Bizi Takip Edin

Amerika

Pentagon’da istifa krizi: Hegseth ordu üzerindeki kontrolünü artırıyor

Yayınlanma

ABD Kara Kuvvetleri Müsteşarı Dan Driscoll’ün istifası, Savaş Bakanı Pete Hegseth’in Pentagon’daki bürokratik yapıyı dönüştürme ve gücü kendi elinde toplama girişimlerini yeniden gündeme taşıdı. Bakanlık koltuğundaki yaklaşık 20 ay boyunca çok sayıda üst düzey komutanı görevden alan veya terfilerini durduran Hegseth, Kongre’nin her iki kanadından da tepki topluyor.

ABD Kara Kuvvetleri Müsteşarı Dan Driscoll’ün beklenenden erken gelen istifası, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in yaklaşık 20 aydır sürdürdüğü görevinde Pentagon üzerindeki ağırlığını ve kontrolünü giderek artırdığını ortaya koydu.

Driscoll’ün ayrılığı, Pentagon’un bürokratik yapısını yeniden şekillendirme girişimi kapsamında onlarca üst düzey askeri yetkiliyi görevden uzaklaştıran veya terfilerini engelleyen Hegseth ile aylardır süren gerilimin ardından gerçekleşti.

Eski bir Ulusal Muhafız subayı olan Hegseth’in göreve gelmesinden bu yana özellikle Kara Kuvvetleri’ne odaklandığı görülüyor.

Yaşanan son gelişmelerin ardından ABD Kara Kuvvetleri’nin operasyonel yapısında ne sivil ne de askeri kanatta Senato onayından geçmiş bir lider yok.

Eski Savaş Bakanlığı yetkilisi ve emekli Yarbay Kevin Carroll, konuya ilişkin değerlendirmesinde Hegseth’in yetkilerini pekiştirdiğini belirterek “Gücü kesinlikle kendi elinde topluyor ve Ordu Kurmay Başkan Vekilliği gibi makamlara General LaNeve gibi sadık isimleri yerleştiriyor” dedi.

Hegseth, eski askeri danışmanı Orgeneral Christopher LaNeve’i Kara Kuvvetleri Kurmay Başkan Vekili olarak görevlendirmişti.

Hegseth, nisan ayında Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Randy George’u görevden alarak Kongre’deki bazı Cumhuriyetçilerin tepkisini çekmişti.

Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) Kıdemli Uzmanı ve emekli Tuğamiral Mark Montgomery, bu durumun Kara Kuvvetleri’ni “olağandışı bir duruma” sürüklediğini belirtti.

Montgomery, nisan başında George’un görevden alınması ve ABD Avrupa ve Afrika Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Chris Donahue’nun emekliye ayrılması süreçlerinde Hegseth ile görüş ayrılığı yaşayan Driscoll’ün istifasını “talihsiz ancak beklenen bir gelişme” olarak nitelendirdi.

Kara Kuvvetleri Kurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral James Mingus da görevde iki yılı doldurmadan ekim ayında herhangi bir gerekçe açıklanmaksızın emekliye ayrılmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Hegseth, Mingus’un yerine LaNeve’i seçti. Pentagon, LaNeve’in Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı olarak Senato tarafından onaylanması için baskı yapsa da bu girişim her iki partiden senatörlerin itirazıyla karşılaşıyor.

“Ordunun harbe hazırlık seviyesi zayıfladı”

Montgomery, Hegseth’in orduyu zayıflatan benzeri görülmemiş personel değişikliklerine imza attığını savundu. Montgomery, Salı günü yaptığı açıklamada, “Hegseth’in ordunun savaşa hazırlık seviyesini bu ciddi açıkla başa çıkamayacak şekilde zayıflattığını düşünüyorum. Bu eksiklik, müşterek kuvvetlerin İran’a karşı büyük çaplı muharebe operasyonları yürütme kabiliyetini etkiledi; Rusya, Çin veya Kuzey Kore ile savaşmak zorunda kalmamız durumunda da benzer zorluklar yaratacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Hegseth’in, Driscoll’ün yerine kıdemli danışmanı ve Pentagon Başsözcüsü Sean Parnell’ı aday göstermeyi değerlendirdiği bildirildi.

The Hill gazetesine konuşan konuya yakın bir kaynak, Parnell’ın olası adaylığa ilişkin olarak son günlerde Beyaz Saray ile temas halinde olduğunu aktardı.

Carroll ise Parnell’ın Senato onayını almasının zor olabileceğini savundu.

Carroll, Parnell’ın 2021 yılında Pennsylvania’dan Senato üyeliği için yürüttüğü seçim kampanyasından, üç çocuğunun velayetiyle ilgili dava sürecini kaybetmesinin ardından çekilmek zorunda kaldığını hatırlattı.

Eski bir ordu mensubu ve girişim sermayedarı olan Driscoll; teçhizatın modernizasyonu, askerlerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve ordunun Ukrayna kuvvetlerinden insansız hava aracı savaşı konusunda dersler çıkarması yönündeki girişimleriyle biliniyordu.

Bu çabalar, iki partinin de desteğini almıştı. Demokrat bir Kongre danışmanı nisan ayında yaptığı değerlendirmede, kuvvet müsteşarları arasında en iyi performansı Driscoll’ün sergilediğini söylemişti.

Kongre’den istifaya tepkiler

Driscoll’ün görevden ayrılması Salı günü hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi milletvekillerinin tepkisine yol açtı.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi Cumhuriyetçi Senatör Mike Rounds, Driscoll’ün ayrılığından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Rounds, “Herkesin duyduğu söylentileri ben de duyuyorum: Üst düzey generallerinden bazılarının görevden alınmasından rahatsızlık duyuyordu. Bunu ilk kez duymuyorum” ifadelerini kullandı.

Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi ve emekli Tuğgeneral Cumhuriyetçi Don Bacon ise Anayasa’nın Hegseth’e üç ve dört yıldızlı generalleri görevden alma ve terfileri engelleme yetkisi verdiğini, ancak bunun “ahlaki açıdan doğru ve akıllıca” olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.

Bacon, CNN’e yaptığı açıklamada, “Çoğu Amerikalının daha fazla nezaket ve saygı beklediğine inanıyorum. Birini görevden alacaksanız nedenini açıklamanız saygının gereğidir; oysa burada böyle bir durum yaşanmıyor” dedi.

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Kıdemli Üyesi Demokrat Gregory Meeks de Pentagon ve ordu geneline ilişkin endişelerini dile getirdi.

Meeks, “Görünen o ki tüm kariyeri boyunca ABD’yi korumaya ve savunmaya yemin etmiş isimler, eskiden Fox TV yorumcusu olan ve bu konuma getirilen bir adam tarafından tasfiye ediliyor. Oysa bu şahsın, görevden uzaklaştırdığı bir generalin sahip olduğu bilgi ve yeteneğin yanına bile yaklaşacak durumu yok. Asıl istifa etmesi gereken kişi Hegseth’tir” diye konuştu.

Driscoll’ün Kongre ile çalışma tarzını bilen çevreler, partiler üstü ilişkilerinin Hegseth ile girdiği nüfuz mücadelesinde kendisine fayda sağlamadığını kaydetti.

Konuya ilişkin konuşan eski bir Trump yönetimi yetkilisi, “Onay sürecinde avantaj sağlayan iki partili destek ve mevcut ilişkiler, uzun vadede onun aleyhine dönmüş olabilir” dedi.

Buna karşılık Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi Cumhuriyetçi Rich McCormick, Driscoll’ün ayrılığına ilişkin endişeleri yersiz bulduğunu belirtti.

McCormick, “Taktik komutanlar, sıcak çatışma anı ve yabancı bir hasma karşı savaş yürütme kabiliyetimiz açısından çok daha kritik; bu nedenle iyi durumda olduğumuzu düşünüyorum. Ordu gayet iyi hazırlandı” ifadelerini kullandı.

Hegseth’in dört subayın tuğgeneralliğe terfisini engelleme kararını da değerlendiren McCormick, “Anladığım kadarıyla bu kişilerin siyasileştiğine dair endişeler vardı. Bizler başkanın takdiriyle görev yapıyoruz” dedi.

Hegseth’in terfisini durdurduğu söz konusu dört albaydan bazılarının George ve Donahue ile yakın bağları olduğu biliniyor.

Montgomery, konuya ilişkin olarak “Gelecek tuğgeneraller listesine yönelik bu müdahale tamamen uygunsuz ve muhtemelen yasa dışıdır. Driscoll’ün de bu sürecin bir parçası olmak istemediğini tahmin ediyorum” dedi.

Diğer Cumhuriyetçi milletvekilleri ise Driscoll’ün liderliğine teşekkür etti. Temsilciler Meclisi üyesi Steve Womack, Driscoll’ü “orduya sağduyu ve disiplin getiren dönüştürücü bir lider” olarak tanımladı.

Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi Cumhuriyetçi Pat Harrigan da Driscoll’ün orduyu modernize etme yönündeki gayretlerini övdü.

Harrigan, “Dan, ‘Tamir Hakkı’ndan tedarik süreçlerinin modernizasyonuna ve askerlerin yetkilendirilmesine kadar kökleşmiş sistemleri dönüştürmeye ve uzun süredir sorgulanmayan kabullere meydan okumaya hazırdı” açıklamasını yaptı.

Amerika

Trump’ın Adalet Bakanlığı ara seçim teamüllerini yıkarak sahaya indi

Yayınlanma

ABD Adalet Bakanlığı, sandık sonuçları kesinleşmeden seçim süreçlerine müdahale etmeme kuralını çiğneyerek iki eyalette yargı yoluna başvurdu. Eyaletlerin yetkisine giren süreçlerde 20 bin oyun ayrılmasını ve Senato seçim tescilinin durdurulmasını isteyen kurumun davaları federal mahkemelerce reddedildi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimine bağlı Adalet Bakanlığı, kolluk yetkilerinin siyasi partilere veya adaylara fayda sağlamak için kullanıldığı algısını engellemeyi amaçlayan onlarca yıllık teamülü bir kenara bırakarak salı günü düzenlenecek ara seçimlere doğrudan müdahale etme eğilimi gösterdi.

Reuters’ın haberine göre Bakanlık, Kaliforniya’da oy kullanma hakkı bulunmayan ve muhtemelen ABD vatandaşı olmayan yaklaşık 20 bin seçmenin posta yoluyla gönderdiği oy pusulalarının ayrılmasını ve sayıma dahil edilmemesini istedi.

Yetkililer konuya ilişkin bir ceza soruşturması kapsamında eyaletten kayıt talebinde de bulundu.

Kaliforniya yönetimi ise vatandaş olmayan kişilerin oy kullanmasını önlemeye yönelik önlemleri zaten aldığını açıkladı ve Adalet Bakanlığının oy kullanımını engelleme yetkisi taşımadığını savundu.

Bakanlık, Alaska’da ise Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan ile aynı adı taşıyan bir Senato adayının seçmenlerin kafasını karıştırmak amacıyla yarışa katılıp katılmadığına ilişkin bir ceza soruşturmasını derinleştirdi.

Cumhuriyetçi Sullivan’ın seçimi az farkla kaybetmesi durumunda sonuçların onaylanmasının engellenmesini talep eden bakanlığın bu davası, pazar günü bir federal yargıç tarafından reddedildi.

Mahkemeler bakanlığın iki eyalete karşı açtığı davaları geri çevirse de girişimler, kurumun oylar sayılmadan ve resmi sonuçlar onaylanmadan seçim ihtilaflarına müdahale etme niyetini ortaya koydu.

Adalet Bakanlığı, Alaska kararını temyize taşıdı.

Eleştirmenler, Kongre’nin kontrolünü ve onlarca eyalet valisinin kim olacağını belirleyecek ara seçimlerde bakanlığın, Trump’ın seçimlere şüphe düşürme çabalarını hızlandırabileceği uyarısını yapıyor.

Daha önce Adalet Bakanlığının sivil hak tehditlerine karşı seçim müdahale birimini yöneten ve ardından Hukukun Üstünlüğü Projesi’ni (Rule of Law Project) kuran Mark Blumberg, “Görünen o ki yönetim, bakanlığın daha önce yasaklanan türde bir etki yaratmasını istiyor.” dedi.

ABD Adalet Bakanı Todd Blanche, kurumun attığı adımların hukuka uygun olduğunu ve oy güvenliğini korumayı hedeflediğini belirtti.

Bakanlık Sözcüsü Kiersten Pels, yaptığı açıklamada, “Bakanlık herhangi bir seçim kampanyasına yardım etmiyor; yasaları uyguluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Seçim usulsüzlüğü iddiaları ve hukuki sınırlar

ABD Anayasası seçimlerin yönetim ve idaresini eyaletlere bırakırken Cumhuriyetçi Trump, Demokratların yönettiği eyaletlerin federal yasalara göre yasak olan vatandaş olmayanların oy kullanımını engellemekte yetersiz kaldığını ileri sürüyor.

Trump 2020 başkanlık seçimini yaygın usulsüzlükler nedeniyle kaybettiğine dair temelsiz iddialarını sürdürse de bağımsız araştırmalar ve eyalet denetimleri seçimlerde sahtekarlığın son derece nadir yaşandığını kanıtlıyor.

İlk döneminde Trump’a yakın dış gruplar 2020 yenilgisini tersine çevirmek için 60’tan fazla dava açmış, bu davaların tamamı başarısızlıkla sonuçlanırken dönemin Adalet Bakanlığı yetkilileri kurumu bu çabalara dahil etme baskısına direnmişti.

Demokratları sıklıkla mahkemelerde temsil eden Elias Law Group bünyesindeki oy hakları avukatı Lis Frost, “Uç sağcı dış grupların bu yıl aynı adımları atmasına gerek kalmayacak, çünkü Adalet Bakanlığı bunu yapmaya hazır ve istekli bir şekilde duruyor.” dedi.

Tarihsel olarak bakanlığın seçimlere yönelik müdahaleleri, ırksal azınlıkların veya kırılgan kesimlerin engelsiz bir şekilde oy kullanabilmesini güvenceye alan federal yasaları uygulamaya odaklanıyordu.

Alaska’daki aday karmaşası yargıya taşındı

The New York Times’ın Demokrat aday Mary Peltola’nın seçim ekibinin, görevdeki Dan Sullivan’ın karşısına çıkması için emekli öğretmen Daniel J. Sullivan’ı ikna etme sürecinde rol oynadığını haberleştirmesinin ardından Alaska yoğun bir hukuki çekişme alanına dönüştü.

Trump’ın bizzat açılması talimatını verdiğini söylediği Adalet Bakanlığı davası, iki aday arasındaki oy farkının seçmen karmaşasından etkilendiğine işaret etmesi durumunda mahkemeden seçim tescilini durdurmasını ve soruşturma emri vermesini talep etti.

Anchorage’daki ABD Bölge Yargıcı Sharon Gleason, pazar günü davayı reddederken Alaska’nın oy pusulalarının gizliliğini koruyarak böyle bir soruşturma yürütemeyeceğine hükmetti.

Hukuk uzmanları da Adalet Bakanlığının bu davayı açma yetkisinin bulunmadığını ve Cumhuriyetçi adayı koruyor gibi görünme riski taşıdığını belirtmişti.

Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush döneminde Adalet Bakan Vekili olarak görev yapan Peter Keisler, “Bakanlığın kolluk kararlarına güven duyulması için, insanların kurumun siyasi partizan ihtilaflarda taraf tutmadığını anlaması gerekir.” dedi.

Keisler, “Bu davanın yalnızca taraf tutuyor gibi bir görüntüsü yok; apaçık biçimde taraf tuttuğu gerçeği ortada.” ifadelerini kullandı.

Bakan Blanche, davanın seçmenleri yanılttığını reddeden Daniel J. Sullivan’ın usulsüzlüğünü durdurmayı hedeflediğini kaydetti.

Peltola’nın seçim ekibi ise Sullivan soyadlı adayların yürüttüğü kampanyaların hiçbiriyle bir ilgileri bulunmadığını açıkladı.

Davalara yöneltilen eleştirilerin sorulması üzerine bir Adalet Bakanlığı yetkilisi perşembe günkü basın toplantısında, “Federal yasaları uygulamak amacıyla dava açıyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Bakanlık içindeki denetim mekanizması değişti

Seçim soruşturmalarına dahil olmanın belirsizlik yaratabilmesi veya siyasi partilerce kullanılabilmesi nedeniyle Adalet Bakanlığı geleneksel olarak bu süreçlerde son derece temkinli hareket ediyordu.

Eski bakanlık yetkililerinin aktardığına göre, seçim hukuku uzmanı kariyer bürokratlarının çalıştığı Kamu Dürüstlüğü Birimi, ajanlara ve savcılara müdahale etmeden önce sonuçların resmen onaylanmasını bekleme tavsiyesinde bulunuyordu.

Trump yönetimi bu birimin kadrosunu önemli ölçüde daralttı ve federal savcıların seçim yolsuzluğu soruşturmalarında bu birime danışma zorunluluğunu askıya aldı.

Bakanlık yetkilileri, federal savcılık ofislerinin suçlama yöneltilip yöneltilmeyeceğine karar vermek için daha uygun bir konumda olduğunu savunuyor.

Konuşmalara aşina üç kişinin aktardığına göre savcılara ve ajanlara, uzlaşma sağlanamayan dosyalarda nihai kararın Trump’ın siyasi atamaları tarafından verileceği bildirildi.

Ajanlar ve savcılar arasındaki anlaşmazlıklara Adalet Bakan Yardımcılığı Ofisi arabuluculuk yapacak.

Eski Adalet Bakanlığı yetkilileri, bu makamın seçim soruşturmalarında nadiren böyle doğrudan bir rol üstlendiğine dikkat çekiyor.

Sözcü Pels ise “Sahada çözülemeyen uyuşmazlıkları karara bağlamak, zaten tam olarak bu ofisin üstlendiği görev tanımıdır.” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Vance 2028 kararsızlığı sürerken Cumhuriyetçi tabanda yer ediniyor

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 2028 yılındaki başkanlık yarışına girme kararı alması halinde partisinin en güçlü adayları arasında gösteriliyor. Kongre ara seçimleri öncesinde eyaletleri dolaşarak Cumhuriyetçi Parti adına bağış toplayan Vance, adaylık konusunda henüz kesin bir adım atmadı. Washington Post, Donald Trump’ın özel görüşmelerinde Vance’i olası halefi olarak gördüğünü öne sürdü.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 2028 başkanlık yarışına katılma kararı alması halinde Beyaz Saray koltuğu için en güçlü adaylardan biri olabilir.

The Washington Post (WP) gazetesinin yayımladığı analizde, Vance’in son dönemde ülke genelindeki temaslarını ve kamuoyu önündeki görünürlüğünü belirgin biçimde artırdığına dikkat çekildi.

Kongre ara seçimleri öncesinde parti içi çalışmalarına hız veren Vance, eylül ayından bu yana ara seçimlerde yarışacak Cumhuriyetçi adaylara destek amacıyla 17 etkinlik düzenledi.

Geleneksel olarak Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde mitingler yapan Vance, Cumhuriyetçi Ulusal Komite adına yürütülen bağış toplama faaliyetlerinde de yer aldı.

Gazete, bu ziyaretlerin Vance’e parti tabanıyla bağlarını pekiştirme ve Washington dışındaki tanınırlığını artırma fırsatı sağladığını aktardı.

Öte yandan Vance, 2028 başkanlık seçimlerinde aday olup olmayacağı konusunda kesin bir karar vermiş değil.

Atlanta kentindeki bir etkinlikte katılımcıların ülkenin 48’inci başkanına atıfla “48” tezahüratı yapması üzerine Vance, “Önce 2026’daki işlerimizi halledelim” yanıtını verdi.

Vance, mitinglerini kişisel deneyimlerini ve siyasi yaklaşımlarını aktarmak için de kullanıyor.

Konuşmalarında daha önce kitabında da bahsettiği Katolik inancına değinen Vance’in Nebraska’daki bir mitingi, alandaki bir kadının tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyması nedeniyle kesildi. Vance, bu esnada alandakilere birlikte “Göklerdeki Pederimiz” duasını okumayı teklif etti.

WP, ağustos ayında iki kaynağa dayandırdığı haberinde, Donald Trump’ın özel bir görüşmede 2028 seçimlerini Vance’in kazanmasını istediğini aktarmıştı.

Habere göre Trump söz konusu görüşmede, “Günün sonunda JD’yi seçmemiz gerekiyor” ifadesini kullandı.

Gazete, bu sözlerin Trump’ın Vance’e açık destek vermeye hazır olduğuna işaret ettiğini yazdı.

Fakat bu, son bir yıldır kamuoyu önünde Vance ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında kendi desteğini kazanmaları için rekabet ortamı oluşturan Trump’ın tutumuyla çelişiyor.

Trump’ın ifadelerinden haberdar olan bir danışmanı, ABD liderinin özel görüşmelerinde Vance’i Cumhuriyetçi Parti’nin halefi olarak belirlediğini söyledi.

Ancak aynı danışman, Vance’in adaylığını ne zaman ilan edeceğini veya Trump’ın kendisine ne zaman açıkça destek sunacağını kestirmek için “henüz çok erken” olduğunu kaydetti.

Buna karşılık Trump’ın altı danışmanı ve müttefiki, ABD Başkanı’nın farklı kişilere farklı görüşler dile getirdiğini ve fikrini değiştirme ihtimalinin her zaman sürdüğünü ifade etti.

MS NOW da temmuz ayı sonunda üst düzey Beyaz Saray yetkililerine dayandırdığı haberinde, Trump’ın 2028 adayı konusunda netleştiğini ve Vance’i açıkça desteklemeye başladığını öne sürmüştü.

Söz konusu yetkililer, Vance’in anı kitabının tanıtım turnesini bir dönüm noktası olarak nitelendirirken Trump’ın, Başkan Yardımcısı’nın liberal gazetecilere mülakat verme kabiliyetini takdir ettiğini aktarmıştı.

Hem Vance hem de Rubio şu ana kadar başkanlık yarışına katılma niyetlerini resmen duyurmadı.

Rubio 2016 yılındaki başkanlık yarışına katılmış, ancak ön seçimlerde Trump’a kaybettikten sonra adaylıktan çekilmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Yarınki seçimlerden sonra kendi partisi Trump’a cephe alabilir

Yayınlanma

ABD’de yarın (3 Kasım) yapılacak ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin yenilgiyle ayrılması durumunda, kendi partisinin Trump’a karşı cephe alabileceği konuşuluyor.

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim mitinglerini Kansas’ta düzenlediği son toplantıyla sonlandırdı ve kalabalığa “çok fazla” seçim mitingi düzenlediğini söyledi.

Trump burada yaptığı konuşmada, “Bu gece sonlandırıyorum, hepsi bu kadar. Roger’ın [Marshall] seçilmesini sağlamak için buraya gelmek zorundaydım,” dedi.

Senatör Roger Marshall , kamuoyu yoklamalarında Demokrat Adam Hamilton’ın gerisinde kalıyor.

Trump, “Bu lanet şeyi kapatıyorum, buradan gidiyorum. Biraz uyumam lazım. Sakıncası yoksa, bu tür etkinlikleri biraz fazla yapıyorum,” diye ekledi.

Başkan, seçimlerin son düzlüğünde ülkeyi baştan başa dolaşıyor ve Cumhuriyetçiler, onun MAGA tabanı arasında oy kullanma oranına çok ihtiyaç duyulan bir ivme kazandıracağını umuyor.

Trump, iki gün önce Kansas’ta bir duraklama yapmasının istendiğini söyledi. Başlangıçta cumartesi günü için planlanan Kansas mitingini iptal eden Trump, Iowa’daki mitingin ardından bunu pazar günkü programına yeniden ekledi.

Başkanın pazartesi günü (2 Kasım) de yoğun bir programı var: Programında dokuz adet tele-miting ve Reflecting Pool’da bir konuşma yer alıyor.

NBC’nin son anket sonuçlarına göre Trump’ın onay oranı yüzde 38’e kadar gerilerken, Kongre’de Demokratların kontrolü ele geçirme ihtimali yüzde 52.

Kansas, Teksas ve Michigan gibi eyaletlerde Senato yarışında Demokrat adaylar önde görünüyor. Sırasıyla Adam Hamilton yüzde 48,7; James Talarico yüzde 52,1; Abdul El-Sayed yüzde 51 ile rakiplerini geride bırakıyor.

Mississippi, Güney Carolina ve Minnesota gibi eyaletlerde ise yarış birbirine yakın gidiyor.

Michigan’da Demokrat Senatör Haley Stevens, El-Sayed’e karşı Cumhuriyetçi Mike Rogers’a son dakikada destek açıkladı.

Pazar günü aldığı bu şok edici karar, diğer Demokratlara Demokrat aday Abdul El-Sayed’i desteklemeye devam edeceğini söylemesinden sadece birkaç saat sonra geldi.

Stevens’ın kararı hem Michigan’daki hem de ülke genelindeki Demokrat çevrelerde şok dalgası yarattı.

Pazar gecesi CNN’den Anderson Cooper’a verdiği mülakatta şunları söyledi:

“Abdul giderek daha da öfkeleniyordu; ben sadece yardım etmeye çalışıyordum ve ona destek vermiştim. O reklam çok acı vericiydi; Demokrat adayımıza oy vermek isteyen pek çok Demokrat var ve onlara sadece ‘Hey, bu partiye ait değilsiniz ya da bu kampanyaya ait değilsiniz’ deniyor. Bu sabah zihnim açık, dinç ve kalbimden geçenlere odaklanmış bir şekilde uyandım, hepsi bu,” dedi.

Stevens, pazar günü erken saatlerde POLITICO’ya verdiği demeçte, destek konusunda Rogers ile ancak pazar sabahı iletişime geçtiğini söyledi.

Öte yandan Senato Demokrat adayı Abdul El-Sayed’in seçim kampanyası ekibi, Michigan Senato yarışının son karmaşık günlerinde eski ön seçim rakibi Temsilci Haley Stevens’ın Cumhuriyetçi Mike Rogers’ı desteklemesinin ardından, dört saat içinde 1,2 milyon dolar bağış topladığını ve bu rakamın hâlâ artmakta olduğunu açıkladı.

Bu, El-Sayed’in Ağustos ayında adaylığı kazandığından bu yana bağış toplama açısından ikinci en iyi günü oldu.

Bu durum, Stevens’ın El-Sayed’e verdiği desteği geri çekip Rogers’ı destekleme yönündeki şok edici kararının ardından Demokrat bağışçıların yaşadığı hayal kırıklığının bir göstergesi.

Ne var ki seçime sadece iki gün kala, El-Sayed’in seçim kampanyasının bu beklenmedik gelirden yararlanma imkânları sınırlı.

Bu, El-Sayed’in bağışlarda yaşadığı ilk büyük artış değil: Ağustos ayında Stevens’ı geride bırakarak adaylığı garantiledikten sonraki 48 saat içinde 2,3 milyon dolar toplamıştı.

POLITICO’da yer alan bir başka habere göre ise, Cumhuriyetçiler ara seçimlerdeki olası bir mağlubiyetten Trump’ı sorumlu tutmaya hazırlanıyor.

Gümrük vergileriyle ilgili adımlarından, popüler olmayan İran savaşından ve kitlesel sınır dışı etme politikasından hızla uzaklaşmaya çalışsalar da, çok azı onu alenen eleştirmeye istekli oldu ki bu da Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üzerindeki etkisinin hâlâ ne kadar güçlü olduğunun açık bir göstergesi.

Fakat yaklaşık bir düzine aday, seçim kampanyası yetkilisi ve milletvekiliyle yapılan röportajlar, bu seçim döngüsü boyunca kendilerini tam olarak kimin zor durumda bıraktığının son derece farkında olduklarını ortaya koyuyor.

Bir Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi üyesi şunları söyledi:

“Bu yılın başlarında, tarihin akışını gerçekten tersine çevirebileceğimizi hissettiğimiz bir an vardı. Sonra Trump İran’ı bombaladı. Ve olaylar arka arkaya geldi.”

Cumhuriyetçiler, pek çok kritik çekişme bölgesinde anketlerde başa baş gidiyor ya da geride kalıyor ve bir zamanlar kendileri için güvenli sayılan bazı koltukları kaybetmeyi bekliyorlar.

Ayrıca Trump’ın son mesajları (örneğin erkek adayların fiziksel görünümlerine ilişkin tekrarlanan yorumlar da dahil olmak üzere) zaten gergin olan partiyi daha da sinirlendirdi.

Güney Carolina Senato yarışı ve diğer kampanyalarda çalışan Cumhuriyetçi stratejist T.W. Arrighi, The Conversation with Dasha Burns programında verdiği röportajda alaycı bir tonda, “Bence Jon Husted’ın kıçıyla Nicki Minaj’ın kıçı harika bir kapanış mesajı. Trump’ta iyi ile kötüyü bir arada kabul etmelisiniz, tabii her gün kendinizi delirtmek istemiyorsanız,” dedi.

Özel sohbetlerde bazı Cumhuriyetçiler daha da sert ifadeler kullanıyor. Cumhuriyetçi bir Temsilciler Meclisi üyesi, “En azından Barack Obama başkan iken, sadece düşmanlarını mahvederdi, dostlarını asla,” dedi.

Beyaz Saray, İran’la savaşa müdahalesini, gümrük vergisi düzenini ve göçmenlik yasalarının uygulanmasına yönelik yaklaşımını savundu.

Beyaz Saray sözcüsü Davis Ingle yaptığı açıklamada, Trump’ın “Cumhuriyetçi Parti için tartışmasız lider, en iyi elçi ve eşsiz bir motivasyon kaynağı olduğunu ve Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya kararlı olduğunu” belirtti.

Açıkça konuşabilmek için isminin açıklanmamasını isteyen bir Beyaz Saray yetkilisi, suçlama oyununu “aptalca bir macera” olarak nitelendirdi ve Trump’ın “açıkça elinden gelen her şeyi yaptığını” söyledi.

Salı günü Cumhuriyetçi Parti için işler tamamen ters giderse, Trump’ın başkanlığının “topal ördek” dönemine yaklaşmasıyla birlikte, ona suç atfeden alçakgönüllü eleştiriler alenen bir linç kampanyasına dönüşebilir.

Cumhuriyetçiler ise 2028 seçimlerinde seçmenleri nasıl geri kazanacaklarına odaklanıp, partinin geleceğindeki yerlerini kapmak için birbirleriyle rekabet etmeye başlayabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English