Amerika
JD Vance, Yahudi Cumhuriyetçileri yatıştırmaya çalıştı

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Yahudi Cumhuriyetçiler nezdinde destek kazanmaya çalıştı ama herkes ikna olmuş değil.
Vance’in Pazartesi gecesi Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu’nun (RJC) yıllık liderlik zirvesinde yaptığı kapalı kapılar ardındaki konuşma, önde gelen İsrail yanlısı bağışçıların ABD-İsrail ilişkilerine verdiği destek konusundaki endişelerini büyük ölçüde giderdi.
Konuşma, Vance’in 2028’de Demokratların adayı kim olursa olsun “ondan daha tercih edilebilir” bir seçenek olacağına dair görüşlerini pekiştirdi.
Öte yandan POLITICO’ya göre bazı katılımcıların hâlâ Vance’e yönelik soruları var; özellikle de muhafazakâr yorumcu Tucker Carlson ile olan ilişkisi konusunda.
Carlson, İsrail’e yönelik eleştirileriyle uzun süredir Cumhuriyetçi Yahudi liderlerin öfkesini çekiyor.
Gayrimenkul geliştiricisi ve RJC yönetim kurulu üyesi Josh Katzen, kişisel görüşünü dile getirerek, “Vance pek çok endişeyi giderdi ama Tucker Carlson ile olan ilişkisine değinmedi ve bu da pek çok kişinin nedenini merak etmesine neden oldu,” dedi.
2028 Cumhuriyetçi adaylık yarışının şu anki favorisi olan Vance, ABD-İsrail ilişkilerine olan bağlılığını ve Cumhuriyetçi Parti içindeki antisemitizme karşı tutumunu sorgulayan Yahudi Cumhuriyetçiler tarafından uzun süredir şüpheyle karşılanıyor.
Pazartesi günkü konuşmasında her iki konuyu da doğrudan ele aldı ve verdiği yanıtlarla şüpheci dinleyicileri büyük ölçüde yatıştırdı.
“Yahudi nefreti ruhu kemirir” diyerek, Cumhuriyetçilerin genç Amerikalılara İsrail ile ittifak kurmanın neden ABD’nin menfaatine olduğunu açıkça ifade etmeleri gerektiğini söyledi.
Ne var ki Carlson ve diğer podcast sunucuları hakkındaki bir soruya verdiği dolambaçlı yanıt, bazı katılımcıların daha fazla açıklama beklemesine neden oldu.
RJC yönetim kurulu başkanı eski Senatör Norm Coleman Vance’e, “Birkaç isim: Tucker Carlson, Megyn Kelly, Joe Rogan, Nick Fuentes. Bu kişiler antisemitlere platform sağladılar. Katıldığınız platformlar açısından… sınırı nasıl çiziyorsunuz?” diye sordu.
“Bu odadaki pek çok kişinin Tucker Carlson, Megyn Kelly veya Joe Rogan’ın söylediklerine katılmayabileceğinin farkındayım,” diyen Vance, daha sonra Rogan ve Fuentes’e geçerek bunların “iki çok, çok farklı insan kategorisi” olduğunu belirtti ve Rogan gibi kişilerle, anlaşmazlıklar olsa bile mantık yoluyla konuşulması gerektiğini öne sürdü.
Bu cevap, Vance’in Carlson ile uzun süredir devam eden ilişkisini merak eden bazıları için yeterli olmadı.
Vance, Carlson’un Fox News programına düzenli olarak konuk oluyordu ve 2022’de Ohio’daki ABD Senatosu ön seçimlerinde zafer kazanmasında Carlson’a büyük pay atfetti.
2024’te Carlson, Trump’ın Vance’i başkan yardımcısı adayı olarak seçmesi için baskı yapmıştı.
İsrail yanlısı bir kampüs aktivisti olan Shabbos Kestenbaum, Carlson’ı kastederek şöyle konuştu:
“JD Vance’in, Trump’ın derhal görevden alınmasını talep eden bir kişiyle ittifak kurması, Yahudi muhafazakârların çoğunun onun adaylığını değerlendirmesini zorlaştıracaktır, Kişilik değil, politikaya odaklanabilmemiz için bu sorunun bir an önce çözülmesini umuyoruz.”
Cumhuriyetçilerin önemli bağışçılarından ve RJC yönetim kurulu üyesi Eric Levine, “Bana göre, Yahudiler ve İsrail meselesinde, bir yanda Hasan Piker, Zohran Mamdani, Abdul El-Sayed ve genel olarak DSA [Amerika Demokratik Sosyalistleri] ile diğer yanda Tucker Carlson, Nick Fuentes, Marjorie Taylor Green ve neo-Naziler arasında hiçbir fark yoktur,” dedi
Levine bu nedenle başkan yardımcısının kendisiyle aralarına net bir çizgi çekmesini ve Tucker’ı ismen kınamasını dilediğini söyledi.
Muhafazakâr radyo sunucusu Sid Rosenberg de tatmin olmayanlardan. Sahnede yaptığı konuşmada RJC katılımcılarına “Vance’e bir şans verin” diye çağrıda bulunmasından sadece birkaç saat sonra, Vance’in bu fırsatı değerlendiriş biçimine eleştirel yaklaştı.
Rosenberg X’te şunları yazdı:
“@TuckerCarlson ve @megynkelly’yi sert bir şekilde eleştirebilecek bir şansı vardı, ancak bunun yerine tüm vaktini Nick Fuentes konusunda @joerogan’ı savunmakla geçirdi. Bakın, o hâlâ herhangi bir Demokrat adaydan daha iyi fakat bu gece salondaki GÜÇLÜ Yahudileri etkilediğini sanmıyorum.”
Carlson ise bir kısa mesajda şöyle dedi:
“Soykırımı teşvik eden ve savunan bir örgüt, hâlâ kendilerinin asıl kurbanlar olduğunu iddia etmeye devam ediyor mu? Artık bu saçmalığa kimin inandığını hayal bile edemiyorum.”
Vance’e yakın ve başkan yardımcısının çevresindeki havayı anlatmak için isminin gizli kalmasını isteyen bir kişi, Vance’in katılımcıların hepsini ikna edeceği ya da “her bir kişinin her bir cevabı seveceği” konusunda hiçbir yanılsama olmadığını söyledi.
“Amaç, gerginliği azaltmak, zeytin dalı uzatmak ve başkan yardımcısının bir düşman değil, bir müttefik olduğunu açıkça ortaya koymaktı,” diyen bu kişi, bu hedefin “gerçekleştirildiğini” savundu.
RJC sözcüsü Sam Markstein de örgütün bir koalisyon olduğunu vurguladı.
Markstein şöyle dedi:
“Örgüt içinde her zaman birçok farklı görüş olacaktır. Çok sayıda kamuoyunun önde gelen isminin Yahudi topluluğundan ve ABD-İsrail ilişkilerinden uzaklaştığı bir dönemde, Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu her zaman orada bulunan liderlerin yanında yer alacaktır. Başkan Yardımcısı JD Vance oradaydı ve gürültülü alkışlarla defalarca ayakta alkışlandı.”
Vance’in konuşması, 2022’de katılmış olmasına rağmen RJC liderlik zirvesinde yaptığı ilk konuşmaydı.
Ülkenin en etkili Cumhuriyetçi bağışçılarından bazılarını bir araya getiren bu konferansa, 2019’dan bu yana ilk kez görevdeki bir başkan veya başkan yardımcısı katıldı.
Öte yandan Birçok katılımcı, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun hâlâ kalabalığın gözdesi olduğunu söyledi.
RJC yönetim kurulu üyesi Katzen, “Bu konferansta Marco Rubio’nun adı her anıldığında, kendiliğinden bir alkış tufanı kopuyor,” dedi.
Nitekim, Rosenberg Pazartesi günü yaptığı konuşmada katılımcılardan Vance’i sıcak karşılama çağrısında bulunurken, “Eğer Marco Rubio bu akşam burada olsaydı…” şeklinde bir varsayımda bulundu ve sözleri alkış sesleriyle kesildi.
Rubio, Vance’e karşı adaylık yarışına girmezse, diğer gözlemciler Senatör Ted Cruz’un RJC katılımcıları arasında en avantajlı konumda olacağını düşünüyor.
Vance’in konuşmasından önce Levine, “Ted Cruz burada seviliyor ve burada sevilmeyi hak ediyor. Bakın, Cruz ile Vance arasında bir seçim olsaydı, bu kalabalığın yüzde 90’ının Cruz’u destekleyeceğini tahmin ediyorum,” dedi.
RJC yönetim kurulu üyesi ve eski Beyaz Saray basın sözcüsü Ari Fleischer, Vance’in ilerleme kaydettiğini ama İsrail yanlısı toplulukla ilişki kurmanın zaman alacağını belirtti.
Öte yandan Jewish Insider’ın aktardığına göre katılımcılar, bazı istisnalar dışında, bu konuşmanın Vance’in “şüpheci Yahudi ve İsrail yanlısı Cumhuriyetçileri” yatıştırmasına ve olası bir 2028 başkanlık adaylığı öncesinde RJC kitlesi nezdindeki desteğini artırmasına yardımcı olduğunu büyük ölçüde ifade ettiler.
Vance’e, İsrail hükümetini İran’la müzakereleri baltalamak amacıyla ABD’de “etki operasyonları” yürütmekle suçladığı son açıklamaları hakkında doğrudan bir soru sorulmadı.
Başkan Yardımcısı, İsrail’in Orta Doğu’ya odaklanması ve ABD’nin yirmi yıldır sürdürdüğü bu bölgeye yönelik odaklanmadan uzaklaşma isteğinin, “İsrail’in bu konulara Amerika Birleşik Devletleri’nden biraz farklı bir bakış açısıyla yaklaşmasının doğal bir sonucu olduğunu” belirtti ve “En önemli nokta, pek çok konuda çıkarların örtüştüğü gerçeğini vurgulamak,” dedi.
Amerika
ABD Enerji Bakanlığı’ndan Orta Atlantik bölgesinde acil şebeke kararı

ABD Enerji Bakanlığı, Orta Atlantik bölgesinde artan talep ve planlı hat bakımları nedeniyle oluşabilecek elektrik kesintisi riskine karşı acil durum kararı yayımladı. Bölgesel şebeke işletmecisi PJM’e yedek üretim kapasitelerini devreye alma izni verilirken ülke genelinde 35 gigavatı aşkın kullanılmayan yedek kaynak bulunuyor.
ABD Enerji Bakanlığı, ülkenin Orta Atlantik bölgesindeki elektrik şebekesinde baş göstermesi beklenen aşırı yüklenme ve elektrik kesintisi riskine karşı acil durum kararı aldı.
Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan talimata göre önlemler 13 Ekim 2026 ile 16 Ekim 2026 tarihleri arasında yürürlükte kalacak.
Karar, sonbahar bakım mevsimi nedeniyle üretim tesislerinde uygulanan planlı duruşlar, iletim hatlarındaki planlı kesintiler ve beklenen yüksek talep koşulları altında alındı.
Enerji Bakanlığı, bölgesel şebeke işletmecisi PJM Interconnection şirketinin 11 Ekim 2026 tarihinde ilettiği başvuru üzerine harekete geçti.
Bölgesel işletmeciye yedek kapasiteyi devreye alma yetkisi verildi
Bakanlık kararı kapsamında PJM Interconnection şirketine, şebeke güvenliğini korumak amacıyla belirlenen üretim ünitelerini devreye sokma ve çalıştırma yetkisi tanındı.
Şirket, nihai çare olarak Enerji Acil Durum Uyarısı (EEA) 3 ilan edilmeden önce veya uyarı yürürlükteyken yedek üretim kaynaklarını da kullanabilecek.
Şirkete ayrıca talimatı uygulamak üzere iletim hattı sahipleri ve elektrik dağıtım şirketlerine çağrı yapma hakkı verildi.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, kararın bölgede yaşayan milyonlarca aile ve işletmenin elektriğe kesintisiz ulaşmasını amaçladığını belirtti.
Wright, “Bu karar, ihtiyaç duyulduğunda yedek kaynaklar da dahil olmak üzere ek elektrik üretimini erişilebilir kılarak Orta Atlantik genelindeki milyonlarca Amerikalı aile ve işletmenin uygun fiyatlı, güvenilir ve emniyetli elektriğe erişmesini sağlayacak” dedi.
Bakan Wright önceki yönetimin enerji politikalarını eleştirdi
Bakan Wright, önceki yönetimin enerji kapasitesini azaltmaya yönelik politikalarının şebekeyi elektrik kesintilerine karşı daha savunmasız hale getirdiğini savundu.
Sistemin “güneşin parlamadığı ya da rüzgarın esmediği dönemlerde” daha kırılgan olduğunu kaydeden Wright, mevcut yönetimin elektrik kesintilerini engellemek adına eldeki bütün imkanları kullanacağını ifade etti.
Enerji Bakanlığı verilerine göre ABD genelinde 35 gigavatın üzerinde kullanılmayan yedek üretim kapasitesi yer alıyor.
Bakanlık benzer bir acil durum kararını daha önce 17-18 Eylül tarihlerinde, sıcak hava dalgası ve iletim hatlarındaki planlı kesintiler nedeniyle devreye sokmuştu.
Enerji Bakanlığı ayrıca ağustos ayında PJM şirketine Maryland eyaletinin Anne Arundel bölgesindeki Wagner elektrik santralinin 4 numaralı ünitesini elektrik talebini karşılamak üzere çalıştırma izni verdi.
Wagner santraline ilişkin acil önlem kararı 20 Ağustos ile 17 Kasım tarihleri arasını kapsıyor.
Amerika
Elon Musk, ABD seçimleri için kesenin ağzını açtı

Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti bağlantılı komitelere son üç ayda 276 milyon dolar bağışladı. Son aktarımla siyasi harcamaları 366 milyon dolara ulaşan teknoloji milyarderi, daha önce siyasete ayırdığı bütçeyi kısacağını açıklamıştı.
Dünyanın en zengin ismi Elon Musk, ABD’de yaklaşan ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi partilileri destekleyen siyasi eylem komitelerine ve muhafazakar kuruluşlara son üç ayda 276 milyon dolar bağışladı.
Tesla ve SpaceX’in üst yöneticisi olan Musk’ın ara seçim sürecindeki toplam bağış tutarı, son aktarımla 366 milyon dolara ulaştı.
İlk olarak The New York Times gazetesinin duyurduğu meblağlar, Musk’ın kurduğu America PAC sözcüsü tarafından The Hill’e doğrulandı. Yapılan bu son harcamalar, Musk’ı 2026 ara seçimlerinin bilinen en büyük bağışçısı konumuna getirdi.
Musk’ın temmuz ile eylül ayları arasındaki mali desteklerinin büyük bölümü Kongre yarışlarına yöneldi.
ABD’li milyarder, Cumhuriyetçi Senato adaylarını destekleyen “Senate Leadership Fund” adlı süper PAC’e 158 milyon dolar, Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçilere kaynak sağlayan “Congressional Leadership Fund” komitesine ise 20 milyon dolar aktardı.
Milyonlarca dolarlık kaynak farklı komitelere paylaştırıldı
Kendisinin 2024 seçim sürecinde kurduğu America PAC’e söz konusu dönemde 76 milyon doları aşkın kaynak sağlayan Musk, eyalet düzeyindeki yarışları da finanse etti.
Teksas’tan Senato adayı olan Cumhuriyetçi Ken Paxton’ı destekleyen Lone Star Liberty PAC komitesine 10 milyon dolar aktaran iş insanı, Cumhuriyetçi Valiler Birliğine 10 milyon dolar, Cumhuriyetçi Başsavcılar Birliğine ise 2 milyon dolar verdi.
America PAC Sözcüsü Andrew Romeo, The New York Times’a yaptığı ve The Hill’in teyit ettiği açıklamada, Demokratların başkent Washington’da kontrolü ele geçirmesi ve kritik eyalet yarışlarını kazanması durumunda ülkenin sınırları korunamayan bir yapıya dönüşme riskiyle karşılaşacağını öne sürdü.
Romeo, söz konusu yatırımların Cumhuriyetçi mekanizmanın mesajlarını seçmene iletmesini sağladığını belirtti.
Geri adım söylemine rağmen sahadaki harcamalar sürüyor
Siyasete uzun yıllar mesafeli kalan Musk, 2024 seçimlerinde Donald Trump için yüz milyonlarca dolar harcayarak bu alana girdi.
Seçim kampanyalarında Trump’a eşlik eden Musk, daha sonra federal hükümetteki istihdam ve bütçe kısıntılarıyla tartışma yaratan Hükümet Verimliliği Departmanının (DOGE) başına geçti.
Mayıs 2025’in sonlarında Beyaz Saray’daki görevinden ayrılan Musk, Trump ile kamuoyuna yansıyan bir gerginlik yaşamasının ardından siyasette aylarca sessiz kaldı.
Geçen mayıs ayında siyasi harcamalarını ciddi oranda kısacağını duyuran Musk, temmuzda The Economist’e verdiği mülakatta siyasete gereğinden fazla dahil olduğunu ve ölçüyü kaçırdığını ifade etti.
Bu açıklamalara rağmen Musk, temmuz ayında America PAC’e 2026 ara seçimlerinde muhafazakar seçmenlerin sandığa gitmesini hedefleyen yeni bir saha çalışması için 100 milyon ile 120 milyon dolar arasında harcama yetkisi vererek siyasi faaliyetlerini sürdürdü.
Kamuoyundaki tartışmanın ardından Trump ile ilişkilerini yeniden düzelten Musk, mayıs ayında ABD Başkanı’nın Çin’e gerçekleştirdiği resmi ziyarete katıldı ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in geçen ay Washington’a yaptığı ziyarette de yer aldı.
Amerika
IMF, küresel ekonominin “dayanıklılık sınırlarına” yaklaştığı uyarısında bulundu

Uluslararası Para Fonu (IMF) küresel ekonominin yeni şoklara karşı dayanma gücünün zorlanmaya başladığı uyarısında bulundu.
Dünya çapındaki büyüme, Orta Doğu’daki savaş ve hızla yükselen petrol fiyatlarına rağmen beklentileri aşarak istikrarını korudu.
Fakat bazı politika yapıcılar, azalan enerji rezervleri, artan borç yükü ve yapay zeka patlamasına olan bağımlılığın artmasının dünyayı giderek daha savunmasız hale getireceğinden endişe duyuyor.
IMF ekonomi danışmanı Silvana Tenreyro, bir blog yazısında, “Arz kapasitesini güçlendirmeden ve politika tamponlarını yenilemeden, küresel ekonomi yakında dayanıklılığının sınırlarını zorlayabilir,” diye yazdı.
Tenreyro şunları ekledi:
“Teknolojiyle ilgili yatırımlar, enerji şokuna karşı önemli bir avantaj olmakla birlikte, riskleri yoğunlaştırıyor; bu da küresel büyümeyi az sayıda şirket, sektör ve ekonomiye aşırı derecede bağımlı hale getiriyor.”
Yapay zeka (AI) patlaması, savaşın iktisadi etkisini telafi etmeye yardımcı oldu.
Fakat keskin bir tersine dönüş, 2028 yılına kadar küresel GSYİH’nin IMF’nin temel senaryo tahmininin %1,1 altında kalmasına yol açabilir.
ABD GSYİH’si ise %1,8’lik daha büyük bir darbe alabilir.
Bu senaryo, yapay zekanın vaat ettiği verimlilik artışlarının gerçekleşmemesi ve bunun sonucunda yatırımlarda gerileme ile finansal piyasalarda bir düzeltme yaşanmasını öngörüyor.
Yapay zekaya yönelik yatırımların devam etmesi enflasyonu da körükleyebilir ve bu da faiz oranlarında yeni artışlara yol açabilir.
Fakat daha güçlü bir yapay zeka yatırım patlaması daha hızlı verimlilik artışlarıyla birleştiğinde 2029 yılına kadar küresel GSYİH’yi temel tahmininin %0,6 üzerine çıkarabilir.
IMF, Orta Doğu savaşından kaynaklanan uzun süreli enerji kesintilerine rağmen küresel büyüme tahminlerini büyük ölçüde korudu.
Ne var ki artık bu yıl ve önümüzdeki yıl enflasyonun daha yüksek olmasını bekliyor.
IMF, 2026 yılında küresel büyümenin %3,1 olacağını öngörüyor (bu rakam Nisan ayı tahminleriyle aynı) ve 2027 yılında ise %3,4 olacağını tahmin ediyor; bu, 0,2 puanlık bir artışa tekabül ediyor.
Fon, ABD ekonomisinin her iki yılda da %2,3 büyüyeceğini ve bu büyümenin G7 ekonomileri arasında en hızlı büyüme olacağını öngörüyor. 2027 yılı tahmini 0,2 puan yukarı doğru revize edildi.
Küresel enflasyonun 2026’da %4,7’ye ulaşması ve 2027’de %4,1’e gerilemesi bekleniyor.
Enerji ve gıda fiyatlarındaki artışın olumsuz etkisiyle her iki tahmin de Nisan ayına göre yukarı doğru revize edildi.
Dünya, enerji şokunun üstesinden kısmen petrol rezervlerini tüketerek ve tedarik kaynaklarını yeniden yönlendirerek gelmişti.
IMF’ye göre, küresel petrol stokları günde yaklaşık 2,7 milyon varil azalmakta olup, bu durum fiyatlarda keskin bir artış riskini artırıyor.
Bu tahminler, bu hafta Bangkok’ta IMF ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları için bir araya gelecek olan küresel finans yetkilileri ve merkez bankacıları için bir arka plan oluşturuyor.
IMF, üç yıl üst üste küresel büyüme tahminlerini düşük tuttu. Bu durum, ekonomilerin şokları atlatma konusunda daha başarılı hale gelip gelmediklerine dair soru işaretleri doğurdu.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını5 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Görüş7 gün önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri









