yandan Jewish Insider’ın aktardığına göre katılımcılar, bazı istisnalar dışında, bu konuşmanın Vance’in “şüpheci Yahudi ve İsrail yanlısı Cumhuriyetçileri” yatıştırmasına ve olası bir 2028 başkanlık adaylığı öncesinde RJC kitlesi nezdindeki desteğini artırmasına yardımcı olduğunu büyük ölçüde ifade ettiler.

Vance’e, İsrail hükümetini İran’la müzakereleri baltalamak amacıyla ABD’de “etki operasyonları” yürütmekle suçladığı son açıklamaları hakkında doğrudan bir soru sorulmadı.

Başkan Yardımcısı, İsrail’in Orta Doğu’ya odaklanması ve ABD’nin yirmi yıldır sürdürdüğü bu bölgeye yönelik odaklanmadan uzaklaşma isteğinin, “İsrail’in bu konulara Amerika Birleşik Devletleri’nden biraz farklı bir bakış açısıyla yaklaşmasının doğal bir sonucu olduğunu” belirtti ve “En önemli nokta, pek çok konuda çıkarların örtüştüğü gerçeğini vurgulamak,” dedi.

Amerika

Büyük Teknoloji, 300 milyar dolarlık borcu bilanço dışı tutmaya çalışıyor

Yayınlanma

Büyük teknoloji şirketleri, yapay zeka veri merkezleri ve çipleri için borçları desteklemek amacıyla garantilerin kullanımını hızla genişletiyor.

Şirketler, bir yıldan kısa bir sürede 300 milyar dolara varan taahhütlerde bulunurken, bu riskin çok az bir kısmını bilançolarında gösteriyorlar.

Geçen sonbaharda Meta tarafından devasa bir veri merkezi projesinde ilk kez kullanılan ve “kalıntı değer garantileri” [residual value guarantees] olarak adlandırılan bu uygulamalar, Broadcom tarafından Anthropic’e yönelik çip finansman anlaşmasının bir parçası olarak ve Nvidia tarafından da OpenAI’a ve çiplerini satın alan diğer müşterilere destek sağlamak amacıyla benimsenmiştir.

Teknoloji şirketlerinin yongalar veya veri merkezleri için minimum bir gelecek değeri garanti ettiği bu düzenlemeler, yapay zeka altyapısı patlamasını hızlandırmak amacıyla Büyük Teknoloji şirketleri tarafından benimsenen ve giderek artan yaratıcı finansman yapıları arasına katılıyor.

Financial Times’ın (FT) bir analizine göre, teknoloji devleri yalnızca son 12 ayda bu garantiler kapsamında 300 milyar dolara varan taahhütlerde bulundu.

Bankacılar bu garantileri “bilanço açısından verimli” olarak tanımlıyor. Bu garantiler genellikle teknoloji şirketlerinin kendileri tarafından değil, altyapıya sahip özel amaçlı araçlar (SPV’ler) tarafından ihraç edilen borçları destekliyor.

Bu da teknoloji gruplarının yükümlülükleri tam olarak bilançolarına kaydetmeye gerek kalmadan finansal güçlerini bu anlaşmalara aktarmalarına olanak tanıyor.

Veri merkezleri borçluluğu gitgide artıyor

Garantilerin artması, Büyük Teknoloji şirketlerinin yapay zeka alanındaki trilyonlarca dolarlık yatırımının, hayal kırıklığı yaratan kullanım oranları, bilgi işlem gücünde arz fazlası ya da teknoloji etrafında sürdürülebilir iş modelleri oluşturulamaması nedeniyle karşılığını vermemesi durumunda, bir risk katmanı daha ekliyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu KBRA’nın kıdemli direktörü Doug Colandrea, “Geçtiğimiz yıl bilanço dışı risklerde önemli bir artış yaşandı. Bu durum, kredi risk profillerine çok yüksek derecede bir karmaşıklık katıyor,” dedi.

Yapay zeka harcama planları nakit akışlarını aşmaya başladıkça, teknoloji şirketleri yatırım notlarını korumak ve düşük maliyetli kurumsal borç kaynaklarına erişimlerini sürdürmek amacıyla bilançolarını yönetmeye daha fazla odaklanmaya başladı.

Genel olarak, Morgan Stanley analistleri yedi hiper ölçekli şirket ve çip üreticisinin bilanço dışı taahhütleri ve kredi desteğinin toplamının 3,1 trilyon doları aştığını hesapladı.

CIBC Private Wealth US’in sabit getirili menkul kıymetler başkanı Tim Musial, “Herkes hesaplama gücünü elde etmek için bir yarış içinde olduğu için tüm bu gelecekteki taahhütler konusunda endişe var,” dedi.

Kredi verenler için, Büyük Teknoloji şirketlerinin sunduğu kalıntı değer garantileri, yapay zeka veri merkezlerini ve çipleri finanse etmek için on milyarlarca dolar ayırırken mevcut teknolojinin hızla eskimesi konusundaki endişeleri hafifletmeye yardımcı oluyor.

Teknoloji şirketleri, bu varlıkların bir gün satılması veya yeniden kiralanması gerektiğinde ve garantili asgari değerin altında bir fiyat elde edilmesi durumunda, belirlenen eksiklikleri karşılamayı kabul ediyor.

Konuya yakın kaynaklara göre, bu şirketlerin yapay zeka finansmanına girişi, bu garantilerle projeler için daha ucuz finansman imkânı sağladı.

Bu garantilerin fiyatı genellikle garantörün kendi borcuna göre sadece 100 ila 150 baz puanlık bir prim olarak belirleniyor.

Broadcom, bu yıl bu garantileri benimseyen ilk yonga üreticisi oldu ve Haziran ayında, çipleri Anthropic’e kiralayacak bir SPV’ye 1 GW’lık çip satmak üzere 29 milyar dolarlık risk üstlendi.

Bu garanti, Broadcom ve Google’ın yapay zeka laboratuvarına yonga tedarik etmek üzere oluşturdukları karmaşık bir tedarikçi finansman programının bir parçası.

Broadcom’un son çeyrek raporuna göre, bu kredi desteğinin şirketin kendi bilançosu üzerinde çok az etkisi olduğu görüldü.

Konuya yakın kaynaklar, yonga üreticisinin muhtemelen gelecek yıl planladığı çip teslimatlarının bir kısmını finanse etmek için garantiler sunacağını belirtti.

Bu teslimatlar arasında Anthropic için 5 GW’lık ek yonga ve OpenAI için 1,3 GW’lık özel üretim çipler yer alıyor.

Büyük Teknoloji’nin 3 trilyon dolarlık AI kumarı

Şirket, yatırımcılara “önde gelen öncü yapay zeka laboratuvarlarının güçlü kârlılık eğilimi ve temel varlıkların sürdürülebilir değeri” nedeniyle bu tür garantilerin devreye girme olasılığının düşük olduğunu bildirdi.

Geçen ay Broadcom’un rakibi Nvidia, benzer bir tedarikçi finansman programını duyurmuştu.

Çip üreticisi, Goldman Sachs ve bir grup Wall Street yatırımcısı tarafından hazırlanan anlaşmalar için yüzde 25’e varan kalıntı değer desteği sunabileceğini belirtti.

Bu anlaşmaların amacı, Nvidia tabanlı yapay zeka altyapısı için toplu olarak 500 milyar dolarlık sermaye toplamak.

Nvidia ayrıca, OpenAI için Ohio’da devasa bir veri merkezi kampüsü inşa eden SoftBank iştiraki SB Energy’ye 105 milyar dolarlık teminat sağladı.

Şirket, OpenAI’ın kira sözleşmeleri 2028’de yürürlüğe girene kadar bilançosunda herhangi bir yükümlülük kaydetmeyecek; o zaman bile garanti yapısı, bilançosundaki yükü sınırlayacak.

Buna karşılık, kampüs 20 yıl boyunca yalnızca Nvidia donanımlarını kullanacak.

Morgan Stanley ve Goldman Sachs’taki bankacılar, bu anlaşmaların oluşturulmasında kilit rol oynadılar.

Morgan Stanley’de yapılandırılmış ürünler sermaye piyasaları başkanı Richard Myers şunları söyledi:

“[Kalıntı değer garantileri] varlığın rekabetçi bir satış süreci yoluyla nakde çevrilmesini gerektiren net bir sözleşme mekanizmasına sahip ve bu varlık değeri daha sonra garanti kapsamındaki herhangi bir riskle mahsup edilir.”

Bu yapı, yapay zeka altyapısına ilk kez bu şirket tarafından uygulanmıştı.

Garantör, yalnızca satış fiyatı ile garantili değer arasındaki farkı karşıladığından, kalıntı değer garantileri “tipik bir ödeme garantisine kıyasla bilançoda daha verimli bir muamele görüyor.”

Meta, yapay zeka finansmanı için bu yapıyı benimseyen ilk teknoloji grubu oldu.

Şirket, Louisiana’da 2 GW kapasiteli Hyperion veri merkezini geliştirmek üzere Blue Owl ile kurduğu ortak girişimi desteklemek amacıyla 28 milyar dolarlık kalıntı değer garantisi sağladı.

4 milyon fit kare (yaklaşık 371 bin metrekare) alana yayılan projenin 2030 yılına kadar faaliyete geçmesi bekleniyor ve yaklaşık 1,5 milyon haneye elektrik sağlayacak kadar enerji üretecek.

Bu garantiler, sonuçta veri merkezi için Meta’nın kendi tahvillerinden 150 baz puan farkla 27 milyar dolarlık borç sağlanmasına yardımcı oldu.

Bu süreçte Meta’nın bilançosunda kayda değer bir risk kaydı oluşmadı.

Teknoloji grubu, Temmuz ayında El Paso’da inşa edilen 1 GW’lık bir veri merkezini desteklemek için benzer bir yapıdan yararlandı.

Garantiler çoğunlukla bilanço dışı olsa da, kredi derecelendirme kuruluşları, bunları yansıtmak için teknoloji gruplarının kaldıraç rakamlarında düzeltmeler yaptıklarını belirtiyorlar.

S&P’deki analistler, garantili değerin, veri merkezi veya yongaların zorlu bir satış durumunda elde edeceği gelirle ilgili kendi tahminlerini aşan tutarı hesaplara eklediklerini söylüyorlar.

Okumaya Devam Et

Amerika

Paramount, Warner Bros anlaşmasını bitirmeye yakın

Yayınlanma

Paramount, Warner Bros. Discovery’ye yönelik 111 milyar dolarlık devralma teklifinin önündeki engeli aşmak için önemli bir adım attı.

Şirketin sahipleri, 12 Demokrat eyalet başsavcısından oluşan bir koalisyona bir dizi taviz verdi.

Kaliforniya Başsavcısı Rob Bonta Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, “Bu uzlaşma, söz konusu birleşmeye verilen bir destek oyu değil,” dedi ve iki şirketin birleşmesi gerektiğini düşünmediğini ekledi.

Fakat Bonta, uzlaşmanın “rekabeti ve tüketicileri koruyan güçlü bir çözüm” olduğunu belirtti ve “Daha fazla yapım, burada, ülkemizde daha fazla iş demektir,” dedi.

Anlaşma ayrıca, birleşmiş şirketin televizyon haberciliği devleri olan CBS ve CNN’i, haber odası kararlarına yönelik kurumsal müdahalelerden korumayı amaçlayan bir kurul oluşturulmasını da öngörüyor; bu, birçok eyalet başsavcısının talebiydi.

Bonta, bir denetçinin Paramount’un şartlara uyumunu izleyeceğini belirtti. Şirketin bu şartlara uymaması halinde eyaletlerin konuyu mahkemeye taşıyacağını da sözlerine ekledi.

Eyaletlerin açtığı dava ve Amerika Yazarlar Birliği’nin (WGA) benzer davası, Paramount’un Warner’ı devralma yolundaki son engellerdi.

Anlaşma, hâlâ bir yargıcın onayına tabi olmakla birlikte, Paramount’u en azından şimdilik Warner Bros. Studios ve Paramount Pictures’ı ayrı ayrı işletmeye mecbur kılacak.

İki şirket birlikte, iki yıl boyunca yılda en az 30 film, sonraki üç yıl boyunca ise yılda 32 film yayınlayacak; aksi takdirde para cezasına çarptırılacak.

Ayrıca, ABD’de film çekmek için yıllık 300 milyon dolar daha harcayacaklar.

Paramount CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı David Ellison şunları söyledi:

“Hedefimiz her zaman daha güçlü bir Hollywood inşa etmek olmuştur; daha fazla hikayenin anlatıldığı, tüketiciler için daha fazla seçenek sunan ve rekabetin daha güçlü olduğu bir Hollywood. Bu vizyon, dünya çapında yaklaşık 70 yargı bölgesindeki rekabet otoritelerinin oybirliğiyle onaylanmasıyla doğrulandı; bu otoriteler, anlaşmanın rekabeti, tüketicileri ve çalışanları destekleyici olduğu konusunda hemfikirdi. Eyalet başsavcılarının ve WGA’nın endişelerini gidermiş bulunmaktayız; bu birleşme için tam onay aldık ve bu taahhütleri hayata geçirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Ellison ailesi ile Başkan Donald Trump yakın bağlara sahip.

David Ellison, Paramount’u bir yıldan biraz fazla bir süre önce satın aldı. Bu anlaşma için Federal İletişim Komisyonu Başkanı Brendan Carr’ın onayını almak üzere bazı adımlar attı. 

Ardından, Bari Weiss’i CBS News’un genel yayın yönetmeni olarak işe aldı. Merkez sağ görüşlü haber sitesi The Free Press’in kurucusu olan Weiss, ana akım basının başkana karşı aşırı derecede refleksif bir eleştiri tutumu sergilediğini savunuyor.

Weiss, birkaç CBS kıdemli çalışanını işten çıkardı ve kendi seçtiği kişileri atadı.

Hem Paramount’un satın alınması hem de Warner’ı satın alma anlaşması, Ellison’ın babası ve Trump’ın mali destekçisi ve danışmanı olan Oracle’ın kurucu ortağı Larry Ellison’ın servetine dayanıyor.

Trump, TikTok’un Çinli sahibinden ayrılması sırasında, Ellison’ın ABD’deki TikTok’un kontrol hissesine sahip olmasını sağladı.

Hem CBS News’in durumu hem de Ellison ailesinin Trump ile olan bağları göz önüne alındığında, eyalet başsavcıları bunun CNN’in haber içeriğinin tarafsızlığını nasıl etkileyebileceği konusunda endişelerini dile getirdiler.

Paramount’un Warner’ı satın alması, iki ikonik film stüdyosunu, CBS ve CNN’i, çok sayıda kablolu kanalı, Paramount Plus ve HBOMax yayın platformlarını ve DC Comics, Harry Potter ve Star Trek gibi büyük serileri bir araya getirecek.

Ellison, Paramount’un dijital devler Netflix, Amazon ve Apple’ın yanı sıra Disney ile rekabet edebilmek için büyümesi gerektiğini savunuyor.

Eyalet başsavcıları devreye girerek, benzer rakiplerin birleşmesinin eğlence sektöründe kitlesel işten çıkarmalara, daha az film çekilmesine, sinema salonlarına daha yüksek ücretler uygulanmasına ve sinemaseverler için bilet fiyatlarının artmasına yol açabileceği endişesini gerekçe göstererek antitröst davası açtılar.

18 Eylül’de FCC, anlaşmayı finanse etmek için devasa bir yabancı sermaye girişini onayladı. 

Birleşen şirketin hisselerinin %49,5’i, Suudi Arabistan, Katar ve Abu Dabi’nin varlık fonları da dahil olmak üzere yabancı sermayeye ait olacak.

Ayrıca kurum, bu oranın %100’e kadar çıkabileceğine hükmetti. Paramount, sahip olacağı hisselerin oy hakkı olmayan sessiz hisselerden oluşacağına dair söz verdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Palantir CEO’su Karp, yapay zeka için devletleştirme istedi

Yayınlanma

Palantir CEO’su Alex Karp, yapay zeka laboratuvarlarının devletleştirilmesi çağrısında bulundu.

Karp, “sorumsuzca” hareket eden yapay zeka geliştiricilerine hem hukuki hem de cezai sorumluluklar yüklenmesi gerektiğini vurguladı.

Geçen perşembe günü CNBC’ye verdiği demeçte Karp, politika yapıcıların bu teknolojiye ilişkin “makul kılavuz ilkeler” belirlemesi gerektiğini söyledi.

Karp, “İlk savunma hattı, kendi eylemlerinizden sorumlu olmanızdır,” dedi.

Hükümetlerin devletleştirmeyi gerekli gördüklerine inandığını belirten Karp, bunun yapılmaması halinde AI şirketlerinin her müşterisinin yasal işlem başlatabileceğini ifade etti ve “Bu konuyu ciddiye almalıyız,” diye ekledi.

Karp’ın açıklamaları, araştırmacıların bu teknolojinin varoluşsal ve toplumsal tehlikeler oluşturduğuna dair uyarılarının giderek artması karşısında, politika yapıcıların ve teknoloji yöneticilerinin gelişmiş yapay zeka sistemlerini nasıl yönetecekleri konusunda çabaladıkları bir dönemde geldi.

Huang: Yapay zekayı sosyal medya gibi düzenlemeyin

Anthropic CEO’su Dario Amodei, öncü yapay zeka geliştirme çalışmalarının hızının yavaşlatılması çağrısında bulunmuştu.

OpenAI CEO’su Sam Altman ile SpaceX ve Tesla CEO’su Elon Musk da bu görüşe katıldıklarını belirttiler.

Başkan Donald Trump ise bu endişeleri reddetti ve sosyal medya hesaplarında yapay zeka risklerini defalarca “aldatmaca” olarak nitelendirdi.

Nvidia CEO’su Jensen Huang ve Meta Platforms CEO’su Mark Zuckerberg, yapay zeka geliştirme konusunda Trump’ın daha hoşgörülü tutumuna katıldıklarını açıkladılar.

Zuckerberg “uyum konusuna odaklanamayan yapay zeka laboratuvarlarının geride kalacağını” söyledi.

OpenAI, geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, son altı ayda meydana gelen “beklenmedik veya endişe verici” altı model davranışı örneğini ortaya koydu.

Bu açıklama, Hugging Face sızıntısının ardından geldi. Bu olay, Amodei’nin yapay zeka geliştirme hızını yavaşlatma argümanının bir parçası olarak bu olayı örnek göstermesine neden olmuştu.

Trump, yapay zekada “yavaşlama” çağrılarını reddetti

OpenAI CFO’su Sarah Friar, güvenlik endişeleri gerektirirse şirketin yapay zeka geliştirme çalışmalarını yavaşlatacağını belirtti.

Friar, “Eğer bu, sınırları yeniden belirlememiz ve hızımızı düşürmemiz anlamına geliyorsa, elbette araştırmacılarımızı dinleyip bunu yapacağız,” dedi.

Bu arada OpenAI, Anthropic ve Google DeepMind, birkaç haftadır güvenlik koordinasyonu görüşmeleri yürütüyor.

Tartışma, Kongre’ye de sıçradı. Connecticut eyaletinden Demokrat Senatör Richard Blumenthal, ülkenin “kontrolü tamamen kaybetmenin eşiğinde” olduğunu belirterek, yapay zeka modellerinin kullanıma sunulmadan önce bağımsız bir incelemeye tabi tutulması gerektiğini vurguladı.

Temsilciler Meclisi’nde, yapay zeka geliştiricilerini sistemlerine acil durum kapatma özellikleri eklemeye zorlayacak bir yasa tasarısı da sunuldu.

Fakat benzer öneriler Senato’da muhalefetle karşılaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English